SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/221 E. 2024/34 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2015/221

Karar No

2024/34

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2015/221 Esas

KARAR NO:2024/34

DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:02/03/2015

KARAR TARİHİ:18/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında 2008 ve 2009 yıllarında toplamda 6 adet Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiği, ancak davalı şirketin, .... Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak ihtiyati haciz kararı çıkarttırdığı ve .... Asliye Ticaret Mahkemesinde "sözleşmenin feshinin tespiti ile malın iadesi" davası açtığı, bunun üzerine davalı ile 17/12/2012 tarihinde yeni bir "Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi" imzalandığı ve haksız ihtiyati haciz sebebiyle müzayaka halinde düşen davacı ile dava dışı diğer kurumların, davacı tarafça sulh taahhüdü verilmesi üzerine 21/01/2013 tarihinde Mutabakat Protokolü imzalamak durumunda kaldığı, davalının ancak bu mutabakatın imzalanmasından sonra ... ve 50. Asliye Ticaret Mahkemelerindeki davalarından feragat edeceğini bildirdiği, ağır şartlar içeren bu mütabakatın gabin ve müzayaka halinde bulunulması nedeniyle kabul edilmek zorunda kalındığı, Protokol uyarınca davacının her biri 190.925,89 $ bedelli 15 adet senet düzenlediği ve diğer kefillerin de bu kez aval verdiği, senetlerin teminat amaçlı düzenlendiği; ancak protokole göre vadesinin üzerinden 60 gün geçmekle kambiyo senedi vasfi kazanarak icra takibine konu edilebileceği, davalı şirketin ise, mutabakat gereği verilen “Taahhütname”nin 5 no.lu sırasındaki 21.01.2013 tarihli ve 29.08.2014 vadeli senedin teminat altına alınmadığı ve icra takibini öğrenmesi durumunda davacının mal kaçırma tehlikesine karşın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak 18.09.2014 tarihli .... sayılı ilamı ile ihtiyati haciz kararı aldığı ve bu karara dayanarak ....İcra Müdürlüğü'nün ... icra haciz işlemlerini başlattığı, Davacının ise bu döneme kadar davalı şirkete ciddi ödemelerde bulunduğu, senedin vadesinin üzerinden 60 gün geçmeden senedin kambiyo niteliği kazanamayacağı ve takibe geçilemeyeceğinin mutakabatta kararlaştırılmış olmasına rağmen süresinden önce yani borç henüz muaccel olmadan keyfiyete dayalı olarak icra takibi ve ihtiyati haciz yapılmasının kötü niyetli olduğu, davalının mutabakata aykırı davrandığı, Dava konusu 29.08.2014 vade tarihli teminat senedinin kambiyo senedi gibi icra takibine konulabilmesinin 29.10.2014 tarihinde mümkün olabileceği; ancak davalı şirketin bu süre henüz olmadan ve senet henüz teminat niteliğindeyken 16.09.2014 tarihinde mahkemeye başvurarak - ihtiyati haciz kararı aldığı, senetlerin borç nedeniyle alındığı iddiasıyla mahkemeyi yanılttığı ve henüz muaccel olmuş bir borç yokken öyle imiş gibi davranarak takibe geçtiği, davacının hiç ilgisi olmayan şirketlere haciz ihbarnameleri gönderilerek davacının ticari itibarının, kişilik haklarının ve marka değerinin zedelendiği, Yargıtay uygulamasına göre bu durumda davacının manevi tazminata hak kazandığı, Öte yandan davalının, finansal kiralama sözleşmesi gereği davacıya teslim etmesi gereken malları tam olarak eksiksiz bir şekilde teslim etmediği, Yargıtay içtihadına göre bu durumda sözleşme süresi başlamayacağından davacının bedel ödeme borcunun da muaccel hale gelmeyeceği, davacının davalıya $20.000 bedelli son ödeme tarihinin 22.09.2014 olduğu, buna rağmen davalının 24 ve 29 Eylül tarihlerinde icra takip işlemlerine devam ettiği, Global Enerji 1 Santralinin gaz parası ödenemediğinden 28.09.2014 tarihinde gaz akışının durduğu ve üretim yapılamadığı, 16 gün üretim yapamayan davacının müşterilerine gaz tedarik edebilmesi için dışarıdan gaz satın aldığı, bununla birlikte elektrik üretemeyen davacının kâr mahrumiyetinin doğduğu, hesaplarındaki blokaj nedeniyle diğer gider faturalarını da ödeyememesi sebebiyle faiz gibi zararlarının doğduğu, davalı şirketin icra haciz işlemlerinden feragat etmesi için ise 20.000,00-TL harç yatırarak maddi zarara uğradığı ifade edilerek davalı taraftan maddi manevi zararlarının karşılanmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili dava dilekçesinde; ihtiyati haciz kararının, davacı şirketin borçlarını ödememe yönünde davranışlar içinde olması, 21.03.2013 tarihinden önce akdedilmiş sözleşmelere aykırı davranılması nedeniyle alındığı, kiralanan malın seçimi, belirlenmesi, ithal koşulları vs. hususların kirası tarafından belirlendiği, finansal kiralama bedellerinin ödeme koşullarının ise taraflarca birlikte belirleneceğinin hükme bağlandığı, 6361 sayılı Kanun'un 20.maddesine göre mal teslim edilmeden önce ödemelerin başlayabileceği,malın teslim edilmediği iddiasının ödemelerden kaçınmak için haklı bir sebep oluşturmadığı, davacının kötü niyetle hareket ettiği, taraflar arasında akdedilen mutabakat ile davacının iddia ettiği dosyalarda ibra gerçekleştiği ve artık iddialarının dinlenemeyeceği, 6361 sayılı Kanun'un 25.maddesindeki ifadenin yanlış aktarılarak davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığı, davalı şirketin haklarını kullanmış olmasının davacıyı zarara uğrattığından bahisle tazminat talep edilemeyeceği, davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan 6 adet finansal kiralama sözleşmesinin her iki tarafın da ortak iradesiyle imzalandığını, daha sonra davacının talepleriyle tadil sözleşmeleri imzalandığını, davacının bu sözleşmelere aykırı davranması ve borçlarını ödememesi üzerine sözleşmelerin feshedildiğini, alacakların tahsili için icra takip işlemleri başlatıldığını ve kiralananın geri alınması için ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını, davacının talebi üzerine sözleşmelerin tadil edildiği ve yeni ödeme planı düzenlendiğini, 17.12.2012 tarihli bir tadilat sözleşmesinin ise bulunmadığını, bu kez de davacının ödeme yapmaması üzerine senetler üzerinden takibe geçildiğini, ihtiyati haciz sonucunda davacının davalı şirketi 02.10.2014 tarihli mutabakat ve taahhütname başlıklı protokol kapsamında ibra ettiğini beyan etmiştir.

DELİLLER

Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına, .... Asliye Ticaret Mahkemesi 18.09.2014 tarih, .... sayılı dosyasına, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasına, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin . İş sayılı dosyasına, ticari defter ve kayıtlarına, taraflar arasındaki yazışmalara, davacı tarafından yapılan ödemeleri gösterir dekontlara, tanık beyanlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmışlardır.

Mahkememizce toplanan delillere ve yanlar arasındaki sözleşmede yanların ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı yanın davalının haksız yere yaptığını iddia ettiği haciz işlemlerinden dolayı haksız yere 20.000-Tl harç ödemek zorunda kalıp kalmadığı, bu takiplerin bir zararının oluşumuna neden oluşturup oluşmadığı, bu zarardan kaynaklanan alacağı varsa miktarının saptanması ve temerrüt tarihinin belirlenmesi için dosya bilirkişiler ...'a tevdii edilerek bilirkişi heyetinden alınan 21/10/2016 havale tarihli raporda:

" ...

Protokol hükümleri değerlendirildiğinde, borçlunun mevcut borcuna ilişkin yeni ödeme planlarının çıkarıldığı, borcun konusu olan edimin miktarının yeniden belirlendiği ve eski borcun adeta yeniden yapılandırıldığı, mevcut borç için yeni teminatlar gösterildiği, özellikle teminat senedi mahiyetinde yeni senetler düzenlendiği, bu nedenlerle tarafların, aralarındaki borç ilişkisi çerçevesinde davalı tarafın alacağını yeniledikleri,

Taahhütnamenin 5.sırasındaki 29.08.2014 vade tarihli senedin, asıl sözleşme olan 21.01.2013 tarihli mutabakatın teminatı olarak verildiği, bir diğer anlatımla, söz konusu mutabakat sözleşmesinde senede atıf yapılarak senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun belirlendiği, ayrıca senedin üçüncü kişilere ciro edilemeyeceğinin ve vadesinin üzerinden 60 gün geçmekle icra takibine konu oluşturabilecek bir kambiyo senedi niteliğine kavuşacağının belirlenmesinin de, söz konusu senetlerin teminat senedi niteliğinde olduğunu gösterdiği,

Mutabakat hükümlerine göre, 29.08.2014 vade tarihli senedin, 29.10.2014 tarihinden sonra icra takibine konu edilebilecek bir kambiyo senedi haline dönüşeceği ve temerrüdün de bu tarihte gerçekleşeceği, bu emvalde, davalı ... şirketinin söz konusu senedin tahsiline yönelik olarak yapmış olduğu icra takip işlemlerinin Yargıtay uygulamasına ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, yani hukuka aykırı olduğu,hukuka aykırı bir eylem neticesinde davacı tarafın uğradığı bir Zarar var ise, davacının talebi doğrultusunda tazmin edilmesi gerektiği,

Mutabakatın, her iki tarafın da fedakârlıkta bulunarak borç altına girdiği bir sulh sözleşmesi niteliğinde olduğu,ancak tarafımıza tevdi edilen görev sınırlarını aşacağından, davacının, müzayaka halinde söz konusu mutabakatı ve taahhütnameyi imzaladığına ilişkin iddiaları bakımından bir görüş bildirilmeyeceği,

Davacı tarafın açıklamalarında yer verdiği, feragat için harç bedeli olarak ödenen 20.000-TL'nin makbuzu ile diğer zarar kalemlerine dayanak gösterilen EK-18, EK-19 ve EK-20'nin dosya kapsamında bulunamadığı, söz konusu belgeler dosyaya sunulup da mahkeme tarafından heyetimize ulaştırıldığında EK RAPOR ile zarar kalemleri hakkında değerlendirme yapılabileceği,

Manevi zararın tazmininin, Sayın Mahkemenin takdirlerinde bulunduğu,

Davacının oluştuğunu bildirdiği 26/09/2014 ile 13/10/2014 tarihleri arasındaki zararını kayıtları ile kanıtlaması gerektiği kanısına varılmıştır...'' tespit ve rapor edilmiştir.

Davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... bilirkişi kök raporuna ilişkin rapora karşı itiraz ve beyan dilekçeleri sunduğu, mahkememizin 05/04/2017 tarihli celse ara kararı uyarınca tarafların itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği görülmüştür.

Dosya doğal gaz konusunda uzman bilirkişiler ...'a tevdii edilerek bilirkişi heyetinden alınan 27/10/2017 havale tarihli ek raporda:

" ...Davalının ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından yapılan icra takibi haklarından dolayı davacının çalışamadığı 26.09.2014 ile 13.10.2014 tarihleri arasındaki 18 günlük süre içinde uğramış olduğu zararı 362.384.33 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı bu tutarı fazlaya dair hakkını saklı tutarak 21.000.00 TL olarak talep etmiştir..." tespit ve rapor edilmiştir.

Davacı vekili 28/05/2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 5.526,86-TL harç ikmal ederek dava değerini 341.384,33-TL olarak arttırmış olduğu, işbu davanın miktar itibarıyla heyetçe bakılacak davalardan olduğu anlaşılmakla dosyanın heyete tevdii edildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... bilirkişi ek raporuna ilişkin rapora karşı itiraz ve beyan dilekçeleri sunduğu, mahkememizin 14/02/2019 tarihli celse ara kararı uyarınca gelinen aşamada ve dosya kapsamına göre yeniden inceleme taleplerinin reddine karar verildiği görülmüştür.

.... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasına yazılan teskereye verilen cevapta ikinci alacaklılar toplantısının 13/03/2023 tarihinde yapıldığının bildirildiği ve iflas idare memurlarının bilgilerinin Mahkememize sunulduğu, dava dilekçesi ile yeni duruşma gün ve saatinin iflas idare memurlarına tebliğ edildiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, sözleşmeden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı yanın; taraflar arasında 2008 ve 2009 yıllarında toplamda 6 adet Finansal Kiralama Sözleşmesi, 17/12/2012 tarihinde Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi ve 21/01/2013 tarihinde Mutabakat Protokolü imzalandığını, davalının mutabakat hükümlerine aykırı davranarak kambiyo senedi niteliğini haiz olmayan teminat senetlerini süresinden önce icra takibine konu ettiği ve aldığı ihtiyati haciz kararı ile icra takip işlemleri sonucu banka hesaplarına bloke konulmasından dolayı gaz tedariki yapılamaması nedeniyle uğradığı ve konusunda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle belirlenecek maddi zararlarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL, icra dosyasından davalı yanın feragat etmesi karşılığında ödenen 20.000,00 TL harç bedeli toplamı olan 21.000,00-TL maddi tazminatın ve davacının ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talepli dava açtığı, 28/05/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile madde tazminat talebini 341.384,33-TL arttırarak çıkartılan 362.384,33-TL'ye çıkardığı görülmüştür.

Davalı yanın; taraflar arasında imzalanan 6 adet finansal kiralama sözleşmesinin her iki tarafın da ortak iradesiyle imzalandığını, daha sonra davacının talepleriyle tadil sözleşmeleri imzalandığını, davacının bu sözleşmelere aykırı davranması ve borçlarını ödememesi üzerine sözleşmelerin feshedildiğini, alacakların tahsili için icra takip işlemleri başlatıldığını ve kiralananın geri alınması için ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını, davacının talebi üzerine sözleşmelerin tadil edildiği ve yeni ödeme planı düzenlendiğini, 17.12.2012 tarihli bir tadilat sözleşmesinin ise bulunmadığını, bu kez de davacının ödeme yapmaması üzerine senetler üzerinden takibe geçildiğini, ihtiyati haciz sonucunda davacının davalı şirketi 02.10.2014 tarihli mutabakat ve taahhütname başlıklı protokol kapsamında ibra ettiğini savunduğu görülmüştür.

Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler konusunda çekişme bulunmamaktadır.

Çekişme davalının, davalının takibe koyduğu kambiyo senetlerinin niteliği, kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadıkları, mutabakat hükümlerine aykırı davranılarak senetlerin süresinden önce icra takibine konu edilip edilmediği ve nihayet davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise tutarının belirlenmesi noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.

Mahkememizce hükme elverişli bulunan 21/10/2016 havale tarihli raporda ayrıntılı olarak değerlendirildiği üzere;

Uyuşmazlık konusu 21.01.2013 tarihli mutabakat incelendiğinde; taraflar arasında imzalanmış olan 6 adet finansal kiralama sözleşmesi için ödeme planı ve borcun yapılandırılmasına ilişkin tadil sözleşmesi imzalandığı ve 30.11.2012 tarihi itibari ile sözleşmelerdeki tüm borç toplamının 2.053.000-USD olduğu, davalı şirketin bu bedel dışında davacıdan herhangi bir talepte bulunamayacağının düzenlendiği görülmektedir.

Protokol hükümleri değerlendirildiğinde, borçlunun mevcut borcuna ilişkin yeni ödeme planlarının çıkarıldığı, borcun konusu olan edimin miktarının yeniden belirlendiği ve eski borcun adeta yeniden yapılandırıldığı, mevcut borç için yeni teminatlar gösterildiği, özellikle yeni teminat senedi mahiyetinde yeni senetler düzenlendiği, bu nedenlerle tarafların, aralarındaki borç ilişkisi çerçevesinde davalı tarafın alacağını yeniledikleri sonucuna ulaşılacaktır.

Mutabakat hükümlerinin devamında, davacı tarafça davalı şirkete verilen tüm senetlerin iade edileceği, evvelki 6 adet finansal kiralama sözleşmesi için ayrı ayrı ödeme planları oluşturulduğu, davacının ise ödeme planlarında yer alan aylık tutarların 4 aylık toplamı için senet düzenleyeceği ve davalı şirkete teslim edileceği, bu senetlerin ciro edilemeyeceği ve vade tarihleri üzerinden 60 gün geçmedikçe icra takibine konu yapılamayacağı, ancak 60 günlük sürenin geçmesi ve tüm alacağın muaccel olması halinde tüm senetlerin takibe konulabileceği, ödemesi yapılan senetlerin ise davacıya iade edileceği düzenlenmiştir. Ödeme vadesi ise her ayın 30.günü olarak kararlaştırılmıştır.

Bu açıklamalardan sonra, uyuşmazlığa temel teşkil eden taahhütnamenin 5.sırasındaki 29.08.2014 vade tarihli senedin, söz konusu taahhütnamenin bir bütünleyici parçası olduğu asıl sözleşmenin yani 21.01.2013 tarihli mutabakatın teminatı olarak verildiği, bir diğer anlatımla, söz konusu mutabakat sözleşmesinde senede atıf yapılarak senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun belirlendiği sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan senedin üçüncü kişilere ciro edilemeyeceğinin ve vadesinin üzerinden 60 gün geçmekle icra takibine konu oluşturabilecek bir kambiyo senedi niteliğine kavuşacağının belirlenmesi de, söz konusu senetlerin teminat senedi niteliğinde olduğunu göstermektedir.

Davacı tarafından davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü ödeme emri ile başlatılan takibin dayanağı olarak 29.08.2014 tarihli 190.925,89 USD bedelli 1 adet senet” ibaresine yer verildiği görülmektedir. Takip tarihi ise 22.09.2014'tür. Senede yapılan icra takibinin taraflar arasındaki mutabakata uygun olup olmadığının değerlendirmesi yapıldığında, 29.08.2014 vade tarihli teminat senedinin ödenmemiş kabul edilerek temerrüt oluşması ve bu temerrüt ile borcun muaccel olması için 60 gün geçmesi gerekmektedir. O halde, 29.08.2014 vade tarihli senet, 29.10.2014 tarihinden sonra icra takibine konu edilebilecek bir kambiyo senedi haline dönüşecek ve temerrüt de bu tarihte gerçekleşecektir. Bu emvalde, davalı ... şirketinin söz konusu senedin tahsiline yönelik olarak yapmış olduğu icra takip işlemlerinin Yargıtay uygulamasına ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, yani hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır. Hukuka aykırı bir eylem neticesine davacı tarafın uğradığı bir zarar var ise, davacının talebi doğrultusunda tazmin edilmesi gerekmektedir.

Mahkememizce aynı heyetten alınan 27/10/2017 havale tarihli ek raporu kapsamına göre;

Davalı tarafından konu olan senetle ilgili olarak alınmış olan ihtiyati haciz kararının bankalar nezdinde ve yine sahibi olduğu taşınmazlar üzerinde uygulama yapılmak sureti ile davacının elektrik üretimi için Botaş'tan aldığı doğal gaz bedelini ödeyemez duruma getirmiş dolayısıyla davacı gaz satın alamadığı 26.09.2014 tarihinden 13.10.2014 tarihine kadar 18 günlük sürede çalışamamıştır. Davacı çalışamadığı bu süre için oluşan müsbet zararını talep etmektedir. Davacının çalışamadığı 26.09.2014 ile 13.10.2014 tarihleri arasındaki 18 günlük süre içinde uğramış olduğu zararı 362.384,33 TL olarak hesaplanmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre;

Taraflar arasında imzalanmış olan 6 adet finansal kiralama sözleşmesi için ödeme planı ve borcun yapılandırılmasına ilişkin tadil sözleşmesi imzalandığı ve 30.11.2012 tarihi itibari ile sözleşmelerdeki tüm borç toplamının 2.053.000-USD olarak belirlendiği, davalı şirketin bu bedel dışında davacıdan herhangi bir talepte bulunamayacağının düzenlendiği, protokol hükümleri değerlendirildiğinde, borçlunun mevcut borcuna ilişkin yeni ödeme planlarının çıkarılarak borcun konusu olan edimin miktarının yeniden belirlendiği ve eski borcun yeniden yapılandırıldığı, mevcut borç için yeni teminatlar gösterildiği, özellikle yeni teminat senedi mahiyetinde yeni senetler düzenlendiği, bu haliyle davalı tarafın alacağının yenilendiği, mutabakat hükümlerinin devamında davacı tarafça davalı şirkete verilen tüm senetlerin iade edileceği, davacının ödeme planlarında yer alan aylık tutarların 4 aylık toplamı için senet düzenleyeceği ve davalı şirkete teslim edileceği, bu senetlerin ciro edilemeyeceği ve vade tarihleri üzerinden 60 gün geçmedikçe icra takibine konu yapılamayacağı, ancak 60 günlük sürenin geçmesi ve tüm alacağın muaccel olması halinde tüm senetlerin takibe konulabileceği, ödemesi yapılan senetlerin ise davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı, taahhütnamenin 5.sırasındaki 29.08.2014 vade tarihli senedin, söz konusu taahhütnamenin bir bütünleyici parçası olduğu, asıl sözleşmenin yani 21.01.2013 tarihli mutabakatın teminatı olarak verildiği, söz konusu mutabakat sözleşmesinde senede atıf yapılarak senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun belirlendiği, senedin üçüncü kişilere ciro edilemeyeceğinin ve vadesinin üzerinden 60 gün geçmekle icra takibine konu oluşturabilecek bir kambiyo senedi niteliğine kavuşacak olması nedeniyle söz konusu senetlerin teminat senedi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından davacı aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü ödeme emri ile başlatılan takibin dayanağı olarak 29.08.2014 tarihli 190.925,89. USD bedelli 1 adet senet” ibaresine yer verildiği, buna göre davalı ... şirketinin söz konusu senedin tahsiline yönelik olarak yapmış olduğu icra takip işlemlerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine yani hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı bir eylem neticesine davacı tarafın uğradığı zararın davalı tarafça karşılanması gerektiği, davalı tarafından takibe konu olan senetle ilgili olarak alınmış olan ihtiyati haciz kararının bankalar nezdinde ve yine sahibi olduğu taşınmazlar üzerinde haciz uygulanmak yapılmak sureti ile davacının elektrik üretimi için Botaş'tan aldığı doğal gaz bedelini ödeyemez duruma getirmesi dolayısıyla davacının gaz satın alamadığı 26.09.2014 tarihinden 13.10.2014 tarihine kadar 18 gün süreyle çalışamadığı, bu süre için oluşan müsbet zararın 362.384,33 TL olarak hesaplandığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 21.000,00-TL'nin dava tarihinden 341.384,33-TL nin ıslah tarihi olan 28/05/2018 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Öte yandan davacı yanın manevi tazminat talebinin incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre hukuka aykırılığı tespit edilen icra takibi dolayısı ile çok sayıda bankaya ve ... gibi piyasanın önemli firmalarına haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş, davacı şirketin ticari itibarı, marka değeri ve kredibilitesi bu durumdan olumsuz olarak etkilendiği gibi davacı şirket müşterilerine gaz üretimini 16 gün gerçekleştiremediği için dışarıdan gaz alarak müşterilerine gaz tedarik etme durumunda kaldığı anlaşılmıştır.

TMK.m.24 hükmüne göre; hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

TMK.m.25 hükmüne göre; davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Yukarıda değinilen somut olay ve hukuksal durumun birlikte değerlendirilmesi sonucunda; hukuka aykırı ve haksız fiilin niteliği, günün ekonomik koşulları, paranın alım gücü ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlar, olayın meydana geliş şekli ve davacı üzerindeki etkisi göz önünde bulundurularak ve Yargıtay'ın, manevi tazminat tutarının bir tarafın sebepsiz zenginleşmesine, diğer tarafın fakirleşmesine neden olmaması gerektiği yönündeki yerleşik kararları da nazara alınarak, manevi tazminat yönünden davanın kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

  1. DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE 21.000,00. TL'nin dava tarihinden 341.384,33. TL nin ıslah tarihi olan 28/05/2018 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  2. DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE 50.000,00. TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Karar tarihi itibariyle alınması gereken 28.169,97. TL harçtan peşin alınan 1.212,51. TL harcın mahsubu ile bakiye 21.430,60. TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

  4. Davacı tarafından yapılan 27,70. TL başvurma harcı, 5.526,86. TL ıslah harcı, 1.212,51. TL peşin harç, 4,10. TL vekalet harcı, 765,70. TL tebligat/posta gideri, 4.500,00. TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.036,87. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 56.357,65. TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  6. Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,

Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/01/2024

Başkan ...

¸e-imzalıdır

Üye ...

¸e-imzalıdır

Üye ...

¸e-imzalıdır

Katip ...

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistanbuldelillerraporhükümTARİHİ02/03/2015

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim