İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/256 E. 2024/399 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/256
2024/399
29 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/256 Esas
KARAR NO :2024/399
DAVA:Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/05/2024
KARAR TARİHİ:29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ... tarafından 3+1 tipinde dubleks daire (konut) sahibi olmak amacıyla 2017 yılında davalı ... Caddesi Kooperatifi’ne ortak olunduğu, davalı kooperatif tarafından konut projesinin gerçekleştirilmesi için kendisinden talep edilen ödemelerin müvekkili tarafından 2017 yılından 2023 yılına kadar eksiksiz taksit tutarları şeklinde ödendiği, davacının bugüne gelindiğinde davalı kooperatif hesabına 1.217.888,00 TL (Bir Milyon İki Yüz On Yedi Bin Sekiz Yüz Seksen Sekiz Türk Lirası) tutarındaki ödemeyi nakden ve defaten yapmış olup, davalı kooperatife hiçbir borcu bulunmadığı, davalı tarafın bildirimi üzerine müvekkilinin konutunu teslim almaya gittiği ancak konutun teslim alınamayacak düzeyde ayıplı inşa edilmiş olduğunu gördüğü, dubleks dairenin üst katındaki tavan boyu bir insanın koridorlardan ancak dizleri üzerinde emekleyerek geçebileceği yükseklikte olduğu, fahiş derecede ayıplı inşa edilmiş olması nedeniyle dairenin üst katının kullanılmaz durumda olduğu, satışı 3+1 şeklinde gerçekleştirilen daire adeta 1+1 büyüklüğünde olup satışa konu edilemeyecek nitelikte olduğu, dairenin kullanıma aykırı ölçüde ayıplı inşa edildiği, mahkeme tarafından yerinde keşif yapılması halinde davalı tarafından proje kapsamında inşa edilen diğer dairelerde böyle bir problem olmadığı, müvekkile düştüğü iddia edilen dairenin bir istisna olduğunun da böylece ortaya çıkacağı, davalı tarafından müvekkiline çıktığı iddia edilen dairenin söz konusu konut projesindeki en kötü durumdaki ve en ayıplı daire olduğu, davalı tarafça işbu konut projesi kapsamında yapılan dairelerin kooperatif üyeleri arasındaki dağılımının noter onaylı kura ile gerçekleştirildiği bilgisi verildiği, teslim zamanı geldiğinde davacıya A2 Blok, 35 numaralı dairenin çıktığı bilgisi verilmişse de bu dairenin müvekkili adına çıkmış olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi/belge müvekkile sunulmadığı, yine söz konusu dairenin kura sonucunda müvekkiline çıkmış olduğunu gösteren yazılı sonuç ve belgeler arabuluculuk görüşmeleri esnasında da şifahen talep edilmişse de davalı taraftan herhangi bir geri dönüş alınamadığı, davalı tarafından 3+1 daire bedeli üzerinden satışı gerçekleştirilen konutun kullanım alanının 1+1 büyüklüğünde çıkması nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiği, müvekkilinin zarar ettiği, davalı kooperatifin, eşitlik ilkesini ve özen yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiği, davalı kooperatif tarafından 28.08.2023 tarihinden itibaren dairelerin kooperatif ortaklarına teslimi, zilyetlik devirleri gerçekleştirilmeye başlandığı, aynı site içerisinde yer alan diğer kooperatif ortaklarından çoğu dairelerini bu tarihten itibaren kiraya verip kira geliri elde etmeye başladığı, ancak müvekkili tarafından bugüne kadar tüm ödemelerin eksiksiz yapılmasına, edimlerin yerine getirilmesine rağmen kullanıma uygun bir daire teslim alınması mümkün olmadığı, bu nedenle müvekkilinin planladığının aksine dairesi üzerinden bir kira geliri elde edemediği ve bu getiriden mahrum kaldığı, tüm bu nedenlerle; öncelikle Mahkeme tarafından kura tutanaklarının celp edilerek “...” adresinde yer alan, projedeki en dezavantajlı dairenin müvekkili adına kura sonucunda çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmasını,
“... Ada, 1 Parsel’de yer alan dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve tasarruf yetkisinin kısıtlanması amacı ile taşınmaz sicil kaydına şerh konulmasını, davanın kabulü ile, işbu dava dilekçesi ekinde sunulan görseller ve “...” adresinde yerinde yapılacak keşif sonucunda açıkça ayıplı şekilde inşa edildiği görülecek olan dairenin ayıpsız bir benzeri ile değişiminin sağlanarak davacı tarafından müvekkiline karşı üstlenilmiş olan edimlerin yerine getirilmesini,
Ayıpsız benzeri bir daire tesliminin mümkün olmaması halinde emsal nitelikte, ayıpsız dairenin güncel rayiç bedelinin hesaplanarak işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, her halükârda davalı tarafından daire teslimlerinin 28.08.2023 tarihinden itibaren diğer üyelere yapılmış olması ancak davacı müvekkiline kooperatifin kusuru nedeniyle teslim yapılamamasından kaynaklı menfi-müspet tüm zararların ve mahrum kalınan kira gelirinin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP;
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı, dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Davalı kooperatif üyesi oyan davacının, kendisine teslim edilen bağımsız bölümün ayıpsız bir benzeri ile değişimini, bunun mümkün olmaması halinde emsal nitelikte ayıpsız bir dairenin rayiç bedelinin ödenmesini ayrıca menfi ve müsbet zararları ile mahrum kalınan kira gelirinin tespit ve tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizin 14/05/2024 tarihli tensip ara kararı ile "Davacı vekiline huzurda ikame etmiş olduğu davada HMK 119/1-D maddesi gereğince dava konusunun değeri dava dilekçesinde gösterilmesi gerektiği, ayrıca menfi ve müspet tazminat talepleri ayrı ayrı talepler olup bu yönden de dava değerinin ayrıştırılması gerektiğinden bu yöndeki eksiklikleri tamamlaması için tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına," karar verildiği,
Davacı vekilinin 21/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu değeri olarak müvekkili tarafından davalıya yapılan ödeme tutarı olan 1.196.057,52 TL'nin esas alınmasına, uyuşmazlık konusu ayıplı dairenin kura sonucu müvekkil adına çıkmış olduğunu gösteren yazılı ispat belgelerinin sayın mahkemece celbine, uyuşmazlık konusu konutun öncelikle aynı nitelikte ayıpsız benzeri bir konut ile değiştirilmesine, ayıpsız benzeri bir daire ile değişimin mümkün olmaması halinde davacı müvekkilin tüm müspet zararının tazmin edilerek öncelikle emsal nitelikte, ayıpsız bir konutun güncel rayiç bedelinin bilirkişi marifetiyle hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, her halükârda davalının kusuru ile daire tesliminin yapılamamasından kaynaklı mahrum kalınan kira gelirinin, fiyat farkı ve değer artışlarını kapsayan her türlü müspet zararın hesaplanmasını ve teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Somut olayda davacı yanın kendisine teslim edilen bağımsız bölümün ayıpsız bir benzeri ile değişimini, bunun mümkün olmaması halinde terditli olarak emsal nitelikte ayıpsız bir dairenin rayiç bedelinin ödenmesini talep ettiği, ayrıca menfi ve müsbet zararları ile mahrum kalınan kira gelirinin tespit ve tahsilini talep ettiği, ancak mahkememizin ihtarlı ara kararına rağmen diğer istemlerden bağımsız olan müspet ve menfi tazminat istemleri yönünden dava değerini ayrıştırmadığı anlaşılmaktadır.
HMK.m.119/1-d hükmüne göre, davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri dava dilekçesinde yer alması gereken hususlar içinde sayıldığı, aynı maddenin 2.fıkrasına göre eksikliğin bir haftalık kesin süre içinda tamamlanması halinde hâlinde dava açılmamış sayılacağının düzenlendiği, bu bağlamda davacı yana menfi ve müspet zararlarına ilişkin taleplini ayrıştırarak harca esas değerlerini bildirmesi için 1 hafta kesin süre verildiği, davacının süresi içinde verdiği dilekçe ile herhangi bir değer belirtmediği, bildirmiş olduğu dava değerlerini ise ayrıştırmadığı anlaşıldığından, HMK 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
-
6100 sayılı HMK'nın 119/2. maddesi gereği davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
-
Harç peşin alığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/vekiline iadesine,
Dair, dosya üzerinden tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27