SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/730 E. 2024/27 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/730

Karar No

2024/27

Karar Tarihi

15 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/730 Esas

KARAR NO:2024/27

DAVA:Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ:17/11/2021

KARAR TARİHİ:15/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.10.2013 günü saat 11:30 sıralarında sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile seyir halinde iken trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin seyir halindeki otobüs içinde bulunduğunu, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin alın, el ve sağ ayak parmaklarından yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğü ve çalışmadığını, tüm tedavi masraflarını kendisi karşıladığını, müvekkilinin alnında kalıcı yara ve kesik izi kaldığını, çalışmaması karşısında ailesinin de mağduriyet yaşadığını, kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan trafik kazası tespit tutanağında, kazanın, aşırı hız nedeni ile kontrolünü kaybeden davalının sevk ve idaresindeki aracın diğer araca çarpması sonucu olduğunu, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde aldırılan raporda ve ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporunda yer verildiği üzere sürücü ...'ın tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla mükellef olduğunu, müvekkili davacı lehine şimdilik 7.000,00-TL geçici iş görmezlik tazminatı, 500-TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 1.000,00-TL tedavi giderlerine hükmedilerek kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak, davacı müvekkile verilmesi gerektiğini, müvekkili davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Taylanın vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; trafik kazasında müvekkili ...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığını, olay günü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın, müvekkilinin aracına arkadan çarptığını, çarpma neticesinde müvekkilinin kullanmakta olduğu aracın hakimiyetini kaybederek karşıdan gelen ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, olayın sorumlusunun sürücü ... olduğunu, trafik tespit tutanağı müvekkilin gıyabında tutulduğunu, tüm kusurun müvekkiline atfedildiğini, .... Ağır Ceza Mahkemesi'de ... Esas sayılı dosyasında keşif taleplerinin reddedildiğini, kusur durumunun tespiti için mahallinde keşif yapılmasını ve dosyanın ATK'ya gönderilmesini talep ettiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle haksız açılan davanın reddini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava sadece müvekkili şirkete ve araç sürücüsüne açılmış olup, sigortalı araç maliki dava dışı bırakıldığını, davanın araç malikine ihbar edilmesi gerektiğini, kusur incelemesi için dosyanın ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerekmekte olduğunu, davacı tarafından, gerekli evrakların tamamının müvekkili şirkete ibraz edilmediğini ve müvekkili şirket eksik evrakların tamamlanması gerektiğini, tamamlanması halinde talebin değerlendirileceği davacıya ilettiğini, davacı direkt olarak dava açmayı tercih ettiğini, müvekkili şirketin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirleyebilmesi ve ödeme yapabilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf gerekli belgeleri müvekkili şirkete ibraz etmemekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce tedavi evraklarının, trafik tescil kayıtlarının, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının, SGK kayıtlarının, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ve .... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 04/01/2023 tarihli maluliyet raporunda özetle; Mesut İLKBAŞ’ın 18/10/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan;

  1. Maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,

  2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1(bir) aya kadar uzayabileceği,

  3. Başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davalının sigorta şirketi, malik ve sürücü olarak sorumluluğu bulunduğu aracın kusuru ile neden olduğu kazada davacının yaralanması nedeni ile geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri tazminat taleplerine ilişkindir.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).

Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/... Esas 2019/... Karar sayılı emsal ilamı)

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir.

Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Bunun yanında ağır yaralanma ve ölüm halinde zarar görenin yakınları tarafından da manevi tazminat talep edilebilecektir.

Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,

18.10.2013 günü saat 11:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile seyir halinde iken karşı şeride geçme nedeniyle trafik kazası meydana geldiği, davacının seyir halindeki otobüs içinde yolcu olarak bulunduğu ve meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, mahkememizce Adli Tıp Kurumu'ndan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak aldırılan maluliyet raporu ile, maluliyet oranının %0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının tespit edildiği görülmüştür.

Aynı olay kapsamında hakkında ceza yargılaması yapılan davalı ...'ye .... ACM tarafından taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ve ceza dava dosyası istinaf kararı ile kesinleşmiştir. Bu yargılama kapsamında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 24/04/2015 tarihli raporunda "... plakalı otobüs sürücüsü davalı ... sevk ve idaresindeki otobüs ile meskun mahaldeki yolda seyrini, zeminin ve havanın ayrıca olay mahallinin viraj olması durumunu dikkate alarak teyakkuz halinde sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, olay mahalli virajına geldiğinde ise sevk ve idare hatası sonucu direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı yön şeridine geçerek buradan gelmekte olan diğer şüpheli sürücü idaresindeki araca çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davrandığı, meydana gelen kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğu" tespit edilmiştir. Her ne kadar dosyamız kapsamında kusur raporu alınması için ara karar kurulmuş ancak delil avansı ikamesinin eksik olmasından dolayı inceleme yapılamamış ise de ceza dava dosyasından alınan bu raporun oluşa uygun olduğu, davalı ...'nin de dahil olduğu yargılama kapsamında alındığı, rapordan davalı ...'nin haberdar olduğu görülmekle tespitler dosyamız kapsamında da aynı şekilde hükme esas alınmıştır. Nitekim aynı kazayla ilgili dava dışı zarar görenlerin ikame ettiği .... ATM .... sayılı dava dosyasından da aynı yönde tespitler yapılmış, meydana gelen kazadaki tek kusurun davalı ...'de olduğu, kazaya karışan diğer araç sürücüleri ... ve ...'ın kusursuz oldukları her iki raporla da teyit edilmiştir. Dolayısıyla davalı ...'in malikliğinde olan, sürücüsü ..., ZMMS'si davalı ... (...) Sigorta olan ...plaka sayılı araç yönünden sorumluluğu iddia olunan davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddi gerekmiştir. Davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün maliki ... Turizm adlı şirket ile bu aracın ZMMS'si ... Sigorta ve kasko sigortacısı Allianz açısından dosyamız kapsamında açılan bir dava da bulunmamaktadır.

Meydana gelen kazadaki davalı ...'nin tam ve asli kusuru bulunsa da davacının yaralanmasının sürekli maluliyete vücut vermediği ATK raporu ile kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre usulünce tespit edildiğinden davacının bu talebi reddedilmiştir. Davacının geçici iş göremezlik süresi ve muhtemel belgesiz tedavi ve tedaviye bağlı giderleri bulunsa da bu kapsamda hesap ve inceleme yapılması için ilk olarak 13/03/2023 tarihli celsede usulünce delil avansı ikmalleri davacı vekiline bildirilmiş ancak süresinde bilirkişi ücretleri yatırılmamıştır. Akabinde davacı adli yardım talebinde bulunmuş ancak dilekçesinde maddi durumunun yetersizliğine dair herhangi bir evrak veya delil bildirmediğinden 04/04/2023 tarihli ara karar ile itiraz yolu açık olmak üzere talebi reddedilmiş ve ara karar itiraza uğramaksızın kesinleşmiştir. Bilirkişi incelemesine dair gereklilik talep edilen alacağın niteliği gereği elzem olduğundan adli yardım talebinin reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine davacı vekiline 14/08/2023 tarihli ara kararla yeniden ihtaratlı süre verilmiş, ancak yine gerekli delil avansı gerekçe bildirilmeksizin ikame edilmemiştir. 11/09/2023 tarihli celsede davacı vekilince yeniden süre istenmesi üzerine son kez ihtaratlı süre verilmiş ancak kurulan ara kararlardaki miktarlara yeterli olmayacak şekilde gerekçe bildirilmeksizin eksik delil avansı yatırıldığından dosya bilirkişilere tevdii edilememiştir. Dosyanın geldiği aşama itibariyle verilen süreden sonuç alınamayacağı anlaşılmakla davacının bu yöndeki bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak mevcut dosya kapsamına göre haklılığı/varlığı sabit olmayan geçici iş göremezlik ve tedavi gideri olarak ileri sürülen maddi tazminat taleplerinin de davalı ... yönünden reddi gerekmiştir.

Manevi tazminat yönünden ise, kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda tarafların kusur oranı, davacının kaza sonrası duyduğu acı, elem ve üzüntü, davacının meydana gelen kazada kusursuzluğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, meydana gelen zarar ve kusur durumu, yaralanmanın niteliği, davalının aynı kaza kapsamında dava dışı kişilere karşı da muhtemel sorumluluğu, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davacı lehine 12.500,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Manevi tazminattan davalı ...'ın sorumlu olacağı, temerrüdün haksız fiil tarihinde doğacağı görülmekle yasal faiz işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;

  1. Davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat talepli davalarının ayrı ayrı Reddine,

  2. Davalı ... Sigorta yönünden açılan maddi tazminat talepli davanın Reddine,

  3. Davalı ... yönünden açılan maddi tazminat talepli davanın Reddine,

  4. Davalı ... yönünden açılan manevi tazminat talepli davanın Kısmen Kabulü ile 12.5000,00 TL'nin 18/10/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin Reddine,

  5. Maddi tazminat yönünden;

a)Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan 199,81-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 227,79-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 8.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,

  1. Manevi tazminat yönünden;

a)Karar tarihi itibari ile alınması gereken 853,88-TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,

b)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 12.500,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,

c)Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 12.500,00-TL (kabul miktarını geçemeyeceği ve red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,

d)Manevi tazminat davası ve davalı ... yönünden sarf edilen tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 63,00-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına (%25) göre belirlenen 15,75-TL'sinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  1. 6325 sayılı Kanunun 18/A. 13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.360,00. TL'nin (davalı ... yönünden manevi tazminat kısmen kabul edilse de bu davalı yönüyle ticari dava niteliği ve zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığından) davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgilisine iadesine,

Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.15/01/2024

Katip ... Hakim ...

e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbulhükümTARİHİ17/11/2021

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim