İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/240 E. 2024/490 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/240
2024/490
8 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/240 Esas
KARAR NO : 2024/490
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2024
KARAR TARİHİ : 08/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma ... A.Ş. Arasında Acentelik Sözleşmesi mevcut olduğunu, davalının ... Servisi A.Ş.'nin uyguladığı bazı mobbingler nedeniyle müvekkil, acentelik sözleşmesini feshetmiş ve acenteliği sonlandırma aşamasına geçtiğini, bu süre zarfında Acentelik Sözleşmesi'nin 5.2.A Hizmet Bedelini Ödeme Borcu maddesi uyarınca, müvekkilinin, davalı ... Servisi A.Ş.'den hakediş adı ile hizmet bedelini istediğini ve iş bu alacağına istinaden davalı firmaya fatura kesip gönderdiğini, nitekim bu hakediş bedeli 2023 yılının önceki aylarına ilişkin olduğunu, şayet müvekkilinin ... ile çalışmaya devam etmiş olsaydı, zaten hakkettiği, ancak davalı firmanın teminat gibi elinde tuttuğu ve 2024 yılında müvekkiline ödeyeceği doğmuş alacağını talep ettiğini, davalı firmanın çalışma prensibi; yıl içinde hak edilmiş olan ödemelerin bir kısmını teminat olarak kendi elinde tutması, elinde bulundurduğu bedeli bir sonraki yılki hak edişlerle birlikte ödemesi üzerine kurulduğunu, bu nedenle müvekkilinin aslında almaya hak kazandığını, ancak teminat olarak davalı firma nezdinde bulunan, şayet çalışmaya devam edilseydi 2024 senesinin hak ediş ödemeleri ile birlikte alacak olduğu, sözleşme feshedildiği için erkenden ödenmesini talep ettiği ve buna istinaden fatura kestiği bu bedel, davalı borçlu tarafından itiraza konu olduğunu, yapılacak olan inceleme neticesinde bu durumun zaten ortaya koyulacağını, bu nedenle icra dosyasına yapılan itiraz haksız olduğunu, gönderilen faturaya davalı tarafından iade faturası kesilmesi üzerine, yeniden fatura gönderildiğini, nitekim, iş bu hakediş alacağı Acentelik Sözleşmesi'nin 5.2.B maddesi uyarınca müvekkilin masraf ve giden/gelen fatura cirolarına paralel olarak belirlendiğini, herhnagi bir usulsüzlük, fazla hesaplama söz konusu dahi olmadığını, üstelik müvekkilinin, davalı taraftan alacağı 2023 Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarına ilişkin olduğunu, İş ilişkileri bitmesine rağmen müvekkile hak ediş bedeli ödenmediğini, davalı borçlunun ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. Sayılı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte, takibin devam etmesini talep ettiğini, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötü niyetli davalının lehine olmamak üzere % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Müvekkili Şirket'le kurduğu ticari ilişki ve söz konusu yasal mevzuat kapsamında akdetmiş olduğu 01.02.2006 Tarihli Vekalet Sözleşmesi, 31.08.2010 Tarihli Vekalet Sözleşmesi ve 30.09.2022 Tarihli Acentelik Sözleşmesi kapsamında "acente" olarak Müvekkil Şirket nam ve hesabına hızlı kurye ve kargo taşımacılığı sözleşme ve işlemleri işini sürdürdüğünü, müvekkil şirketin, taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu faaliyete başlarken, Acentelere destek olmak ve/veya zorda bırakmamak amacıyla herhangi bir teminat almamakta ve her ay Acenteler ile mutabık kalınan bedelleri Acentenin nam ve hesabına kullanmak üzere bir fonda “teminat” olarak biriktirdiğini, işbu teminat fonunun amacı; ileride ticari işletmelerin kendi personellerinden söz konusu ticari işletmeye yöneltilecek kıdem tazminatı ve ikramiye talepleri karşısında, işletmenin nakit sıkıntısı yaşamaması, mali zorluğa düşmemesi ve mali risklerinin hafifletilmesi olduğunu, böylece işletmenin hizmet kalitesine odaklı olarak Acentelik görevini gereği gibi yerine getirmesi için söz konusu işletmenin desteklenmesi amaçlandığını, nitekim bu kapsamda davacı şirket ile de “30.09.2022 tarihinde Kıdem Tazminatı Fonu Ek Protokolü” imzalandığını, davacı tarafın iş bu protokol ile kendi personeli için kullanılmak üzere bir teminat oluşturulmasına da muvafakat ettiğini, davacının iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın talepleri bakımından zamanaşımına uğrayan kısmın reddinin gerektiğini, davacı tarafın; birtakım alacak talepleri ileri sürmüş ise de, alacak taleplerinden zamanaşımına uğrayan kısımların reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin dayanak noktası sebepsiz zenginleşme olarak nazara alındığı takdirde davacı tarafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmış olduğundan 2 yıldan önceki alacak taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunun ortada olduğunu, davalı tarafın; müvekkili şirketin uyguladığı bazı mobbingler nedeniyle acentelik sözleşmesini feshettiğini ve acenteliği sonlandırma aşamasına geçtiğini iddia ve beyan ettiğini,
oysa davacı taraf ekte sunulan kendi el yazısı ile müvekkil şirkete sunduğu 25.09.2023 tarihli dilekçe ile; "özel nedenlerden dolayı" ticari faaliyetine devam edemeyecek olduğunu bildirdiğini, akabinde de ekli İbraname'yi imzaladığını, hak ediş ödemelerinin eksik yapıldığı iddialarının da haksız, yersiz ve mesnetsiz olduğunu, nitekim, davacı tarafın acenteliğinin feshi sonrasında personellerine toplam 178.359,62-TL Maaş, İkramiye ve Yıllık İzin ödemesi; toplam 1.053.480,10-TL kıdem tazminatı ve 35.161,20-TL ihbar tazminatı ödemesi; personellerinin devam eden ... ödemeleri nedeniyle de toplam 1.583,00 -TL BES ödemesi ve personellerin devam eden icra dosyalarına da 69.202,40 -TL icra ödemesi müvekkili şirket tarafından yapıldığını, yapılan ödemelerin listesi ve dekont örneklerinin mahkemeye ayrıca ibraz edileceğini, müvekkili şirketin davacı tarafın işçileri için toplamda 1.337.786,32-TL ödeme yaptığını, Akdedilen Kıdem Tazminatı Protokolü uyarınca yapılan kesintilerin sebebi zaten bu ödemeler olduğunu, nitekim davacı taraf söz konusu acentelik faaliyetini kendi isteği ile sonlandırdığında Kıdem Tazminatı ve İkramiye Fonunda biriken tutar olan 1.386.560,03 TL'den yukarıda ayrıntıları belirtilen ödemeler yapıldığını, kalan tutarın da diğer alacakları ile birlikte davacıya ödendiğini,
davacı tarafın kestiği faturalara istinaden acentelik faaliyetini sonlandırmadan öncesinde 2023 yılında ödenen hakedişlerine ait 41 adet hakediş ödeme dekontu ayrıca ibraz edileceğini, fesih sonrasında ise davacı tarafa 3 defa olmak üzere toplam 850.016,90 TL hakediş ödemesi yapılarak cari hesabı kapatıldığını, ileride cari hesap incelemesinde söz konusu ödemeler ayrıntılı olarak görüleceğini, öncelikle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesini,
herhalde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini,
yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine
karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, 2024/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi uyarınca eksik ödenen hak ediş bedellerinin ödenmesine ilişkin başlatılan icra takip dosyasında itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. ... BAM ... HD’nin 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür.
Dosyaya ibraz edilen belgelerden; taraflar arasında 30/09/2022 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, davacının talebi ile 30/09/2023 tarihinde taraflar arasında fesih ve ibra protokolü yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf 03/2023-09/2023 ayları hak edişlerini talep etmektedir. Bu alacağına ilişkin düzenlediği fatura tarihi 05/02/2024’tür. Ancak 30/09/2023 tarihli fesih ve ibra protokolünde davacı, ücret alacağı dâhil herhangi bir alacak talebinde bulunmayacağını kabul etmiştir İbra, borcu sona erdiren sebeplerden biri olup, TBK md. 132 hükmü “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” şeklindedir. Fesih ve ibra protokolünün imzalandığı 30/09/2023 tarihinde davacının talep ettiği alacak doğmuş olup, davacı tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir bir alacaktır. Dolayısıyla fesih ve ibra protokolü ile henüz doğmamış ya da miktarı belli olmayan bir alacaktan vazgeçilmemiştir. Bu sebeple taraflar arasında yapılan fesih ve ibra protokolü usul ve yasaya uygundur. Davacının iddia ettiği üzere, davalının muaccel olan hak edişleri teminat olarak elinde tutması da bu sonucu değiştirmez. Zira davacı, fesih ve ibra protokolü ile davalıdan herhangi bir alacağı olmadığını beyan ederek, tüm alacakları yönünden davalıyı ibra etmiştir. Fesih ve ibra protokolüne rağmen davacının sonradan geçmişe yönelik fatura düzenlemesi yerinde olmayıp, borcu yeniden canlandırmaz.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; taraflar arasındaki 30/09/2023 tarihli fesih ve ibra protokolü ile davacının davalıyı tüm alacakları yönünden ibra ettiği ve borcun sona erdiği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60. TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 8.075,58. TL'nin yatıran tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 104.567,12. TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01