SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/702 E. 2024/125 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2018/702

Karar No

2024/125

Karar Tarihi

4 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/702 Esas

KARAR NO : 2024/125

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 27/07/2018

KARAR TARİHİ : 04/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasında 28/04/2015 yılında ''Kurumsal Bayilik Sözleşmesi'' akdedildiğini, esasen müvekkili şirketin davalılar ile iş ilişkisi 2009 yılında başladığını ancak davalı tarafın istemiyle daha önce akdedilen Kobi Satış Kanalı Sözleşmesi, Kurumsal Bayi Sözleşmesine dönüştürüldüğünü, farklı tüzel kişilikler altındaki iş ilişkisi ise 2009 yılı öncesine dayandığını, müvekkili şirketin bu başarılı çalışmalarına ve anılan sözleşmelerden ve mevzuattan doğan tüm yükümlülüklerini basiretli bir tacir olarak gereği gibi yerine getirmesine rağmen, davalı şirketler taraflar arasındaki sözleşmenin 25/4. maddesine göre taraflar arasındaki sözleşmeyi 7 gün öncesinde bildirimde bulunarak haksız ve tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkil şirkete haksız olarak kesilen ceza faturalarının bedellerinin tespiti suretiyle, müvekkiline yükletilen ceza bedellerinin iadesini, müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen ceza faturalarının da hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki 28.04.2015 tarihli Kurumsal Bayilik Sözleşmesi'nin davalılarca haksız olarak feshedildiğinin tespitini, davalıların sözleşmeyi haksız fesihleri yüzünden “Kurumsal Bayilik Sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 13.10.2016 tarihinden 28.04.2025 tarihine kadar 8 yıl 6 aylık süreç için 1.000TL maddi tazminatının (yoksun kaldığı kârın), dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesini, TTK'nın 122. maddesi uyarınca, şirketin davalılardan olan denkleştirme tazminatı alacağının, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere 500,00TL denkleştirme tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte, müvekkili şirkete kesilen ceza faturalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile ödenen ve hakedilerden kesilen bedellerin müvekkil şirkete iadesini, ceza faturalarından dolayı davalı şirketlere herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesini, bu zarar kalemine ilişkin belirsiz alacak olarak HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere 500,00TL'nin davalılardan tahsilini, araç kiraları, iş yeri kirası, banka kredisi ve işyeri ekipmanları nedeniyle uğranılan zarar tespit edilerek, bu alacak kalemi için tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere; 500,00TL'nin davalı şirketlerden tahsil edilmesini, ... Bankası tarafından düzenlenmiş 28/05/2017 tarihli ... sayılı, 100.000TL miktarlı kesin teminat mektubundan dolayı müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitini, teminat mektuplarının iptali ve müvekkil şirkete iade edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında 28/04/2015 tarihlinde Kurumsal Bayilik Sözleşmesi'nin imzalandığını, işbu dava, belirsiz alacak davası için gerekli şartlar oluşmadan açıldığından, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hem müspet zarar hem de menfi zarar talebinde bulunulamayacağından, davacı şirketin talep sonucunu netleştirmesi gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili şirketler arasındaki sözleşme, sözleşmede belirlenen şartlar doğrultusunda usule uygun olarak feshedildiğinden yoksun kalınan kar talebinde bulunulamayacağını, sözleşmenin süresi, 10 yıl değil, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 1 yıldır ve birer yıllık periyodlarla ancak 5 yıla kadar uzayabileceğini, sözleşmenin fesih tarihi, davacı şirketin iddia ettiğinin aksine 24/10/2016 tarihi olduğunu, davacı şirketin, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 2 yıla yakın bir süre geçtikten sonra ve sözleşmesel yükümlülükler ifa edildikten sonra sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi, hakkında kötüye kullanılması olduğunu, basiretli tacir ilkesi gereği sözleşmenin her iki tarafının da tacir olması nedeniyle sözleşme hükümleri genel işlem koşullarına tabi olmadığını, Yargıtay kararları gereğince sözleşmenin devamı esnasında ödenen cezalar yönünden itirazda bulunmayan davacının, sözleşmenin feshi ile birlikte ödediği cezalara itiraz edemeyeceğini, denkleştirme tazminatı talebinin zamanaşımına uğradığını, tüm bu açıklanan nedenlerle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Hukukçu bilirkişi heyetinin 30/04/2021 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında 28.04.2015 tarihli sözleşmeler akdedildiği ve ticari ilişkinin söz konusu sözleşmeler çerçevesinde yürütüldüğü hususunda herhangi bir ihtilafın olmadığı, Davalılar tarafından davacıya gönderilen 06.10.2016 tarihli noterlik ihtarnameleri ile sözleşmelerin feshedildiği, söz konusu ihtarnamelerde feshin tebliğden itibaren 7 gün sonrasında geçerli olduğu bilgisine yer verildiği, ihtarnamelerin davacıya 17.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve bu çerçevede sözleşmelerin 24.10.2016 tarihinde feshedilmiş sayılacağını, Davacı tarafın davalılar tarafından sözleşmelerin haksız yere feshedildiği iddia ettiğini, davalıların ise sözleşmeyi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 25/4 maddesine göre feshedildiğini beyan ettiği, Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 4.2 maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin bitiminden 1 ay öncesinde yazılı olarak bildirilmediği sürece sözleşmenin 1 yıl uzamış sayılacağı hususunun düzenlendiği, Somut olayda davalıların sözleşmeyi sona erdirirken haklı sebebe dayanmadığı, sözleşmeyi olağan fesih yoluyla sona erdirdikleri, sözleşmede ihtar süresinin 7 gün olarak düzenlendiği, acenteyi koruma amacına hizmet eden 3 aylık ihbar süresinin acente bakımından kısaltılamayacağı, feshin ihbar süresine uyulmadan yapılması sebebiyle haksız fesih niteliğinde olduğu, Davacının müspet zararını talep ettiği, müspet zarar kapsamında yoksun kalınan karın talep edilebileceği, ancak bu halde de sözleşmeye aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığının da mevcut olması gerektiği, bu şartların varlığı halinde, davacı tarafın müspet zararlarının tazminini ve bu kapsamda yoksun kalınan kazanç talebinde bulunmasının mümkün olabileceği, bu hususta nihai takdirinin de diğer bütün hususlarda olduğu üzere- Sayın Mahkemenize ait olduğu, Eğer Sayın Mahkemenizce davacının yoksun kalınan kar tutarını talep edebileceği kanaatinde olması durumunda; -Sözleşmenin kalan süresinin 186 gün olduğu kanaatine varıldığında bu durumda yoksun kalınan kar tutarının 186 gün * 119,99 - 22.318,14-TL olarak hesaplandığı, -Sözleşmenin kalan süresinin 8 yıl 6 ay olduğu kabul edildiğinde yoksun kalınan kar tutarının 372,276,80-TL olarak hesaplandığı, Denkleştirme talebinin şartlarının TTK m. 122'de düzenlendiği, burada yer alan şartların birlikte bulunması durumunda denkleştirme talebinde bulunulabileceği, TTK 122/2 maddesi çerçevesinde yapılan hesaplamada davacının denkleştirme tazminatı tutarı olarak talep edebileceği alacak tutarı her bir davalı yönünden -Davalı ... yönünden 934 800,12-TL, Davalı ... yönünden 1.011.387,84-TL, - Davalı ... yönünden 58.227,72-TL olarak hesaplandığı, Davacı tarafça dosyaya sunulan 30.11.2020 tarihli dilekçe ve ekleri incelendiğinde davalılar tarafından kesilen ceza, prim iadesi, eksik evrak yansıtma bedeli vb. muhteviyatlı faturalar ve bu faturalara ilişkin listenin yer aldığı ve taraflar arasında akdedilen 28.04.2015 tarihli sözleşme çerçevesinde davalılar tarafından kesilen ceza prim iadesi vb. faturalar toplamının 57.417,32-TL olarak yer aldığı, bu faturaların tamamının davacının yasal defterlerinde yer aldığı ve söz konusu faturalara davacı tarafça yapılmış itiraz olduğu hususunda dosyada herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 11.12.2020 tarihli dilekçe ekinde yer alan ceza faturalarının da davacının yasal defterlerinde yer aldığı, bu nedenle ceza faturaları yönünden takdirin Sayın mahkemenize ait olduğu, Araç kiraları, işyeri kirası, banka kredisi ve işyeri ekipmanlarıyla ilgili olarak davacı tarafça uğranılmış olunan zarar olduğu hususunda dosyada herhangi bir belgenin mevcut olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeden sonra davacı yasal defterlerine göre 29.508,87-TL tutarında demirbaş alımı yapıldığının görüldüğü, söz konusu demirbaşların satış zararı yönünden yasal defterlerde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, haklar ve özel maliyet bedellerinin 2014 ve öncesi yıllarda edinilmiş olduğu, sözleşme döneminde bu yönde yeni bir harcamanın mevcut olmadığı, Davacı tarafa ait işyerinde sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemlerde aylık ortalama 30 kişinin çalıştığı sözleşmenin imzalandığı 2015 yılı nisan ayında 17 personel çalışırken bu sayının 2016 yılı mayıs ayında 40 kişiye çıktığı, sözleşmenin fesholması nedeniyle davacı tarafça personelin işine son verilmesi nedeniyle 35.092,38-TL tutarında kıdem tazminatı ve 33.049,80-TL tutarında ihbar tazminatı ödendiği bu çerçevede davacının sözleşmenin fesholması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı işçiliğe dayalı harcama tutarı 35,092,38 + 33.049,80 = 68.142,18-TL olarak hesaplandığı, Davacı tarafça davalıya taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde ... Türk Bankası tarafından düzenlenmiş 28.05.2017 tarihli 583277 sayılı 100.000TL miktarlı kesin teminat mektubu verildiğini davalılar tarafından söz konusu sözleşmeler feshedildikten sonra teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünün görüldüğü, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile taraflarca incelemeye ibraz edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde söz konusu teminat mektubu bedeli yönünden davacının davalılara cari hesap borcunun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 10/01/2022 tarihli ek raporunda özetle; Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Sözleşmenin feshi nedeniyle davacı tarafça çalışanlara ödenen kıdem ve ihbar tazminatları tutarının davacının talepleri arasında olmadığı bu nedenle kök raporumuzda yapılan hesaplamaların dikkate alınmaması gerektiği hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Yukarıdaki madde dışında kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizde herhangi bir değişikliğin meydana gelmediği, Ancak sayın mahkemece davacının kök raporumuza karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde örnek olarak dosyaya sunduğu faaliyet karı esas alınmak suretiyle yoksun kalınan kar tutarının hesabı yapıldığında; Sözleşmenin kalan süresinin 186 gün olduğu kanaatine varıldığında bu durumda yoksun kalınan kar tutarının 186 gün*279,54-51.993,85-TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin kalan süresinin 8 yıl 6 ay olduğu kabul edildiğinde yoksun kalınan kar tutarının 867.262,99-TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 18.10.2022 tarihli 2.ek raporunda özetle; Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Davalılar tarafından davacı adına kesilen ceza ve fraud faturalarına ilişkin tarafların yasal defter kayıtlarının teminat mektubu bedeli kadar örtüşmediği, bu nedenle sözleşme döneminde kesilen ceza ve fraud faturalarının dayanakları ile birlikte dosyaya sunulmasının gerektiği, Yine aynı şekilde teminat mektubu bedeli tahsil edildikten sonra 1 nolu davalı yasal defterlerinde yer alan kayıtlara ilişkin dayanak belgelerin dosyaya sunulmasının gerektiği, Bu belgeler geldikten sonra teminat mektubu ve ceza faturaları yönünden nihai bir değerlendirme yapılabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 20.02.2023 tarihli 3.ek raporunda özetle; Bilirkişi 2. ek raporumuzda belirtilen dayanak belgeler davalılar tarafından dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle teminat mektubu ve nihai değerlendirme yapılamamıştır. Ancak sayın mahkeme dosyadaki mevcut duruma göre bir değerlendirme yapılması gerektiği yönünde bir kanaate varması durumunda bilirkişi heyet görüşümüzün 1. Ek raporumuzdaki şekilde oluştuğu sayın mahkemenin takdirinde olup aşağıya çıkartılmıştır. a.Sözleşmenin feshi nedeniyle davacı tarafça çalışanlara ödenen kıdem ve ihbar tazminatları tutarının davacının talepleri arasında olmadığı bu nedenle kök raporumuzda yapılan hesaplamaların dikkate alınmaması gerektiği hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, b.Yukarıdaki madde dışında kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizde herhangi bir değişikliğin meydana gelmediği, c.Ancak sayın mahkemece davacının kök raporumuza karşı vermiş olduğu itiraz dilekçesinde örnek olarak dosyaya sunduğu faaliyet karı esas alınmak suretiyle yoksun kalınan kar tutarının hesabı yapıldığında; -sözleşmenin kalan süresinin 186 gün olduğu kanaatine varıldığında bu durumda yoksun kalınan kar tutarının 186 gün * 279,54 > 51.993,85-TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin kalan süresinin 8 yıl 6 ay olduğu kabul edildiğinde yoksun kalınan kar tutarının 867.262,99-TL olarak hesaplandığı Davacı tarafça davalıya taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde ... Bankası tarafından düzenlenmiş 28.05.2017 tarihli ... sayılı 100.000TL miktarlı kesin teminat mektubu verildiğini davalılar tarafından söz konusu sözleşmeler feshedildikten sonra teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünün görüldüğü, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile taraflarca incelemeye ibraz edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde söz konusu teminat mektubu bedeli yönünden davacının davalılara cari hesap borcunun olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 10/01/2022 tarihli 4.ek raporunda özetle; Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Taraflar arasında 28.04.2015 tarihli sözleşmeler akdedildiği ve ticari ilişkinin söz konusu sözleşmeler çerçevesinde yürütüldüğü hususunda herhangi bir ihtilafın olmadığı, Davalılar tarafından davacıya gönderilen 06.10.2016 tarihli noterlik ihtarnameleri ile sözleşmelerin feshedildiği, söz konusu ihtarnamelerde feshin tebliğden itibaren 7 gün sonrasında geçerli olduğu bilgisine yer verildiği, ihtarnamelerin davacıya 17.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve bu çerçevede sözleşmelerin 24.10.2016 tarihinde feshedilmiş sayılacağını, Davacı tarafın davalılar tarafından sözleşmelerin haksız yere feshedildiği iddia ettiğini, davalıların ise sözleşmeyi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 25/4 maddesine göre feshedildiğini beyan ettiği, Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 4.2 maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin bitiminden 1 ay öncesinde yazılı olarak bildirilmediği sürece sözleşmenin 1 yıl uzamış sayılacağı hususunun düzenlendiği, somut olayda davalıların sözleşmeyi sona erdirirken haklı sebebe dayanmadığı, sözleşmeyi olağan fesih yoluyla sona erdirdikleri, sözleşmede ihtar süresinin 7 gün olarak düzenlendiği, acenteyi koruma amacına hizmet eden 3 aylık ihbar süresinin acente bakımından kısaltılamayacağı, feshin ihbar süresine uyulmadan yapılması sebebiyle haksız fesih niteliğinde olduğu, Davacının müspet zararını talep ettiği, müspet zarar kapsamında yoksun kalınan karın talep edilebileceği, ancak bu halde de sözleşmeye aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığının da mevcut olması gerektiği, bu şartların varlığı halinde, davacı tarafın müspet zararlarının tazminini ve bu kapsamda yoksun kalınan kazanç talebinde bulunmasının mümkün olabileceği, bu hususta nihai takdirinin de diğer bütün hususlarda olduğu üzere -Sayın Mahkemenize ait olduğu, olağan bir bayilik ilişkisinin devam etmesi gereken süre boyunca yoksun kalınan kârın hesaplanmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği, yoksun kalınan kâr kapsamında, davacının yeni bir bayilik ilişkisi kurması beklenen makul süre için bu tazminata hak kazanmasının mümkün olacağı, Eğer Sayın Mahkemenizce davacının yoksun kalınan kar tutarını talep edebileceği kanaatinde olması durumunda; -Sözleşmenin kalan süresinin 186 gün olduğu kanaatine varırsa bu durumda yoksun kalınan kar tutarı 186 gün * 279,54 = 51,993,85-TL olarak hesaplandığı, -Sözleşmenin kalan süresinin 8 yıl 6 ay olduğu kabul edildiğinde yoksun kalınan kar tutarının 867.262,99-TL olarak hesaplandığı, Denkleştirme talebi yönünden yapılan incelemelerde huzurdaki davanın sözleşmenin feshinden 1 yıl geçtikten ve hak düşürücü süreler aşıldıktan sonra açıldığı, bu kapsamda davacının TTK 122/4 maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatı talebinin zamanaşımına uğradığından bahsedilebileceği, Ancak sayın mahkemece aksi kanaatte olunması durumundan TTK 122/2 maddesi çerçevesinde davacının denkleştirme tazminatı tutarı olarak talep edebileceği alacak tutarı her bir davalı yönünden Davalı ... yönünden 934.800,12-TL, Davalı ... yönünden 1.011.387,84-TL, Davalı ... yönünden 58.227,72-TL olarak hesaplandığı, Davalılar tarafından davacıya kesilen ceza ve fraud faturalarının dayanaklarının dosyaya sunulmadığı, incelemeye de ibraz edilmediği bu nedenle söz konusu faturalar yönünden bir değerlendirme yapılamadığı, tarafların yasal defterlerinin Davalılar tarafından davacı adına kesilen ceza ve fraud faturalarına ilişkin tarafların yasal defter kayıtlarının teminat mektubu bedeli kadar örtüşmediği, Davacı tarafça davalıya taraflar arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde ... Bankası tarafından düzenlenmiş; 5.2017 tarihli ... sayılı 100.000TL miktarlı kesin teminat mektubu verildiğini davalılar tarafından söz konusu sözleşmeler feshedildikten sonra teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünün görüldüğü, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile taraflarca incelemeye ibraz edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde söz konusu teminat mektubu bedeli yönünden davacının davalılara cari hesap borcunun olmadığı, eğer sayın mahkeme ceza ve fraud faturalarının dayanaklarının sunulmamasının bu kesintilerin ispata muhtaç kaldığı kanaatine varırsa bu durumda söz konusu teminat mektubunun iadesinin gerekeceğinden ve teminat mektubunun da nakde dönüştürüldüğü anlaşıldığından söz konusu teminat mektubu bedeli olan 100.000-TL bedelin davacıya iadesinin gerekeceği kanaatine varılabileceği, 2 nolu ara karara yönelik ödeme iddialarının dava konusu alacak taleplerine etkisi olmayacağı, Hak düşürücü sürenin vücut bulmaması halinde davacı acentenin, davalı adına ne tür sözleşmeler düzenlediği yönünde davacı ve davalılar tarafından dosyaya bu yönde sözleşmeler sunulmadığını, GSM hatlarında abonelik tesis ettirildiğinde bayilik sözleşmesinin feshedilmesi durumunda aboneliğin iptal ettirilmediği, genellikle aboneliklerin kampanya ile tesis ettirildiği, aboneliklerin en azından kampanya süresince cezai şartlardan dolayı devam ettirildiği, hat iadesi ve hat taşıması işleminin acenteliğin feshine bağlı olmadığı, ekseriyetle abonelerin acenteye değil GSM şirketine bağlı olarak abonelikleri devam ettirdikleri, davacıya ödenen hakkediş bedellerinin de söz konusu aboneliklerden kaynaklanan ödemeler olduğu, bu nedenle her ne kadar dosyaya abonelik sözleşmeleri sunulmamış olsa da davacı tarafça davalı şirketler için yapılan aboneliklerden kaynaklı olarak hakediş ödemelerinin sözleşme devam ettiği süre boyunca yapıldığı, davacı tarafça tesis edilen aboneliklerin devam edip etmediği hususunun (hakkediş bedellerine dayalı abonelikler) davalılar tarafından dosyaya sunulmasının gerektiği, bu belgelerin bu aşamaya kadar sunulmadığı, davacı acenteye ödenen hakedişler çerçevesinde tesis ettirilen aboneliklerim davalı şirketlerin cirolarında önemli bir yer tutmamakla birlikte acente açısından tüm ticari istikbalin bu gelirlere bağlanmış olduğu ve bunun elde edilmesi için önemli yatırımlar yapıldığının anlaşıldığı, bu kapsamda davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesinin adil bir sonuç olacağı ancak denkleştirme tazminatı talebinin 1 yıllı süre aşıldıktan sonra davacı tarafça talep edildiği, davacı acentenin sadece davalı firmaların acentesi olduğu, sözleşme feshedildikten sonra gayrıfaal duruma geçtiği, birden fazla acenteliğin olması durumunda ticari faaliyetin devam edeceği, davalılar ülkemizdeki en önemli 3 GSM markasından birisi olan ... ile sabit ev ve işyeri telefon hatları ise sadece davalılardan ... uhdesinde bulunmakta olup ... olarak da internet hat hizmeti vermektedir. İnternet hattı olarak çok fazla firma olmasına karşın ... ülkemizde tek ve ... 3 önemli GSM firmasından birisidir. Bu nedenle marka etkisi önemli olmakla birlikte acentenin abonelik çabalarının da çok önemli olduğu, acentenin çabalarının marka ile birlikte yürütülmesi sonucunda aboneliklerin çok büyük bir kısmının tesis ettirilebildiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Talep somutlaştırma dilekçesi; Mahkememizin 08/07/2019 tarihli celsesi ara kararı gereğince davacı vekilince 18/07/2019 tarihli somutlaştırma dilekçesi sunulduğu görülmüştür.

Bedel artırım dilekçesi; Davacı vekilince 16/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda talep sonucunun artırıldığı, ıslah dilekçesinin usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğe çıkarıldığı görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle portföy (denkleştirme) tazminatı, fesih nedeniyle yoksun kaldığı kar, davalı tarafından düzenlenen hakedişden kesilen ceza faturaları bedelleri iadesi ve borçlu olmadığının tespiti, uğradığı zararın tahsili ile teminat mektubunun iptali/iadesi istemine ilişkindir.

TTK 122. maddesi ile, (1)Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;

a)Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,

b)Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve,

c)Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

(2)Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.

(3)Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.

(4)Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.

(5)Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. hükmü düzenlenmiştir.

Taraflar arasında 28/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesi imza edilmiştir.

Sözleşmenin 4/2 maddesi ile, "İşbu sözleşmenin süresi sözleşmenin imza edildiği tarihten itibaren 1 yıldır. Sözleşme süresi taraflardan herhangi birinin sözleşme süresinin sona ermesinden itibaren 1 ay önce yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde bir yıl uzamış sayılacaktır. İşbu sözleşmenin süresinin bu şeklide ve devam eden yıllarda uzaması halinde sözleşme süresi hiçbir şekilde 5 yıldan fazla olamayacak ve taraflar 5 yılın sonunda sözleşme konusu işe devam etmek istedikleri takdirde aralarında anlaşarak yeni bir sözleşme imzalayacaktır." hükmü düzenlenmiştir.

Sözleşmenin 25/4 maddesi ile, "Şirketler sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda işbu sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin 7 gün öncesinden; kurumsal bayi ise 2 ay önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla tazminatsız olarak feshedebilir. .. " hükmü düzenlenmiştir.

Sözleşmenin davalı tarafından sebep gösterilmeksizin feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir.

Taraflar arasındaki sözleşmelerde davalıların sebep göstermeksizin fesih hakları 7 gün olarak belirlenmiş ise de bu belirleme yapılan işin uzun süreli güvene dayanan niteliği, davacının yatırım yaparak sözleşmeye girmesi hususların gözetildiğinde edimler arasında fahiş dengesizlik arz edecektir. Bu kapsamda önceden, belirsiz sayıda sözleşme için matbu olarak hazırlanan sözleşmelerdeki bu şartın davalıların ülke genelindeki operatör ve internet işlemlerindeki neredeyse tekel konumu karşısında genel işlem koşulu olarak nitelendirilmelidir. Bu durumda davalıların fesih gerekçelerinin yerindeliği açıkça ispat olunmadığından ve 7 günlük sebepsiz fesih hakkı "yazılmamış sayılma" müeyyidesi ile karşılaşacağından taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği kapsamında bilirkişiler tarafından bir yıllık sürelerle uzayan sözleşmenin bakiye süresi 186 gün ile uyumlu olacak şekilde 6 ay olarak belirlenen önelli fesih süresinin hakkaniyete uygun olduğuna kanaat edilmiştir. Davalıların feshi haksız olduğuna göre davacının sözleşmelerden yana olan beklentisinin mahrum kalınan kar olarak bakiye makul süreye göre hesap edilmesi gerekmiştir. Sözleşmeye duyulan güven nedeniyle sözleşmenin geriye kalan süresi ile uyumlu olacak makul süre için kar mahrumiyetinin davacı lehine hesaplandığı görülmekle 51.993,85 TL'ye hükmetmek gerekmiştir. Sözleşme tüm davalılarla birlikte yapılmış olup hepsinin tek bir sorumluluğu mevcut olduğundan bu miktardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.

Taraflar arasındaki sözleşme ile davalıların belirli durumlarda ceza sistematiğine dair sözleşme eki uyarınca fraud/ceza kesintileri yapma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu kesintilerin sözleşmeye uygun olması, hak dengesini bozacak şekilde kötüye kullanmaya vücut vermemesi, davacının hak edişlerini ortadan kaldırmaması gerekecektir. Bunun yanında davacının kabul ettiği, ihtirazi kayıt koymadığı veya itiraz etmediği kesintilerin sözleşmenin feshinden çok sonra ileri sürülmesi de mümkün olmayacaktır. Bu kapsamda davalılar tarafından yapılan kesintilerin davacı defterlerine kayıt edildiği, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, dava ve sözleşmenin fesih tarihine göre çok sonra haksızlığının ileri sürüldüğü gözetildiğinde hakkın kötüye kullanımına sebebiyet verecek şekilde ileri sürülen talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Bunun yanında 10/01/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda 8.467,53 TL'lik ceza ödemesinin ihtirazi kayıtlı olarak ödendiği tespit edilmiş ise de bu ödemenin sözleşme tarihinden önceki dönem geçerli olan sözleşmeye dayalı olarak başkaca bir teminatın nakde çevrilmesini önlemek amacıyla 2014 tarihinde yapıldığı ve somut davadaki talepler kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla rapora bu yönüyle itibar edilmemiş, tüm ceza kesintilerine dair talep reddedilmiştir. Dava değeri kapsamında davacı yanın sunduğu somutlaştırma dilekçesine bu yönden 50.000,00 TL talep edildiği ve harçlandırıldığı anlaşılmıştır.

Davacı denkleştirme tazminatı talebinde bulunmuş ise de 13/10/2016 fesih ve 27/07/2018 dava tarihine göre yasal 1 yıllık süreden sonra ileri sürülen talebin, daha öncesinde bu hakkın saklı tutulduğuna veya dava yolu olmaksızın ileri sürüldüğüne dair bir iddia bulunmadığı da gözetilerek süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı her ne kadar sözleşmeye duyulan güven nedeniyle yatırım ve masraf yapıldığını belirterek bu yöndeki zarar ve masraflarını talep etmiş ise de taraflar arasındaki ilişkinin 2009 yılından beri devam ettiği, bu kadar uzun süren bir bayilik ilişkisi kapsamında salt dava konusu yeni sözleşme ile daha fazla yükümlülük doğacağına, daha fazla masraf yapılmasına dair haklı bir beklentinin bulunmadığı, böyle bir beklenti bulunuyor ise de davacının basiretli tacir olup ona göre hareket etmesi gerektiği, salt bu sözleşme için sarf edilen ancak boşa çıkan bir masraf veya yatırımın somut olarak ileri sürülmediği anlaşılmakla bu talebin reddine karar vermek gerekmitşir.

Davacı teminat mektubunun iadesini/iptalini talep etmiş ise de teminatın nakde çevrildiği, bu değişiklik karşısında talebin ödenen bedelin tahsili olarak ileri sürüldüğü, fesih tarihi itibariyle davacının teminatın nakde çevrilmesini gerektirir bir borçluluk durumu olmadığı, fesih tarihinden sonra davalılar tarafından davacıya fraud faturaları kesilmeye devam edilse de aynı zamanda davacıya yapılan ödemelerin de devam ettiği, bu ödemelerin ne için yapıldığına dair açıklama istense de makul bir cevap ve dayanak sunulmadığı, dolayısıyla teminat mektubunun nakde çevrilmesini gerektirir bir durum bulunmadığından bu yönde bir alacaklılık savunmasının da ileri sürülmediği görülmekle tahsil edilen bedelin davacıya iadesi gerekmiştir. Teminat mektubunun lehtarı sözleşme gereği tüm davalılar olduğundan ödeme tarihinden itibaren müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiş, işin her iki taraf için ticari olmasından dolayı hükmedilen alacaklara avans faizi işletilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;

  1. Davanın Kısmen Kabulü ile;

a-51.993,85 TL Mahrum kalınan kar alacağının 27/07/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

b-99.920,96 TL istirdatı gereken teminat mektubu bedelinin 19/07/2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

c-Davacının denkleştirme tazminatı talebinin süre aşımı nedeniyle Reddine,

d-Davacının haksız kesintilere dair alacak, yatırım, sair masraf ve fazlaya dair taleplerinin Reddine,

  1. Karar tarihi itibari ile alınması gereken 10.377,28. TL karar ve ilam harcından 2.605,45. TL peşin harç, 900,00. TL ıslah harcı toplamı 3.505,45. TL harcın düşümü ile eksik kalan 6.871,83. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,

  2. Davacı tarafından yatırılan 35,90. TL başvuru harcı, 2.605,45. TL peşin harç, 900,00. TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.541,35. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 24.306,32. TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

  4. Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00. TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,

  5. Davacı tarafça yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.861,50. TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 5.883,31. TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

-Davalı ... adlı şirket tarafından yapılan 600,00-TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 150,98-TL'lik kısmının davacıdan tahsiliyle davalı ... şirketine verilmesine; arda kalan kısmın davalı ... adlı şirket üzerinde bırakılmasına,

  1. Taraflarca tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,

Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.04/03/2024

Katip ... Hakim ...

e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbulhükümAlacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim