İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/685 E. 2024/41 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/685
2024/41
22 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/685 Esas
KARAR NO : 2024/41
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ... ve davalılar arasında ocak ayında başlayan müzakereler neticesinde 27/04/2022 tarihinde karşılıklı teyitleşerek yapılan kısmi ödeme ile konusu yükseltilmiş döşeme ürünleri olan bir satış akdedildiğini, ancak davalıların akde aykırı davrandığını, ve müvekkili şirketi çok ciddi maddi zarara uğrattığını, davalılar ne akit olunan tarihte ne de sonrasında malları teslim etmediklerini müzakerelerde üzerinde önemle durulan meselelerden biri ürünlerin teslim tarihinin olduğunu, öyle ki bu ürünlerin teslimatında yaşanacak bir aksaklık müvekkili açısından ciddi bir zarar riski barındırdığını ve bu husus satıcı/tedarikçi firmalar ile defaatle paylaşıldığını, akit olunduğu üzere satıcının, ürünleri ön ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 10 haftalık sürede teslim etme borcu altına girdiğini, ödeme yapıldıktan sonra, sürecin takibi müvekkili şirket adına şirket yetkilisi ... tarafından yapıldığını, tarafların çoğunlukla WhatsApp adlı haberleşme uygulaması ve e-posta üzerinden iletişim kurduğunu, müvekkili şirketin, satıcı/tedarikçi firmalar ile en geç 17/07/2022 tarihinde teslimat yapılması kaydıyla belirlenen miktarda yükseltilmiş döşeme ürünü almak üzere anlaştıklarını, müvekkili şirketin ödemenin anlaşılan tutarını tedarikçi firmaya gönderdiğini ve swift işlem belgesini de şirket satış temsilcisine ulaştırdığını, temsilci tarafından swift işlemi onaylandığını ve tedarik süreci başladığını, ne var ki teslimat vaat edilen sürede yapılmadığını, müvekkili şirketin türlü sebeplerle oyalandığını, davalıların akde aykırı davranışlarıyla, müvekkili şirketin sözleşmeye güven duyarak yaptığı ticari anlaşmalardan zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, müvekkili şirketin, taraflar arasında akdedilen konu sözleşmeye güvenerek üçüncü bir firma ile ticari anlaşma yaptığını, sözleşmeye güven duygusuyla yaptığı ikinci akitin muhatap firmaların edimlerini zamanında ifa etmemelerinden mütevellit fesholunduğunu, bunun sonucu olarak müvekkili firmanın üçüncü firmaya aşağıda belirtilen tutarda gecikme ve cayma tazminatı ödemekle yükümlü hale geldiğini, bu durumun beklenmedik bir sonuç olmadığı gibi muhatap firma satış temsilcilerine özellikle defalarca belirtildiğini ve satıcı/tedarikçi firmaların akde sadık kalınmaya davet edildiğini, ancak muhatap firmaların ne yazık ki akde uygun hareket etmedikleri ve ticari teamüllere yakışmayacak bir şekilde müvekkili şirketi aylarca oyaladığını, müvekkili firmanın Temmuzda beklediği teslimatı ağustos ayında dahi kabule hazır iken satıcı/tedarikçi firmaların hiçbir çaba göstermediklerini, satıcı firmalar kurumsallığa ve ticari ahlaka yakışmayacak tavırlar sergilediklerini, müvekkili ile iletişim kurmayı bıraktıklarını, geçerli ve reel sebepler belirtmek yerine soyut bahaneler ile süreci sürüncemeye soktuklarını ve müvekkilinin artık faydası kalmadığı noktada sözleşmeden döndüğünü ve para iadesini talep ettiği noktada dahi ciddi bir tavır ortaya koyamadıklarını, müvekkili şirkete ödemenin iadesini sağlayacaklarını belirttiklerini ancak buna ilişkin net bir tarih vermediklerini, detayları ifade edildiği üzere yaşanan gecikmeden ötürü davalı firmaların edimlerini ifa etmesinin artık fayda sağlamayacağını, taraflarının hiçbir kusuru olmaksızın tamamen davalıların kusuru nedeniyle halen gerçekleştirilemeyen teslimat nedeniyle, maddi anlamda ciddi bir zarara uğramış bulunduklarını, bu nedenle müvekkili şirketin noter kanalıyla çekilen ihtarname ile sözleşmeden haklı nedenle döndüğünü davalılara bildirdiğini, İhtarnamede zararın giderilmesi halinde dava yoluna gidilmeyeceği belirtildiğini ancak davalılar ile arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşılamadıklarını, bu kapsamda; sözleşmeden dönmenin geriye etkili bir kurum olması sebebiyle, 27/04/2022 tarihinde yapılan ödemenin aynı tarihten itibaren Euro kuruna uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak iadesi gerektiğini, bu sebeple esas paraya ek olarak ödenmesi gereken faiz miktarı icra takip açılış tarihine kadar 427,77 Euro olduğunu, yine sözleşmeden dönmenin ve para iadesinin yanında müvekkili şirketin uğradığı menfi zararın da giderilmesi gerektiğini, bu sebeple sözleşmeye güven ilkesi gereği müvekkili şirketin sözleşmeye duyduğu güven ile yaptığı ikinci bir ticari akdin, muhatap firmaların edimlerini ifa etmemeleri sebebiyle fesholunması ve müvekkili firmanın ödemekle yükümlü hale geldiği 5.137,18 Euro'nun müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalılara satım bedeli olarak 27/04/2022 tarihinde ödenen 19.870,80 Euro ve yukarıda belirtilen diğer iki zarar kalemi ile birlikte toplamda 25.435,75 Euro'nun müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu sebeplerle yukarıda belirtilen kalemleri icra kanalı ile talep etme gereği hâsıl olduğunu, ancak davalıların takibe itiraz ettiklerini ve arabuluculuk aşamasında taksitle ödeme yapmalarını dahi kabul etmelerine rağmen anlaşmaya yanaşmadıklarını, son olarak davayı ispat etmemiz için gerekli bazı evrakların Türkçe tercümeleri yapıldıktan sonra dava dosyasına sunacaklarını, sonuç - itibariyle: İzah edilen sebepler ve mahkemenin resen göz önünde bulunduracağı hususlar dikkate alınarak; Davalıların ... 19. İcra müdürlüğünde başlatılan ... esas sayılı takibe yaptıkları itirazın iptaline, davalıların kötü niyetli oldukları göz önünde bulundurularak en az %20 olmak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ürretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ; Davacı yanın, müvekkili şirketlere ürün siparişi verdiğini buna karşılık olarak avans ödemesinde bulunduğunu belirterek daha sonra sipariş konusu ürünlerin teslim edilmediğini iddia ettiğini ve Euro alacağının söz konusu olduğunu iddiasıyla ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, söz konusu takibe süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz neticesinde davacı yanın ,mahkeme huzurunda her türlü yasal dayanaktan yoksun işbu davayı ikame ettiğini, müvekkili ...TİC A.Ş dava konusu ticari ilişkinin tarafı olmadığını, davacı tarafça sunulan evrakta; ...TİC A.Ş'nin yer almakta olduğunu işbu sözleşme anılan taraflar arasında olduğunu, hal böyle olmasına rağmen, huzurda ikame edilen işbu davanın her iki şirket aleyhine karşı açıldığını, bilindiği üzere, mahkemenin dava konusunun esası hakkında bir karar verebilmesi için o davadaki kişilerin davada gerçekten davacı ve davalı sıfatını haiz olması gerektiğini, görüleceği üzere, davanın esası hakkında karar verilebilmesi ve yargılamanın amacına uygun şekilde devam edebilmesi için tarafların davacı ve davalı sıfatını haiz olması gerektiğini, somut olayda; ... A.Ş, ... A.Ş'den bağımsız, kendine ait vergi numarası olan tek ortaklı bir anonim şirket olmasına rağmen aleyhine icra takibi başlatıldığını ve akabinde işbu davanın ikame edildiğini, ayrıca, dava dosyasında mübrez banka dekontlarının sözleşmenin tarafı ... A.Ş tarafına yapılan ödemelere ilişkin olduğu görüldüğünü, bu durum da, müvekkili şirketin geçerli bir satış sözleşmesinin tarafı olmadığının ispatı olduğunu, somut olayda ise, taraflar arasında akdedilen sözleşmede satıcı ve alıcı tarafların ayrı ayrı belirtilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ticari ilişkinin tarafı olduğuna dair hiçbir hususa yer verilmediğini, Müvekkili ... A.Ş şirketinin sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşme metninde herhangi bir şekilde unvanının geçmediğini, müvekkili şirketi temsilen hiçbir imza atılmadığının mübrez bilgi ve belgelerden anlaşıldığını, diğer yandan, her ne kadar davacı tarafça dava dışı ... A.Ş şirketi ile müvekkili ... A.Ş' nin bir şirketle olduğunu beyan etmiş ise de söz konusu şirketlerin, iki ayrı tüzel kişiliğe sahip, merkezleri iki farklı adreste bulunan, ayrı faaliyet konularıyla iştigal olan, farklı yönetim kurulu üyeleri bulunan Anonim şirketler olduğunu, salt davacı alacaklının beyanlarına dayalı olarak müvekkili şirket ... A.Ş NİN dava konusu borçtan sorumlu tutulmasının, hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağından davanın reddi gerektiğini, ödemenin yapıldığının iddia edildiği şirket ... A.Ş olup ... A.Ş bakımından dosyanın tefrik edilerek husumetten reddedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, öncelikle husumet yokluğundan davanın usulden reddine, aksi halde yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın Gürcistan ülkesinde mukim tüzel kişilik olup karşılık esasinin mevcut olup olmadiğinin öncelikle tespiti gerekmekte olup teminat yatirma yükümlülüğünün resen mahkeme tarafindan değerlendirilmesi ve ara karar oluşturulmasını talep ettiklerini, yine işbu dilekçe ile; davacı tarafın gerek yasada belirlenen gerekse mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlar ile yükümlü olduğunu, olacağı süreli-kesin süreli işlerinin süresi içinde yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilmemesi halinde davacı tarafa bu işin yürütümü için yeni ve/veya ek bir süre verilmesine, davacı tarafın bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediklerini bildirdiklerini davacının genel ifadelerle delillerini belirimesinin yeterli sayılmayıp hangi delillere dayandığının dava dilekçesinden açıkça anlaşılması, açıkça belirttiği ve mahkeme dosyasına sunduğu delillerinin tamamının birer suretlerini aynı zamanda dava dilekçesiyle birlikte davalı müvekkillere tebliği gerekli gerektiğini, bu usuli kurala HMK Mad. 318/1'de açıkça yer verildiğini, ayrıca deliller gösterilirken hangi delilin hangi hususta ve hangi vakaları ispat için gösterileceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, HMK'nın 121. maddesi gereğince, davacı dilekçesinde gösterdiği ve kendi elinde bulunan belgeleri asıllarını ve davalı sayısından bir fazla sayıda örneğini ve sadece örneklerini dava dilekçesine ekleyerek mahkemeye vermek zorunda olduğunu, ayrıca başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar bakımından bunların mahkemeye getirilebilmesi için gerekli posta giderini pul olarak vermek zorunda olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen eklerin müvekkili davalıya tebliğe çıkarılmadığını ve savunma hakkının açıkça kısıtlandığını, davacının bundan sonra delil listesi sunmasına da muvafakatlerinin olmadığını, bu nedenle davacı yanın dava dilekçesine ekli olmayan ve yasal süresi içinde sunulmayan herhangi bir delil sunmasına, usul hükümleri hilafına delil ibraz edilmesi ve/veya bildirmesi halinde; ibraz edilen delillerin dosya ve değerlendirme kapsamına alınmamasını talep ettiklerini, bu bağlamda yabancı dilde yazılmış bulunan ve dosyaya davacı tarafça ibraz edilen evrakların Türkçe Noter tasdikli tercümesinin yapılarak tebliğ edilmesini talep ettiklerini, aksi bir durum savunma haklarının kısıtlanması anlamına geleceğinden özellikle bu hususun Mahkeme tarafından değerlendirilmesini talep ettiklerini, davalılar ile davacı arasındaki iddia edilen ticari alım-satım ilişkisinden dolayı müvekkili şirketlerin avans ödemesi aldığı ancak ürün tesliminin yapılmayarak avans ödemesinin iade edilmediği şeklinde belirtilen uyuşmazlık konusu ile ilgili dava dilekçesinde hiçbir teknik bilgi ve ayrıntı belirtilmemiş olup satın alınması için sipariş verilen ürünün ne olduğu bile belirtilmediğini, davacı taraf ile müvekkili şirket yetkilisi tarafından imza edilmiş bir sözleşme olmadığı gibi yazılı bir sipariş talimatı alınmadığını, davacının dayanak olarak sunduğu maillerde ismi geçen Hande isimli kişinin müvekkili şirket çalışanı bile olmadığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında davacının iddia ettiği bir ödeme kaydı mevcut olmamakla birlikte yapılacak bilirkişi incelemesinde işbu husus ayrıca ispat edileceğini, davacı yanın bu iddia ve beyanları asılsız ve afaki iddia ve beyanları olduğunu, davacı yanın müvekkili şirketle aralarında - ticari iş lişkisi olduğunu -yazılı” sözleşme- sunmak sureti ile ispat etmesi gerekmekte iken salt alacağın olduğunun iddia edilmesinin hukuki bir dayanağının mevcut olmadığını, ortada davacı ile müvekkili şirket tarafından yapılmış bir cari hesap sözleşmesi yok iken davacı tarafın bu cari hesap ilişkisine dayanarak kendine bir alacak yaratması hukuken mümkün olmamakla birlikte dava konusu bir borcun oluşmayacağının da en açık göstergesi olduğunu , netice itibari ile müvekkili şirket ile davalı arasında borca dayanak avans ödemesi alacağı oluşturacak hukuki bir ilişki bulunmadığını, dosya münderecatından anlaşılacağı üzere davacı yan da taraflar arasında hukuki bir ilişkinin var olduğunu ispat edemediğini, sunulan fatura ve kayıtlar da hukuki ilişkinin var olduğunu ispata medar nitelikte olmadığını, bu sebeple ispat edilmeyen işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın doğmuş herhangi bir avans ödemesi alacağı bulunmadığını, bunlara ilişkin düzenlenen tek taraflı faturaların hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı tarafça avans olarak 27/04/2022 tarihinde ödendiği beyan edilen 19.870,00 Euro dışında ayrıca 427,77 Euro işlemiş faiz ve 5.137,18 Euro davacı şirketin menfi zarar talebi adı altında talep ettiği tutarların hiçbir yasal dayanağının mevcut olmadığını ve redde mahkum olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin her hangi bir borcu olmadığını belirtmekle birlikte,davacının iddia etmiş olduğu alacak likit (muayyen) belirlenebilir bir alacak olmadığını ve ancak yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde alacağın mevcut olup olmadığı tespit edilebileceğini, müvekkilince bilinebilir , belirlenebilir bir borcun varlığı söz konusu olmadığından likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğini, bu sebeple davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için alacağın var ve likit olduğu varsayımında dahi davacının talep etmiş olduğu %20 icra inkar tazminatının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, işbu nedenle bu talebin ayrıca reddini talep ettiklerini, sonuç olarak müvekkilinin şirket ile davacı şirket arasında takibe dayanak olacak hukuki bir ilişki bulunmadığını, sunulan fatura ve kayıtlar da hukuki ilişkinin var olduğunu ispat edecek mahiyette olmadığını, arasında ne alım-satıma ilişkin bir sözleşme nede cari hesap kaydı tutulmasına dair yazılı bir sözleşme yapıldığını, sunulan kayıtlar üzerindeki imzanın müvekkili şirket temsilcisine ait olmamakla birlikte taraflarından içeriği kabul edilmediğini, tek taraflı keşide edilen bir ihtarname ve preforma fatura suretleri ile alacağın ispat olunamayacağının açıkça ortada olduğunu, bu nedenle ispat edilemeyen davanın reddini talep etiklerini Sonuç itibariyle: arz ve izah edilen sebeplerden ötürü ve re'sen tespit buyrulacak nedenler karşısında;Davacı tarafça İspat edilemeyen işbu haksız ve dayanaksız davanın reddine, haksız ve kötüniyetli davacının aleyhine %20'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesi, talep etmiştir.
DELİLLER:
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Yabancı kişi olan davacının açtığı davada MÖHUK md. 48 uyarınca teminat alınıp alınmayacağına ilişkin Gürcistan ile ülkemiz arasında fiili veya akdi mütekabiliyet durumunun Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... 19. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ...esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Tarafların ticaret sicil kayıtları incelenmiştir.
Tarafların sunmuş olduğu deliller incelenmiştir.
29/08/2023 tarihinde S.M.M.M. Bilirkişisi vasıtası ile bilirkişi raporu alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, ... 19. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki satış sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı alacaklı satış sözleşmesi uyarınca avans ödediğini, ancak davalının satılan malları süresinde teslim etmediğini iddia ederek, ödediği avans bedelinin iadesi ve uğradığı zararın tazmini için takip başlattığını belirtmiştir. Davalı vekili ... A.Ş. yönünden husumet itirazında bulunmuş, satış sözleşmesinin diğer Davalı ... A.Ş. tarafından akdedildiğini ve herhangi bir borcun bulunmadığını ileri sürmüştür.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde teklif formunun Davalı ... A.Ş. tarafından düzenlendiği, faturanın Davalı ... A.Ş. tarafından düzenlendiği, davacının davalı ... A.Ş. hesabına ödeme yaptığı ve davacı ile yapılan görüşmelerin ... A.Ş. adı ile yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde ... A.Ş.’nin eski ortağı ile ... A.Ş.’nin kurucusunun ... olduğu tespit edilmiştir. Teklif formunun ... A.Ş. tarafından hazırlanmasına rağmen faturanın ... A.Ş. tarafından düzenlenmesi, tüm görüşmelerin ... A.Ş. adıyla yapılması ve iki şirketin yetkililerinin aynı olması sebebiyle iki davalı şirket arasında organik bağ olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Dolayısıyla ... A.Ş. yönünden husumet itirazı yerinde değildir. Davacının iddia ettiği borçtan iki şirket de sorumludur.
Taraflar arasındaki satış sözleşmesi sebebiyle davacının 27/04/2022 tarihinde 19.870,80 EURO avans ödemesi yaptığı mahkememize sunulan dekonttan anlaşılmıştır. Davalı şirketler usulüne uygun yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ibraz etmemişlerdir. Davalı vekili her ne kadar hukuki ilişkiyi inkâr etse de, dosyaya ibraz edilen teklif formu, fatura, mail örnekleri ve ödeme dekontu ile cevap dilekçesinde satış sözleşmesinin akdedildiği beyanı gözetilerek taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesinin kurulduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu sözleşme kapsamında satılan malın teslim edildiğini davalı tarafın ispat etmesi gerekmektedir. Ancak buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gibi, bu yönde bir iddia de öne sürülmemiştir.
Satılan malın süresinde teslim edilmemesi sebebiyle TBK md. 125 uyarınca davacının sözleşmeden dönerek uğradığı zararın tazminini talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda davacının ödediği avans bedelinin iadesini talep edebileceği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının diğer alacak talebi ise, satılan malların süresinde teslim edilmemesi sebebiyle dava dışı üçüncü kişinin sözleşmeyi feshetmesine sağlı olarak ödediği cezai şartın tazminine ilişkindir. Bu iddiasına yönelik davacı taraf üçüncü kişi ile sözleşmesini ve ihtarnameyi mahkememize ibraz etmiştir. Davacı cezai şart olarak 5.137,18 EURO ödediğini iddia etse de, ihtarnamede üçüncü kişinin 3.021,87 EURO talep ettiği görülmüştür. Ancak davacı, cezai şartı ödediğine dair herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır. Dolayısıyla üçüncü kişiye cezai şartın ödendiğinin ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.
Takip talebindeki işlemiş faiz alacağı talebine ilişkin olarak 29/08/2023 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, ödeme tarihinden takip tarihine kadar 19.870,80 EURO alacak için 295,20 EURO faiz talep edilebileceği hesaplanmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu, davacının alacak talebinden iki davalının da sorumlu olduğu, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca davalının satılan malı süresinde teslim etmeyerek temerrüde düştüğü, bu kapsamda davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı kanaatiyle, ödenen avans bedelinin iadesi yönünden takibin devamına, üçüncü kişiye ödenen cezai şartın ispatlanamaması sebebiyle bu miktar yönünden itirazın iptali talebinin reddine, alacak miktarının yargılama sonunda tespit edilmesi ve alacak miktarının likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
- Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
-... 19. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalı borçluların yaptığı itirazın 20.166,00 EURO’luk kısmının iptaline, takibin 19.870,80 EURO asıl alacak ve 295,20 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.166,00 EURO üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak olan 3095 sayılı Kanun 4/a maddesine göre temerrüt faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-
İcra inkâr tazminatı talebinin reddine,
-
Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 45.300,94. TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.718,18. TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 39.582,76. TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 98.727,65. TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 27.727,65. TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan; 80,70. TL Başvuru Harcı, 5.718,18. TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 5.798,88TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan; 4.000,00. TL Bilirkişi ücreti, 140,00. TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.140,00. TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.282,28. TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.200,00.. TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.537,03. TL lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 662,97. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29