İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/613 E. 2024/13 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/613
2024/13
10 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/613 Esas
KARAR NO :2024/13
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:28/12/2017
KARAR TARİHİ:10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.2008 günü müteveffa... sevk ve idaresindeki ... çekici plakalı kamyon ile ... istikametinden ... istikametine doğru ilerlerken direksiyon hakimiyetini kaybederek şapampole devrilmesi neticesinde olay yerinde vefat ettiğini, müvekkillerinin, desteği...'ın vefatıyla onun kendilerine sunduğu ve sunacağı destekten yoksun kaldıklarını, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... numara ile Soruşturma açıldığını ancak 24.10.2008 tarih ve 2008/1083 Karar numarasıyla Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiğini, ... çekici plakalı kamyonun kaza tarihinde geçerli bir ZMMS Poliçesi bulunmadığından ... Hesabının müvekkillerinin zararından sorumlu olduğunu, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, zorunlu sigorta teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasındaki fark kadar ödenecek bedensel tazminat tutarları için, sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar için, çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada,13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabilir." şeklinde düzenlendiğini, müvekkillerin yoksun kaldığı destek tazminatının ödenmesi istemiyle 11.10.2017 tarihli başvuru dilekçesiyle, başvuruda bulunulduğunu, davalı ... Hesabının 05.12.2017 tarih ve ... sayılı yazı ile, 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle reddedilerek ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, davalı tarafın zamanaşımına ilişkin itiraz ve beyanlarının hiç bir hukuki yanının bulunmadığını, sundukları Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik hale gelen görüşüne göre zaman aşımı süresinin 8 yıl değil 10 yıl olduğunu, ret gerekçesinin hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüyle, davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari) faiziyle birlikte Borçlar kanunu 53 ve devamı maddeleri gereği trafik kazasından kaynaklı kaynaklı destekten yoksun kalma zararına dair tazminat hesabı yaptırılarak olay tarihindeki sigorta limiti çerçevesinde, her bir müvekkil için 25,00- TL olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın davalıların temerrüdü tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari) faiziyle birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile 6100 Sayılı HMK hükümleri gereğince her bir davacı için takdir edilecek tazminat tutarı için ayrı ayrı kanuni vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerek KTK’nunda düzenlenen zamanaşımı, gerekse TCK.’nda öngörülen uzamış zamanaşımı süreleri dava tarihi itibarıyla dolduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, dava konusu kazanın 15.10.2008 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibarı ile kazanın üzerinden 8 yılı aşkın zaman geçtiğini, motorlu araç kazalarından doğan zararlar nedeniyle ... hesabından tazminat taleplerinin zamanaşımı süresi 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’nun 109.maddesi uyarınca 2 yıl olduğunu, somut olayda kaza tarihi itibari ile geçerli olan 5237 sayılı türk ceza kanunu’nun 89/1 maddesi için öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi 15.10.2016 tarihinde sona erdiğini, davanın, dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davanın aracın sürücüsü konumundaki...'ın mirasçılarına ihbarını, müvekkili kurumun, ... hesabı yönetmeliği’nin 16. maddesi gereğince, işbu dava sonucunda aleyhinde hüküm tesis edilirse, zarar veren/sürücü ve işletene rücu edeceğinden, davanın kazaya karışan aracın sürücüsü konumundaki...'ın mirasçılarına ihbarına, işbu dava sonucunda müvekkil kurum aleyhinde hüküm kurulup tazminat ödenmesi halinde, müvekkil kurum ödediği işbu tazminatı mevzuatı gereği yine söz konusu sigorta yaptırılmamış aracın kusurlu sürücüsü olan İsa Toka'nın mirasçılarına rücu edeceğinden, davacılar aynı zamanda borçlu konumuna geleceğini, bu itibarla, somut olayda alacaklı ve borçlu sıfatları birleşmiş olacağını, bu nedenle, husumet itirazında bulunduklarını, davacıların aynı zamanda tazminatın nihai sorumlusu konumunda olduklarını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkili kurumun işleten ve sürücüye rücu hakkı sigortacılık kanunu ve ... hesabı yönetmeliği’nin 16. maddesinden kaynaklandığını, bu hakın da TTK’nda düzenlenen halefiyet ilkesi kapsamı dışında, sadece müvekkili kuruma tanınmış olan spesifik bir rücu hakkı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre sürücü tarafından ileri sürülen tazminat talepleri teminat dışı olduğundan davanın reddine karar verilmesini, araç sürücüsünün kendi zararının tazmin edilmesinin söz konusu olmadığını, bu sigorta, sigortalının verdiği zararları temin etmekte, onun zararlarının ise bu sigortanın kapsamı dışında kaldığını, ... Hesabının, ancak bir aracın işletilmesi sırasında, işletenin tehlike sorumluluğu kapsamında meydana gelen doğrudan zararları ZMMS poliçesi kapsamında tanzimle sorumlu olduğunu, somut olayda müteveffa kendi kusurlu hareketi ile vefatına sebebiyet verdiğini, TBK. 52/1’in dikkate alınmaması, yani indirim sebebi sayılmaması, bir kimsenin hem uğradığı zarara veya uğradığı zararın artmasına sebep olup hem de bunun tamamını bir başkasından istemesi kendi kusurunu bir başkasına yüklemesi anlamında olduğundan çelişkili davranış sayılarak MK. m. 2’ye aykırılık teşkil edeceğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın A.6-b maddesi uyarınca, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışı olduğundan, müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve kazaya karışan aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun yargılama ile belirlenebileceğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun sorumluluğunun kanuna dayandığını, davanın temelinin de zaten haksız fiil olduğunu, bu nedenle, her koşulda, alacağa yasal faiz işletilmesinin hukuka uygun olacağını, belirterek, sonuç olarak; davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacılara yükletilmesini savunmuştur.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizden verilen 21/11/2018 tarih ve .... sayılı kararı BAM 9. Hukuk Dairesi'nin 26/05/2022 tarih ve ... sayılı ilamıyla kaldırılmakla yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olundu.
Mahkememiz dosyasında dosyanın sektör bilirkişisine tevdi ile müteveffanın annesi ...'ın 13/01/2021 tarihinde ölmüş olması da göz önüne alınarak davacıların müteveffanın ölümü nedeniyle meydana gelen destekten yoksun kalma zararının miktarının tespiti için ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, 02/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi' nin 26/05/2022 tarihli ... nolu ilamı incelendiğinde;
-Karayolları Trafik Kanununun 92.maddesinde değişiklik yapan 6704 sayılı Kanun 26/04/2016 tarihinde, yeni Genel Şartların ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, dolayısıyla, kaza tarihi sözü geçen Genel Şartlar ve Kanun değişikliğinden önce olduğu, bu durumda kazanın meydana geldiği tarihe göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Genel Şartlar'da yapılan değişikliklerin somut olaya uygulanması da mümkün bulunmadığından, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin, HGK kararlarıyla da örtüşen içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davacıların sigortalı araç işleteninin mirasçısı olarak değil, destek alacaklısı 3. kişi olarak sürücünün ve işletenin kusuruyla sorumlu tutulmadan talepte bulunabilecekleri gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
-Daire kararının kapsamına göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazının inceleme konusu yapılmadığı, kanaatine varılarak HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği,
-Her ne kadar daha önceleri Yargıtay' ın yerleşik içtihatları bakiye ömür süresi için PMF 1931 Tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği yönünde ise de; Yargıtay 17.HD nin ....E sayılı dosyasından verdiği 14/01/2021 gün ....K. nolu ilamında özetle <...Dairemizce de 2020 Aralık ayı itibariyle tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.> denilmekle işbu ek raporda Nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere bakiye ömür sürelerinin tespiti açısından Yargıtay' ın güncel içtihatları doğrultusunda TRH 2010 Tablosu ve kök raporda kullanılan PMF 1931 tablosu esas alınarak terditli hesaplama yapıldığı,
-Kök raporun tanziminden sonra dosyaya sunulan müteveffa ...' e ait vukuatlı nüfus kayıt örneğinin incelenmesi sonucunda;
-Müteveffanın annesi ...' ın 13/01/2021 tarihinde vefat ettiğinin, anlaşıldığı, buna göre Sayın Mahkemenin de tarafıma verdiği görev kapsamında anne ... için vefat tarihine kadar işbu ek raporda hesaplama yapıldığı,
-Kök raporun düzenlendiği tarihteki Yargıtay içtihatlarına göre; anne/babanın olay tarihinden önce vefat etmesine bakılmaksızın anne/babadan birinin destekten çıkması halinde destekten çıkanın payı, sağ kalan anne/babaya eklenerek sağ kalan anne/babanın payının (2)' ye çıktığı, kök raporda yapılan hesaplamanın da buna göre yapıldığı, Ancak güncel Yargıtay içtihatlarına göre anne yada babanın destekten önce vefat etmesi halinde ölenin payı hayatta kalan anne/babaya eklenmemekte olup işbu nedenle ek raporda yapılan hesaplamada baba ... olay tarihinden önce vefat ettiğinden, ...' in payının anne ...' ya aktarılmadığı,
-25.12.2021 tarihli ve 31700 sayılı "Resmi Gazete"'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"' un 3/b maddesi ile "Asgari Geçim İndirimi" kaldırıldığından işbu ek rapor tarihindeki verilere göre yapılacak hesaplamada müteveffanın (60) yaşından sonrasına isabet eden işleyecek emeklilik/pasif devresi de, bilinen son net asgari ücret (2023 yılı için; 8.506,80 TL aylık net asgari ücret x 12 ay = 102.081,60 TL "yıllık net asgari ücret" esas alınarak hesaplandığı,
TRH 2010 Yaşam Tablosuna Göre;
-Davacı ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 108.651,91 TL olduğu,
-Davacı kız çocuk ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 1.042,70 TL olduğu,
-Davacı erkek çocuk ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 1.715,34 TL olduğu,
-Davacı erkek çocuk...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 11.418,79 TL olduğu,
-Dava dışı anne ...' nın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 2.171,26 TL olduğu,
PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre;
-Davacı ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 103.864,18 TL olduğu,
-Davacı kız çocuk ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 1.348,07 TL olduğu,
-Davacı erkek çocuk ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 2.217,70 TL olduğu,
-Davacı erkek çocuk...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 14.762,92 TL olduğu,
-Dava dışı anne ...' nın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 2.807,14 TL olduğu,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Davacı vekilinin 23/03/2023 tarihli dilekçesi ile "Davacı eş ...için 108.651,91 TL, Davacı ... için 1.042,70 TL'ye, Davacı ... için 1.715,34 TL ve Davacı ...için 11.418,79 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıların temerrüdü tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınması talep ederek dava değeri arttırım dilekçesi sundukları görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememizin 21/11/2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, dosyanın istinaf incelemesi sonucunda İstanbul bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin .... Sayılı kararı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda eksiklikler giderilmeye çalışılmış, tarafların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınmış davalı ... hesabının teminat limitleri kapsamında davacıların talep edebileceği tazminat miktarları terditli olarak hesaplanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre, “İşletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Aynı Kanun'un 85/1.maddesine göre “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.", 85/son maddesinde ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.”
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiş olup, araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, uygulama ve yargı kararları ile sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun, gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteklerinin kusurunun olması davacıların hakkına, etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi mümkündür.
Somut olayda davaya konu trafik kazası 15/10/2008 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacıların sigortalı araç işleteninin mirasçısı olarak değil, destek alacaklısı 3. kişi olarak sürücünün ve işletenin kusuruyla sorumlu tutulmadan talepte bulunabilecekleri dikkate alınarak, her ne kadar davacıların murisi meydana gelen kazada %100 kusurlu ise de tazminat istemlerinin poliçe limitleri dahilinde ve emsal yüksek mahkeme içtihatlarında ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun maddi tazminat davalarında bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği bildirildiğinden dosya kapsamında alınan usul ve yasaya uygun hesap bilirkişi raporundaki TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan terditli hesaplamaya göre ayrıca davacı vekilinin mahkememiz son celsesinde dosyanın yeniden ek rapora gitmesi yönünde bir talebi de olmadığını bildirdiği görülmekle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde zamanaşımının dolmuş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememiz dosyası ile emsal mahiyetteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin .... Sayılı ilamında "Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili, meydana gelen kazada desteğin öldüğünü açıklayıp destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, hakem heyetince, murisin aracı kullanırken tek taraflı ve kendisinin tam kusuru ile meydana gelen eyleminin TCK’nin 179. maddesinin ikinci paragrafında tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma eylemiyle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu;olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile somut olayda zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Anılan karar hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Şöyle ki; somut olayda kaza 12/11/2007 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacının desteği vefat etmiştir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu trafik kazası 5237 sayılı TCK'nin 85/1.maddesi kapsamında bir fiil niteliğindedir ve sürücü/davacıların desteğinin vefat etmiş olması ve murisin kusurlu olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında başvuru tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda da kaza 15/10/2008 tarihinde gerçekleşmiş olup dava 28/12/2017 tarihinde açılmış olduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendirilmiş ve davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Faiz başlangıç tarihi yönünden yapılan değerlendirmede; emsal mahiyetteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin .... Sayılı ilamında da belirtildiği gibi "... Hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Hesabı Yönetmeliğinin 9, 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ... Hesabının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise ... Hesabının temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir." somut davada da davacının ilgili yönetmelik maddelerinde yazılı biçimde dava öncesinde davalıya başvurusu bulunmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - Davanın KABULÜ ile;
-108.651,91-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
-1.042,70-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
-1.715,34-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
-11.418,79-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı...'a verilmesine,
2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 8.390,43 TL harçtan peşin alınan 452,40 TL harcın ( 31,40 TL dava açılırken + 421,00 TL tamamlama harcı olmak üzere ) mahsubu ile bakiye 7.938,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacılar tarafından yatırılan 452,40 TL harcın ( 31,40 TL dava açılırken + 421,00 TL tamamlama harcı olmak üzere ) davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
-
Davacı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
-
Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.042,70. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
-
Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.715,34. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
-
Davacı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 11.418,79. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
-
Davacılar tarafından yapılan 36,00 TL ilk masraf (başvuru+vekalet harcı), 281,00 TL müzekkere ve tebligat gideri ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.317,00. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-
Davacılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/01/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35