İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/203 E. 2024/463 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/203
2024/463
2 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/203 Esas
KARAR NO : 2024/463
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/03/2024
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ "..." olarak bilinen zincir spor salonlarının işleteni ve sahibi olduğunu, ilgili spor salonlarında kendi nam ve hesabına çalışmak üzere bu alanda lisans ve diplomalar ile uzmanlık eğitimlerini tamamlamış eğitmenler ile sözleşme kapsamında anlaşmalar yapılarak spor salonuna kayıtlı müşterilere hizmet verdiğini, davalının tacir sıfatına haiz profesyonel bir spor eğitmeni olduğunu, müvekkil ile davalı arasında 29/12/2021 tarihli "Bağımsız Eğitmen Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşmenin 7. Maddesi ile sözleşmenin süresinin 6 ay olduğunu, taraflardan herhangi biri fesih iradesini karşı tarafa iletmediği müddetçe sözleşmenin aynı şartlar ile 6 ay süreyle devam edeceği düzenlendiğini, sözleşmenin 8. Maddesi ile fesih hakkı düzenlenmiş olup sözleşme süresi olan ilk 6 ay dolduktan sonraki üçer aylık periyotlarda fesih imkanı düzenlendiğini, davalı ile müvekkili arasında ilgili sözleşme akdedilmiş olmasına rağmen davalı tarafından sözleşmeye riayet edilmemesi ve 2022 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait alan kullanım bedellerinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeye açık aykırılıktan kaynaklı olarak müvekkili tarafından haklı nedenle derhal fesih hakkı kullanıldığını, iki aylık alan kullanım kira bedelinin karşılığı olan 5.000,00.-TL ile cezai şart bedeli karşılığı 3.000,00.-TL'nin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi talep edilmişse de herhangi bir sonuç alınamadığını, sözleşmeye aykırı olarak ödenmeyen toplam 5.000,00 TL kullanım bedelleri yönünden, 2.500,00 TL Ocak 2022'ye ait bedelin 05.01.2022 tarihinden; 2.500,00 TL Şubat 2022'ye ait bedelin 05.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; faiz hususunda aksi kanaatte olunması halinde ihtarname ile tanınan sürenin dolduğu 14.03.2022 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca, davalının kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle 3.000,00.-TL cezai şart bedelinin sözleşme tarihi olan 29.12.2021 tarihinden; faiz hususunda aksi kanaatte olunması halinde ihtarname ile tanınan sürenin dolduğu 14.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı spor salonu sahibi şirket ile davalı eğitmen arasındaki sözleşmeden kaynaklı bedelin ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda dosyanın tarafları arasında akdedilmiş olan Bağımsız Eğitmen Sözleşmesi" kapsamında davacının işletmesini yapmakta olduğu "..." olarak bilinen spor salonunda davalının bağımsız olarak vermiş olduğu spor eğitimleri akabinde salonu kullanması sebebiyle belirlenen kira bedelinin ve sözleşmenin feshi sebebiyle cezai art bedelinin davalıdan tahsili istemi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK'nin 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
"5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nin 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2019 tarih 2019/3674 Esas 2019/7113 Karar sayılı ilamı).
Her ne kadar davacı tacir ise de davalının tacir olup olmadığının tespiti için yargılama esnasında davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine, ticaret sicil müdürlüğüne ve esnaf ve sanatkarlar odasına müzekkereler yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarında davalının ticaret odasında ve esnaf odasında kaydının olmadığı bildirilmiş olup ayrıca davalının vergi dairesindeki kaydı incelendiğinde bildirmiş olduğu geliri Vergi Usul Kanunu'nun 177. Maddesi ve 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı birlikte incelendiğinde, davalının kazancının tacir kapsamında kalmadığı, bu hali ile davalının tacir vasfının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşme hükümlerinin birden fazla hizmet ilişkisini barındırması sebebiyle atipik bir sözleşme olduğu, basit bir kira sözleşmesi olarak adlandırılamayacağı nitekim sözleşmede bağımsız eğitmenlik olarak belirleme yapılmış olması sebebiyle bir iş akdinden de bahsedilemeyeceği kanaatine varılmış olup nitekim ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar Sayılı, 14/01/2021 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda mahkememizin işbu davaya bakma görevinin olmadığı, görevin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olması sebebiyle kısmi olarak açılan dava değeri göz önünde bulundurulduğunda kesin olmak üzere aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
-
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
-
Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
-
Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
-
HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1. ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
- İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09