İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/858 E. 2023/545 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/858
2023/545
25 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/858 Esas
KARAR NO : 2023/545
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 09/05/2016
KARAR TARİHİ : 25/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ...'in sevk ve idaresindeki diğer davalı ... ...'e ait davalılardan ... sigorta A.Ş. tarafından ZMM poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı maruz kaldığı kaza sonucu aracın arka koltuğunda yolcu olarak bulunan müvekkilinin annesi ... ...'ın vefat ettiğini, müvekkilinin annesinin desteğinden yoksun kaldığını, ayrıca ruhende çöküntü içine girdiğini beyanla, destekten yoksun kalma tazminatının tespitini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 70.000 TL manevi tazminatın da yine dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte ... ... ve ... ... vefat etmiş olmakla,adı geçenin murislerinden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; aleyhine açılan davayı kabul etmediğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kendisine ait olduğunu, ancak aile dostu ... tarafından kullanıldığını, aracı kaza anında kullanan ve kazada vefat eden ... ... ile yine kazada vefat eden Bestami Karakuşu tanımadığını, aracın ruhsatının kendisine ait olmasının kazada sorumluluk taşıdığı anlamına gelmediğini beyanla, husumet yönünden davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava konusu ... plakalı aracın müvekkil şirkete ZMM poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat bedelinin kişi başı 310.000 TL ile sınırlı olduğunu, ayrıca 6704 sayılı yasa ile 2918 sayılı yasanın 97.maddesindeki vaki değişiklik nedeniyle davacı tarafın müvekkiline başvurmadığını, bu yöndeki dava şartının gerçekleşmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ... ... murislerinin dava dilekçesinde bildirilmediği, veraset ilamının sunulmadığı ve yargılama aşamasında da mahkememizce ... ...'in nüfus kaydının celb edildiği, adı geçenin kazada vefat ettiği, ancak sehven veraset ilamının ibrazı ile mirasçılarının davaya dahilleri hususunun mahkememiz tarafından yerine getirilmesinin gözden kaçırıldığı anlaşılmıştır.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce delillerin ibrazını müteakip celbi gerekli deliller de celp edilerek dosyamız arasına katılmıştır.
Mahkememizce icra edilen yargılama sırasında dosya üzerinde iddia ve savunma doğrultusunda aktüerya uzmanı bilirkişi ... ile kusur uzmanı ... marifetiyle inceleme icra edilerek konuya ilişkin 14/06/2017 tarihli rapor teminle dosyamız arasına katılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler anılı raporunda özetle;
"Olaya ait Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kaza yerinde yol genişliği S şeklinde viraj olup üç şeritlidir. Yolun bir şeridi kazaya karışan aracın seyrettiği yöndeki rampa inen trafiğe, iki şeridi ise birisi tırmanma şeridi olmak üzere karşı yönden gelip rampa çıkan trafiğe tahsis edilmiştir. Genişliği 10,50 m olan yolun sağında 4,0 m genişlikte, solunda 1,50 m genişlikte banket olup zemini asfalt, kaza sırasında kuru, vakit gecedir. Kaza yeri yerleşim bölgesi dışıdır.
Davalı sürücü ... ...’in yönetimindeki otomobil sağa viraj çıkışında önce sağ kenardaki bankete girmiş, takiben sola yönelerek yol üzerinde bıraktığı 46,40 m uzunluktaki lastik izinden sonra bu taraftan yol dışına çıkarak devrilip takla atarak 40,0 m ileride kalmıştır. Kaza yerinde yolun her iki tarafında viraj uyarı işaretleri vardır.
Trafik Kazası Tespit Tutanağında aracın sürücüsü ... ...’in 0,73 promil oranında alkollü ve kaza kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Kazanın meydana geldiği yerde yol üç şeritli olup zemini asfalt ve kurudur. Yolun virajda olduğu işaretlerle belirtilmiştir. Kazanın meydana gelmesinde etkili olabilecek bir başka araç ,ayrıca araçta meydana geliş teknik arıza bulunmamaktadır. Buna karşılık aracın sağındaki bankete girdikten sonra sola yönelip yol üzerinde 46,40 m gittiği halde kontrol altına alınamayıp bu taraftan yol dışına çıkarak devrilip takla atarak 40,0 m ileride kalması hızının çok yüksek olduğunu göstermektedir.
Sıralanan hususlar karşısında, kazanın alkolü olduğu tespit edilen davalı sürücüsü ... ...’in far ışığı altında seyri sırasında iniş eğimli virajda görüş imkanına ve yolun virajda oluşuna göre çok süratli seyretmesi sonucu meydana geldiği görüşüne varılmıştır. Davalı sürücü yol ve görüş şartlarının gerektirdiği dikkat, tedbir ve hız ile araç sevk etmeyerek Trafik Kanununun 52/b maddesini ihlal etmiş olup kazada etkili her hangi bir harici etken olmadığından tam (%100) kusurlu bulunmaktadır.
Kazada vefat eden ... ..., araçta yolcu olup kazanın meydana gelmesinde her hangi bir rolü olmadığından kusursuz bulunmaktadır. Kusur tespiti bölümünde belirlendiği üzere; işbu raporda davalıların müştereken ve müteselsilen %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre zarar hesabı yapılacaktır.
04.01.1989 doğumlu olan müteveffa ... ..., 19.02.2016 ölüm tarihinde (27)yıl, (1)ay, (15)günlük olup, (27)yaşında kabul edilerek P.M.F. tablosuna göre bakiye ömrü (40) yıl ve muhtemelen (67) yaşına kadar yaşayacaktır.
Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarıyla kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olup, müteveffanın aktif çalışma hayatının (60) yaşına kadar süreceğinin kabulü ile bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi (33) yıl ve pasif devresi (7) yıldır.
HAK SAHİPLERİ VE DESTEK SÜRELERİ
Her ne kadar işbu davada müteveffanın annesi davacı değil ise de; dava dışı ... in de fiilen destek görmesi mümkün bulunduğundan, destek süresi belirlenerek paylaştırmada dikkate alınacaktır. Müteveffanın babası ise bu kazadan önce vefat etmiştir. Bu durumda;
Davacı kızı ... bakımından Yargıtay’ca muhtaçlık yaş sınırı olarak kabul edilen 22 yaşına kadar, dava dışı anne bakımından kendi bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları süreler; Kızı ... için 13 yıl, anne ... için 18 yıldır.
Çocuğun bakım ihtiyacının(yaşının küçük olması eğitim göreceği gibi hususlar nedeniyle) annenin bakım ihtiyacından fazla olması nedeniyle, dava dışı anneye çocuğun yarısı kadar destek payı verilecektir.
Dava dosyasında müteveffanın yaptığı iş ile elde ettiği ücret ve kazançları gösterir yazılı bir belge bulunmadığından zorunlu olarak hesaplama yasal asgari ücretlere göre yapılacaktır Buna göre;
Müteveffanın 19.02.2016-19.02.2017 arası geçen (1)yıllık işlemiş aktif devre net kazançları toplam 15.780,23 TL.'dir.
Müteveffanın işlemiş ve bilinen devredeki net kazançları yukarıdaki esaslara göre belirlenmiş olup, herhangi bir artış ve iskontoya tabi tutulmaksızın aynen esas alınacaktır. Ancak;
İşleyecek ve bilinmeyen bakiye devre sonuna kadar geçecek süre içinde Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar nazara alınarak her yıl için ayrı ayrı %10 artış ve %10 iskontolama esasına göre hesaplama yapılacaktır. Bu duruma göre,
Müteveffanın işleyecek devre başındaki bir yıllık geliri;1.404,06 x 12 Ay = 16.848,72 TL. olup, anılan tutar işleyecek aktif devre maddi zarar hesabına esas alınacaktır. Buna göre;
Kızı ... bakımından 12 yıllık işleyecek iskontolu aktif devre net kazanç kaybı peşin değer toplamı 202.184,64 TL.'dir.
MADDİ TAZMİNATIN HESAPLANMASI:
Kızı ...’nun maddi zararı toplam 62.275,68 TL.'dir.Davalı sigorta şirketinin sorumluluk kapsamı ve temerrüt tarihi; Kaza tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre davalı sigorta şirketinin sorumluluk üst limiti 310.000,00 TL.dır. Davacının maddi zararı poliçe limitini aşmadığından sigorta şirketi belirlenen zarar tutarının tamamı ile sorumlu olacaktır.
Dava dosyasında Karayolları Trafik Kanunun 99.maddesine göre dava tarihinden önce yapılmış bir başvuru belgesi bulunmadığından davalı sigorta şirketinin 09.05.2016 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiştir.
Sigorta şirketi dışındaki davalılar bakımından ise her hangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın temerrüt 19.02.2016 olay tarihinde gerçekleşmiş olacaktır. Sigortalı araç hususi nitelikte olduğundan olaya yasal faiz oranlarının uygulanması gerekecektir.01.06.2015 Tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarına ilişkin tespit ve değerlendirme; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartları ile dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine başvuru yapılması, hesaplamalarda TRH 2010 ölüm tablosu ile iskonto oranında 1,8 teknik faizin dikkate alınması gibi düzenlemeler yapılmıştır. Henüz bu konuda oluşmuş Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ancak; Hazine müsteşarlığı tarafından önceki yıllarda da hesaplamaların CSO yaşam tablosu ve %3 teknik faiz oranları dikkate alınarak yapılması gerektiği yönünde genelge çıkartılmış ise de; Yargıtay tarafından bu genelgelere göre hesaplama yapılamayacağı yönünde çok sayıda istikrarlı kararlar verilmiş ve bu genelgeler kabul görmemiştir. Aynı şekilde poliçe genel şartlarındaki değişikliğinde, Hazine Müsteşarlığı tarafından açıklanan genelgelerden bir farkı bulunmadığından ve Yargı açısından bağlayıcılığı söz konusu olmadığından Yargıtay kararlarına aykırı olan bu değişikliğin 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak; Karayolları Trafik Kanunun ilgili maddelerinde 14.04.2016 tarihinde yapılan ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren bir kısım değişiklikler ile poliçe genel şartlarının bir kısım hükümlerine uyulması yasal zorunluluk haline getirilmiştir. Bu durumda; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarının Hazine Müsteşarlığının genelgesinden öte bir hukuki değerinin bulunmaması, bu değişikliğin en fazla sigorta sözleşmesindeki taraflar için bağlayıcılığından söze edilebileceği, somut olaydaki gibi 3. kişi konumunda olanlar açısından bir bağlayıcılığından bahsedilemeyeceği, poliçe genel şartlarının yasal mevzuat ile Yargıtay kararlarının önüne geçemeyeceği ve Yargı açısından bağlayıcılığının söz konusu olamayacağı ve buna göre de poliçe genel şartlarının ancak Karayolları Trafik Kanununda yapılan ve 26.04.2016 tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemeden sonra 3. kişiler açısında bir bağlayıcılık ifade edeceği ve buna göre de 26.04.2016 tarihinden sonraki kazalara uygulanma imkanının bulunacağı kanaatine varılmakla; nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, işbu kaza yasal düzenlemeden önce meydana geldiğinden 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartları dikkate alınmamıştır." şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce 06/02/2018 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ... beyanında özetle;
"Mütevveffayı ve eşini önceden tanıyorum, muhasebeci olarak görev yapmaktayım, hatırladığım kadarıyla velafet babaya verilmişti, ancak ...'ya annesi bakıyordu, ... bey sürekli yurt dışına çıkıyordu, yurt dışında olmadığı zamanlarda da ...'ya annesi bakıyordu, hatta zaman zaman anne işte olduğunda anneanne de gelip bakıyordu, benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde, davacı tanığı ... ise beyanında özetle"Ben ...'nun amcası olurum, ... boşandıklarından itibaren sürekli annesinde kalmaktadır, bakımını rahmetli annesi bilfiil yapmıştır, benim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce icra edilen yargılama sırasında davacı vekili 19/07/2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; 1.000 TL tutarındaki maddi tazminat talebini 62.275,68 TL olarak ıslah etmiştir.
Dava; trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma maddi tazminat talebi ile manevi tazminat ist... ilişkindir. Davalı ... Sigorta A.Ş. ve ... ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizin bozmadan önce 06/03/2018 tarihli, 2016/... Esas, 2018/... sayılı kararında; davanın kabulü ile;
-
Davacı ... ...'in maddi tazminata ilişkin davasının kabulü ile, 62.275,68 TL'nin 19/02/2016 kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Davacı Davacı ... ...'in davalılar ... ... ve ... ...'e yönelttiği manevi tazminata ilişkin davasını kısmen kabulü ile, takdiren 50.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... ...'den 19/02/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,
-
Karar tarihinde yürürlüğe giren harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 7.669,60 TL. Karar harcından, peşin ve ıslahla yatırılan 1.291,50 TL.nin mahsubu ile, bakiye 6.378,10 TL. Harcın (Davalı ... SİGORTA A.Ş 3.539,80 TL.den sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken. mümeteselsilen alınarak, hazineye irad kaydına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş bulunduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince maddi tazminat yönünden hesaplanan 7.200,25 TL. Vekalet ücretinin davalılardan müştereken. mümeteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş bulunduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince manevi tazminat yönünden hesaplanan 5.850,00 TL. Vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... ...'den müştereken. mümeteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı gideri 1.425,25 TL.nin davanın kabul. red oranına göre hesaplanan 1.210 TL.nin (Davalı ... SİGORTA A.Ş 671,60 TL.den sorumlu olmak kaydıyla) Peşin ve ıslahla yatırılan harçlar toplamı 1.326,01 TL.nin (Davalı ... SİGORTA A.Ş 735,90 TL.den sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken. mümeteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, " yönünde karar verildiği; davalıların itirazı üzerine,
İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin 28/09/2021 tarih ve 2019/3023 Esas 2021/1282 sayılı kararı ile;
Davalı ... ... mirasçılarına/vekiline dava dilekçesi ve devam eden aşamalardaki usuli işlemlerle ilgili belgelerin usulüne uygun tebliğinden sonra davacının adı geçenlere karşı maddi ve manevi tazminat taleplerinin devam edip etmediği ve tüm davalılara karşı talepleri belirlenmeli, oluşacak hukuki duruma göre davacının maddi tazminat bakımından sulh ve ibrası ile diğer davalıların davalı sigorta şirketinin poliçe ile sorumlu olduğu tutar kadar borçtan (maddi tazminat) kurtuldukları da gözetilerek, buna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle davalı ... ... mirasçılarının ve davalı ... sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kararın kaldırılması nedenine göre davalı ... sigorta AŞ vekilinin istinaf itirazları bu aşamada incelenmediği,
Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, dava şartlarına aykırılık nedeniyle HMK'nin 353/1-a/4-6'ncı maddesi gereğince kaldırılmasına," gerekçeye istinaden kaldırılarak mahkememize tevzi olmuş, mahkememizin 2021/... Esasına kaydedilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
Kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılmada; mahkememizde görülen davanın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, mahkememizin 2016/... E. 2018/... K sayılı ilamı ile maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup dosya istinaf edilmiştir. Dosya istinaf incelemesi aşamasında iken davacı vekilince maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile ibraname imzalandığını ve davadan feragat ettiğini bildirmiştir. İlgili daire tarafından davacının talebinin açıklatılması için karar kaldırılmıştır. Bunun üzerine davacı vekiline kaldırma ilamı sonrası yapılan tensipte ilam gereği sulh sözleşmesi gibi karar verilmesini isteyip istemediği ve tüm talepler yönünden beyanının açıklamak üzere süre verilmiş bunun üzerine sunulan beyan dilekçesinde davalı ... diğer davalılar yönünden maddi manevi tazminat taleplerinin devam ettiği bildirilmiş sonraki beyanında ise davacı ile davalı sigorta şirketi ... arasında yapılan ibraname ve ödeme belgesinin örneği sunulmuştur. Davacı vekilinin tensip sonrası açıklama beyanı yeterli bulunmamış 4. celseye gelindiğinde davacı yana kaldırma ilamı gereği her bir talep yönünden açıklayıcı beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekilince beyanda bulunulmamıştır. 5. celsede bu husus kendisine sorulduğunda kaldırma ilamı sonrası beyanını tekrarla yetindiğini bildirmiştir.
Mahkememizce 04/10/2022 tarihli kaldırma ilamı sonrası 3. Celsede davalı vekiline mirasın hükmen reddine ilişkin sulh hukuk mahkemesi doyasını ve davacının davalı ... yönünden maddi tazminata ilişkin talebi hususunda geri almaya muvafakat edip etmediğini bildirmek üzere kesin süre verilmiş ve aksi halde geri almaya muvafakat etmeyeceği ihtar edilmiştir. Davalı vekili mirasın hükmen reddine ilişkin bir dava açmadıklarını mahkemece def'İ olarak bu hususun incelenmesi gerektiğini ve davacının davalı ... yönünden maddi tazminata ilişkin talebi hususunda geri almaya muvafakat etmediklerini belirtmiştir. Yine davalı vekilinin beyan ettiği ... Ağır Ceza Mahkemesi 2018/... Esas sayılı dosyanın gerekçeli karar örneği dosya arasına alınmış olmakla henüz kesinleşmediği görülmüştür. İlgili karar incelendiğinde işbu davanın davalısı ...'ın ölen olduğu ve dava konusu kazanın oluşumuna ilişkin görülen davada sanık ... 'un delil yetersizliğinden beraat ettiği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 17/05/2022 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın raporu sunan bilirkişiye tevdi ile davalı ... ... mirasçılarının savunmalarının tetkiki ile davalı sigorta şirketince yapılan ödeme nazara alınarak ve güncel içtihatlara göre yeniden tazminat hesabı yapılması için önceki bilirkişilere tevdi edilmiş bilirkişiler ek raporunda özetle;
Bilirkişiler Trafik kusur uzmanı ... aktüerya uzmanı ... tarafından hazırlanan 14/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 19.02.2016 tarihinde meydana trafik kazasında; Davalı sürücü davalı ... ...''in 96100 oranında kusurlu olduğu, Müteveffa ... ...'ın kusursuz olduğu, Davalıların 96100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre; ... ...'ın vefatı nedeniyle geride kalan hak sahiplerinden; Davacı Kızı ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının sulh ve ibra kapsamında BAM kararı doğrultusunda yapılan ödeme ile karşılanmış olması nedeniyle talep edilebilir maddi tazminatının kalmadığı, Manevi tazminat taleplerinin zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında olmaması nedeniyle Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminat tutarından araç sürücüsü ve işletenin sorumlu olacağı, Davalı sigorta Şşirketinin 09.05.2016 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, sigorta şirketi dışındaki davalılar bakımından temerrüdün 19.02.2016 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, Kazaya karışan aracın hususi nitelikte olduğu," yönünde mütalaada bulunulduğu gürülmüştür.
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar sonrası maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davanın destekten yoksun kalma tazminatı olduğu, kaldırma ilamı öncesi gerekçede belirtildiği üzere davacının destek olarak tazminata hak kazandığı ancak davacının, davalı sigorta şirket ile 06/06/2021 tarihinde ibraname imzaladığı ve 87.169,76 TL ödeme aldığı sabittir. Davacı vekilince de beyan edildiği üzere davalı sigorta şirketi yönünden davanın konusuz kaldığı ortadadır. TBK 168. Maddesi geriği davalılar arasındaki ilişkinin müteselsil borçtan kaynaklanmakla davalı sigorta şirketinin borçtan kurtulduğu oranda diğer davalılarda borçtan kurtulmaktadır. Mahkememizce her ne kadar hesaplamaya yönelik ek bilirkişi raporu alınmış olsa da maddi tazminat yönünden dava, davacının aldığı ödeme ile konusuz kalmış olmakla rapora itibar edilmemiş ve konusuz kalan maddi tazminat davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalıların itirazlarına gelince mirasın hükmen reddi def'i yoluyla incelenebilecek bir husus olmayıp hangi sürelerde ve hangi yollarla mirasın reddedilebileceği Türk Medeni Kanununda açıkça belirtilmiştir. Usulüne uygun mirasın reddi başvurusu ve kararı olmadığından davalının bu itirazı dikkate alınmamıştır. Yine davalının ceza mahkemesi dosyasına ilişkin itirazları incelendiğinde yukarıda belirtildiği üzere yaşanan kazadaki kusur oranına ilişkin mahkememizde yapılan tespitten farklı bir tespit yapılamadığı, müteveffa ... yaşasaydı beraat edecekti şeklindeki savunmanın soyut ve dayanaktan yoksun olduğu görülmekle mahkememizce bu savunmaya da itibar edilmemiş ve ilgili ceza mahkemesi dosyası beklenmemiştir. Açıklandığı üzere konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar sonrası manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakim manevi tazminat yönünde takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerekmektedir. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Anılı düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; usuli müktesep haklar da gözetilerek davacının desteği annesinin vefatı sonrası manevi zarara uğradığı ve davalı gerçek şahısların yasal düzenlemeler gereğince davacının manevi zararını gidermekle yükümlü olduğu sonucuna varılmıştır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesi noktasında anılı düzenleme ve içtihatlar kapsamında değerlendirme yapılmış, olayın ağırlığı ve verdiği üzüntünün bir nebze olsun telafisi bakımından meydana gelen olayın oluş şekli, kusur oranı, tarafların mali ve sosyal durumları dikkate alınarak taktiren 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davası hakkında tarafların sulh olması ve davacıya ödeme yapılması nedeniyle davanın konusu kalmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ İLE;
70.000 TL manevi tazminatın taleple bağlılık ilkesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar mütevaffa ... ... mrasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Maddi tazminat yönünden;
-
Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3,41 TL ve 1.050 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.053,41 TL harçtan mahsubu ile arda kalanın davacıya iadesine,
-
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3,41 TL peşin harç ve 1.050 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.053,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
-
Maddi tazminat yönünden taraflar arasındaki ibraname protokolü göz önüne alınarak taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Manevi tazminat yönünden;
-
Karar tarihinde yürürlüğe giren harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 4.781,70 TL. Karar harcından, 239,10 TL peşin harcın mahsubu ile, bakiye 4.542,00 TL harcın davalılar müteveffa ... ... mirasçılarından müştereken. mümeteselsilen alınarak, HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
-
Davacı tarafından yatırılan 239,10 TL peşin, 29,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 268,30 TL harcın, davalılar mütevaffa ... ... mrasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş bulunduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince manevi tazminat yönünden hesaplanan 17.900 TL. vekalet ücretinin davalılar müteveffa ... ... mirasçılarından müştereken. mümeteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
-
Davacı gideri 2.906,10 TL'nin davalılar mütevaffa ... ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
10-Davalıların yaptığı gider olmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekili ve davalı ... mirasçıları vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/10/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10