İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/237 E. 2024/481 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/237
2024/481
18 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/237 Esas
KARAR NO : 2024/481
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 13/04/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacağı sebebiyle ,18/11/2008 tarihinde davalı borçlular aleyhine , 700.000 USD meblağlı ve 07/11/2008 vade tarihli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, müvekkili tarafından, keşidecisi ..., hamili ..., cirantaları ... olan 07/11/2008 vade tarihli, 700 bin USD tutarlı senedin ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile icraya konmuş olduğunu, borçlu ... ve davalı ... ve borçlu ...'e ödeme emiri tebliğ edildiğini, ... ve davalı ... ödeme emrini elden tebliğ ederek borcu ve ferilerini aynen kabul etmiş olduğunu, mal beyanında bulunmuş olduğunu, ayrıca lehlerine işleyecek sürelerden feragat ederek haklarında yapılan icra takibini kesinleştirmiş olduklarını, takip borçlusu ...'in , ... 4. Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile icraya konan senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek borca itiraz ettiğini ve icrayı durdurmuş olduğunu, 07/07/2010 tarih ve 2010/1173 karar sayılı ilamı ile borçlunun davasının kabulüne karar verildiğini, mahkemenin , imzaların borçluya ait olduğu uzman bilirkişi tarafından saptandığı halde, H.U.M. Kanunu 309/ııı’te tatbike medar olduğu bildirilen resmi belgelerden olan bir noter belgesini, sırf 11 yıl önce düzenlendiği için muteber olmadığına karar vermiş olduğunu, kabul edilmesi mümkün olmayan vahim bir hukuki hata olduğunu, bu kararın hatalı olduğunun 2.Ağır Ceza Mahkemesinde alınan grafolojik rapor ile de teyit edilmiş olduğunu, senetteki imzanın borçlu ...'a ait olduğunun tespit edilmiş olduğunu, ... 4. İcra Mahkemesinin kesinleşen ilamı sonrası borçlu ... tarafından davalı ... aleyhine, sahte olarak senet tanzim edilerek diğer senet alacaklılarına verilerek icra dairesi vasıtasıyla tahsile çalışılması ,resmi evrakta sahtecilik ve icra dairesini vasıta kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçları ile savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık tarafından yapılan incelemede delillerin takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalının üzerine atılı eylem uyarınca cezalandırılması kamu adına iddia ve talep olunarak ... 2 Ağır Ceza Mahkemesi ... E sayılı dosyası ile dava açılmış olduğunu, davalı ve diğer borçluların elbirliği ile, sahte iddialarda bulunmuş olduklarını, dosyada takibin kesin olduğunu, terditli olarak açtıkları bu davada takibin geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına, icra takibinin devamına takibin zaman aşımına uğramadığının tespitine, aksi halde şimdilik 150.000 USD nin davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep etmişlerdir.
CEVAP:Davalılar ... ve ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın dayanağı olarak gösterilen bonoda keşideci sıfatıyla imzası bulunduğu iddia edilen ...un, ilgili imzaya itirazı neticesinde yürütülmüş yargılama sonucunda ilgili bonoyu keşide etmediğinin kesin olarak karar altına alınmış olduğunu, diğer davalı ...'e karşı işbu bonoyu evrakta sahtecilik yaptığı ve ... imzası taklit edilmek sureti ile kendisinin düzenlediği iddiası ile suçlama yöneltilmişse de yine davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunulan .. 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararında da görüleceği üzere, müvekkilerinden ...in beraatına karar verilmiş ve suçsuz olduğunun anlaşılmış olduğunu, bütün bunlarla birlikte ...'in ilgili bonoda başvuru borçlusu olduğu gözükse de zamanında tanzim edilmemiş protesto nedeniyle ilgili alacağın borçlusu sıfatıyla bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın, söz konusu ceza yargılamasında müvekkilinin borcu ikrar ettiğine ilişkin iddiasının Sayın Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, zira müvekkilinin ifadesinde senedin cirantası olan diğer davalı ...'e borcunun bulunduğunu, buna karşılık söz konusu senedi verdiğini beyan ettiğini, ancak müvekkillerinin davacı ... 'e herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu,... 7. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ve ... K. sayılı kararının yerinde olduğunu, bahse konu senet bakımından 14.09.2009 yılında uygulanan bankalara haciz ihbarnameleri gönderilmesi akabinde 29.04.2016 yılına kadarki süreçte zamanaşımını kesecek hiçbir işlem yapılmamış olmasıyla, bononun keşide edildiği dönemde geçerli olan 3 yıllık zamanaşımının aşıldığının sabit olduğunu, işbu haksız ve mesnetsiz davanın davalı müvekkilleri ... ve ... açısından reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın müvekkili ...tan ve ...ten kambiyo senedine bağlı olarak herhangi bir alacak talep edemeyeceğini, sebepsiz zenginleşme dolayısı ile de herhangi bir alacak talep etme hakkının da bulunmadığını, zira sebepsiz zenginleşme bakımından kanunen aranması gereken ilk husus bir tarafın aktiflerinde artış meydana gelirken(zenginleşme) diğer tarafın pasiflerinde artış veyahut aktiflerinde azalma meydana gelmesi(fakirleşme) gerektiğini, somut olayda senetteki son cirantanın ... olduğunu, her ne kadar kendisi keşide etmemiş olsa da ilk bakışta bonodaki ciro silsilesine göre ... bonoyu keşide etmiş ve lehtar ...e teslim etmiş olduğunu, diğer müvekkili ... de işbu bonoyu borca mahsup olmak üzere ciro etmek suretiyle ...'e vermiş olduğunu, bu noktada ne ... açısından, ne de ... açısından iç ilişkide bir zenginleşme veyahut fakirleşme olmadığını, kendi alacağına mahsup senedi ciro yolu ile iktisap eden ciranta ..., eskiden ortak oldukları bilinen davacı ... ile kendi aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklı olarak kambiyo senedinde devir gerçekleştirmiş olduklarını, somut olayda şayet bir zenginleşme varsa zenginleşen ..., şayet bir fakirleşme varsa da fakirleşen ... olacağını, bu sebeple müvekkili ... ve müvekkili ...'e karşı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talebinde bulunmanın hukuken imkan dahilinde olmadığını ve bu taleplerin reddedilmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmenin zamanaşımı süresinin bir hayli aşıldığının ortada olduğunu, herhalde belirlenen on yıllık zamanaşımı süresi dahi aşılalı altı yıl olduğunu, bu sebeple aksi kanaatte dahi davanın zamanaşımı defimiz sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, usul ve hakkaniyete aykırı olarak ikame edilmiş işbu mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile nispî vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, talep ederek davanın reddini savunmuşlardır.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, davaya konu senede dayalı takibin devamı, senedin zamanaşımına uğramadığının tespiti veya alacak istemlerinden oluşan terditli davadır.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik TTK 'nın 5/A maddesinde'' Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' düzenlemesi yer almakta olup 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle yapılan değişiklik 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “ Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.
'' hükmünün ve 18/A maddesinde;
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir.
Mahkekemizce davacıya arabuluculuk son zaptının sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, buna ilişkin ihtarın tensip zaptı ile birlikte davacı vekiline 04.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 14.05.2024 tarihinde dilekçe sunarak sadece arabuluculuk dosya numarasını beyan ettiği ve 23.05.2024 tarihinde ise arabulucuk son tutanağını ibraz ettiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacının taleplerinin incelenmesinde; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, dava dilekçesi ekinde bu başvurunun yapıldığına dair bir delil bulunmaması nedeniyle tensip zaptının 13 numaralı ara kararı ile birlikte birlikte davacı vekiline, arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış tasdikli suretinin sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 yollamasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesindeki dava şartı yokluğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekiline verilen kesin sürenin13.05.2024 tarihinde dolduğu ve davacı tarafça bu tarihe kadar arabulucuck son tutanağının ibraz edilmediği, verilen kesin süreden sonra ibraz edilen son tutanağın incelenmesinde arabuluculuk sürecinin dava tarihi olan 13.04.2024 tarihinden sonra 02.05.2024 tarihinde başladığı, bu durumda davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmamış olduğu, İstanbul BAM 9. H. D' nin 2023/1179 esas ve 2023/1309 Karar sayılı ilamında''.. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davalı Sigorta Şirketi yönünden zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden usulden red kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur...." gerekçesi ile karar verilmiştir.'' şeklinde belirtildiği üzere arabulucluk dava şartının tamamalanabilir bir dava şartı olmadığı, yine HMK 115/3 maddesinde '' Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' hükmünün bulunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede öncelikle mahkememizce esasa girilmeden önce anılan usul eksikliğinin farkedildiği, kaldı ki İstanbul BAM 13. H.D nin 2022/1035 Esas ve 2022/1599 Karar sayılı ilamında ''.. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenlemesi karşısında, genel nitelikteki HMK m.115/2-2.cümle ve 115/3 maddelerinin uygulanma olanağı yoktur. Ticaret mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. '' denilmek suretiyle belirtildiği üzere genel hüküm niteliğindeki HMK 115. maddesinin somut olayda uygula imkanı bulunmadığı, netice olarak davacı tarafça arabulucuk dava şartı tamamlanmadan işbu davanın ikame edildiği anlaşılmakla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 82.911,27 TL harçtan, alınması gerekli 427,60. TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
Kalan 82.483,67 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
-
Davalılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği hesaplanan 17.900,00. TL ücret. i vekaletin davacıdan tahsili ile Davalılar ... ve ... 'a VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tayinine YER OLMADIĞINA,
-
Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
Dair ; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/07/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01