İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/453 E. 2024/254 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/453
2024/254
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/453 Esas
KARAR NO : 2024/254
DAVA : İflas (İflasın Açılması)
DAVA TARİHİ : 15/05/2017
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, davalı borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğü 2016/... E. sayılı dosyası ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emrini 04.03.2016 tarihinde tebliğ alan davalı/borçlu, borcu ödememekle beraber, şikâyet ya da icranın geri bırakılması yollarına da başvurmadığını, davalı/borçlunun borcunu ödememesinden ötürü müvekkilinin alacağının semeresiz kaldığından, huzurdaki iflas davasını (İİK m. 177/4 uyarınca) açma zarureti hâsıl olduğunu, ne icranın geri bırakılması kararı alındığını ne de teminatın yatırıldığını, bu halde ilamın kesinleşmesinin hiçbir surette beklenmeyeceğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, “Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davalının iflasına karar verilmiş hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalı yanca takip dayanağı ilam hakkında tehir-i icra kararı alınmamış olması karşısında ilamın kesinleşmiş olmasına gerek bulunmaksızın iflas kararına esas alınmasında bir isabetsizlik görünmediğinden ... YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas: 2007 / 2503 Karar: 2007 / 6485 Karar Tarihi: 21.06.2007" ortada kasten ödenmeyen bir para borcu bulunmadığını, davalı Çukurova Holding’e dâhil, büyük inşaat şirketlerinden olmasına rağmen, müvekkiline borcunu ödemeyerek ciddi zararlara sebep olduğunu, Hâlbuki davalı şirketin bu kadar büyük bir şirketler grubunda olmasına ve büyük projelerde yer almasına rağmen borcunu bilinçli olarak ödemediğini belirterek İlamlı icra takibine rağmen borç ödenmediği için davalı/borçlu ...’nin iflasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından açılan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. 2015/... K. sayılı 28.12.2015 tarihli kararının davalı müvekkili şirketi adına 11.03.2016 tarihinde tehiri icra talepli olarak Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2016/ ... E. sayısı ile 11.03.2016 tarihinde temyiz edildiğini, dosyanın halen ilgili dairede inceleme aşamasında olduunu, dolayısı ile mahkemenin kararının henüz kesinleşmediğini, diğer taraftan, “davacı tarafın kasten ödenmeyen bir para bulunmaktadır” şeklinde ki dilekçelerindeki ifadelerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, temyiz edilen dava dosyasında temyiz nedenlerinin haklı nedenlere dayandığını, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın eser sözleşmelerinden kaynaklandığını ve davacının işbu davada sözleşmenin feshini kabul ettiğini ve müvekkili şirkete bir kusur atfetmediğini ve asıl üst işverene kabul ettirmediği işlerden dolayı haklı bir hak edişinin mevcut olmadığını, ortada sözleşme gereği kesinleşmiş herhangi bir hak ediş olmadığı halde, mahkeme hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verdiğini, kararın bozulması ihtimali de yüksek olduğunu, davacı tarafin dava dilekçesinde belirttiği Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2007/... E. Ve 2007/... K. sayılı 21.06.2007 tarihli ilamının eski bir karar olduğunu, ayrıca İİK'nin 177/4 maddesi “... ilama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse” ibaresini taşıdığını, bu maddeden mahkeme kararının kesinleşmeden de icra edileceğini, iflasa konu edileceği anlamını çıkarmanın hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, kararın kesinleşmesi hususu adalete ve hukuka daha uygun olduğunu, davalı şirketine gönderilen, davacı dava dilekçesi, mahkemenin tensip tutanağı ve Arabuluculuk teklifi ve Bilgilendirme Formunun 07.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, Mahkemenin Tensip tutanağının 2 nolu ara kararı gereği davacı tarafa Arabuluculuk Kanunu kapsamında Arabulucuğa başvurma teklifinde bulunduklarını, bu bağlamda Arabuluculuk Kanunun bu konudaki gerekçeleri yerine getirmeyi ve müracaatta bulunmayı her türlü diğer yasal haklarını saklı kalmak kaydı ile davacı tarafa teklif ettiklerini belirterek Arabuluculuk Kanunu kapsamında Davacı tarafa Arabuluculuğa başvurma teklifinde bulunduklarını, davanın arabuluculuk yolu ile halledilemediği takdirde, davaya konu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/... E. 2015/... K. sayılı kararı kesinleşmeden işbu dava açıldığından davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK 177/4 Maddesi gereğince davalı ...'nin iflası istemine ilişkindir.
Yargılamanın devamı sırasında feri müdahil talebinde bulunan ... vekili 08/02/2018 tarihli dilekçesinde, davacı ... Ltd Şti tarafından .... aleyhine Mahkeme nezdinde iflas talepli dava açılmış olup anılan davanın taraflarınca haricen öğrenildiğini, işbu davada davalı olarak yer alan ...., müvekkili ... (Fon) nezdinde amme borçlusu olan ve halen riskleri devam eden ... Grubuna dahil borçlu firmalarından biri olup adı geçen şirketin aleyhine 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında takip ve tahsil işlemlerine devam edildiğini, ....nin amme borçları halen Kurumları nezdinde mevcut bulunduğunu, ...., hakkında iflas kararı verilmesi halinde, uzun bir zaman sürecine tabi olan iflas prosedürü nedeniyle, Fonun amme alacaklarının takip ve tahsilinin güçleşeceğini, oysa ki Fonun Bankalar/Bankacılık Kanunu hükümleri uyarınca kamu alacaklarının takip ve tahsilinde özel yetkilere haiz olduğunu, ancak iflas kararı verilmesi halinde iflas ile ilgili hükümlere tabi olunacağını, yine iflas idaresince düzenlenecek sıra cetvelinde Vergi Daireleri ve SGK gibi öncelikli kamu alacaklılarının varlığı halinde, ödenecek tutarlardan öncelikle imtiyazlı alacaklı olarak bu alacaklılara ödeme yapılacağı ve/veya Fon ile garameten paylaştırmaya gidileceğinden, Fonun amme alacaklarını takip ve tahsil imkanının zorlaşacağı gibi hususlar göz önüne alındığında, Davalı .... aleyhine açılmış iflas davasında, müvekkili ... tarafından fer'ii müdahil olarak katılma talebinde bulunmayı talep etmiştir.
Davalı vekili 19/02/2019 tarihli dilekçesinde, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134'üncü maddesi, 707 sayılı Kanun ile yasalaşan “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 678 Sayılı K.H.K.İnin 33'üncü maddesi ile 01.02.2018 tarihinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki hallerde mahcuzların maliklerinin İFLASINA KARAR VERİLMEYECEĞİ” hükmü getirildiğini, Fon kuruluda yukarıda yer alan hüküm ve düzenlemeler doğrultusunda 14/02/2019 tarih ve 2019/89 sayı ile ... A.Ş. hakkında iktisadi bütünlük kararı aldığını, bütünlük kapsamında mal, hak veya varlıkların iki yıl içerisinde bütünlüğü oluşturan varlıklar ile ilgili menkul gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı alacaklılar dahil üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması, satışının talep edilemeyeceğini mahçuzların maliklerinin iflasına karar verilemeyeceğini karar vererek, müvekkili şirkete 15/02/2019 tarihinde tebliğ ettiğini belirterek huzurdaki iflas istemli dava da 5411 sayılı yasanın son olarak değişen 33. Maddenin son fıkrası gereği fon kurulunun kararı doğrultusunda 2 yıl müddetle iflas karar verilemeyeceğinden 2 yıl müddetle davanın durdurulmasına ve konkordato hususundaki kesin sürenin 2 yıl için kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/8131 Esas 2017/1528 Karar ve 22/05/2017 tarihli ilamında "4389 Sayılı Bankalar Kanununun 5354 sayılı Kanunla değişik 15/7-a maddesine göre"ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren 2 yıl içinde ticari ve iktisadi bütünlük oluşturan mahçuzların fonun izni olmaksızın imtiyazlı alacalar dahil üçüncü kişiler tarafından muhafaza altına alınamaz ve satışı talep edilemez, mahçuzların malikinin iflasına karar verilemez" ... tarafından davalı şirket hakkında iktisadi bütünlük kararının uzatıldığını ve Yargıtay 19. HD'nin bekletici mesele yapılmasına ilişkin kararına uyulmasına rağmen mahkemece anılan hükümde öngörülen süre henüz dolmadığından bu süre dolmadan davanın esası hakkında bir karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle , davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün, davacı yararına bozulmasına" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce yargıtay ilamı doğrultusunda iktisadi bütünlük kararının 2 yıl alınması nedeniyle sürenin dolmasının beklenilmesine karar verilmiştir.
İktisadi bütünlük kararının 2 yıllık süresinin 14/02/2021 tarihinde dolmuş ise de son kurulunun 12/02/2021 tarihli 2021/61 sayılı kararı ile iktisadi bütünlük kararının karar tarihinden itibaren 2 yıl daha uzatıldığına ilişkin karar sunulduğu görülmüştür.
Yine davacı vekili tarafından 27/02/2023 tarihli dilekçesi ekinde iktisadi bütünlük kararının karar tarihinden itibaren 2 yıl daha uzatıldığına ilişkin 3. Uzatım dilekçesi sunulduğu görülmüştür.
Davacı vekili 28/03/2024 tarihli dilekçesinde, borçlu Baytur İnşaat aleyhine ikamet etmiş olduğu iflas davasından feragat ettiklerini, gereğinin yapılmasını ve dosyada mevcut gider avansının taraflarına iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Ankara ... Noterliğine ait 06/02/2013 tarih ... yevmiye sayılı vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin feragata yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır.
HMK'nın Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312. maddesinde ise "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir." şeklindeki düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı yanında feri müdahiller de bulunmakta olup, feri müdahale HMK'nın 66.Maddesinde düzenlendiği buna göre, "3.kişi , davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar, feri müdahil olarak davada yer alabilir" denilmektedir. HMK 69. Maddesine göre feri müdahalenin etkisi başlığı ile yapılan düzenlemede feri müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir denildiğinden, iş bu dosyada asıl davacı ... Ltd. Şti'nin davadan feragat etmesi nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Bir kısım feri müdahiller de feragat dilekçesi verir iken bir kısım müdahiller ise davaya devam edilmesi yönünde beyanda bulunmuşlar ise de, iş bu davanın niteliği gereği (İİK 177/4'e dayalı ...tarafından başlatılan ilamlı icra takibi neticesinde iflas istemine ilişkin olup) müdahillerin durumu feri müdahil niteliğinde olduğu, HMK'nın 65. Maddesinde düzenlenen asli müdahil niteliğinde bulunmadığı, kaldı ki davanın niteliği gereği müdahale türünün hiçbir şekilde asli müdahale şekline uymadığı görülmekle davacı şirketin davadan feragat etmesi nedeniyle feragat nedeniyle hüküm kurmak gerekmiştir.
Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa,karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
" şeklindeki düzenlemesi uyarınca hesaplama yapılarak davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı vekili 05/04/2024 tarihli dilekçesinde karşı taraftan her hangi bir masraf ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan ettiğinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-
Davacının, davasının feragat nedeniyle reddine,
-
Davalı vekilinin beyanı doğrultusunda vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine,
-
Harçlar Kanunun 22. Maddesi gereğince 427,60 TL maktu peşin harcın 3/2'i olan 285,06 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile kalan 253,66 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/04/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49