İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/870 E. 2024/88 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/870
2024/88
9 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/870 Esas
KARAR NO :2024/88
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
DAVA TARİHİ:03/10/2017
KARAR TARİHİ:09/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu, ... Dosya No, ... Karar No ve 08.03.2013 tarihli kararı ile, aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri arasında kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturduğunu, anılan kartel neticesinde faiz oranlarını birlikte belirlemeleri nedeniyle serbest piyasa koşullarının bozulduğunu, faiz oranlarının arttığını ve o yüzden de o dönemde çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz, mevduatlara ise olağandan düşük faiz uygulandığını, anılan 12 bankanın haksız kazanç elde ederken, banka müşterileri olan tüketiciler, tacirler ve kamu kurumlarının mağdur edildiğini tespit ettiğini, Rekabet Kurulu'na göre; Konut kredilerinde 15 baz puanlık (0,15), İhtiyaç kredilerinde 10 baz puanlık (0,10) , Taşıt kredilerinde 5-20 baz puan arasında (0,5-0,20) bir kartel uzlaşması (ortak faiz artırımı) söz konusu olduğunu, davalı bankanın da aralarında bulunduğu bankalar tarafından açılan iptal davalarında, .... İdare Mahkemesi, Kurul kararını hukuka uygun bularak, bankalarca açılan iptal davalarını reddetmiş olup, Danıştay 13. Dairesine, İdare Mahkemesinin kararının bozulması ve Kurul kararının hukuka aykırı olduğuna karar verilmesi için yapılan temyiz başvuruları neticesinde Kurul kararı hukuka uygun bulunarak, .... İdare Mahkemesinin verdiği karar Danıştay tarafından onanarak kesinleştiğini, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 57. Maddesinde “Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur” olduğu, 58. maddesinde ise, rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu, bundan zarar görenlerin, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminat talep edebileceği hükmedebileceği düzenlendiğini, anılan madde metinlerinin: Madde 57- Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur” - “Madde 58- Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebileceği, zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplandığı, ortaya çıkan zarar tarafların anlaşması yada kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim zarar görenlerin talebi üzerine uğranılan maddi zararın yada zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir, müvekkili şirketin davalı bankadan anılan dönem aralığında çeşitli tarihlerde çeşitli ticari kredi (ticari, spot, rotatif) kullandığını, yine müvekkili şirketin, davalı banka nezdinde kredili mevduat hesabı bulunduğu ve şirket yetkilileri/çalışanı ... ve ... adına ..., ... vb. türünde müvekkil şirket mülkiyetinde kredi kartları mevcut olduğu, ayrıca müvekkilinin araç kredisi kullandığını, müvekkili şirketin tüm kredi ve mevcut tutarlarına kredi kartı ekstreleri ve işletilen faizlere vakıf olmadığı, anılan bilgilerin davalı bankadan celbi gerektiğini, müvekkili şirket aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın uyumlu eylemi neticesinde belirlenen son derece fahiş faiz oranları nedeniyle davalı bankadan kullanmış olduğu borçlarının tamamı ödenmediğinde, ödenmeyen kısma yine uyumlu eylemle belirlenen son derece fahiş faziler uygulandığını ve tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davalı banka nezdindeki kredili mevzuatına ise uyumlu eylemle Rekabet Kurulunun kararında belirtildiği üzere son derece düşük faz işletildiğini belirterek, uğranılan zarar, 12 bankanın anlaşması (uyumlu eylem) neticesinde gerçekleştiğinden ve zarar tutarı ancak bilirkişi tarafından yapılacak teknik inceleme sonucu belirlenebilecek olması nedeniyle, davalı bankanın müvekkil şirkete vermiş olduğu zararın 3 katının fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi incelemesi neticesinde ıslah edilmesi suretiyle şimdilik 3.480 TL'sinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, Mülga Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesinde; haksız fiile ilişkin tazminat taleplerinin, zararın ve failin öğrenilmesi tarihinden itibaren 1 yıllık sürenin geçmesi nedeni ile davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararının iptali için idari yargıda açılan davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, yalnızca Rekabet Kurulu kararının varlığı haksız fiil tazminatı için yeterli sayılmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere rekabet kurallarının ihlalinden doğan sorumluluk, zarar verenin kusurlu olmasına bağlandığı bir haksız fiil sorumluluğu olduğunu, ancak bilindiği üzere haksız fiilden doğan sorumluluğun söz konusu olabilmesi için bazı şartların gerçekleşmiş olması zorunlu olduğunu, haksız fiil sorumluluğunun oluşması için kümülatif olarak gerçekleşmiş olmaları aranan bu unsurlar, Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinden hareketle doktrinde hukuka aykırı bir fiil, zarar, kusur, illiyet bağı olarak kabul edildiğini, tazminat davalarında ispat yüküne ilişkin genel hukuk kurallarının geçerli olduğunu, yani kural olarak herkes iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla kanuna aykırı bir uygulama nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden kişilerin bu durumun varlığını ve bunlardan zarar gördüğünü ispatlamak zorunda olduğunu, huzurdaki davada hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekmekte ise de, davacının bu şartlar konusunda herhangi bir açıklama yapmadığını, hangi finansal ürün nedeniyle, hangi haksız fiile maruz kaldığını ve bunun ne şekilde bir zarara yol açtığını ispatlayamadığını, dava dilekçesinden, müvekkil Bankanın hangi finansal ürün bakımından, hangi hukuka aykırı fiili gerçekleştirdiği ve davacının bundan ne şekilde zarar gördüğü anlaşılamadığını, Müvekkil Banka’nın hangi hukuka aykırı eylemi ile sorumlu tutulması gerektiği, neden kusurlu olduğu, Davacının nasıl bir zarara uğradığı, müvekkili bankanın hangi eylemi ile iddia ettiği zararının oluştuğu, dolayısıyla uygun illiyet bağının varlığı tek tek davacı tarafından ispatlanması gereken hususlar olup mevcut durumda haksız fiil sorumluluğunun hiçbir unsuru gerçekleşmediği ve dava konusu olaydaki haksız fiilin varlığının davacı tarafından ispatlanamadığının açık olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları ve sair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile Rekabet Kurulu kararına karşı İdari Yargı’da açılmış olan ve henüz kesinleşmemiş iptal davasının bekletici mesele yapılmasına, Aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, İspatlanamayan davanın zamanaşımı nedeni ile ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık, davacının, davalı bankadan kullandığı krediye uygulanan haksız kartel faiz oranı nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili davada; Rekabet Kurulu'nun Kararı, Danıştay 13. Hukuk Dairesi ve .... İdare Mahkemesi'nin ilgili kararları, Tüketici Mahkemesi ve Hakem Heyeti emsal kararları, Haberler, Davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin bilgiler, geri ödeme planları, işletilen faizler vs.
İle ilgili tüm bilgi ve belgeler, Davalı banka nezdinde 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri aralığında kullanılan kredi kartlarına ilişkin tüm hesap ekstreleri ve anılan kartlara kısmi ödeme nedeniyle işletilen faiz tutarları, Yargıtay Kararları, doktrin, bilirkişi incelemesi vesair her türlü yasal delille dayanmıştır.
....İdare Mahkemesinin 2022/... esas 2022/... karar sayılı gerekçeli kararının incelenmesinde; ... Bankası A.Ş tarafından davalı Rekabet Kurumu aleyhine açıldığı, 19/04/2022 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay 13.Dairesinin 2023/... esas 2023/... karar sayılı ilamı ile onanarak 21/10/2023 tarihinde kesinleşmiş olduğu, anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davacının, davalı bankadan kullandığı krediye uygulanan haksız kartel faiz oranı nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 57 nci maddesinde; "Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.". Aynı Kanun'un 58 inci maddesinde; "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. " şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.
Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararının iptaline ilişkin .... İdare Mahkemesince açılan davada davanın reddine karar verilmiş, karar düzeltme aşamasında Danıştay 13. Dairesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/4017 E., 2019/1779 K. sayılı kararı ile bozulması üzerine .... İdare Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2019/... E., K.2019/... K. sayılı "Israr-Ret" kararı verilmiş ve bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarihli ve 2019/2656 E., 2021/1104 K. sayılı kararı ile bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama neticesinde .... İdare Mahkemesinin 2022/... E., 2022/... K. ve 26.04.2022 tarihli kararıyla idari işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davacının dayanak yaptığı Rekabet Kurulu Kararının yukarıda belirtildiği üzere İdare Mahkemesince iptaline karar verildiği böylece Kurul kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile tesbit edilmiş olduğu ve davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği anlaşıldığı gibi davacının uğradığını ileri sürdüğü zararı ve zarar miktarını ispatlayamadığı anlaşılmakla ( dava dosyasının dayanağı olan Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararının iptaline karar verilmekle dava konusu olayda rekabetin ihlalinin bulunduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/6115 Esas, 2022/8091 Karar sayılı ve 24/10/2022 tarihli emsal içtihadı) davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmustur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
-
Davacının davasının REDDİNE,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60. TL harçtan peşin alınan 61,65. TL harcın mahsubu ile bakiye 365,95. TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.610,00 . TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12