İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/58 E. 2024/178 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2016/58
2024/178
21 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/58 Esas
KARAR NO : 2024/178
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 19/01/2016
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı tarafından tek kişi olarak kurulduğu ve daha sonra hisse devri yolu ile ortaklar alındığını, kısa süre sonra son derece nitelikli işler yapılarak ülkenin birçok noktasında telekomünikasyon alt yapı hizmeti verildiğini, şirkette hisse devri yapılırken eski hissedara hissesine karşılık yeni hissedarın hisse bedeli ödemesi gerekirken bu bedelin şirket kasasından yapılarak şirket hesabındaki paranın usulsüz harcandığını, taşeronlara, davalı şirkette 3 ay çalışan personelin avukatına, ... firmasının kestiği fatura bedeli için ve dahası yapılan ödemelerin ne amaçla ve hangi işler için yapıldığının belli olmadığını, 2015 yılında yaklaşık 1.200.000,00-TL'lik kar elde etmiş olup yakın zamanda gelecek paralardan kar paylaşımı yapılması gerekirken kötü niyetli şirket müdürlerinin hesaplarına para aktarması sebebiyle artık mümkün olmadığını, davanın açılmasından önceki bir haftalık süredeki banka kayıtları incelendiğinde tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunun anlaşılacağını, zira şirkete 24.12.2015-06.01.2016 tarihleri arasında 900.000,00-TL para girişi olmuş ancak el çabukluğu ile yok edildiğini, ... üzerinden gelen 900.000,00-TL civarındaki paranın ek ödemesi adı altında hızlıca şirketin diğer hesabına aktarılmış ve o hesaptan 810.000,00-TL değerince bir çek ödemesi yapıldığını, bu hangi işin çek ödemesi olduğunun anlaşılamadığı ve hemen arkasından şirket müdürü hesabına 75.000,00-TL değerinde para aktardığını, yapılan işlemin gelen yüklü miktardaki parayı paylaşıma sokmamak ve vergiden kurtulmak için hukuka aykırı işlem yaprak çek ödemesi yapılmış ve bu çek de kendileri tarafından dolaylı veya direkt olarak tahsil edilmiş ve bu meblağın şirket müdürünün cebine girmiş olduğunu, bu yolla hem para hem vergi kaçırdıklarını hem de şirketin parası ile şirketin borçlandırıldığını, genel kurul alınması zorunlu hallerde dahi genel kurul kararı olmadan kararlar alınıp uygulandığını, şirketin asıl önemli iş potansiyelini sağlayan ve yıllık cironun yaklaşık 5.000.000,00-TL olduğu müşterisi ile kötü yönetim ve kötü hizmet nedeni işe ilişkilerin bozularak sözleşmenin feshedildiğini, şirket müdürleri ve diğer ortakların davacıya eşit davranmadığını, davacının e-posta hesabı da kapatılarak bilgi edinme hakkının elinden alındığını, şirket merkezi olarak görünen adres boş vaziyette olup bu hususun noter vasıtası ile tespit edildiğini, şirkette usulsüz kar paylaşımı yapıldığını davacıya ödeme yapılmadığını ve kardan mahrum bırakılmaya çalışıldığını, şirket müdürü hakkında davacıyı tehdit etmekten suç duyurusunda bulunulacağını, neticeten şirketin ..., ..., ... Bankası hesaplarına paraların harcanması ve kaçırılmasını önlemek amacıyla tedbir konulmasını, şirkete ait ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçların satışının engellenmesi için tedbir konulması, şirket müdürü ...'in ... hesabına tedbir konularak paraların harcanmasının engellenmesi, TTK 630/2 gereği şirket yöneticilerinin yetkilerinin kısıtlanarak yönetim kayyımı atanması, şirketin devamı için gerekli önlemlerin yeterli olmaması halinde haklı nedenlerin varlığı nedeni ile davacının şirketten çıkmasına izin verilmesi, gerekli önlemler alındıktan sonra şirketin devamının mümkün olmadığına kanaat getirilmesi halinde şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortaklık yapısının şirket kuruluşundan beri değişiklikler geçirdiğini, davacının kızını ortak olarak almış, abisine hisse devretmiş, daha sonra bu hisseleri devralmış ve daha sonra nakit ihtiyacı sebebiyle üçüncü kişileri şirkete ortak olarak aldığını, şirketin son ortaklarının davacı, ...ve ..., şirket müdürleri ise ortaklardan ... ve dışarıdan alınan... olduğunu, davacı iddialarının asılsız olduğunu .... ile Mart 2016'ya kadar sözleşmenin devam ettiğini, ... tarafından 16.03.2016'ya kadar verilmiş satın alma siparişleri bulunduğunu ve siparişler gelmeye devam etmekte olup 2015 yılı içinde yapılan işlere ilişkin ödeme beklenen kesilen faturaların bildirildiğini, davalı şirketin ticari faaliyetlerinin son derece düzgün devam ettiğini, ... Bankası tarafından yapılan para ile yapılan 810.000,00-TL'lik çek ödemesinin...için yapılan kazı çalışmaları için gerekli malzeme alımları belirli dönemlerde yapılmış olup işin ödemeleri ise ...tarafından ileri dönem hakedişler alınması sonrasında yapıldığından bu ödemenin çeşitli illerde yapılan yer altı güzergahında kullanılan beton alımı karşılığı yapıldığını, ... plakalı aracın ihtiyaç olmadan alındığı iddia edilmiş ise de Huawei firması ile yapılan hizmet sözleşmesi gereği 3 kişilik ekip kiralanması ve bu ekibin sahada çalışması için 15m3 araç alınması gerektiği için alındığını, herhangi bir usulsüzlük söz konusu olmadığını, ...'a yapılan usulsüz olduğu iddia edilen ödemeye ilişkin ise davacının eğitim ve tecrübe yetersizliği nedeniyle teknik konularda uzman olan ...ile 3 aylık sözleşme yapıldığı ve proje müdürü olarak atandığını ve piyasa şartlarından az meblağ ile çalıştırıldığını, Olay ... adına geri ödeme adı altında yapılan 12.000,00-TL ödemenin şirketin nakit sıkışıklığı yaşadığı dönemde verdiği borçların iadesi olduğunu, halen şirketin Olcay'a 63.500,00-TL borçlu olduğunu, ...'na gönderilen 2.301,50-TL'lik ödeme ise davacının kardeşi ...'nün zamanında yapmadığı muhasebe işlemlerine ilişkin eksiklikleri bildirmesi için yapılan muhasebe hizmet bedeli olduğunu, bu inceleme sonunda davacının işini talip etmediği ve şirketten SGK ve vergi ödemlerini yapmak için aldığı 61.530,00-TL'yi ilgili kurumlara yatırmadığının ortaya çıktığını ancak şirket hesaplarına bloke konduğundan bu borçların da şu an ödenemediğini,...'e yapılan ödemenin ise şirketin nakit sıkışıklığı çektiği dönemlerde zaman zaman yaptığı ödemelerin peyderpey iade almasına ilişkin odluğu, halihazırda şirket müdür olan ...'nin şirketten 154.200,00-TL alacaklı konumda olduğunu, davacının şirkete yarardan çok zarar verdiğini, ... firmasından sorumlu olarak çalışan davacının iş saplığı ve güvenliği konularında kızının çalışmasını talep etmiş ve yetersiz olduğu düşünülmesin rağmen hartalarından kendisinin sorumlu olacağını söyleyerek ısrarcı olduğu ve kızının çalışmalar esnasında defaten hatalar yaptığı ve kendisinin de engel olmadığı için ... tarafından 8.000,00-TL para cezası uygulandığını, yine ... bölgesinde sipariş olarak alınan 12.099 mt uzunluğundaki ... fiber optik güzergah bağlantısı siparişini kendini genel müdür yetkilisi gbi tanıtarak metresi 22,00-TL olarak anlaşmış bu anlaşmayı şirkete tüm malzeme işçilik dahil olarak yaptığını bildirdiği ancak firmanın yolladığı teklif şirket müdüründen saklanarak işin mt başı anlaşılan 22,00-TL'nin üzerine çıkacağının saklandığını, işin tamamlanması sonrası düzeltmelerin farklı firmalara yaptırılması nedeniyle de işin maliyetinin beklenenden çok üzerinde çıktığı ve şu an bu borcunda ödenemez durumda olduğunu, ve davalının bunlar gibi şirketi zora sokacak çeşitli işlemler ve hatalar yaptığını, davacının şirket yöneticilerinin yetkilerinin kısıtlanasını talep etmiş ise de şirket müdürü ... göreve geldikten sonra 31.12.2014'e kadar başarılı iş yönetimi ile 148.922,17-TL dönem karı gerçekleştirildiğini, hisse devir bedellerinin şirket hesabından ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının şirketin banka hesaplarını ve doğacak hak edişlerini kullanamayacak duruma gelmesine yol açacak bir karar olduğunu, bu tedbir kararının davacı haklarını koruma sonucu değil şirketin faaliyetini fiilen sonlandırıcı bir karar olduğunu, neticeten; ihtiyati tedbirin hak edişlerin %70'ini üzerinden kaldırılmasına karar verilmesini, şirket müdürüne banka hesapları üzerinde harcama yapma yetkisi verilmesini, davanın reddini talep etmiştir.
Mali, makine yüksek mühendisi ve konu uzmanı bilirkişinin 07.11.2018 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Mahkemenin takdirinde bulunduğu, Davalı şirketin 2016 yılı net zararının -821.492,35 TL olduğu, 2017 yılı net karının ise, 376.330,34 TL olduğu, şirketin kurumlar vergisi beyannamesinden çıkarılan bilanço ve gelir tablosuna göre, öz varlığının 2016 yılında 1.810.886,51 TL, 2017 yılında ise, 2.576.652,89 TL olduğu, dolayısı ile şirketin kaydi olarak borca batık durumda görünmediği, davacı yanın davaya konu iddialarının ancak davalı şirketin 2015 yılı defterlerinin incelenmesi ile tespit edilebileceği, davalı şirketin 2015 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği, yapılan yazışmalarda şirket defterlerinin davacı tarafından alındığını iddia ettiği usul açısından defterlerin kayık veya zayi olduğuna dair herhangi bir belgenin de heyetimize sunulmadığı, bu hususun hukuki yorum ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu, dosyadaki verilerin davacı iddiaları yönünden teyidi ve karşılaştırılmasının ancak davalı şirketin davaya konu 2015 yılı ticari defterlerinin incelenmesi ile anlaşılabileceği, somut olayda davalı şirketin iddia olunan hususlar yönünden ve mali açıdan denetiminin yapılmasının ancak ticari defterlerin sunulması ile mümkün olduğu, Mevcut dosya kapsamında davacının şirketten çıkma talebinin haklı sebebin varlığının ispatlanamamış olması, kayyum talebinin temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunmaması, fesih talebinin faal durumda bulunan şirket bakımından fesih koşullarının oluşmaması nedeniyle yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Mali, makine yüksek mühendisi ve konu uzmanı bilirkişinin 03.06.2021 tarihli 5 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; davacı yanın haklı sebeple çıkma şartlarının oluştuğu, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibarı ile kaydi özvarlığının 568.774,65-TL olduğu, mahkemece, ortaklıktan çıkma koşullarının oluştuğu kabul edilmesi halinde, davacının, davalı şirkette %30 pay sahibi olduğu dikkate alındığında; davacının 31.12.2016 tarihi itibarı ile çıkma payının kaydi olarak (568.774,65-TL x % 30)= 170.632,39-TL olduğu, şirket kayıtlarında rayiç olarak değerlendirilebilecek taşınmazın görülmediği belirtilmiştir.
Mali, makine yüksek mühendisi ve konu uzmanı bilirkişinin 25.02.2022 tarihli 5 sayfadan ibaret 2.ek raporunda özetle; Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, 2017 yılı envanter defterinin ibraz edilmediği, davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu, davalı şirketin 31.12.2015 tarihi itibarı ile kaydi özvarlığının 36.099,32-TL olduğu, mahkemece ortaklıktan çıkma koşullarının oluştuğu kabul edilmesi halinde, davacının davalı şirkette %30 pay sahibi olduğu dikkate alındığında; karar tarihine en yakın tarih olan 31.12.2015 tarihi itibarı ile, çıkma payının kaydi olarak (36.099,32-TL x %30) 10.829,79-TL olduğu, şirket kayıtlarında rayiç olarak değerlendirilebilecek taşınmazın görülmediği belirtilmiştir.
Davalı şirkete ait araç değer tespiti için mahkememizce dosya makine yüksek mühendisi bilirkişiye tevdi edilmekle, makine yüksek mühendisi bilirkişinin 24/08/2023 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı vekilinin, ... Şti. şirket defterlerine kayıtlı olan ve görülebileceğini belirttiği ... (eski plakası ...) kamyonet ile ... plakalı araçlardan, sadece ...plakalı aracın gösterildiği, ... plakalı kamyonetin satıldığı için gösterilemeyeceğinin davalı yetkilisi tarafından ifade edildiği, ancak bu araca ait satış belgesinin sunulmadığı, bu nedenle Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında davalı adına kayıtlı iki araçtan ... (eski plakası ...) kamyonet aracın değerlendirilmesinin araç görülmeden yapıldığı, ... plakalı aracın ise görüldüğü, tarafımdan yapılan değerlendirmede iki aracın rapor tarihindeki ikinci el değerinin toplam 1.720.000,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Mali, makine yüksek mühendisi ve konu uzmanı bilirkişinin 16.12.2023 tarihli 7 sayfadan ibaret 3.ek raporunda özetle; Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, Davalı şirketin 31.12.2020 tarihi itibarı ile KAYDİ ÖZVARLIĞININ 243.437,34 TL olduğu, Mahkemece, ortaklıktan çıkma koşullarının oluştuğu kabul edilmesi halinde, davacının, davalı şirkette %30 pay sahibi olduğu dikkate alındığında; karar tarihine en yakın tarih olan 31.12.2020 tarihi itibarı ile, ÇIKMA PAYININ KAYDİ OLARAK (243.437,34 TL x %30)= 73.031,20-TL olduğu, şirket kayıtlarında rayiç olarak değerlendirilebilecek taşınmazın görülmediği belirtilmiştir.
Mahkememizin 26.12.2019 tarihli celsede dinlenen tanık ...'in beyanında; "Ben muhasebeci değilim emekliyim, uzun yıllar finans bölümünde çalıştım. 3568 sayılı kanun gereğince muhasebecilik yapmam mümkün değildir. Davalı ... şirketine başvuru sırasında mali tabloların hazırlanmasında teminat mektubunun çıkarılmasında yardımcı oldum. SMMM ...'dan raporların alınmasında davalı şirkete yardım ettim. Ayrıca ... isimli şirketin ...'deki yerine davalı adına gittim ve bu nedenle iş avansı aldım bunun da kapamasını belgeler ile yaptım, dediğim gibi davalı şirketin muhasebesini yapmadım, ticari defterlerini almadım. O dönemde kimin muhasebeci olduğun anlamak için vergi dairesine müzekkere yazılarak beyannameler altındaki imzaların bakılması gerekir.'' beyanında bulunduğu görülmüştür.
Dava, ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkma, aksi takdirde şirketin feshi istemine ilişkindir.
TTK 636. Madde - "(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir."
TTK 638. Madde - "(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir."
TTK 641/1. Madde "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir."
TTK 642/3. Madde "Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur..."
HMK 222/5. Madde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmü getirilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davalı ... Şti'nin 31.10.2013 tarihinde davacı ... tarafından 50.000,00-TL sermaye ile kurulduğu, şirketin ortaklık yapısının şirket kuruluşundan beri değişiklikler geçirdiğini, karar tarihi itibari ile şirket ortaklık yapısının güncel halinin ... %30, Olcay ... %70 hissedar şeklinde olduğu, ...'in 25 yıllığına şirket müdürlüğüne münferit imza yetkisi ile atandığı, davacı tarafın diğer ortakla aralarında kar payı ödenmemesi, vergi kaçırılması, şirket gelirlerinin paylaşıma sokulmadan şirket yetkilisi tarafından alınması, şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi, ihtiyaç harici taşıt alımı, bazı kiş.ilere yapılan usulsüz ödemeler nedenleriyle güven ilişkisi kalmadığından ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkma, aksi takdirde şirketin feshi isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.
TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir. (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.)
Ayrılma akçesi, ayrılan ortağın esas sermaye payının karar tarihine en yakın gerçek değerine uyan miktarı ifade etmektedir(TTK m. 641/1). Bu miktar, ortaklığın mal varlığının ortağın esas sermaye payına düşen kısmıdır. Esas sermaye payının gerçek değeri hesaplanırken, yaşayan işletme içindeki piyasa değeri esas alınmalıdır. Bu belirlemenin sonucunun negatif bir değer olması, ayrılan ortağı ortaklığa karşı borçlu hale getirmez. Zira sorumluluğu sermaye payıyla sınırlı olan ortağa, ortaklığın zararları nedeniyle bundan öte bir sorumluluk yüklenemez.
Taraflara şirketin , rayiç değeri tespit edilecek bir mal varlığının bulunup bulumadığı, var ise hangi mal varlığının bulunduğunu beyan etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş bu sonucuna göre de rayiç değerinin tespiti gereken malvarlığının makine yüksek mühendisi bilirkişi ... aracılığıyla rayiç değeri hesaplanmıştır.
... Şti, iki ortaklıklı limited şirkettir. Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğinin, dosya içeriği ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davacı ...'in ortaklıktan çıkma payının 73.031,20-TL olarak tespit edilmiş ise de mahkememizce alınan araç değer tespit raporunda davalı şirket adına kayıtlı iki araç değerinin toplamda 1.700.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi heyeti 3. Ek raporunda araç değer tespitinin nazara alınmaksızın çıkma payına ilişkin rapor sunulduğu, davacı tarafın kar payı ödenmemesi, vergi kaçırılması, şirket gelirlerinin paylaşıma sokulmadan şirket yetkilisi tarafından alınması, bazı kişilere yapılan usulsüz ödemeler iddialarına ilişkin; ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de davalı tarafın 2015 yılı ticari kayıt ve belgeleri mahkemenin incelemesine sunmadığı, bu durumda ...'in ortadan kalktığı, 2015 yılı defterleri de iyileştirme önlemleri, çıkma ve fesih iddialarının irdelenebilmesi için incelendikten ve 2015 yılı defterleri ibraz edilmemesi halinde ise yeni celp edilen vergi beyannameleri, eki bilançolar ve diğer yıllara ait defterler incelendikten 2016 yılında gerçekleştiği iddia edilen vakıalar irdelendikten sonra çıkma şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarını irdeleyen bilirkişi heyet raporundan anlaşılmakla ve ayrıca defterlerin ibraz etmemesi dahi çıkma için koşulunu gerçekleştirmesi, sahte kayıt iddialarına ilişkin açılmış bir dava bulunması, en güncel verilere göre çıkma değeri hesaplanacağından önceki yıllara ilişkin defter kayıtlarındaki hesaplamalara itirazın çıkma payına bu nedenle etki de etmeyeceğinden TTK'nın 531. maddesi gereğince mahkemece, haklı sebeplerin mevcudiyetinin tespiti halinde şirketin durumuna göre, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilebileceği düzenlendiğinden davacının davalı şirket ortaklığından çıkma talebinin uygun olduğu ve çıkma payının da heyet 3.ek raporda karar tarihine en yakın mizanda taşıtlar kaleminin 311.859,73 TL olarak hesaplamaya dahil edilerek bulunmuş ise de rayiç değerlere ilişkin bilirkişi ...'in raporuna göre bu miktarın 1.720.000 TL olduğu anlaşılmakla (1.720.000 - 311.859,73 = 1.408.140,27. 3.ek rapordaki şirketin tespit edilen değeri 243.437,34+1.408.140,27 = 1.651.577,61 TLx % 30 = ) 495.473,28 TL olması gerektiği anlaşılmış ve sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
TTK 612 maddesinde "(1) Şirket kendi esas sermaye paylarını, sadece, bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği özkaynaklara sahipse ve alacağı payların itibarî değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebilir.
(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir şirketten çıkma ya da çıkarma dolayısıyla, esas sermaye paylarının iktisabı hâlinde, birinci fıkradaki üst sınır yüzde yirmi olarak uygulanır. Şirket esas sermayesinin yüzde onunu aşan bir tutarda iktisap edilen esas sermaye payları iki yıl içinde elden çıkarılır veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilir." denilmektedir. Çıkmasına karar verilen davacının payı % 30 olup, bu payın şirkete devrine karar verilmiş olması TTK 612/2. Maddeye bir aykırılık teşkil etmemektedir çünkü devrine karar verilmesi ile şirketin bu payları iktisap etmesi farklı hususlardır.
Kanunda limited şirkete, esas sermayenin yüzde onu oranındaki kendi paylarını iktisap etme serbestîsi getirilmiş iken şirket paylarının çıkma veya çıkarma sebebiyle iktisap edilmesi durumunda, iktisap sınırı yüzde yirmi olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme ile şirketin daha fazla payını iktisap etmesi olanaklı hale getirilerek, ayrılma payının bir an önce muaccel olmasını sağlamak amaçlanmıştır ve bu nedenle de ayrılan ortağa ait payların sermayeye oranının % 20'yi geçmeyen kısmına isabet eden ayrılma akçesi kararın kesinleşmesi ile muaccel olur. Davalı şirketin kararın kesinleşmesi ile iktisap ettiği % 20 payın, payın % 10'unun aşan % 10 pay, TTK 612/2 Madde gereği iki yıl içinde elden çıkarılacak veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilecektir. Kararın kesinleşmesi iktisap edilen % 20 paydan % 10 pay TTK 612/2 maddesi gereği elden çıkarıldıktan veya itfa edildikten sonra, Mahkememizce çıkmasına karar verilen davacının payı % 30 olmakla % 20'yi aşan geriye kalan % 10 pay, ( % 20'yi aşan bu % 10 pay kararın kesinleşmesi ile sahipsiz hale gelecektir) şirketçe -ancak bu şartla bu zamanda- iktisap edilecek ve bu % 10 paya isabet eden çıkma bedeli de ancak bu şekilde bu anda muaccel olacaktır.
Vekalet ücreti yönünden; davacı vekili her ne kadar dosyadan istifa etmiş ise de istifa ettiği tarihte dosyanın geldiği aşama nazara alınarak vekalet ücretine hak kazandığı anlaşılmakla vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
-
TTK.636/3. Maddesi gereğince davanın çıkma talebine ilişkin talebinin kabulü ile davacının ... sicil numaralı ... Ltd Şti davalı şirket ortaklığından TTK 638/2 md.si ne göre çıkmasına, payın şirkete devrine,
-
Hissesine isabet eden 495.473,28. TL ortaklıktan çıkma payının, kararın kesinleşme tarihi itibariyle ticari faizi ile davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Çıkmanın kararın kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ifade etmesine,
-
Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanı için karardan bir suretin ... Ticaret Sicil Memurluğu'na gönderilmesine,
-
Karar tarihinde alınması gerekli 427,60. TL ilam harcından peşin alınan 29,20. TL'nin mahsubu ile bakiye 398,40. TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 29,20. TL peşin harç ve 29,20. TL başvurma harcı olmak üzere toplam 58,40. TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 11.647,15. TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, (karar içeriğinde açıklandığı üzere) karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49