İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/499 E. 2023/671 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/499
2023/671
11 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/499 Esas
KARAR NO :2023/671
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:23/03/2018
KARAR TARİHİ:11/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/11/2017 tarihli sigortasız ... plakalı aracın park halinde bulunan ... plakalı araçlar ile yaya konumunda bulunan ...'na çarpması neticesinde ...'nun vefat ettiğini ve vefat neticesinde gerideki imam nikahlı eşinin tek desteğinden yoksun kaldığını, müteveffa ...'nun 1972 doğumlu olup kaza tarihinde 45 yaşında olduğunu, müvekkili imam nikahlı eş ...'nın 1975 doğumlu olup kaza tarihinde 42 yaşında olduğunu, müteveffanın kaza tarihindeki gelirinin asgari ücret olduğunu, müteveffa ile müvekkilinin müşterek çocuğu ...'ın babası muris ... olup, annesinin de müvekkili ... olduğunu, bu durumun bile muris ile müvekkilinin imam nikahlı olarak yaşadıklarına delalet teşkil ettiğini, Mülga BK 45, meri TBK 53. Maddesinde belirtildiği üzere, destek kavramı hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu içerdiğinden, MK uyarınca evlilik bağı kurulmasa bile karı-koca diye birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren çiftlerin birbirine destek sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında kabul edilmiş bir olgu olduğundan ve müteveffa ile imam nikahlı eşin aynı evde yaşadıkları dikkate alınarak geride kalan imam nikahlı eş yönünden destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerektiği, aynı zamanda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/06/2011 tarih, 2011/17-... E. 2011/... K sayılı ilamı, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2012 tarih ve 2011/17-...: 2012/... E sayılı kararları oy çokluğu ile alınmış ve daha sonra 27/06/2012 tarihinde oy birliği ile alınan 2012/17-...E. 2012/... K sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile; "Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil de destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile dava açtıkları ...2918 sayılı KTK ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre, aracın sigortacısı davalı sigorta şirketi işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve sürücünün kusurlu, destekten yoksun kalanların ise üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu ve davacıların davalıdan tazminat isteyebilecekleri oybirliği ile kabul edilmiştir." dediğini, muris ...'nun resmi nikahlı eşi ... ... için davalı kuruma yapılan başvuru neticesinde olumlu cevap alamadıklarını, davalı kurumun avans faizinden sorumlu olduğunu, fazlaya ait ve munzam zarardan kaynaklı hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffa ...'nun vefatıyla geride kalan imam nikahlı eşi ... için şimdilik 5.000-TL destekten yoksun kalma tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yagılama masrafları ve avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kurumun, Sigortacılık Kanunu’nun 14. Maddesi ve ... Hesabı Yönetmeliği’nin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmak ile yükümlü bulunduğunu, ... Hesabı Yönetmeliği’nin 16. Maddesi ile müvekkili kuruma yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara (aracın işletenine, sürücüsüne ve diğer sorumlulara) rücu etme hakkı tanındığını, bu nedenle kaza anında ... plakalı aracın sürücüsü ...'ya davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacı vekili, müvekkili ...'nın müteveffanın imam nikâhlı eşi olduğunu iddia ederek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişse de davacı vekilinin bu iddiasını somut delilerle kanıtlaması gerekmektiğini, aksi halde, davacı yanın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığının ispatlayamamasından bahisle davanın reddini talep ettiklerini, davacı vekili tarafından sunulan belgelerin hiçbirinin davacı yanın müteveffanın imam nikahlı eşi olduğunu, beraber yaşadıklarını ve müteveffanın davacıya destek sağladığını ispatlar nitelikte olmadığını, kaldı ki müteveffa evli olup müvekkil kurum tarafından resmi nikahlı eşine destekten yoksun kalma tazminatı için ödeme yapıldığını, davacı yanın müteveffanın imam nikâhlı eşi olduğunun tartışmasız delillerle ispatı halinde ise Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi (EBK m. 43) dikkate alınarak belirlenecek tazminat miktarında indirime gidilmesi gerektiği, söz konusu duruma ilişkin Yargıtay Kararlarında da: “Evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan nikâhsız eşin, desteğin ölümü ile nikâhlı eş gibi, yaşam süresinin sonuna kadar ve özellikle yaşı, sosyal durumu, yaşadığı ortam ve aile bağları gibi nedenlerle, kocasının evinde yaşamını sürdüremeyeceği, güçlü olmayan aile bağı nedeniyle müşterek haneyi terk ederek, kendisine yeni bir yaşam seçeceği üstün olasılık içinde olduğu, giderek bakım ihtiyacının nikâhlı eşte olduğu gibi desteğin bakiye ömrünün sonuna kadar devam etmeyeceği varsayımı göz önünde tutularak, Borçlar Kanunu’nun 43.maddesi gereğince belirlenen tazminattan hak ve adalete uygun bir indirim yapılması gerektiği de tartışmasızdır.” denilmektedir. (21.HD.08.07.1997 gün ...-... sayılı, 24.03.1998 gün ...-... sayılı, 18.02.1999 gün ...-... sayılı, 03.02.2000 gün 711-637 sayılı sayılı kararları) Yine Yargıtay 21. H.D.’nin 29.04.2003 tarih 2003/... E. ve 2003/... K. sayılı ilamında: “Hal böyle olunca, tazminat isteminde bulunanın nikâhsız eş olması, yaşı, çocuk sayısı ve sosyal durumu nazara alındığında, nikâhlı eşe, nazaran evlenme olasılığının daha fazla olduğu söz götürmez. Bu bakımdan, nikâhsız eş için %30 oranındaki evlenme şansının çok az olduğu %50 den az olmamak üzere evlenme şansı nedeniyle indirim yapılmak gerektiği açıktır. Tarafların hal ve mevkiine, kusur oranlarına, olayın oluşuna, ve olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte hükmedilen tazminat miktarına göre; olayda, Borçlar Kanununun 43. maddesi gereğince %50 den az olmamak üzere hakkaniyete uygun bir indirim yapılmak gerekirken takdirde hata sonucu %30 oranında bir indirim yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” denilmekte olup davacı eşin müteveffanın nikâhsız eş olduğunun ispatı halinde BK m. 51’in (EBK m. 43) uygulanarak belirlenen tazminat miktarında %50 oranından az olmamak üzere indirime gidilmesini, yapılacak yargılama neticesine aleyhe hüküm kurulması halinde, ... Hesabı’nın sorumluluğu kaza tarihi itibariyle sakatlık hallerinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası teminat limiti ile sınırlıdır. 10.11.2017 tarihinde meydana geldiği belirtilen kazaya ilişkin vefat ve maluliyet halinde teminat limiti kişi başına 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili aleyhine karar verilmesi durumunda ... Hesabı’nın sorumluluğu kaza tarihindeki poliçedeki teminat limitini aşamayacağını, müvekkili kurumun sorumluluğunun hem asıl alacak ve hem de avukatlık ücreti, yargılama giderleri ve harç açısından bu limitle oranlı olarak sınırlandırılması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını talep etmişlerdir.
Dava; trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında; Dava konusu kazaya ilişkin ... Hesabının ... sayılı Hasar dosyası, ... 3.Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyası celp edilmiş, ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat aracılığıyla davacı tanıklarının beyanları alınmış, davacı ile müteveffa ... arasında destek ilişkisinin araştırılması için ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, araştırma tutanakları dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı tanığı ... Talimat Mahkemesince alınan beyanında; “Ölen ... benim eski arkadaşımdır, ...'ı da ...'da dolayı tanırım. Benim bildiğim ... vefat etmeden 6 yıl önce ... ile resmi nikahları yoktu imam nikahı ile evlendiler. Bir tane de çocukları vardır, öldüğünde beraber karı koca olarak yaşıyorlardı dedi. Beyanı okundu,tanığa beyanında ısrar edip etmediği soruldu, cevaben eski beyanımı tekrar ederim" demiştir.
Davacı tanığı ... Talimat Mahkemesince alınan beyanında; “Ben müteveffa ... ile inşaatta 6 yıl beraber çalıştım. ... ...'ın eşidir. Resmi nikahkları yoktu ancak dini nikahları var diye biliyorum, beraber karı koca hayatı yaşıyorlardı ve bir tanede 5 yaşında çocukları vardır" demiştir.
Dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, kusur oranının saptanması istenilmiştir. Adli Tıp Kurumunun 29/03/2019 tarihli kusur raporunda; "Sürücü ...'nın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'nun kusursuz olduğu" belirlendiği görüldü.
Tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile belgeleri üzerinde inceleme yapılarak 10.11.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu müteveffanın imam nikahlı eşi olan davacının destekten yoksun kalma nedeniyle talep edebileceği maddi tazminat miktarlarının hesaplanması için aktüer bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 13/01/2020 tarihli raporunda özetle; "Müteveffanın imam nikahlı eşi olan davacı ...’nın, bakiye teminat limiti ile sınırlı olarak davalı ... Hesabı’ndan talep edebileceği maddi tazminat miktarının 89.911,00 TL olduğu (Talep: 5.000,00 TL), hüküm altına alınacak maddi tazminatın başvuru tarihini izleyen 8 işgünü sonraki tarih (temerrüt tarihi) olan 08.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabı’ndan tahsili gerektiği” sonuç ve kanaatiyle raporunu sunmuştur.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda 09/09/2020 tarih ve 2020/292 karar sayılı kararında, "...10/11/2017 tarihinde Sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile seyrederken, sevk ve idare hatası sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek yaya ...'na çarptığı ve ...'nun öldüğü, dosya kapsamında bulunan delillerden, davacı tanıklarının beyanlarından, nüfus kayıtlarından ve destek ilişkisine dair kolluk araştırma tutanağından kaza tarihi itibarı ile davacı ile müteveffanın imam nikahlı olarak yaşadıkları ve aralarında destek ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle davacı imam nikahlı davacı eş yönünden destekten yoksun kalma maddî tazminat şartlarının oluştuğu ve davacı ...'nın, müteveffa ...'nun desteğinden mahrum kaldığı, Trafik Sigortası (Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası) motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya birşeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan 3.kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası olduğu, Trafik Sigortacısının Sorumluluğunun sınırı ise KTK'nın 92. Maddesinde belirlenmiş olup meydana gelen olayın poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve dolayısıyla davalı sigorta şirketinin, sigortalısının sebep olduğu zarardan kusuru oranında sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, Maddi destek tazminatı hesabı yönünden aktüer bilirkişiden alınan 13/01/2020 tarihli raporda Müteveffanın imam nikahlı eşi olan davacı ...’nın, bakiye teminat limiti ile sınırlı olarak davalı ... Hesabı’ndan talep edebileceği maddi tazminat miktarının 89.911,00 TL olduğu (Talep: 5.000,00 TL), hüküm altına alınacak maddi tazminatın başvuru tarihini izleyen 8 işgünü sonraki tarih (temerrüt tarihi) olan 08.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabı’ndan tahsili gerektiği belirlenmiş ve raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, destekten yoksun kalma nedeniyle, davacı imam nikahlı eş ... için 89.911,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 08/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizin 09/09/2020 tarih ... esas 2020/292 karar sayılı kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin İlgili Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
İstanbul BAM 40. HD 15/06/2022 tarih 2021/394 esas 2022/1141 karar sayılı ilamında; "...Eldeki davada, ölen ...'nun nüfus kaydı içeriğine göre ... ... ile evli olduğu anlaşılmış; davacı vekili dilekçesinde ölen destek ...'nun davacı ile aynı evde birlikte yaşadıklarını ileri sürmüş; talimatla dinlenen tanıklar ise ölen destek ...'nun, birlikte yaşadıklarını söyledikleri davacı ...'ya fiili olarak ne miktarda katkıda bulunduğu, diğer bir anlatımla ölen desteğin adı geçen davacıya eylemli ve düzenli olarak ne miktarda yardım ettiği konusunda beyanda bulunmamışlardır.
Bu itibarla ölen destek ...'nun davacıya eylemli ve düzenli olarak ne miktarda destek olduğu belirlenmeden, adı geçen desteğin davacıya, en az resmi nikahlı eşi kadar pay ayıracağı kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatına hükmolunması yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle Mahkememizin ... esas 2020/292 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul BAM 40. HD 15/06/2022 tarih 2021/394 esas 2022/1141 karar sayılı ilamı kesin olduğundan kaldırma ilamı üzerine dosya Mahkememizin 2022/499 esasına kaydedilmiştir.
İstanbul BAM 40. HD 15/06/2022 tarih 2021/394 esas 2022/1141 karar sayılı ilamı doğrultusunda; müteveffa ...'nun imam nikahlı eşi ...'ya maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın bulunup bulunmadığı ve ne miktarda destek olduğunun belirlenmesi için bu hususta ve BAM kararı doğrultusunda davacı taıklarının bilgi ve beyanları alınmak üzere ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesine ek talimat yazılmıştır.
Davacı tanığı ... talimat Mahkemesi aracılığıyla alınan beyanında; "Müteveffa ...'nu vefat etmeden önce beraber inşaatta çalıştığımız için tanırdım, eşimle beraber müteveffa ...'nun ... ile birlikte yaşadığı eve gidip gelirdik, her ne kadar diğer eşi ile resmi nikahlı olsa da sürekli ... ile yaşardı, sadece diğer eşinin ekonomik açıdan ihtiyaçlarını giderirdi, ... ile yaşadığı evin giderlerinin tamamını müteveffa karşılardı, vefat edene kadar bu şekilde devam etmiştir, parası olduğu müddetçe evin bütün giderlerini karşılardı " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... talimat Mahkemesi aracılığıyla alınan beyanında; "Ben ... vefat etmeden aynı iş yerinde inşaat işinde çalışıyordum, müteveffayı oradan tanırım, ... ile ... evlendiğinde de biz aynı iş yerinde çalışıyorduk, müteveffa ... resmi nikahlı eşine ekonomik yardımda bulunuyordu ancak ... ile birlikte yaşıyordu, evlilik hayatı sürdürüyorlardı, ... ile yaşadığı evin giderlerinin tamamını ... karşılardı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
BAM kaldırma ilamı üzerine ... 6. ATM'ye ek talimat yazılmak suretiyle BAM kaldırma ilamı doğrultusunda davacı tanıkları ... ve ...'nun beyanları alınmış ve davacının imam nikahlı eşi olan müteveffanın sürekli olarak davacıyla birlikte yaşadığı ve tüm giderlerinin müteveffa tarafından karşılandığı beyan edilmiş, netice olarak davacı ile imam nikahlı eşi arasında destek ilişkisinin bulunduğu açıklığa kavuşmuştur.
Kaldırma ilamı sonrası asgari ücrette değişiklik bulunmasına rağmen ilk kararın sadece davalı tarafça istinaf edildiği, davacı tarafın istinaf başvurusunda bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin hükme esas alınan rapora karşı itiraz etmediği de belirlendiğinden bu durumda Yargıtay 17. HD 2020/3381 esas 2021/2312 karar sayılı emsal kararında da değinildiği üzere davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı değerlendirilmiş ve davanın BAM kaldırma ilamı öncesi alınan raporda belirlenen 89.911,00-TL destek zararı esas alınarak kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda izah olunan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE,
Destekten yoksun kalma nedeniyle, davacı imam nikahlı eş ... için 89.911,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 08/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.141,82. TL harçtan (35,90. TL peşin harç ve 290,00. TL ıslah harcı olmak üzere) peşin alınan toplam 325,90. TL harcın mahsubu ile bakiye 5.815,92. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan 35,90. TL başvurma harcı, 35,90. TL peşin harç, 290,00TL ıslah harcı, 650,00. TL bilirkişi ücreti, 314,00. TL ATK rapor ücreti, 288,75. TL posta gideri ve bozma sonrası yapılan 164,00. TL talimat ve tanık ücreti olmak üzere toplam 1.778,55. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/vekiline iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:25