İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/863 E. 2024/202 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/863
2024/202
1 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/863 Esas
KARAR NO : 2024/202
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 01/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaptığı ticarette kullanmak üzere ... plaka sayılı ... Vito marka ticari aracı 0 km olarak davalılardan ... Şirketi'nden satın alındığını, müvekkili aracı satın aldıktan sonra kasko ve ZMMS'yi yaptırdığını, 28/08/2023 tarihinde müvekkilinin başka bir araca arkadan çarpmak suretiyle trafik kazasına karıştığını, kaza neticesinde, müvekkiline ait aracın sağ ön farı kırıldığını, müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın kaza yapması sonucu yedek parça temin edilememesi ve aracın uzun süre serviste bekletilmesi sebebiyle oluşan maddi zarar için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 46.000,00-TL'nin davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şirket vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aracının tamirinin yapılabilmesi için öncelikle ilgili sigorta şirketinin sigorta kapsamında onay vermesini daha sonra da üreticiden yedek parçanın gönderilmesini beklediğini ve yedek parçanın yurt dışından geleceğini davacıya söylediği halde davacı beklemeyerek yedek parçayı kendisinin temin ettiğini, bu sebeple davacı yedek parçaya ödediği bedeli müvekkili şirketten talep edemeyeceğini, davacı mağdur edilmemiş kendisine "yedek parçanın temini ve onarım hizmetinin müvekkili şirket tarafından yapılması şartı ve kaydıyla araç kiralama bedeli konusunda yardımcı olunacağı izah edilmiştir."
ancak bu bilgi verildiği halde davacı yedek parçayı kendisi temin ettiğini ve kötü niyetle ihtiyacı olmadığı halde araç kiraladığını iddia ettiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddini,
yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Şirketi vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta müvekkil üretici/tedarikçi firma olup, aracın uzun süre serviste kaldığı iddiası ile müvekkiline husumet yönlendirilemeyeceğini, müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, ticari satışlarda ayıplı hizmet nedeniyle üreticiye gidilemeyeceğini, davacı taraf bir trafik kazası sonrası aracı servise götürdüğünü, eğer bir zarar iddiası varsa bu zararın muhatabı üretici müvekkil değil, trafik kazasında kusurlu olan taraf olduğunu, dava konusu aracın, ticari araç olması ve davacının ticari işlerinde kullanılması sebebiyle söz konusu uyuşmazlık tüketici hakları kapsamında değerlendirilmeyecek olup söz konusu uyuşmalığa uygulanacak olan hükümlerin TBK, TTK ve sair mevzuatta düzenleme altına alındığını, dava konusu araç ... plakalı araç davalı ...'nın servisine 28.08.2023 tarihinde giriş yaptığını ve 05.10.2023 tarihinde davacıya teslim edildiğini, 45 günlük yasal süre içerisinde araç davacıya teslim edilmiş olup, hizmetin ayıplı olduğundan söz edilemeyeceğini, davacı tarafın, müvekkilinin aracı teslim etmemesinden kaynaklı olarak taksi kullanmak sebebiyle ödediği ücretlerin bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını ve buna bağlı olarak ödenmesini istemişse de bu durum talebin açık ve net olması ilkesi ile bağdaşmadığını, davaya konu aracın yasal garanti süresinin sona erdiğini, dava konusu zarar iddialarının aracın ayıplı olması gibi bir sebebe değil, trafik kazasına dayandığını, müvekkilinin üretici olarak sorumluluğu söz konusu olamayacağından davacının zarar iddiaları trafik kazasında kusurlu olan tarafa yükletilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya karşı hem usul hem esas açısından üretim kaynaklı bir sorumluluğu olmadığı da göz önüne alındığında davanın reddi gerektiğini, davanın pasif husumet itirazı nedeniyle usulden reddini, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları doğrultusunda reddini, davacının talep sonucunun açık olmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasını haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın herhalde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce araç tramer kayıtları celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının kasko sigortası kapsamında yetkili servise teslim ettiği aracın makul sürede onarılıp onarılmadığı, sürenin uzamasına davalıların sebebiyet verip vermediği, bu uzamadan kaynaklı olarak davacının araç mahrumiyeti ve kiralamasına dayalı zararı bulunup bulunmadığı, parça tedarikine dayalı ücretin davalılara yansıtılıp yansıtılamayacağı, zarar varsa miktarı, davalılardan tahsili koşulunun oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyuşmazlığın 28/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin olarak, davacının kasko sigortası kapsamında yetkili servise teslim ettiği aracın makul sürede onarılıp onarılmadığı, sürenin uzamasına davalıların sebebiyet verip vermediği, bu uzamadan kaynaklı olarak davacının araç mahrumiyeti ve kiralamasına dayalı zararı bulunup bulunmadığı, parça tedarikine dayalı ücretin davalılara yansıtılıp yansıtılamayacağı, zarar varsa miktarı, davalılardan tahsili koşulunun oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı, davacı ... ... 01/04/2024 tarihli celse de, ''Ben dava konusu aracı ticari işlerde kullanmak üzere satın aldım ancak ticarete henüz başlayamadım bu kapsamda her hangi bir gelir elde etmedim, tacir olmadığım için aracı hususi aldım sonradan ticariye çevirecektim turizm işlerinde kullanacaktım şuanda esnaf olarak geri dönüşüm işi yapmaktayım işletme usulu defter tutmaktayım'' beyanında bulunduğu, ileri sürülen talepler itibariyle davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, TTK'da doğrudan düzenlenen hususlarla ilgili mutlak ticari dava niteliği de bulunmadığı, dosya içeriğinin incelenmesinde davacının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı gibi bu yönde ileri sürülen bir iddianın da bulunmadığı, tacir olmadığının kendi beyanı ile de sabit olduğu, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, görev hususunun re'sen her aşamada gözetilebileceği, dolayısıyla eldeki mutlak veya nısbi ticari dava niteliği taşımayan uyuşmazlığa bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
-
Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1. c maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
-
HMK 20 madde gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde iki hafta içerisinde müracaat edildiği taktirde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
-
Davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde HMK 20 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek HMK 331/2 madde gereğince harç ve yargılama giderleri hususunun mahkememizce karara bağlanmasına,
Dair, gerekçeli karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesinden istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunarak karar verildi.01/04/2024
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49