İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/799 E. 2024/310 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/799
2024/310
25 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/89 Esas
KARAR NO : 2024/308
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/02/2024
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/01/2023 tarihinde, müvekkili şirkete ... sayılı Genişletilmiş Kasko Sigortası poliçesiyle sigortalı olan ... plakalı aracın İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy mevkiinde ...Caddesi No:.. önünde park halinde iken davalıya ait ... plakalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu madde 56/1-a nın ihlali sebebiyle park halinde bulunan kasko sigortalı... plakalı araca çarpması neticesinde sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, ... plakalı araç sürücüsü meydana gelen trafik kazasının ardından olay yerini terk ettiğini, müvekkili şirket tarafından kasko sigortası kapsamında işbu oluşan zararın giderildiğini beyanla; davanın kabulü ile H.M.K. Madde 107 kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.590,00 TL tazminat alacağının, ödeme yapılan 18/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın sürücü ve araç işletenine ihbarı gerektiğini, müvekkili şirket ile dava dışı... ve Ticaret Anonim Şirketi arasında uzun süreli kiralama ilişkisi olması, dava konusu kazanın meydana geldiği tarihte kazaya karışan araçtan kiracı olarak dava dışı şirketin faydalandığını, müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle araç üzerinde fiili hakimiyeti ve işleten sıfatı kalmadığını, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazları olduğunu, kusur tespitine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını beyanla davanın görevsiz ve yetkisizliği nedeniyle usulden reddine, dosyanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davadan önce ZMSS başvuru şartı yerine getirilmediğinden Kasko Sigortası Genel Şartları B.4.4.3. Maddesi gereğince davanın usulden reddine, zamanaşımı definin kabulüne, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Arabuluculuk Son Tutanak örneği, poliçe örneği, hasar dosyası örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava; davacı sigorta şirketine sigortalı park halindeki araca çarpılması nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Dava konusu tazminat talebi, davacı sigorta şirketinin 02/01/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sebebiyle dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın, kusurlu araç malikine rücu istemine dayanmaktadır.
Talebin hukuki dayanağı ise, TTK md. 1472 uyarınca halefiyet ilkesidir. TTK md. 1472 "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Sigortacının, halef sıfatıyla açtığı davalarda göreve ilişkin İstanbul BAM 17. HD'nin 2019/3436 Esas ve 2023/511 Karar sayılı ilamında "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih 37 Esas 9 Karar R.G.3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E.-1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir.
Somut olayda; uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından "Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan araç malikinden rücuen tahsili isteminden kaynaklanmakta olup, davacı sigorta şirketi ise de halefi olduğu dava dışı sigortalı MURAT ERYAZICI'nın tacir olduğuna dair dosyada bir delilin bulunmadığı gibi sigortalıya ait aracın hususi araç olduğu ve uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda da uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2022/1517 Esas 2023/105 Karar sayılı ilamı da nazara alınarak mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
-
Davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nın 114/1. c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
-
Görevli Mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
-
6100 sayılı H.M.K.'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
H.M.K.'nın 331/2. maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda ve davanın miktarı itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere karar verildi. 25/04/2024
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39