İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/321 E. 2024/133 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/321
2024/133
21 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/321 Esas
KARAR NO :2024/133
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:10/11/2008
KARAR TARİHİ:21/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından verilen 10/11/2008 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilinin ... İnşaat Makine Turizm Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti' nin eski ortağı olduğunu, kuruluşundan itibaren işlemlerin çift imza ile gerçekleştirilmesi gerektiğinden ayda birkaç kez şirket merkezine giderek diğer ortakla birlikte şirket işlerini yürüttüğünü, şirket muhasebecisinin çok sayıda çek düzenleyerek piyasaya sürdüğünü öğrendiğini, ... înş.Mak.Turz.Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti.'nin kredi ilişkisinde bulunduğu davalı bankaya müvekkilinin ortağı olduğu bu şirketin kullanacağı kredilere karşı teminat teşkil etmek üzere önceden verilmiş teminat senetleri ve şahsi kefaletinin bulunduğunu, hukuken geçerli olmayan ve müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle ... İnş.Mak.Tur.Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti. adına bankalardan kullanılan kredilerden ve alman çek karnelerinden, talimatla çekilen paralardan dolayı bu şirket ve müvekkilini bağlamayan borçların doğduğunu, davalı ... A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine diğer davalı şirketin borcundan dolayı....İcra Müd.nün ..., ... Esas sayılı dosyaları ile genel haciz yoluyla ve kambiyo senedine müstenit haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, her iki kambiyo takibi ile istenilen alacağın mükerrer olduğunu, kambiyo senetlerinin davalıya teminat amacıyla verildiğini, müvekkilinin sahte imzalarla şirket adına yapılan işlemlerden haberdar olmadığını, müvekkilinin gerçek dışı borçları için haksız ödemeler yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalıya bankaya toplam 9.210,00.-TL tutarında ödeme yaptığını, ...vs.” belirterek, davalılardan ... A.Ş. ile ... İnş.Mak.Tur.Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti. arasında yapılan genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olan müvekkilinin davalılardan ... İnşaat adına yapılan usulsüz borçlandırma ve tasarruf işlemlerinden dolayı dayalılardan ...'a 102.156,23.-TL borçlu olmadığının tespitine, kullandırılan usulsüz kredilerden ve verilen çek karnelerinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin'uğradığı zararlara ilişkin 10.000,00-TL maddi, 5.000.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı bankanın hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan diğer davalı ... İnş.Mak.Tur.Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti.'nin borcu için müvekkilinden davacıdan önce tahsil ettiği 9.210,00.-TL'nın ödeme tarihlerinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan istirdadına, davalı bankanın takip konusu miktarın %40 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili 25.12.2008 havale tarihli cevap dilekçesiyle ve özet olarak; “müvekkili ile davacının hissedarı olduğu ... İnş.Mak.Tur.Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti.'ne 15.03.2006 tarihinde 72.750,00.-TL ve 04.10.2006 tarihinde 75.000,00.-TL limitli kredi açılması konusunda genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davacının her iki sözleşmeyi gerek Limited Şirket ortağı ve yetkilisi, gerekse müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, açılıp kullandırılan bu krediden teminat olarak da davacının kefaleti dışında ayrıca tanzim edip imzaladığı emre muharrer senetlerin alındığını, kredi borcu ödenmediği için hesap kat edilerek bu alacakla birlikte bankaya teslim edilmeyen 6 adet çek yaprağı riskinden kaynaklanan 2.610.-TL gayri nakdi kredi borcunun tahsilde tekerrür olmamak ve faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinin temini amacıyla takibe geçildiğini, takip miktarının davacının iddia ettiği gibi 102.156,23.-TL olmayıp toplam 34.585,20.-TL olduğunu, genel kredi sözleşmelerine müsteniden ..., bu alacağın teminatı olarak verilen senetlere istinaden de tahsilde tekerrür olmamak üzere ... sayılı takiplerin açıldığını, aynı alacakla ilgili olarak tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe geçildiğinden davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden hissedarı bulunduğu şirkete kredi kullandırıldığının davacının kabulünde olduğunu, kredinin usulsüz açıldığı yönündeki iddianın hukuki hiçbir anlamı olmadığını, çek karnesinin usulsüz verildiği iddiasının ise bu davayla bir ilgisinin bulunmadığını, zira alacağın teminatı olarak çek değil, emre muharrer senet alındığını, davacının anlatımından şahsi ve ticari itibarına zarar veren bir durumun mevcut olmadığının açıkça ortaya çıktığını, ... vs” beyanla, davanın reddine, dava edilen miktarın %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı şirkete usulünce tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediğinden HUMK.nun 195 ve 201. maddeleri gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır.
Dava, menfi tespit, istirdat ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda 02/12/2015 tarihinde 2015/918 karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, davacının davalılara takip miktarları dikkate alınarak 2.496,71-Tl borçlu olmadığının tespitine, davacının davalılara .... İcra Müdürlüğünün ..., ..., ...46 E sayılı dosyalarında 32.191,56.-TL asıl alacak, 155,59-Tl temerrüt faizi, 7,78 Tl % 5 Gider vergisi olmak üzer toplam 32.354,93-TL borçlu olduğu, takip tarihinden itibaren, 32.191,56 TL'sının yürütülecek % 29 oranındaki temerrüt faizi ve faizin % 5 oranındaki BSMV'sı ile borçlu olduğunun tespitine, davacının tazminat istemleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin ... esas .../... karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay 19. HD 19/12/2016 tarih ... sayılı ilamında; "Davacı dilekçesinde, davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı davalı bankanın diğer davalı borçlu şirkete usulsüz krediler kullandırdığı ve bu nedenle müvekkilli aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ..., 9345, 9346 sayılı takip dosyaları üzerinden toplam 102.156,23 TL alacağın tahsili konusunda icra takibine girişildiğini, müvekkilinin usulsüz olarak kullanılan bu kredilerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek belirtilen icra dosyasında takip konusu edilen borçlardan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve ödemek zorunda kalınan 9.201,00 TL'nin istirdadına, haksız takipten dolayı 10.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Görüldüğü gibi davanın temelini üç ayrı icra takibi oluşturmaktadır. Mahkemece kurulan hüküm talepleri karşılamadığı gibi hükmün bir yerinde borçlu olunan miktara yani olumlu tespite karar verilmiştir. Menfi tespit davalarında borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmelidir. Olumlu tespit kararı verilmesi menfi tespit davasının niteliği ile bağdaşmaz. Öte yandan dava üç ayrı icra takibine dayandığı halde davacının hangi takip nedeni ile ne miktarda borçlu bulunmadığı hususunda davacı vekiline açıklama yaptırılmadan, hükümde de hangi takip sebebiyle borçlu bulunulmadığı hususu ayrı ayrı belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi istirdat talebi yönünden herhangi bir olumlu olumsuz karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bunun yanında menfi tespit davaları alacak iddiasında bulunan kişiye karşı açılır. Somut olayda davanın temelini oluşturan icra takiplerine dayanak yapılan Genel Kredi Sözleşmesinde davalı banka alacaklı, diğer davalı şirket asıl borçlu konumundadır. Başka bir anlatımla Genel Kredi Sözleşmesinde davalı şirketin alacaklı sıfatı bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece menfi tespit hükmü kurulurken, her iki davalıyı da kapsayacak şekilde karar verilmesi isabetsizdir." gerekçesi ile Mahkememizin ... esas 2015/918 karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilerek Mahkememizin 2017/321 esas sırasına kaydedilmiş, Mahkememizce 2017/321 esas sayılı dosyasında Yargıtay 19. HD 19/12/2016 tarih ... sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma doğrultusunda oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti 18/09/2019 tarihli raporunda özetle; davacının, tüm kredilerin kullandırılması sürecinde ve kredi kullandırılmasıyla ilgili belgelerde kendisine atfedilen imzalara yer verildiğini, ancak, kredilerin kullandırılması ile ilgili belgelerin hiçbirisinde imzasının bulunmadığını ileri sürdüğü, bu durumda, davalı Şirkete bankaca kullandırılan kredilerde davacıya atfedilen imzaların sahte olmasının söz konusu olacağı, ancak, bu sahteciliğin var olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, bundan yine davalı kredi kullanan şirketin yarar sağladığının tartışmasız bulunduğu Kredinin sahte imzalarla, ancak, davalı şirket dışındaki kişilerce temellük edilmesi halinde ise, bunun sorumluluğunun krediyi kullandıran banka yetkilileri ile krediyi sahtecilikle temellük edenlere ait olacağı ve eylemin de kredi kullandırımı değil, kredi dolandırıcılığı olarak nitelendirileceği, neticede krediyi sahte imzalarla temellük edenler ve banka yetkililerin cezai ve hukuki sorumluluklarının ortaya çıkacağı, ancak, huzurdaki davada, davacının iddiasının bu yönde bir kredi işleminin işlemlerinin gerçekleştirildiğine yönelik olmadığı, hal böyle olmakla birlikte; davacının Genel Kredi Sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, dolayısıyla, Şirketteki hisselerini 14.09.2007 tarihinde devredip şirket ortaklığından ayrılmasının, Genel Kredi Sözleşmesinden doğan kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, diğer bir deyişle, banka, kredi lehdarı davalı şirket ve kefili davalı arasındaki işlemlerin, davacının ileri sürdüğü geçersizlik nedenleri kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, açıklanan hususlar muvacehesinde ise; davacının, asıl kredi borçlusu olan davalı şirket ile davalı Banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerinin müşterek ve müteselsil kefili olduğu, bu Sözleşmelerin imzalarımasından sonra Şirketi ilgilendiren tüm kredi işlemlerinden dolayı ortaya çıkan riskten dolayı da sorumluluğunun bulunduğu, takipte talep edilen kredi alacaklarının da Sözleşme kapsamındaki kredilerden kaynaklandığı, dolayısıyla, davacının, davalı bankaya (sonrasında da temlik alan Şirkete) ....İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası kapsamında borçlu bulunduğu (... sayılı takiple mükerrer nitelik taşıması nedeniyle diğer iki icra takibinden ise borçlu bulunmadığı) hususu tespit ve rapor edilmiştir.
İtirazlar doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 16/09/2021 tarihli raporlarında özetle; bilirkişi tarafından incelenen belgelerin, kredi ekstrelerinin yukarıda belirtildiği şekilde dosyada yer almaması nedeniyle, takibe konu edilen borçla ilgisinin somut bir değerlendirilmesi (söz konusu belge tarihleri ile ekstredeki işlem tarihleri karşılaştırılmak suretiyle) yapılamamıştır. Ayrıca, raporda yer aldığı üzere, incelemeye konu edilen ve tarihleri belirtilen ödeme talimat asıllarından neyin kastedildiği de belirsizdir. Nihayet Raporda “ödeme talimatları” olarak tanımlanan belgelerin kredinin en erken kullanıldığı düşünülen 14.03.2006 tarihinden çok sonraki tarihleri içermesi nedeniyle, bu belgelerin icra takibine konu edilen kredi riskine (alacağına) etkisinin tespiti de mümkün olamadığı, beyanındaki tereddütü giderecek ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir tespit yapmaya yarayacak hiçbir belgenin dosyaya girmemiş olması sebebiyle, bu aşamada, kök rapordaki tespit ve kanaatlerini değiştirmeyi gerektirecek yeni bir durum ortaya çıkmadığı hususu bildirilmiştir.
Eksiklikler giderildikten sonra bilirkişi heyetinden 2.ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 06/09/2022 tarihli ek raporunda; davacının huzurdaki davayı, davalı bankaya (sonrasında temlik alana) borçlu olmadığının tespiti amacıyla (menfi tespit) ikame ettiği, Mahkemenin vaki talebine/müzekkeresine istinaden kredi bankası tarafından son defa dosyaya sunulan kredi ve banka hesap ekstrelerine göre, takip tarihi ( 21.04.2008) itbariyle davalı ... İnşaat Turizm Makine Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin davalı bankaya borçlu olmadığının görüldüğü, dolayısıyla mübrez belgelere göre davacı kefilin de takip konusu borcundan söz edilemeyeceği, tarafların hukuki değerlendirme gerektiren iddia, savunma ve delillerinin takdirinin Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliğine istinaden muhterem Mahkemeye ait bulunduğu hususu bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Dava, davalı Banka ile davalı ... İnşaat arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde davalı ... İnşaat lehine kefil olan davacının, davalı bankanın davalı ... İnşaata usulsüz krediler kullandırılarak borçlandırıldığı iddiasıyla .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında davalı Bankaya borçla olmadığının tespiti, usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili, davalı bankanın hukuka aykırı işlemleri ile davalı asıl borçlu ... İnşaat'ın borcu için davacıdan tahsil ettiği bedellerin istirdadı ve davalı Banka hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi taleplerine ilişkindir.
Yapılan inceleme neticesinde;
Öncelikle Mahkememizce işbu esasta alınan kök ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde kredi kullanımında usulsüzlük olmadığı belirlenmiş, bu tespite göre davalı bankanın haksız fiil niteliğinde bir davranışı bulunmadığı belirlendiğinden ve dosya kapsamında da kefil olan davacının kefalet nedeniyle sorumluluğu bulunduğundan, ayrıca davalı bankanın haksız fiil niteliğinde bir davranışı belirlenmediği gibi davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararlarına ilişkin somut bir belge de bulunmadığından tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının davalılardan talep ettiği maddi ve manevi zararlarına ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş,
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 2. ek raporuna göre, davalı bankanın takip tarihi itibariyle asıl borçlu ...'den alacağının bulunmadığı belirlendiğinden, kefil olarak davacının da sorumluluğu bulunmadığından .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında davalı Bankaya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş,
Mahkememizce alınan 2. ek rapora göre davalı asıl borçlunun takip tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmişse de ödemeye dair yazı cevapları incelendiğinde ... esas sayılı takip dosyasında toplu tahsilat ve reddiyat raporları gönderilmiş ancak ödemelerin hangi tarihte kim tarafından hangi tutarda yapıldığı bundan belirlenemediği gibi dosya imha edildiği bildirildiğinden de fiziken inceleme imkanı olmamış, diğer iki takip dosyasında da tahsilat yapılmadığı bildirildiğinden, davacının davalıdan istirdadını talep edebileceği tutar bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususu mevcut deliller kapsamında da ispatlanamadığından davacının istirdat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 2. ek raporuna göre, davalı bankanın takip tarihi itibariyle asıl borçlu ...'den alacağının bulunmadığı tespiti dikkate alındığında, davalı Bankanın kullandırdığı kredi nedeniyle yapılan tahsilatları bilecek durumda olduğu, Bankalar yönünden ağırlaştırılmış sorumluluk ilkesi dikkate alındığında yapılan ödemeler karşısında asıl borçlunun takip tarihinde borcu olmadığını bilebilecek durumda olduğu ve buna rağmen asıl borçlu ve kefil hakkında takip yaptığı, asıl borçlunun borcu bulunmadığından kefil olarak davacının da sorumluluğu bulunmadığından davalı Bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı halde takip başlatmakta ağır kusurunun bulunduğu değerlendirildiğinden 2004 Sayılı İİK'nın 72/5.maddesi gereğince .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalarında takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalı Bankadan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
- Davanın kısmen kabulüne,
Davacının .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında davalı Bankaya ve davalı temlik alana borçlu olmadığının tespitine,
2004 Sayılı İİK'nın 72/5.maddesi gereğince .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalarında takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalı Bankadan ve davalı temlik alandan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının istirdat talebinin reddine,
Usulsüz kullandırıldığı iddia edilen krediler nedeniyle maddi ve manevi zararlarına ilişkin tazminat taleplerinin reddine,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.978,29. TL harçtan peşin alınan 1.706,00. TL harcın mahsubu ile bakiye 5.272,29. TL harcın davalı Bankadan ve davalı temlik alandan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından peşin ve başvuru harcı olarak yatırılan toplam 1.722,30. TL'nin davalı Bankadan ve davalı temlik alandan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından bozma öncesi yapılan 2.323,05. TL yargılama gideri ile 143,50. TL temyiz yoluna başvurma, 29,20. TL temyiz karar harcı, 2.100,00. TL bilirkişi ücreti, 434,55. TL tebligat tezkere gideri olmak üzere toplam 5.030,30. TL yargılama giderinden haklılık durumuna göre 4.066,56. TL sinin davalı Bankadan ve davalı temlik alandan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davalı Bankadan ve davalı temlik alandan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine reddedilen kısım yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Yönetimi A.Ş'ye verilmesine,
-
Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı temlik alan vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde Temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
21/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12