İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/512 E. 2024/36 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/512
2024/36
22 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/512 Esas
KARAR NO : 2024/36
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/07/2022
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın ihraç ettiği tekstil ürünlerinin davacı müvekkil firmada dikimini yaptırdığı ve buradan kaynaklanan borcunu eksik ödediğini belirterek davalı şirket aleyhine alacağın tahsili için İstanbul ...icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalı müvekkili şirket arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki gereği davalı şirketin yurtdışına ihraç edeceği malların bir bölümünün son ütüsünün yapılması, dikim işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve doğrudan eksik ya da hatalı ürünlerin ayıklanması noktasında taraflar arasındaki şifahi görüşmeler neticesinde ticari destek alındığını, davalı müvekkili şirketin davalı tarafa, incelenmek ve ütülenerek paketlemesinin yapılması maksadıyla gönderilen ürünleri teslim alınması akabinde Almanya'ya ihracının gerçekleştiğini, yapılan ihracat akabinde ihracın yapıldığı ...isimli şirket tarafından davalı müvekkili şirkete ürünlerin hatalı olduklarına dair mailler gönderilmeye başlandığını ve tüm ürünler üzerinde incelemeler yapılacağının belirtildiğini, gönderilen tüm ürünlerin incelemelerinin yapılması akabinde ürünlerin büyük bir bölümünde dikim, paketleme ve ütüleme hatalarının olduğunun tespit edildiğini, görselleri ile birlikte hatalı ürün listeleri gönderildiğini, Son ütücünün, tekstil sektöründe dikim işlemlerinin yanısıra ütücü ve paketleyici olarak kendisine tevdi ürünlerin tüm teknik hasar ve eksiklerini bildiren; malların tüketiciye doğrudan sorunsuz bir şekilde iletilmesini sağlamakla yükümlü kimseler olduğunu, davalı müvekkili tarafından ürünlerin davacıya tevdinin ana sebebinin ürünlerinin satışının 3.kişilere ürünün sorunsuz olarak tevdini sağlamak olduğunu, davalı şirkete ürünler neticesinde kesinlen cezai meblağlardan anlaşılacağı üzere davacı tarafın taraflar arasındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, söz konusu hatalar neticesinde ürünlerin ihraç olduğu şirket tarafından davalı şirkete yaklaşık 16.508,58 EURO miktarında hatalı üretim kesintisi yapıldığını, davalının ticari itibarının alenen sarsıldığını, davacı ile yapılan görüşmelere istinaden; davalı şirket tarafından 24.05.2022 tarihinde ... fatura numarası ile 39.660,28-TL'lik reklamasyon faturası tanzim edildiğini, anılan faturanın davacıya gönderilmesi akabinde davacı tarafça ilgili faturaya herhangi bir itiraz sunulmadığını belirtilerek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takip dosyasının çıktıları UYAP üzerinden alınarak dosya kapsamına alınmıştır.
Mali Müşavir bilirkişinin 03/05/2022 tarihli raporunda özetle; Davalı tarafından incelemeye ibraz edilen 2022 yıllarına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davacı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin, işletme defteri olarak tutulduğu, defter açılışının yasal süresinde yapıldığı, işletme defterinin noter kapanış tasdik zorunluluğu bulunmamakta olup, usulüne uygun olarak tutulduğu, Davacının icra takibinde davalıdan 41.610,00TL cari hesap alacağı alacak talep ettiği, ancak bunun yanında davacı tarafın dava dosyasına ibraz ettiği yasal defterinin işletme defteri olması sebebiyle davalıdan ne zaman, ne kadar tahsilat yaptığı davalıdan eksik ya da fazla tahsilat yapıp yapmadığı, tam ve belirgin bir şekilde tespit edilemediği, Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde örtüşmeme konusu Reklamasyon faturasından başka, taraflar arasında Reklamasyon ile ilgili düzenlenmiş bir faturanın ve yapılmış bir ödemenin olmadığı ve taraflar arasında teamül oluşmadığı, Davalı ticari defterlerinde 24.05.2022 tarihinde dava konusu 39.660,28 TL tutarlı Reklamasyon faturasının davacı cari hesabına borç olarak kaydedilerek davacının alacağının kapandığı, davalının söz konusu fatura ve muhteviyatını davacıya teslim ettiğinin ispata muhtaç kaldığı bu sebeple reklamasyon faturasının düşülmesinden sonra davalının davacıya 39.660,28-TL borçlu kabul edilmesi gerektiği, Davalı taraf icra takibinde 1.809,18-TL işlemiş faiz talep etmiş olsa da, davacının takip tarihine kadar temerrüde düşmemesi nedeniyle davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği, Davacının inkâr tazminatı talebinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişinin 07/12/2023 tarihli ek raporunda özetle; Davacı şirketin uyuşmazlık dönemi tarihi itibariyle esnaf işletmesi düzeyini aşmadı tacir sayılması gerekmediği ve bilanço esasına göre ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmadığını, dava konusu olan 24.05.2022 tarih ... numaralı ve 39.660,28TL tutarlı Reklamasyon faturasının davalı tarafından davacı tarafa tebliğ edildiği, Davacı tarafından tebliğ alınan faturanın G.O.Paşa ... Noterliğinde 30.05.2022 tarihinde ... yevmiye nosu ile keşide edilen ihtarname ile yasal süresinde itiraz edilerek iade edildiği, Davacının icra takibinde davalıdan 41.610,00TL cari hesap alacağı alacak talep ettiği, ancak bunun yanında davacı tarafın dava dosyasına ibraz ettiği yasal defterinin işletme defteri olması sebebiyle davalıdan ne zaman, ne kadar tahsilat yaptığı davalıdan eksik ya da fazla tahsilat yapıp yapmadığı, tam ve belirgin bir şekilde tespit edilemediği, davalı ticari defterlerinde 24.05.2022 tarihinde dava konusu 39.660,28 TL tutarlı Reklamasyon faturasının davacı cari hesabına borç olarak kaydedilerek davacının alacağının kapandığı, Taraflar arasında yapılacak işin nevi ile ilgili bir sözleşme veya taraflar arasında oluşan bir teamül bulunmadığı, Uyuşmazlık konusu raklamasyon konusu faturaya ilişkin hatalı ürünlerin hatalarının kimden kaynaklandığının veya davacının sorumlu olup olmadığının tespitinin uzmanlık alanım dışında olduğu, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere iki farklı alternatife ulaşıldığı; Birinci...Sayın Mahkeme'nin uyuşmazlık konusu reklamasyon faturasının davalı şirket tarafından haklı sebeplerle düzenlendiğini kabul etmesi halinde davacı şirketin davalıdan alacağının olmadığı, İkinci Alternatif: Sayın Mahkeme'nin uyuşmazlık konusu reklamasyon faturasının davalı şirket tarafından haksız nedenlerle düzenlendiğini kabul etmesi halinde, davacı şirketin davalıdan 39.660,28TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki cari hesap alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali davası ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebi hususlarında olduğu, davalının ticari ilişkiyi kabul ettiği, ürünlerdeki hatalı/ayıplı kısımlara dair 3. Kişi alıcının hatalı üretim kesintisinin davacıya şifahen anlaşıp fatura edilerek yansıtılması nedeniyle borcun kalmadığı, bu faturanın ticari defterlere kaydedildiğinin savunulduğu, ürünlerin teslim alındığına dair uyuşmazlık bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki cari hesap alacağına ilişkin yapılan icra takibine icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali talebinden kaynaklandığı, ileri sürülen talepler itibariyle davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, TTK'da doğrudan düzenlenen hususlarla ilgili mutlak ticari dava niteliği de bulunmadığı, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı gibi bu yönde ileri sürülen bir iddianın da bulunmadığı, bu hali ile TTK 4.maddesinde tarif edilen her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, görev hususunun re'sen her aşamada gözetilebileceği, mahkememizce celp edilen vergi dairesi kayıtlarında, davacı...'ın 2021-2022 takvim yılları döneminde Vergi Usul Kanunun 177 maddesinde belirtilen yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadleri ve Vergi Usul Kanunun 179,180 maddesinde belirtilen hükümler nedeniyle limitleri aşmadığı işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, sicil kayıtlarında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, beyan edilen miktarlara göre gelirinin esnaf sınırını aşmadığı, bu haliyle davacı ...'ın tacir olmadığı anlaşıldığı, davalı vekili 02/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde davacının tacir sıfatına haiz olmadığını, görev hususunun resen gözetilmesi gerektiğini beyan ettiği, ayrıca Mahkememizin 22/01/2024 tarihli celsesinde görevsizlik kararı verilmesini yinelediği anlaşıldığından, dolayısıyla eldeki mutlak veya nısbi ticari dava niteliği taşımayan uyuşmazlığa bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
-
Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1. c maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
-
6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
-
6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.22/01/2024
Katip Hakim
e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29