İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/506 E. 2024/668 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/506
2024/668
29 Ağustos 2024
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/122 Esas
KARAR NO:2024/307
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/08/2015
KARAR TARİHİ:19/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/08/2011 tarihli İstasyonlu ... Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme 5 yıl için akdedildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bayilik ilişkisi sürmekte iken davalı şirket 19/06/2015 tarihinde vekili aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini, sözleşmeyi 01/07/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshettiğini ilettiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme 5 yıllık bir sözleşme iken ve esasen 31.07.2016 tarihinde sona ermesi gerekirken davalı şirket 01.07.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini, davalı şirketin ekonomik nedenler olarak gösterdiği ticari koşulların rekabetçi fiyatlarla satış yapılmasına imkan vermemesi, pazardaki büyümeye rağmen davalı şirketin satışlarının artıramaması, piyasa koşullarının olumsuz olması, ürün fiyatlarının yüksek olması neticesinde kar marjlarının düşmesi paralelliğindeki sebeplerin müsebbibi müvekkili şirketin olmadığını, basiretli tacir olmanın gereği olarak da ticari hayatta/piyasa koşullarında meydana gelen dalgaların müvekkili şirkete tahmil edilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket herhangi bir kusur isnad edilmeksizin salt olarak davalı şirketten sadır gerekçelere binaen taraflar arsındaki sözleşmenin feshedilmesi ahde vefa prensibine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin hitamına kadar geçecek süre (13 ay) bakımından mahrum kaldığı kazanç 310.393 TL + KDV (55.870,74 TL) olmak üzere toplam 366.263,74 TL olduğunu, davalı şirketin bahsi geçen dönemde satması beklenen motorin/benzin tonajları hesap edilirken sözleşmenin cari olduğu ilk 3 yılın ortalamasının alındığını, bu tutarın ....Noterliğinin 18/05/2015 tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edildiğini, ancak verilen mehil içerisinde davalı şirket herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflar arasında münakit sözleşmenin 20. maddesi uyarınca hesaplanan 310.393 TL + KDV (55.870,74 TL) = 366.263,74 TL tutarında müvekkili şirkete ait kar mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: davanın esasına geçmeden evvel davaya karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili şirket ile davacı arasında münakit 01/08/2011 tarihli bayilik sözleşmesi, müvekkili şirket tarafından ....Noterliğinden keşide edilen 19/06/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildirimi ile 01/07/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ekonomik nedenlerle ve haklı sebeple feshedildiğini, sunulan faturalar ve mezkur sözleşme başta olmak üzere sair tüm bilgi ve belgeler ile huzurdaki davanın mesnetsiz olduğunun ortaya koyacağını, davanın esasını, mezkur sözleşmenin kar mahrumiyeti başlıklı 20.maddesi teşkil ettiğini, mezkur madde son derece tek taraflı ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde düzenlendiğini, maddede öngörülen şartların oluşmadığını, yaklaşık 4 yıl boyunca müvekkili şirket anılan sözleşmeden doğan tüm mükellefiyetlerini tam, zamanında yerine getirdiğini, gerek ulusal ve gerekse uluslararası ekonomik gidişatın olumsuz etkisi, bunun dışında ....Noterliğinden keşide edilen 19/06/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildiriminde zikredilen olumsuz ticari ve ekonomik koşullar karşısında müvekkili şirketin mezkur sözleşmeyi sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek ölçüde güçleştiğini, sözlemenin tüm hükümlerinin hakkaniyete ve ticari teamüllere aykırı şekilde tek taraflı olarak düzenlendiğini, davacının bu surette piyasadaki hakim durumunu müvekkili aleyhine ve kötü niyetli olarak kullandığını, her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibari ile; taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında ticari satımdan kaynaklanan alacak davasıdır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi talimat vasıtasıyla ... talimat dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen 14/08/2017 tarihli bilirkişi talimat raporunda: "kayıtların incelenmesi neticesinde davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiği, bilançolara, eski satışlar ve cari hesap kontrollerinin incelenmesi neticesinde davacının işin devam etmesi halinde son 3 yılın ortalaması alındığında davacı tarafın yaptığı hesabın doğru olduğu 13 aylık kaybın 310.393 TL + 55.870.74 TL (KDV) =366.263.74.TL alacaklı olacağı saptanmıştır. Fesih gerekçesini haksız bulduğu takdirde davalının davacıya 366.263.74.TL borçlu olduğu, feshi haklı bulması halinde ise herhangi bir ödeme söz konusu olamayacağını" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler mali müşavir ..., Yrd.Doç. Dr. ..., Prof Dr. ... tarafından hazırlanan 10/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; “dosyaya mübrez belge, bilgi, davacı yana ait incelenen ticari defterler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacı tarafından incelemeye sunulan 2012-2013-2014-2015-2016 yıllarına ait ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığı, dava dosyasına sunulu belge, bilgi ve davacı kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının işin devam etmesi halinde son 3 yılın ortalaması alındığında davacı tarafın 13 aylık kaybın 310.393,51 TL + 55.870,83 TL (%18 KDV) =366.264,34 TL olduğu, davalı bayii tarafından ekonomik nedenlere dayalı olarak sözleşmenin sona erdirildiği, taraflar arasındaki sözleşmede, davalı bayi tarafından belirli süreli bayilik sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı irade beyanı ile herhangi bir nedene dayanarak veya nedensiz olarak olağan ve olağanüstü fesih imkânı ile sona erdirilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı” şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Mahkememizce 2015/...5 esas sayılı dosyada yapılan yargılamada davanın kabulü ile 366.263,74 TL nin davalıdan talep gibi dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkememiz 04/06/2018 tarih ve 2015/... Esas 2018/... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2020 tarih ve 2018/1938 Esas 2020/548 Karar sayılı karar ilamıyla
"Mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporlarında kar mahrumiyeti fesih tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar hesaplanmıştır. Davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul süreye ilişkin bir hesaplama yapılmamıştır. Ayrıca hesaplanan kar mahrumiyeti denetlemeye elverişli değildir. Kar mahrumiyetinin net kara göre hesaplanıp hesaplanmadığı anlaşılamamaktadır. Yine dava konusu kar mahrumiyeti, KDV kanunu'nda KDV matrahları arasında yer almadığı için bu talebe, yani davacının varsayıma göre hesaplanan kar mahrumiyeti zararına KDV eklenmesi de kanuna aykırı olmuştur. (Yargıtay 19. HD 2018/450 E., 2019/3558 K.). Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 20. maddesinde de kar mahrumiyeti zararına KDV ekleneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden eksik bilirkişi incelemesine göre karar verilmesi hatalı olmuştur" gerekçesi ile . kaldırılmıştır.
İstinaf kararı uyarınca bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler ... ..., Doç. Dr. ... ... ve ... ... tarafından hazırlanan 05.04.2022 tarihli ek raporda; "dosyaya mübrez belge, bilgi, davacı yana ait incelenen ticari defterler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde hukuki yönden yapılan incelemeler neticesinde davalı bayii tarafından ekonomik nedenlere dayalı olarak sözleşmenin sona erdirildiği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı bayi tarafından belirli süreli bayilik sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı irade beyanı ile herhangi bir nedene dayanarak veya nedensiz olarak olan ve olağanüstü fesih imkanı ile sona erdirilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, sektörel yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul sürenin 12 ay olduğu kanaatine varıldığı, mahkemenin mali yönden vermiş olduğu göreve ve heyetimizde mukim sektörel bilirkişinin davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul sürenin 12 ay olduğu yönündeki tespitine mukabil, 12 aylık kar kaybının 286.517,04 TL olacağı" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Bilirkişiler ..., Doç. Dr. ... ve ... tarafından hazırlanan 25.08.2022
tarihli 2.ek raporda; "hukuki yönden inceleme, değerlendirme ve sonuç; davalı bayii tarafından ekonomik nedenlere dayalı olarak sözleşmenin sona erdirildiği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı bayi tarafından belirli süreli bayilik sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı irade beyanı ile herhangi bir nedene dayanarak veya nedensiz olarak olan ve olağanüstü fesih imkanı ile sona erdirilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, sonucuna varılmıştır. Sektörel yönden yapılan inceleme, değerlendirme ve sonuç; dosya üzerinde tekraren yapılan sektörel inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul sürenin bu kerre yeniden değerlendirilmesi sonucunda 13 ay olarak dikkate alınması, diğer yandan PO''nun net kar oranları olan 0,26 ve 0,24 sektörel olarak uygun net kar oranları olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler; Dosya üzerinde tekraren yapılan mali inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; sektörel olarak belirlenen 13 aylık Net kaybın KDV'siz 310.393,51 TL olduğu, önceki raporlarda yapılan hesaplamanın zaten net kara göre yapıldığı, davacının işin devam etmesi halinde son 3 yılın ortalaması alındığında davacı tarafın 13 aylık net kaybın kaybın KDV'siz 310.393,51 TL olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
İstinaf kararı sonrası sunulan ek raporların istinaf gereğini karşılamadığı, yeterli açıklıkta olmadığı görülmekle; celse arası ara kararı ile Dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdii hususunda Tarafların iddia ve itirazları, mahkememizce daha ince alınan raporlar, istinaf tarafından kaldırılan mahkememiz kararı, tarafların rapora yönelik beyan ve itirazları ve mahkememiz kararını kaldıran istinaf kararı da gözetilerek, davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul süreye ilişkin bir hesaplama yapılması, kar mahrumiyeti var ise net kara göre hesaplanması, yine dava konusu kar mahrumiyetinin KDV eklenmeksizin hesaplanmak üzere rapor düzenlenmesi için dosyanın ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdiine karar verlmiştir.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda: " yapılan inceleme ve tespitler neticesinde, dava konusu istasyonlu İhrakiye Bayiliğin bulunduğu ... İl sınırları dahilinde (tüm ilçeler dahil olmak üzere), yeni bir İstasyonlu İhrakiye Bayilik Sözleşmesi Akdedilebilmesi İçin, "makul Süre Olarak Asgari 1 (BİR) yıl gerektiği davacının (1 yıllık ortalama satışı 999.875,74 TL olup, gelir tabloları kapsamında belirlenen brüt satış karlılık oranı uyarınca brüt satış karı 35.006,12 TL olduğu, davacının tasarruf edeceği Satış Pazarlama dağıtım gider payının da düşümü neticesinde sektör bilirkişimizin değerlendirmiş olduğu süre olan (12 ay) 1 yıllık kar mahrumiyetinin KDV hariç 24.234,90 TL olarak hesaplandığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Dosyanın bilirkişiler ... ve ...'e yeniden tevdii ile, gelir tablolarına göre tespit edildiği beyan edilen %3,50 oranındaki brüt satış karına ilişkin açıklama yapılması, davacı tarafından beyan edilen ve önceki raporda esas alınan kar oranının neden kabul edilmediği, % 3,50 oranının nasıl bulunduğuna dair denetime elverişli bilgi ve belgelerin de detaylı olarak belirtilip gerekirse rapora eklenmek sureti ile gösterilmesi hususunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 01.02.2024 tarihli ek raporda: "mali inceleme ve değerlendirme; Kar mahrumiyetine ilişkin kaldırma kararında "ayrıca hesaplana kar mahrumiyeti denetlemeye elverişli değildir, kar mahrumiyetinin net karar göre hesaplanıp hesaplanmadığı anlaşılamamaktadır...." Hükmü uyarınca hesaplama yapılmıştır. Net kar hesabı davacı tarafından tarafımıza sunulan detaylı mali tablolarındaki verilerden hesaplana oranlar Sayın Mahkemeye arz edilmiştir. İş bu defa ek rapor konusu incelemede denetlenebilir olması koşuluna ilişkin net karın mali tablolardan hesaplandığına ilişkin davacının mali tabloların yer verme gereği doğduğu görülmüştür. Davacının son 3 yıllık mali tablolarında her bir yıl için Satışların Maliyeti / Net Satışlar, Brüt Kar/ Net Satışlar, Paz.Sat.Dağ.Gidr / Net Satışlar, Genel Yönetim Giderleri / Net Satışlar, Faaliyet Karı / Net Satışlar oranları ayrı ayrı her yıl için hesaplanmış ve davacının karlılık oranları incelenmiştir. Yapılan incelemedeki hesaplamalar yukarıdaki tablodaki şekilde belirlenmiştir. Sonuç olarak %3,5 kar oranın görüldüğü üzere 2013 yılı %4,65 ,2014 yılı %2,82 ,2015 yılı % 3,03 brüt kar/ Net satışlar için belirlenen oranlarının ortalamasıdır. Brüt kar ortalaması bulunduktan sonra net kara ulaşılabilmesi için pazarlama satış dağıtım gider payı 3 yıla ilişkin % 2,15 ortalaması yapılan davacının imtina ettiği masraf olarak değerlendirilerek ½ 'si olan % 1,07 'lik oranda tasarruf edilen gider kalemi brüt kardan düşülmüştür. Bu şekilde davacının mali tablolarındaki oranlar bilimsel objektif kriterlere göre hesaplanmış ve ticari faaliyet devam edilse idi oluşacak net faaliyet karı Sayın Mahkemeye rapordaki gibi arz edilmiştir. Daha önceki raporda alınan kar oranlarına yukarıdaki tespitler sebebiyle katılınmamıştır. Önceki bilirkişi raporunda alınan % 2 4 ve %2 6 kar oranlarının davacının dava dilekçesi ekindeki Ek-3 olarak sunulan ve davaya konu edilen tutarın hesaplama tablosundaki oranların alındığı görülmüştür. Önceki bilirkişi raporunda satılması tahmin edilen tutar olarak bildirilen tutarlar üzerinden hesaplama yapılmıştır. Önceki bilirkişiler Motorin için 958.273,33 TL satış yapılacağının öngörerek 257.286,81 TL kar hesaplamışlar ve ayrıca benzin satışlarının 220.076,67 TL olacağını hesaplayarak 53.106,70 TL hesaplanan kar toplamı 310.393,51 TL üzerinden % 18 KDV ilave etmek suretiyle 366.264,34 TL toplam davacının kar mahrumiyetini hesaplamışlardır. BAM kaldırma kararında KDV'nin kar mahrumiyeti zararına eklenmesi de kanuna aykırı olmuştur denilmek suretiyle KDV'nin kar mahrumiyetine dahil edilemeyeceğine ayrıca açıkça yer vermiştir. Dolayısıyla tarafımızdan yapılan hesaplamada KDV de bulunmamaktadır. Davacının sunulan mali tablolarında yapmış olduğumuz hesaplamalar sonucu tespit edilenler kapsamında ve BAM Kaldırma Kararı kapsamında inceleme yapılmıştır. Sektörel inceleme ve değerlendirme: Kök raporumuzda: "Taraflar arasında akdedilen İstasyonlu İhrakiye Bayilik Sözleşmesi'nin satış yeri madde 2 başlığı altında, ... Caddesi No 5 ...-... olarak, davalının işlettiği ... ... adresinin yazılı olduğu, anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeyi sektörel açıdan ÖZEL kılan durum ise; Marina işleticisi olarak, davalı ... Îşl. A.Ş.'nin ...'da işletici konumunda olduğu marina kapsamında işbu sözleşmeyi imzalamış olmasından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; İşbu İstasyonlu İhrakiye Bayilik sözleşmesi ile deniz araçlarına akaryakıt satışı yapılmakta olup bu yönü ile diğer istasyonlu bayilik sözleşmelerinden farklıdır. ... il'i genelinde Marina sayısının sınırlı olması, ...' da sadece 3 adet Marina'nın bulunması ... ile birlikte), ... il'inde aynı nitelikte deniz araçlarına ikmal kabiliyeti olan benzer istasyonlu ihrakiye bayilik sözleşmesi akdedilmesini sınırlayan bir faktör olduğur sektörel olarak bilinmektedir. Makul süre konusuna yönelik, sektörel nihai olarak; davacı ... A.Ş' nin feshedilen bayilik sözleşmesi sonrasındar ... il'inde yeni bir İstasyonlu İhrakiye Bayilik Sözleşmesi imzaladığı yönünde bir tespit, dosya kapsamında bulunmamaktadır. Dava konusu istasyonlu İhrakiye Bayiliğin bulunduğu ... il sınırları dahilinde (tüm ilçeler dahil olmak üzere), yeni bir İstasyonlu İhrakiye Bayilik Sözleşmesi akdedilebilmesi için, "MAKUL SÜRE OLARAK ASGARİ 1 (BİR) YIL gerektiği yönündeki sektörel tespit ve yüksek kanaatini ve bununla birlikte kök rapordaki değerlendirmelerime ek olarak; ... il'inde (..., ...) bakanlık ve belediye onaylı olarak işletilen çeşitli marinalar bulunmaktadır. Bu marinalardan gümrüklü ve gümrüksüz olarak deniz araçlarına akaryakıt hizmeti sunulmaktadır. İçerisinde akaryakıt istasyon hizmeti bulunan marinalardan bazıları; ...(anlaşmalı akaryakıt istasyonu), (... ... ...) ,... olduğu bilinmektedir. Gerekli sektörel girişimler sonucu, benzer marinalar içerisinde yeni bir ihrakiye akaryakıt istasyon bayilik anlaşması tesis edilebilmesi için azami 1 yıllık sürenin makul süre olarak yeterli olabileceği, sektörel kanaate ulaşılmaktadır" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Netice olarak, mahkememiz kararını kaldıran istinaf kararı uyarınca bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan raporların ve özellikle ek raporun istinaf tarafından belirlenen eksiklikleri karşıladığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafın bu raporlara itirazı var ise de, hükme esas alınan ... ve ... raporu dışındaki diğer raporlarda detaylı ve denetlenebilir açıklamalara yer verilmemiş, % 2 4 ve %2 6 kar oranlarının davacının dava dilekçesi ekindeki Ek-3 olarak sunulan ve davaya konu edilen tutarın hesaplama tablosundaki oranların alındığı görülmüştür. Önceki bilirkişi raporunda satılması tahmin edilen tutar olarak bildirilen tutarlar üzerinden hesaplama yapılmıştır. Önceki bilirkişiler Motorin için 958.273,33 TL satış yapılacağının öngörerek 257.286,81 TL kar hesaplamışlar ve ayrıca benzin satışlarının 220.076,67 TL olacağını hesaplayarak 53.106,70 TL hesaplanan kar toplamı 310.393,51 TL üzerinden % 18 KDV ilave etmek suretiyle 366.264,34 TL toplam davacının kar mahrumiyetini hesaplamışlardır. BAM kaldırma kararında KDV'nin kar mahrumiyeti zararına eklenmesi de kanuna aykırı olmuştur denilmek suretiyle KDV'nin kar mahrumiyetine dahil edilemeyeceğine ayrıca açıkça yer vermiştir.
Oysa ki ... ve ...'den alınan raporlarda bu hususlar açıklığı kavuşturulmuş davacının son 3 yıllık mali tablolarında her bir yıl için Satışların Maliyeti / Net Satışlar, Brüt Kar/ Net Satışlar, Paz.Sat.Dağ.Gidr / Net Satışlar, Genel Yönetim Giderleri / Net Satışlar, Faaliyet Karı / Net Satışlar oranları ayrı ayrı her yıl için hesaplanmış ve davacının karlılık oranları incelenmiştir. Yapılan incelemedeki hesaplamalar yine rapor içinde tabloda belirlenmiştir. Sonuç olarak %3,5 kar oranın görüldüğü üzere 2013 yılı %4,65 ,2014 yılı %2,82 ,2015 yılı % 3,03 brüt kar/ Net satışlar için belirlenen oranlarının ortalaması olup, brüt kar ortalaması bulunduktan sonra net kara ulaşılabilmesi için pazarlama satış dağıtım gider payı 3 yıla ilişkin % 2,15 ortalaması yapılan davacının imtina ettiği masraf olarak değerlendirilerek ½ 'si olan % 1,07 'lik oranda tasarruf edilen gider kalemi brüt kardan düşülmüştür. Bu şekilde davacının mali tablolarındaki oranlar bilimsel objektif kriterlere göre hesaplanmış ve ticari faaliyet devam edilse idi oluşacak net faaliyet karı belirlenmiştir.
Nihai olarak, bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan raporların hükme esas alınmaya elverişli olduğu, denetlenebilir ve açıklayıcı olduğu kanaati ile, bu raporlar çerçevesinde 1 yıllık sürenin makul süre olarak kabulü ile buna göre hesaplanan miktar uyarınca davanın Kısmen Kabulü ile 24.234,90 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 342.028,84 TL ye yönelik talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın Kısmen Kabulü ile 24.234,90 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Fazlaya ilişkin 342.028,84 TL ye yönelik talebin reddine,
-
Karar harcı 1.655,49 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 6.254,87 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 4.599,38 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
-
Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.655,49 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 656,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 9.700,00 TL bilirkişi raporların masrafı olmak üzere toplam 10.356,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 685,23 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan 36,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 33,62 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 53.304,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/04/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55