İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/258 E. 2024/273 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/258
2024/273
26 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
ESAS NO : 2024/258 Esas
KARAR NO : 2024/273
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 26/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'ın 14/04/2014 tarihinden 2021 yılına kadar ceza evinde kaldığını, müvekkilinin ceza evinde olduğu süreler esnasında birden fazla kişi ve şirket tarafından sistematik olarak adına haksız ve mesnetsiz şekilde senetler düzenlendiğini ve bu senetlerin belli yıllarda icra takibi olarak müvekkiline borç olarak yöneltildiğini, bir çoğundan beraat aldığını veyahut takiplerin iptal edildiğini, bunlardan bir tanesinin de davalı yan olan ismi mezkur şirket olduğunu, ... İnşaat 'ın 28/12/2019 tarihinde müvekkiline karşı 5.833,80 TL değerinde 1 adet bonoyu dayanak göstererek kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve hacizler konulduğunu, icra takibine vasisi ... tarafından itiraz edildiğini, .... İcra Hukuk Mahkemesi 'nin 2021/6 E. 2021/409 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrası müvekkilinin ceza evinde olduğu baki olduğundan, bir tutuklu ve aynı zamanda kısıtlının 15/04/2018 tarihli bonoyu ceza evindeyken düzenlemesi mümkün olmadığından takibin iptaline karar verildiğini, bu haksız başlatılan icra takipleri nedeniyle müvekkilinin kendisi cezaevinde kaldığı süreçte eli kolu bağlı olarak yaşadığı elem ve ızdırabı, kişilik haklarına yapılan bu saldırılar yüzünden aşırı şekilde psikolojik sorunlar yaşadığını, tarifi zor durumlar yaşandığını, vasisi olan babasının senelerdir bu durumların verdiği elem ve ızdırap yüzünden hastalığa yakalandığını, adliyelerden adliyelere koşturduğunu, oğluna yapılan bu haksızlıklarla mücadele etmeye çalıştığını bildirerek taleplerinin kabulü ile müvekkilinin haksız icra takibi ve haciz nedeni ile uğramış olduğu 15.000 TL manevi tazminatın takip tarihi itibariyle yasal faiz işletilerek (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun duruşma gün ve saatinin bildirildiği ancak duruşmalara katılmadığı gibi cevap dilekçesi de ibraz etmediği görülmüşür.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2024 tarih ve 2023/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı görevsizlik kararı nedeniyle, dosya mahkememize 17/04/2024 tarihinde intikal etmiş olup, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak dosya incelendi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: dava tazminat davasıdır.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Somut Olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafın sahte bono tanzimi iddiası haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat talepli olduğu davacı tarafın tacir olmadığı ve ticari işleri ile de ilgisinin bulunmadığı taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak düzenlenen dava türlerinden de bulunmadığı bu hali ile söz konusu dava mutlak ve ticari dava niteliği taşımadığı dolayısıyla eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsiz olduğu görülmüştür. Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesinde Ayrıntıları ile Açıklandığı Üzere;
-
Mahkememizin Karşı görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan, görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın İstanbul BAM 37 Hukuk dairesine gönderilmesine,
-
Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
-
HMK 331/2 madde gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan bölümünün mahkememizce karar altına alınmasına,
-
Olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle işbu kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK 21. c maddesi ve HMK 22. madde gereğince olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
5070 Sayılı Kanun Gereğince Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39