İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/616 E. 2023/690 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/616
2023/690
30 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/616 Esas
KARAR NO : 2023/690
DAVA : Yangın Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ : 15/04/2013
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin “ iş yeri sigorta poliçesi” adı altındaki poliçe ile müvekkiline ait ... sayılı adada bulunan binayı yangın riski ile poliçede belirtilmiş olan diğer risklere karşı ek teminatlar ile sigortaladığını, 22.10.2012 tarihinde yağmur nedeniyle çatıdaki suya yıldırım çarpması sonucunda çatıda hasar oluştuğunu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı tespit dosyasından müvekkiline ait binanın hasarlanmasına fırtına, yıldırımlı fırtına ve yıldırım düşmesinin sebebiyet vermiş olduğunun tespit edildiğini, ayrıca 22.10.2012 tarihinde binanın çatısına yıldırım düştüğüne ilişkin olarak ... Organize Sanayi Bölgesi’ne ait ...sayılı tutanak ile binanın çatısından aşağıya inen paratoner üzerinde yıldırım düştüğüne ilişkin ... 1 .Noterliğinin ...tarih ... sayılı tespit tutanağının mevcut olduğunu, bu belgelere göre binaya yıldırım düştüğünün ve talep konusu zarara da yıldırımın yol açtığının açıkça tespit edildiğini, davalı sigorta şirketince zararın tespiti amacıyla ...A.Ş. görevlendirildiğini, sigorta eksperince binada yapılan incelemede zararın tespit edilmesine rağmen davalı şirketçe poliçe teminatındaki hasar tutarının ödenmediğini, müvekkili tarafından kendi imkanları ve kredi kullanılarak zararın giderilmesi amacıyla KDV dahil 4.577.640,40- TL'lik harcama yapıldığını beyanla; fazlaya ilişkin talep hakları, sair talepleri, kira kaybından doğmuş doğacak talepleri, munzam zararlarını talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik sigortalı binada meydana gelen 4.577.640,40- TL'lik hasar tutarının 22.11.2012 tarihinden itibaren T.C Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına eş ticari temerrüt faizi ( değişken olup, temerrüt tarihinde % 16,50 dir), mahkeme masrafları ve avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 22/10/2012 günü sigortalı iş yerinin çatısının çökmesi sureti ile davaya konu hasarın meydana geldiğini, hasarla ilgili birden fazla tespit yapıldığını, ayrıca ITÜ öğretim görevililerinin hasarla ilgili teknik görüşlerinin alındığını, yapılan tüm tespit ve ekspertiz incelemesi neticesinde sigortalı binadaki hasarın “çatı hasarı “ olduğunun ortaya çıktiğını, bu noktada hukuki değerlendirmenin ilk önce çatı hasarının teminat kapsamına girip girmediği merkezinde toplandığını, sigorta poliçesinde “dahili su klozu” nun mevcut olduğunu, somut olayda bina çatısının su ağırlığı sebebiyle çökmesi sebebiyle dahili su klozuna giren bir hasar ve zararın söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunu ve bilimsel gerçeklerden de uzak olduğunu, hasarın su birikmesi sonucu sigortalı bina çatısının çökmesi ile gerçekleştiğini, hasarın binaya yıldırım düşmesi ile oluşmadığını beyan ederek; neticeten poliçe özel ve genel şartları, poliçe klozları ve muafiyetler ile sunulan ve toplanacak deliller çerçevesinde hasarın teminat içinde olup olmadığı ve gerçek hasar miktarı konularında bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini beyanla; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
Feri müdahil ...A.Ş. vekili müdahale dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu ... sayılı adada bulunan fabrikanın kiralanması konusunda davacı tarafla anlaşıldığını, müvekkili tarafından kiralanan fabrikada ekim 2012 tarihinden itibaren üretim faaliyetlerine başlandığını, bu tarihten yaklaşık 1 sene sonra 22 Ekim 2012 tarihinde ise davacıya ait fabrikanın çatısının iki ayrı kısımdan çöktüğünü, dava konusu uyuşmazlığın açığa kavuşturulması amacıyla müvekkilinin aleyhine olan beyanlarına katılmamakla birlikte davalı tarafın yanında davaya dahil olma taleplerinin olduğunu beyan etmiştir.
Feri müdahil ... Sigorta A.Ş. Vekili müdahale dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacısı olduğu ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...esas sayılı dosyası ile huzurdaki davanın birleştirilmesine karar verildiği, kararın davalılardan... A.Ş. Vekilin tarafından temyiz edildiği, yine aynı olaya ilişkin olarak...A.Ş. İle ... A.Ş. Aleyhine ... 9 ATM'nin ... esasında derdest davanın bulunduğu ve huzurdaki davanın neticesini beklediğini, müdahale olmakta hukuki yararlarının olduğunu beyanla müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; Davacıya ait olan ve davalı ... Sigorta AŞ nezdinde sigortalı olan fabrika çatısında yıldırım düşmesi nedeniyle oluşan hasarın , işyeri (yangın) sigorta poliçesi kapsamında, tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizce deliller toplandıktan sonra, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki deliller değerlendirilerek, Mahkememizin 2016/1185 Esas 2017/328 Karar sayılı 20/04/2017 tarihli kararı ile;
"Davanın kısmen kabulü ile davacının BK 52 maddesi gereğince müterafik ksuurlu olduğu kabul edilerek takdiren %50 kusuruna tekabül eden oranda tazminatta indirime gidilerek belirlenen 2.288.820,00TL maddi tazminatın 02.04.2013 temerrüt tarihinden itibaren yıllık %16,50'yi geçmemek üzere davalı sigorta şirketinden tasili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine," dair karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş olup,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1591 Esas 2020/2206 Karar sayılı 17/12/2020 tarihli kararı ile;
"..Davacı, maliki olduğu fabrika binasında çatıya yıldırım düşmesi nedeniyle hasar oluştuğunu ve hasarın kendileri tarafından giderildiğini, davalı sigortacı şirketin poliçe kapsamında hasar bedelini ödemesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi ise hasarın çatıda biriken suların ağırlığı ile meydana geldiğini ve rizikonun teminat kapsamında bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Eldeki davanın 15/04/2013 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında fabrika binasında kiracı bulunan feri müdahil ... AŞ'nin sigortacısı ... Sigorta tarafından sigortalı kiracıya ödenen kar kaybının rücuen tahsili için hasar sorumluları malik ve sigortacısı aleyhine açılan davanın işbu dava ile birleştirildiği, mahkemece birleşen davada görevsizlik kararı verilerek asıl dosyanın tefrik edildiği ve tefrik edilen asıl dosyada yukarıdaki şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar alınmış, taraflar ve feri müdahillerce uzman raporlar sunulmuş, daha önce yapılan tespit dosyaları getirtilmiştir.
Meteoroloji, inşaat, mali müşavir ve sigortacı bilirkişi heyeti 14/04/2014 tarihli raporda; çatıdaki hasarın fırtına ve onun neden olduğu yıldırımdan kaynaklandığı, su birikintisinin önemli etkisinin olmadığı, çatıda kullanılan malzeme dayanımlarının projesinde öngörülen dayanımların üzerinde olduğu, bir uygulama hatası bulunmadığı, binanın yapı ruhsatları ve yapı kullanma izin belgelerinin bulunduğu, bina ile ilgili olarak yapılmış teknik hesaplamaların yönetmeliklere uygun hazırlandığı, onarıma ilişkin faturanın davacı defterlerine kaydedildiği ve onarım bedelinin ödendiği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyetine makine bilirkişisi ...dahil edilerek alınan 27/10/2014 tarihli 1. Ek raporda; önceki bilirkişi heyeti kök rapordaki görüşlerini tekrar etmiş, makine bilirkişisi ... ise; çatı çökmesinin meteorolojik olaylara bağlanmasını kesin olarak ortaya koyan verilerin bulunmadığı, mevcut verilere göre; çöken çubuklarda oluşan gerilmelerin, aşırı su birikmesi ve suyun drene olamamasına bağlı yük artışı sonucu sınır gerilmelerin üzerine çıkmasının çatının çökmesinde daha kuvvetli ihtimal olduğunu ifade etmiştir.
Bilirkişi heyetine inşaat bilirkişisi ... ile uzay çatı bilirkişisi ... dahil edilerek alınan 10/02/2016 tarihli 2. Ek raporda; kök ve 1. Ek rapordaki bilirkişiler görüşlerini tekrarlamışlar, inşaat bilirkişisi ...; çatının düzenli olarak izlenip temizlenmemesi nedeniyle biriken suların aşırı yüke neden olarak çelik konstrüksyonu oluşturan elementlerde kapasitenin aşıldığını ifade etmiş; uzay çatı sektör bilirkişisi...ise; çatının çökmesine tek başına biriken yağmur sularının etkisi olamayacağını, çatının olay gününden önce daha fazla yağış almasına rağmen herhangi bir şey olmadığı, olay günü basınç ve yıldırımın biriken su ile oluşturduğu patlama/blast etkisi ile çok büyük bir kuvvetin tetiklenmiş olabileceği, fırtına nedeniyle ortaya çıkan öngörülemeyen bir kuvvet ile çatıda kısmi çökme olduğunu ifade etmiştir.
Buna göre tespit raporları, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarından; olay günü sigortalı binada çatı çökmesi nedeniyle hasar oluştuğu, çatıda kullanılan malzeme dayanımlarının projesinde öngörülen dayanımların üzerinde olduğu, bir uygulama hatası bulunmadığı, binanın yapı ruhsatları ve yapı kullanma izin belgelerinin bulunduğu, bina ile ilgili olarak yapılmış teknik hesaplamaların yönetmeliklere uygun hazırlandığı, olay günü çatı çökmesine yıldırım düşmesinin neden olduğu, ancak çatının tahliye sisteminin düzenli olarak takip edilip, temizlenmesinin ihmal edilmesi nedeniyle biriken suların yıldırımın etkisini artırarak zararın doğumuna ve artmasına sebebiyet verdiği, bu durumun tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması karşısında mahkemece tazminatta % 50 oranında indirim yapılmasında hukuka aykırılık görülmediği, diğer taraftan davacı sigortalının ödediği onarım bedelinin sigortalının gerçek zararını oluşturduğu kanaatine varıldığından, tarafların istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE dair karar verildiği,
İşbu karara karşı Üye Hakim (37213) ...'ın muhalefet şerhi verdiği;
"Yargı harçlarına, 02.07.1964 tarihinde kabul edilen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 1/1-1.bendinde yer verilmiştir. Yasanın birinci kısmı “ Yargı Harçları “ üst başlığını taşımaktadır. ”2”. maddenin 1. fıkrasında, yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı olan tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı belirtilmiştir. Mükellef üst başlığı ile 11. maddede, genel olarak yargı harçlarını, davayı açan veya harca mevzuu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlü olacağına yer verilmiştir.Harç alma ölçüleri ve nispetleri üçüncü bölümde 15. vd maddelerde düzenlenmiştir. Değer esası üst başlığı ile 16. maddede, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas alınacağı, 21. maddede yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınacağı, 28. maddede, nisbi karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin geri kalanın, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarife “ Yargı Harçları “ dır. Tarifede, yargı harçları, “ Mahkeme Harçları “ üst başlığı ile, 1- Başvurma harcı, 2- Celse harcı, 3-Karar ve ilam harcı olarak, karar ve ilam harcı ise nisbi ve maktu harç olarak ayrı ayrı düzenlenmiştir. Başvurma harcı bölümünde, alınması gereken harç tutarları, derece ve yüksek mahkemeler ayrı ayrı belirtilerek, karar ve ilam harcı kısmında ki maktu harç bölümünde ise yine derece ve yüksek mahkemeler ayrı ayrı gösterilmiştir, karar ve ilam harçlarından nisbi harç bölümünde, “a” bendinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden şeklindeki genel açıklamadan sonra, özellik arzeden uyuşmazlıklarda ki harç oranlarına yer verilmiş, “e” bendinde “ ...Yukarıdaki nispetler Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasının hüküm altına aldığı kararlar için de aynen uygulanır “ hükmüne yer verilmiştir. Çoğunluk görüşü, söz konusu bu düzenleme kapsamında, davalı taraftan, Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurusu halinde, Harçlar Kanunu düzenlemesi kapsamında, nisbi harca tabi davalarda, bu nispette harç alınması gerektiği kabul edilerek bu nispetler üzerinden harç alınmakta, işlemler yapılarak, hüküm tesis edilmektedir.
Devletin gördüğü kamu hizmeti, kural olarak parasızdır. Fakat, davada kişilere özel hukuk alanındaki haklarına ( alacaklarına ) kavuşmaları için yardım edildiğinden, yapılan giderin bir kısmının mahkemelerin hizmetinden yararlanılanından alınması uygun görülmüştür ki, kişilerden makbuz karşılığı alınan paraya yargılama harcı denir. (Prof.Dr.Baki Kuru, İstinaf Sistemine göre yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, sayfa, 583,Ağustos 2017).
Hukuk yargılamalarında uygulanan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da geçen “ kaybeden öder “ ilkesi, tarafların yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine İlişkin düzenlemeleri ifade eder ( Anayasa Mahkemesi’nin 2013/1793 Esas,18.04.2014 tarihli kararı).
Bu açıklamalar doğrultusunda, bir uyuşmazlıkta, kaç defa harç alınması gerektiği ve Bölge Adliye Mahkemeleri’ne dair Harçlar Kanununa bağlı tarifenin “e” bendinde ki düzenlemenin ne şekilde yorumlanması gerektiği üzerinde durulması gerekecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 323. maddesinde yargılama giderleri düzenlenmiş, maddenin 1-a ) bendinde, celse, karar ve ilam harçları başta olmak üzere yargılama giderlerine yer verilmiştir. Aynı yasanın 326/1. fıkrasında, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Yani kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan, nisbi karar ve ilam harcından davalı taraf sorumlu olacaktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesi tarafından, tarife üzerinden hesaplanan gerekli nisbi harcın davalıdan tahsiline ve davacının peşin olarak karşılamış olduğu harcın ise yine kabul ve red oranına göre, mahkeme masraflarının davalıdan alınmasına karar verilmesi yasanın emredici düzenlemesidir. Davalı tarafça karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde yine aynı tarife üzerinden harç alınmaktadır. Bu durumda, davalının istinaf başvurusunun reddi ve Yargıtay nezdinde temyiz kanun yoluna başvurusu halinde bir kez daha aynı nispette harç ödemek zorunda kalması kaçınılmaz olacaktır. Nisbi tarifeye tabi davalarda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan nisbi harcın alınmasının öncelikle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 28. maddesinde ki düzenlemeye uygun olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Söz konusu yasada ki, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği düzenlemesi karşısında ve sonuç olarak ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen harcı ödemeden kanun yoluna başvuru hakkı tanınan tarafa, bu kez aynı veya yakın oranda harç yatırması ediminin yüklenmesi, yasal düzenlemenin bir anlamda işlevsiz hale getirilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bu husus, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/4159 Esas, 2011/8902 Karar ve 16.06.2011 tarihli ilamında (özetle )” Davanın niteliği gereği nisbi harca tabi davalardan olduğu gerekçesiyle, davacının dava açılırken, yargılamanın sonunda davanın redle sonuçlanması durumunda yükümlü tutulacağı maktu harçtan daha fazla tutardaki harcı yatırmakla yükümlü tutulması ve ödendiği takdirde dava sonunda alınması gereken maktu karar ve ilam harcının bu miktardan mahsup edilerek kalanının isteği durumunda kendisine geri verilmesi veya yargılamanın sürdürülebilirliğinin bu miktarın ödenmesi ön koşuluna bağlanması, belirtilen 28” inci madde lafzı ve ruhu İle çeliştiği gibi Anayasa’nın “ Hak arama hürriyeti “ başlığını taşıyan 36’ncı maddesinde yer alan “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içinde ki davaya bakmaktan kaçamaz “ hükmünün de ihlali niteliğindedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.11.2010 gün ve 2010/10-550 Esas, 2010/561 Karar sayılı ilamında da aynı görüş yaklaşım benimsenmiştir “ ifadeleri ile açıklanmıştır.
Adil yargılanma hakkı başlıklı, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin (AİHS)6. Maddesi, adil yargılanma hakkına İlişkin belli güvenceler tanınmıştır. Bu güvencelerden biri de bir yargı yerine başvuru hakkıdır. Buna göre kişinin bir hakkına ilişkin olarak bir yargı yerine başvurma hakkının güvence altına alınması gerekmektedir. Mahkeme önünde hak arama yolunun fiilen ya da hukuken geçici de olsa kapatılması veya bu hakkın fiilen ya da hukuken geçici de olsa kapatılması veya bu hakkın kullanılmasının imkansız kılacak şekilde bir takım şartlarla sınırlandırılması AİHS’nin 6.maddesinin ihlali anlamına gelebilecektir. ( AİHM ‘nin 26 Haziran 2007 tarihli 25321 /02 başvuru No ‘lu Ülger / Türkiye kararı ; TBB Dergisi ,sayı 86, 2009).
HMK ‘nın sekizinci kısmında “ Kanun Yolları “ düzenlenmiş, birinci bölümde “ İstinaf “ kanun yoluna yer verilmiştir. Yasanın 341. maddesinde ise istinaf yoluna başvurulabilen kararlar belirtilmiştir. 344. maddede, istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlerin ödeneceğine yer verilmiştir. Ne şekilde ve hangi oranda harcın alınması gerektiği, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince tespit edilecektir .5235 sayılı “ Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun “ nun 3. maddesinde “ Adli yargı ikinci derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleridir “ düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, tarifenin 1/ e bendinde ki işin esasının hüküm altına aldığı kararlar içinde aynen uygulanacağı şeklinde ki kararlardan anlaşılması gereken, kararı ilk derece mahkemesi yerine geçerek vermesi ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğunun kabulü isabetli olacaktır. Çünkü buna dair hüküm verilmeden önce, ilk derece mahkeme kararı kaldırılmakta ve sonuç olarak ikinci, derece mahkemesi olarak verilen yeni bir hüküm oluşmaktadır. İlk Derece Mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan red kararları ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2018/4601 Esas, 2019/6115 Karar ve 02.10.2019 tarihli, 2018/1356 Esas, 2019/6937 Karar ve 07.11.2019 tarihli ilamlarında, Bölge Adliye Mahkemelerinde alınan harçlara ilişkin karşı oy görüşünde ayrıntılı şekilde her yönü ile açıklandığı üzere) icra edilebilir karar niteliğinde değildir.İlk derece mahkeme kararı geçerliliğini devam ettirmektedir.
İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı da değildir ( Pekcanıtez -Atalay - Özekes sh.583, Konuralp, Uluslarası Toplantı sh.260,100 soruda istinaf ve temyiz sh 99 ) Bölge Adliye Mahkemesinde, istinaf başvurusunun esastan reddinde, işin esası hakkında yeni bir karar verilmemektedir.
Açıklanan nedenlerle ve özellikle Harçlar Kanunu ile bağlı tarife hükümleri, 5235 sayılı Kanun ve ilgili tüm yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası yargı kararları kapsamında, ilk derece mahkeme kararı kaldırılarak esas hakkında karar verilmedikçe Bölge Adliye Mahkemelerinde nisbi değil maktu karar ve ilam harcı alınması gerektiği kanaati nedeniyle, çoğunluğun nisbi harç alınmasına dair görüşüne katılmadığımı ve hükmün ilgili bentlerine muhalif kaldığıma dair görüşümü bildiririm." gerekçesi ile karara muhalif kaldığı görülmüştür.
İstanbul BAM ın 17. HD nce verilen karar taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dosya Yargıtay'a temyiz incelenmesine gönderilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15354 Esas 2022/1637 Karar sayılı 07/02/2022 tarihli ilamı ile;
"1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle, davacıya ait sigortalı fabrikanın çatısına düşen yıldırım nedeniyle dava konusu hasarın oluştuğuna ve bu hasarın sigorta teminatında olduğuna ilişkin kabulün yerinde görülmesine; davalı tarafın istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mahkemesi tarafından, davalı aleyhine nispi karar ilam harcına karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
- Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait fabrikanın çatısına düşen yıldırım nedeniyle hasarın oluştuğu, dosyadaki tüm deliller kapsamlı biçimde incelenmek suretiyle, konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından teknik verileriyle tespit edilmiş olup, bilirkişi raporları benimsenerek hasar nedeninin yıldırım olduğu kabul edilmiştir ki bu kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hasarın ana (temel) nedenine ilişkin kabul yerinde olmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen heyette yer alan inşaat mühendisi, makine mühendisi, meteoroloji mühendisi ve sektör bilirkişilerinin, olay günü gerçekleşen yağışın miktarı ile çatı su tahliye sisteminin yeterli çalışmayışı nedeniyle çatıda su birikmesinin muhtemel olduğu, biriken bu suyun da blast (şok- patlama) etkisi yaratarak yıldırımın sonuçlarını artırabileceği yönündeki görüşleri gereği, davacının olayda %50 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilip tazminattan yarı oranında indirim yapıldığı görülmektedir.
Yıldırıma maruz kalan çatının standartların dahi üzerinde dayanımlı ve ilgili yönetmelikler ile projesine uygun yapıldığının, dosyadaki birçok uzman bilirkişi raporunda tespit edildiği; olay günü çatıda su birikmesi ve bu suyun miktarına ilişkin somut veri dosyada olmadığı gibi, görüşüne itibar edildiği belirtilen bilirkişiler tarafından da bu konuda net ve kesin bir tespit yapılmadığı; yıldırımın blast etkisi konusunda görüş bildiren çatı sistemleri uzmanı sektör bilirkişisinin ve diğer bilirkişilerin, özel bir meteorolojik olay olan yıldırım ile etkileri konusunda görüş bildirebilecek uzmanlığa sahip olmadığı açıktır. Kaldı ki; uzay kafes tipi- sifonik sistemli çatılar konusunda uzman olan sektör bilirkişisi tarafından, yıldırıma maruz kalan çatının su tahliye sistemi yetersiz kalsa dahi (davacının kiracısı tarafından sifonik su tahliye ağızlarına konulan tel süzgeçler nedeniyle) işlevini yerine getirmeye devam ettiği tespit edilmiş; yıldırım ile etki ve sonuçları konusunda en sağlıklı görüşü bildirebilecek olan "yüksek akım elektrik dalı" öğretim üyesinin de bulunduğu 4 kişilik bilirkişi heyetinden alınan uzman görüşünde, çatıdaki nemin dahi yıldırımın blast etkisini artıracağı ve bunun anormal kuvvet yüklenmesine yol açacağı, teknik verileriyle açıklanmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; yıldırımın blast etkisini teknik verileriyle değerlendirme konusunda uzmanlığı bulunan, teknik üniversitelerin elektrik mühendisliği bölümü yüksek akım elektrik ana bilim dalında görevli öğretim üyeleri ile uzay kafes tipi-sifonik tahliye sistemli çatılar konusunda uzmanlığı bulunan sektör bilirkişisi, meteoroji mühendisi bilirkişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, olay günü fabrikanın çatısına düşen yıldırımın yaratacağı sonuçların ağırlaşması ile çatıda su birikmesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı; yıldırımın yaratacağı basınç ve kuvvete etki eden diğer faktörlerin neler olabileceği; havanın nemli olmasının yıldırımın blast etkisindeki rolünün ne olduğu;
çatıda su birikmesi (mahkemece muhtemel kabul edildiğinden) olmasa dahi, mevcut meteorolojik (fırtına- nem- yağış) koşullarda da çatıda aynı hasarın oluşup oluşmayacağı konularında, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp, olay günü çatıda su birikmesi kabulünün hangi delillere dayandığı kararda açıkça gösterilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
- Davacı taraf, hasar gören çatı onarımının 4.577.640,40 TL ödenerek yaptırıldığını belirtip, anılan bedelin tahsilini istemiş; mahkemece, onarım için ödenen bedelin uygunluğu konusunda bir hesaplama yapılmadan, davacı ödemesinin faturalı olduğu ve kesilen faturaların defterlere işlenip iptali de yapılmadığından, ödenen bedelin uygun olduğu yönünde görüş bildiren mali müşavir bilirkişi görüşü dahilinde hasar bedelinin 4.577.640,40 TL olduğu kabul edilmiştir. Davalı sigortacının gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, hasar gören çatı bölümlerinin onarımı için gerekli giderin ne kadar olduğu konusunda hesaplama yapılması gerektiği açıktır. Bu itibarla; zarar gören davacının faturalı olarak ödeme yaptığı gerekçesine dayanan rapor gereği hasar bedeli tespiti, eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; davaya konu yıldırım olayı nedeniyle hasar gören fabrika çatısının hasarlı bölümlerinin miktarı ile hasar gören bu bölümlerin onarımı için yapılması gerekli giderin hasar tarihine göre hesaplanması hususunda, uzay kafes tipi- sifonik sistemli çatılar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak hasar bedelinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
- Davacı taraf, davaya konu olayın meydana geldiği 22/10/2012 tarihinden 1 ay sonrası olan 22/11/2012'den itibaren temerrüt faizine karar verilmesini talep etmiş; mahkemece, temerrüt tarihi bakımından herhangi bir gerekçelendirme yapılmadan, 02/04/2013'ten itibaren temerrüt faizine karar verilmiştir.
Yangın Sigortası Genel Şartları'nın B.8.1. maddesinde "sigortacı kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içerisinde sigorta ettirene/sigortalıya ödemek zorundadır" düzenlemesi yapılmış olup, davalının temerrüt tarihinin saptanmasında anılan düzenlemenin esas alınması gereklidir.
Davacının 22/10/2012'de hasarın meydana gelmesinden hemen sonra hasar ihbarında bulunduğu ve davalı sigortacının 23/10/2012'de eksper görevlendirdiği; eksperin 31/10/2012 ve 27/11/2012 tarihlerinde ön ve ara raporlarını davalı sigortacıya teslim ettiği; davalı sigortacının, 04/12/2012, 10/12/2012 ve 02/04/2013 tarihlerinde davacıya red cevabını verdiği; 04/12/2012 tarihli red cevabında, talep edilen zararın teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmayacağının bildirildiği; davalı tarafından alınan 26/11/2012 tarihli uzman görüşüyle (eksper raporuna esas alınan) hasar nedeninin davalı tarafça tespit ettirildiği, dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında; gerek ...'nın B.8.1. maddesi, gerekse davalının aldığı 26/11/2012 tarihli uzman görüşüyle hasar incelemesinin tamamlanmış olması ve bu rapor gereği davalının 04/12/2012 tarihli red cevabını verdiği dikkate alınarak, 26/11/2012'de davalının temerrüde düştüğünün kabulüyle faize karar verilmesi gerekirken, temerrüt faizinin başlangıç tarihi hususunda yanılgıya düşülmesi nedeniyle de kararın bozulması gerekmiştir.
- Talep edilen tazminat için temerrüt faizi olarak avans faizi talep edilmiş olup, mahkeme tarafından, karar tarihindeki avans faiz oranı olan "yıllık %16,50'yi geçmemek üzere" şeklinde faize karar verilmiştir. Hükmedilen tazminat için, avans faizine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte, davalının temerrüdünün devam ettiği sürece faizin işlemeye devam edeceği ve avans faiz oranlarında değişiklik olabileceği dikkate alındığında, faiz tür ve oranı bakımından karar yerinde olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; hükmedilen tazminat için temerrüt tarihinden itibaren avans faizine karar verilmesi gerekirken, %16,50 sabit oranlı faize karar verilmesi de hatalı olmuştur." ilamı ile BAM kararının bozulmasına karar verilmiş olup, dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esasa (2022/626) kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce bozma ilamı taraflara tevdi edilmiş ve beyanları alındıktan sonra usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce Yargıtay bozma kararından sonra dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişiler ..., ..., ..., ...ve ... tarafından verilen raporda özetle;
"
a-Elektrik bilirkişisi tarafından ulaşılan sonuç olarak:
Yıldırımın dava konusu olayda meydana gelen hasarı tek başına meydana getiremeyeceği değerlendirildiğinde, yaklaşık 30.000 m² alana ve %1 eğime sahip çatıda su birikmesinin önlenmesi için konulan sifonik sistemlerin üzerine projede olmayan piramit süzgeçlerin konulması, gerekli temizliğin yapılmaması, bunların da sifonik sistemlerin sağlıklı çalışmasını engellemesi yani sifon etkisini sağlayacak vakumlamayı yapamamasına neden olması neticesinde çatıda miktarı bilinemeyen suyun birikmesine yol açtığı bu durumunda taşıyıcı sistemde zorlanmalara neden olduğu, aynı esnada fırtınalı hava koşullarına neden olan oraj bulutlanmasının ve yağmurun olduğu, bu nedenlerle çatının en fazla su toplanan bölümleri olan A ve F Bloktaki sifonik sistemlerin bulunduğu kenar bölümlerinin çatıda bulunan paratonere yıldırım düşmesi sonucunda yıkıldığı,
b-Hukukçu bilirkişi tarafından ulaşılan sonuç olarak:
Davalı sigorta şirketinin, zarara sebebiyet veren fırtınanın çatı yüzeyinde su birikintisi oluşmasına yol açtığını ispat edememesi sebebiyle “muhayyel” su birikintisinin zararın oluşmasında etkili olup olmadığı ile bu hususta davacı sigortalıya isnat edilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığının araştırılması aşamasına geçilmesi ve bu nitelikteki “muhayyel” bir kusurun tazminatta indirim sebebi olarak kabul edilmesinin mümkün olamaması,
Davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zarar miktarının doğruluğu hususu teknik bilirkişiler tarafından incelenerek doğru kabul edilmiş bulunması,
Hususları dikkate alınmak ve meselenin nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere varlığı ispat ve teknik bilirkişilerce de teyit edilen 4.577.640,40 TL tutarındaki davacı zararının bütünüyle tazminine; bu meblağa Yargıtay bozma kararında izah edilen kurallara uygun olarak temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
c-Meteoroloji ve İnşaat bilirkişileri tarafından ulaşılan sonuç olarak:
Hasara neden olan etkenin yıldırım çarpması kaynaklı olduğu, çatıda biriken yağmur suyunun ağırlığı ile çökme olayı arasında İlliyet bağının olmadığı kanaatine varılmıştı. Bu meydana gelen meteorolojik olay kısmi yıkıma önceden öngörülemeyen doğa olayının sebebiyet verdiği,
d- Sigorta Uzmanı bilirkişi tarafından ulaşılan sonuç olarak:
Dava konusu hasarın poliçe teminatında bulunduğu ve davalının zarardan sorumlu olacağı,
Davalının 4.577.640,40.- TL. zarar bedeli ile sorumlu olacağı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; mahkememizde açılan işbu dava davacı şirkete ait fabrika çatısında 22/10/2012 de meydana gelen çökme nedeniyle oluşan KDV dahil 4.577.640,40 TL lik harcama miktarının 22/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline ilişkindir.
Davacı şirkete ait ... Org. Sanayi bölgesinde bulunan fabrikanın davalı sigorta şirketi tarafından olay tarihi ... itibariyle ... nolu yangın riskli iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve poliçede belirtilen riskler ve klozlar kapsamında oluşan zararın tazmini talep edildiği tartışmasızdır.
Mahkememiz tarafından 20/04/2017 günlü karar ile , alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu davacıya ait iş yerinde 20/10/2012 de oluşan çatı çökmesine dayalı zararın sigorta poliçesi kapsamında oluştuğu ve zarar miktarının kadri maruf olup toplam 4.577.640,40 TL zararın oluşmasında , davacı yanın alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, paratönerde tespit edilen deformasyon dikkate alındığında , yıldırım etkisiyle zararın oluştuğu ancak teknik bilirkişiler ... ve ...'nin mütalaalarında belirttiği hasar günü bölgede meydana gelen yağış miktarı nazara alındığında çatının su tahliye sisteminin düzenli olarak takip ve bakımının yapılarak ,temizlenmesini davacı yan tarafından ihmal edildiği, bu nedenle suyun tahliye sisteminde birikim oluştuğunun muhtamel olduğu ve meydana gelen su birikintisinin meteoroloji bilirkişisinin de teknik görüşünde ifade edildiği üzere , " Blast etkisi "yaratarak yıldırımın oluşturduğu etkiyi artırabileceği olay gününden önceki dönemlerde meydana gelen daha yoğun yağışların çatının çökmesine sebebiyet vermediği ancak çatı üzerinde biriken su yıldırımın etkisini artırdığı ve zararın bu yolla doğduğu benimsendiğinden davalının %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu TBK 52. Mad ger. Kabul edilerek davanın 2.288.820,00 TL zararın oluştuğu mahkememizce benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce bozmadan sonra uyulan Yargıtay bozma ilamında belirlenen bozma sebepleri ;
"a- Yoğun yağış nedeniyle çatıya yıldırımın düşmesinin, blast etkisini teknik verileriyle değerlendirme konusunda uzmanlığı bulunan, teknik üniversitelerin elektrik mühendisliği bölümü yüksek akım elektrik ana bilim dalında görevli öğretim üyeleri ile uzay kafes tipi-sifonik tahliye sistemli çatılar konusunda uzmanlığı bulunan sektör bilirkişisi, meteoroji mühendisi bilirkişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, olay günü fabrikanın çatısına düşen yıldırımın yaratacağı sonuçların ağırlaşması ile çatıda su birikmesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı; yıldırımın yaratacağı basınç ve kuvvete etki eden diğer faktörlerin neler olabileceği; havanın nemli olmasının yıldırımın blast etkisindeki rolünün ne olduğu;
çatıda su birikmesi (mahkemece muhtemel kabul edildiğinden) olmasa dahi, mevcut meteorolojik (fırtına- nem- yağış) koşullarda da çatıda aynı hasarın oluşup oluşmayacağı konularında, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması,
Olay günü çatıda su birikmesi kabulünün hangi delillere dayandığı kararda açıkça gösterilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yapılarak hüküm tesisi ,
b- Davacı taraf, hasar gören çatı onarımının 4.577.640,40 TL ödenerek yaptırıldığını belirtip, anılan bedelin tahsilini istemiş; mahkemece, onarım için ödenen bedelin uygunluğu konusunda bir hesaplama yapılmadan, davacı ödemesinin faturalı olduğu ve kesilen faturaların defterlere işlenip iptali de yapılmadığından, ödenen bedelin uygun olduğu yönünde görüş bildiren mali müşavir bilirkişi görüşü dahilinde hasar bedelinin 4.577.640,40 TL olduğu kabul edilmiştir. Davalı sigortacının gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, hasar gören çatı bölümlerinin onarımı için gerekli giderin ne kadar olduğu konusunda hesaplama yapılması gerektiği açıktır. Bu itibarla; zarar gören davacının faturalı olarak ödeme yaptığı gerekçesine dayanan rapor gereği hasar bedeli tespiti, eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; davaya konu yıldırım olayı nedeniyle hasar gören fabrika çatısının hasarlı bölümlerinin miktarı ile hasar gören bu bölümlerin onarımı için yapılması gerekli giderin hasar tarihine göre hesaplanması hususunda, uzay kafes tipi- sifonik sistemli çatılar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak hasar bedelinin belirlenmesi gerektiği, eksik incelemeyle hüküm tesisinin doğru olmadığı,
c- Ayrıca kabule göre temerrüt faizine yangın sigorta poliçesi genel şartları B.8.1 ,maddesinde " sigortacı kesinlenmiş zarar (hasar )miktarını en geç 1 ay içerisinde sigorta ettirene/sigortalıya ödenmesi" gerektiğine ilişkin yasal düzenleme esas alınarak , temerrüt tarihinin tespiti gerektiği zararın 26/11/2022 günlü uzman görüşü ile , hasar incelemesinin tamamlanmış olması ve bu rapor gereği davalının 04/12/2022 de verdiği red cevabı dikkate alınarak davalının 26/11/2022 de temerrüde düştüğünün kabulü ile bu tarihten itibaren temerrüt faizi ödenmesi gerektiği ,
d- Mahkemece avans faizine hükmedilmesi doğru olup, temerrütün devam ettiği sürece faiz işlemine devam edeceğinden , avans faiz oranlarındaki değişikliklerin yansıtılması gerektiği halde .. Tarihinden itibaren yıllık %16 ve değişken oranda faiz oranı uygulanmak suretiyle işleyecek avans faiziyle birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile mahkememiz kararının bozulduğu anlaşılmakta olup ,
Mahkememizce bozma ilamında belirtilen a ve b bentlerindeki eksik araştırma ve incelemelerin tamamlanması için dosya yargıtay bozma ilamı doğrultusunda oluşturulan yüksek akım elektrik dalı öğretim üyesi , yıldırımın blast etkisini değerlendirebilecek teknik üniversitenin elektrik mühendisliği bölümünden yüksek akım ana bilim dalında görevli öğretim üyesinin yanında, uzay kafes tipi-sifonik tahliye sistemi çatılar konusunda uzman bulunan sektör bilirkişisi , meteoroloji bilirkişisi ve yıldırım ile yarattığı etkilerin sonuçlarının ağırlaşması ile çatıda biriken suyun arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, yıldırımın yaratacağı basınç ve kuvvete etki eden faktörlerin neler olabileceği, havanın nemli olmasının blast etkisinde rolünün ne olduğu, çatıda su birikmesi olmasa da mevcut meteorolojik fırtına-nem ve yağış koşullarında aynı hasarın oluşup oluşmayacağı konularında gerekçeli rapor tanzimi için dosya bilirkişi kurulu oluşturulmuş ve bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu tanzim edilen 25/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda ;
Bilirkişiler tarafından, Yıldırımın dava konusu olayda meydana gelen hasarı tek başına meydana getiremeyeceği değerlendirildiğinde, yaklaşık 30.000 m² alana ve %1 eğime sahip çatıda su birikmesinin önlenmesi için konulan sifonik sistemlerin üzerine projede olmayan piramit süzgeçlerin konulması, gerekli temizliğin yapılmaması, bunların da sifonik sistemlerin sağlıklı çalışmasını engellemesi yani sifon etkisini sağlayacak vakumlamayı yapamamasına neden olması neticesinde çatıda miktarı bilinemeyen suyun birikmesine yol açtığı bu durumunda taşıyıcı sistemde zorlanmalara neden olduğu, aynı esnada fırtınalı hava koşullarına neden olan oraj bulutlanmasının ve yağmurun olduğu, bu nedenlerle çatının en fazla su toplanan bölümleri olan A ve F Bloktaki sifonik sistemlerin bulunduğu kenar bölümlerinin çatıda bulunan paratonere yıldırım düşmesi sonucunda yıkıldığı,
Hasara neden olan etkenin yıldırım çarpması kaynaklı olduğu, çatıda biriken yağmur suyunun ağırlığı ile çökme olayı arasında İlliyet bağının olmadığı kanaatine varılmıştı. Bu meydana gelen meteorolojik olay kısmi yıkıma önceden öngörülemeyen doğa olayının sebebiyet verdiği,
Davalı sigorta şirketinin, zarara sebebiyet veren fırtınanın çatı yüzeyinde su birikintisi oluşmasına yol açtığını ispat edememesi sebebiyle “muhayyel” su birikintisinin zararın oluşmasında etkili olup olmadığı ile bu hususta davacı sigortalıya isnat edilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığının araştırılması aşamasına geçilmesi ve bu nitelikteki “muhayyel” bir kusurun tazminatta indirim sebebi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, zararın sigorta poliçesi kapsamında oluşmuş olup, oluşan zararın dosyadaki delil ve belgeler ile uyumlu olduğu teknik bilirkişiler tarafından tespit edilmiş olup, mahkememizce teknik bilirkişiler tarafından oluşan zarar miktarının , teknik bilirkişilerce 4.577.640,40 TL olarak tespit edilmiş olup, mahkememizce alınan raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olduğu benimsenmiştir.
Dosya içerisine sunulmuş bulunan hukuki ve teknik mütalaalar ile ... 9 ASHM ... e. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarındaki çatıda su birikmesi ile yıldırımın havanın nemli ve yağışlı ve fırtına koşullarında yarattığı blast etkisinde yağmur olsa da olmasa da yıldırımın çökmeye sebebiyet verebileceğine ilişkin görüş ve mütalaaların 07/07/2023 günlü bilirkişiler ... , ... ve ...tarafından tanzim edilen rapor ve yapılan değerlendirmelerin mahkememizce , dava konusu çatıda , bakımsızlık nedeniyle su birikmesi olsun veya olmasın yağmur nem ve fırtınanın çatıda blast etkisi yaparak çatının çökmesine sebebiyet vereceği ve oluşan zararın doğa olayı olan yıldırım düşmesine bağlı olarak oluştuğu mahkememizce benimsenmiştir.
Bu nedenle , davacının poliçe kapsamında gerçekleşen toplam 4.577.640,40 TL zararın bütünüyle tazminine; bu meblağa Yargıtay bozma kararında izah edilen kurallara uygun olarak temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi davanın kabulüne ilişkin hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile;
4.577.640,40 TL tazminatın 26.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
-
Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 312.698,62 TL karar. ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 78.174,7 TL harcın mahsubu ile bakiye 234.523,92 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
-
Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 20.798,5 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 337.552,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
-
Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine YEROLMADIĞINA
-
Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa İADESİNE,
-
Davacı tarafça peşin yatırılan 78.174,70 TL harç ile 24,30 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 78.199 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin ve feri müdahil Teknogon AŞ vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20