İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/493 E. 2024/65 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/493
2024/65
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/493 Esas
KARAR NO :2024/65
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/01/2013
KARAR TARİHİ:08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf vekilince sunulan 17.01.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkillerin babası olan muris ... davalı şirketle alacağın temliki sözleşmesi yaparak 13.113,00 USD ve 13.071,18 EURO karşılığında ... A.Ş'yi ibra etmeye, bu borcun birinci kısmının 500 USD"lik taksitler ile 28.08.2012 tarihine kadar ve kalan taksitlerinin 500'er EURO"luk taksitler halinde 28.10.2013 tarihine kadar ödenmesine, davacıların 30.05.2011 tarihinde veraset ilamı alarak davalı şirket ile sözleşmenin tarafi haline geldiklerini bildirdikleri, davalı şirketin 04.09.2012 tarihi itibariyle muaccel hale gelen 6.667,77 USD lik karşılığı olan 12.157,35 TL'lik takibe itiraz ettikleri, mirasçıların alacak üzerinde halen elbirliği mülkiyeti olduğu dolayısıyla takibin birlikte açılmasının zorunlu olduğu, davalının takip ile talep edilen alacağın henüz muaccel olmadığı bu sebeple borca itiraz ettikleri, davalı şirketin sözleşmenin 4.5 no'lu maddesi gereğince kalan borçlarının muaccel hale gelmediklerini beyan ettikleri dolayısıyla sözleşmenin hüküm doğurduğunu zımni olarak kabul ettiklerini, sözleşmenin 4.5 maddesi gereğince alacaklarının muaccel hale geldiğinin, davalı şirketin sözleşmenin sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile muris ..."ın sınırlı ehliyetli olduğu dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının geçersiz olduğu ve davalı şirketin sözleşme ile bağlı olduğunu, davalı şirkete gönderilen 07.09.2012 tarihli ödeme emri sonrasında davalı şirketin muaccel olan 6 aylık ana para alacağın 10.09.2012 tarihinde davalılara hisseleri oranında ödendiği ve yine devam eden 4 aylık ücretin davalıların hisseleri oranında hesaplarına yatırıldığı ancak borcun ödenmesi sırasında sene içerisindeki en düşük kur üzerinden ödeme yapıldığı, davalı şirketin kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, iş bu sebepler doğrultusunda itirazın iptalini ve davalı şirketin %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemesini talep ve iddia etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf vekili 12.04.2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın iddia ettiği muris ..."ın vasisi olan ... sözleşmenin en geç kısıtlının ölüm anına kadar onaylanması gerektiği, murisin davalı şirket ile yaptığı sözleşme murisin ölümüne kadar onaylanmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davanın dayanağı olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, iş bu sözleşmeye dayalı takip ve açılan davanın usulsüz olduğunu, davacıların takip ve dava ikamesi haklarının bulunmadığını, tüm bu sebepler ile davanın reddi gerektiği iddia ve talep edilmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Mahkememizde açılan dava: İİK.nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
İcra İflas Kanununun 67/1 maddesine göre 'Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Dava konusu .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 12.157,35 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, davanın, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ihtilaf; taraflar arasında bulunan ticari ilişki gereğince oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılmış itirazın iptali noktasında toplanmaktadır.
Dosya mahkemece reesen belirlenen mali müşavir ve borçlar hukukçusu bilirkişiye tevdii edilerek rapor hazırlaması talep edilmiş bilirkişi heyeti raporunda " Davacının Takip Tarihi 04.09.2012 ve Dava tarihi 18.01.2013 itibariyle ödemelere ilişkin dekontların dosyaya sunulmaması nedeniyle hesaplamalara ilişkin tespit yapılamadığı, Dosya kapsamında bulunan ve alacağın dayanağı olan 28.01.2011 tarihli “Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi”nin varığı, geçerliği, hukuki niteliği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, Takip tarihinde davacılar arasında miras ortaklığı ve zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğu, mirasçıların bağımsız olarak takipte bulunma imkanı olmadığından davalının itirazlarının Sayın Mahkemenin de uygun bulması halinde yerinde olmadığı (MK . 640, 702). Mirasbırakan ...'ın dava konusu işlemi yaptığı sırada kısıtlı (sınırlı ehliyetsiz) olduğu, sözleşmenin bu nedenle askıda hükümsüz (noksan) olduğu, dosya kapsamında, kısıtlamam kararının hangi tarihte ilan edildiğine dair bilgi bulunmadığı için işlemin karşı tarafı olan davalının iyi niyetli olup olmadığı ve bu hususun somut olaya etkisinin değerlendirilemediği, bununla birlikte, her ne kadar mirasbırakanın ölümü ile oğlu olan vasinin görevi sona ermişse de uyuşmazlığa konu hukuki işlemin malvarlığına dahil olması ve şahsi edim içermemesi nedeniyle terekede yer aldığı, terekede yer almakla mirasçıların işlemin tarafı haline geldiği, işlemi benimseyerek icra takibinde bulundukları, davacı mirasçıların borcun belirli bir miktarının veraset ilamındaki paylarla kendilerine ödendiğini kabul ettikleri, bu konuda dosya kapsamında bilgi bulunmadığı için mali inceleme yapılamamışsa da beyanların Sayın Mahkeme tarafından yerinde görülmesi halinde davalı tarafın önce ödeme yapıp (kısmi ifa) ardından sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin MK m. 2 Dürüstlük Kuralına aykırı olarak değerlendirilebileceği ve işlemin yukarıda anılan gerekçelerle geçerli olduğu, Tarafların masraf, tazminat ve benzeri diğer taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı " şeklinde rapor sunmuştur.
Dosyaya yapılan itirazlar ve beyanlar ile sunulan evraklar incelenerek yeni bir heyetten oluşan bilirkişilere dosya tevdi edilmiş heyet raporunda "Takdiri Mahkemenize ait olmak üzere, ilk olarak taraflar davacılar ile davalı şirket arasındaki 28.01.2011 tarihli iki ayrı sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar dosyada mevcut ilk bilirkişi raporunda borcun nakli'nin söz konusu olduğu rapor edilmiş ise de bu nitelendirmenin isabetli olmadığı, taraflar davacılar mirasbırakanı ve davalı arasında ivazlı alacağın temliki sözleşmesi mevcut olduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki; 1. TBK. m. 195'te borcun iç üstlenilmesi, m. 196'da ise borcun dış yüklenilmesi düzenlenmiştir. Borcun iç yüklenilmesi sözleşmesi esas borçlu (dava dışı ... Şirketi) ile borcu teyen (davalı) şirket arasında yapılmış olmalıdır. Huzurdaki davada böyle bir sözleşme mevcut değildir, uyuşmazlık konusu da değildir. Borcun dış üstlenilmesi sözlemesi ise borcu üstlenen (davalı şirket) ile alacaklı (davacı) arasında "borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması" amacıyla yapılmış olmalıdır ki, somut dava konusu uyuşmazlıkta tarafların açıkça aynı tarih olan 28.01.2011 tarihini içeren iki ayrı sözleşmede "Temlik ve ibra sözleşmesi" ve “Alacağın temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı iki ayrı sözleşme imzaladıkları ve ikinci sözleşmenin temlik alan davalının temlik mukabilinde kendisinin temlik edene ödeyeceği ayrı tutardaki meblağın ödeme tarihlerini içeren bir edim üstlendiği görülmektedir. Tarafların borcun dış üstlenilmesi - sözleşmesini amaçlamadıkları görülmektedir. Dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkin ivazlı alacağın temliki sözleşmesi olduğu açıkça görülmektedir. Bu durumda esas sorun, davalının davacılara yukarıdaki sözleşmeler kapsamında borcunu ödeyip ödemediğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Alacaklılar, 04.09.2012 tarihine göre :- 6.500,00-USD asıl alacak, AB7.77-USD faiz olmak üzere; Toplam...: 6.667,77-USD (1 USD/1.8233-TL-04.09.2012) 12.157,35-TL alacağın takip giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık 9.617,75 ticari orandan az olmamak üzere artan oranlardaki faiz ile TBK 100'e göre tahsili talep edilmiştir. Takibe konu alacak *döviz mevduatından” kaynaklanan alacak olmakla birlikte, alacaklı takip tarihi itibarı ile alacağını Türk Lirası'na çevirmiş ve “ticari faiz' nitelendirmesi ile 9617,75 oranında TCMB tarafından ilan edilen *avans faiz oranı” üzerinden talepte bulunmuştur. Hesaplamada, bu talep dikkate alınarak, takip tarihine kadar Amerikan Doları olarak hesaplanan alacak takipten sonra Türk Lirası olarak hesaplamada dikkate alınmıştır. Takip tarihine kadar al, n hesaplanmasında, TCMB sitesinde yer alan *Kamu Bankalarınca yıllık ve üzeri vadeli Amerikan Doları” için uygulanan faiz oranları dikkate alınmıştır. Takip tarihinden sonra ise, alacağa avans faizi üzerinden temerrüt faizi hesaplanmış, larak ödenen tutarlar ödeme tarihinde ilan edilen Döviz Alış kurları' üzerinden TL'ye dönüştürülmüştür. Ödeme, alacaklının talebine göre, öncelikle işleyen faize mahsup edilmiş, kalanı asıl alacaktan düşülmüştür. Takibin yapıldığı 05.09.2012 tarihinde TCMB Döviz Alış Kuru | USD-1,8152-TL; Efektif Döviz Alış Kuru ise 1 USD— 1,8139-TL'dir. Buna göre: Davacının dava tarihi itibarı ile kalan alacak miktarı 6.067,38-TL takip ve dava masraflarından Dava tarihi itibarı ile ödemeler düştükten sonra davacı alacağı 6.067,38-TL * takip ve dava masraflarından oluşmaktadır. Takdiri Mahkemenize ait olmak üzere, taraflar davacılar mirasbırakanı ile davalı şirket arasında ivazlı alacağın temliki sözleşmesi yapıldığı, davacılar mirasbırakanına vasi atanmış olmasının sözleşmenin geçerliliğine etkisinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın, takip tarihi itibariyle 11.882,88 TL dava tarihi itibariyle ise 6.067,38 TL alacağı bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Taraflarca yapılan itiraz ve beyanlar neticesinde dosya ek rapor hazırlamak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş heyet ek raporunda " Kök Raporun 3.sayfasında hesaplamanın nasıl yapıldığı izah edilmiş ve önceki bilirkişi raporundaki nitelendirmenin isabetli olmadığı hususunda ayrıntılı değerlendirmeler yapılmış ve “TBK. m. 195'te borcun iç üstlenilmesi, m. 196'da ise borcun dış yüklenilmesi düzenlenmiştir. Borcun iç yüklenilmesi sözleşmesi esas borçlu (dava dışı ... Şirketi) ile borcu üstlenmek isteyen (davalı) şirket arasında yapılmış olmalıdır. Huzurdaki davada böyle bir sözleşme mevcut değildir, uyuşmazlık konusu da değildir. Borcun dış üstlenilmesi sözlemesi ise borcu üstlenen (davalı şirket) ile alacaklı (davacı) arasında "borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması" amacıyla yapılmış olmalıdır ki, somut dava konusu uyuşmazlıkta tarafların açıkça aynı tarih olan 28.01.2011 tarihini içeren iki ayrı sözleşmede "Temlik ve ibra sözleşmesi" ve "Alacağın temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı iki ayrı sözleşme imzaladıkları ve ikinci sözleşmenin temlik alan davalınrın temlik mukabilinde kendisinin temlik edene ödeyeceği ayrı tutardaki meblağın ödeme tarihlerini içeren bir edim üstlendiği görülmektedir. Tarafların borcun dış üstlenilmesi sözleşmesini amaçlamadıkları görülmektedir. Dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkin ivazlı alacağın temliki sözleşmesi olduğu açıkça görülmektedir. Bu durumda esas sorun, davalının davacılara yukarıdaki sözleşmeler kapsamında borcunu ödeyip ödemediğinin tespiti noktasında toplanmaktadır' denilmiştir. Kök raporumuzda izah ettiğimiz üzere, taraflar davacılar mirasbırakanının dava dışı şirketten olan alacağını davalı şirkete temlik etmesi ve davalı şirketin de davacılar bırakanına karşı bunun karşılığında ayrı bir ödeme taahhüdünde bulunması sebebiyle, davacılar mirasbırakanı ve davalı arasında ivazlı alacağın temliki sözleşmesi olduğu kanaatindeyiz Bu açıdan, davalının hukuki değerlendirmelerini içeren beyanlarının nitelendirilmesi Mahkeme'nin takdirinde olup, Kök Rapordaki değerlendirmelerimizi değiştirecek özellikte görülememiştir." şeklinde ek rapor sunulmuştur.
Ek rapora yapılan itiraz ve beyanlar neticesinde 2 ek rapor alınmasına karar verilmiş 2 ek raporda özetle "Davacının, Kök Raporda Takip Tarihi ile hesaplanan 6.546,32 USD alacağının karşılığı 11.882,88-TL (=11.798,80-asıl +84,08 faiz) alacağının aslına (11.798,80-TL) takip tarihinden itibaren 3095 sK'nun 2/2.maddesi uyarınca avans faiz uygulanacağı; Farklı düşünülmesi ve davacının USD alacağını fiili ödeme tarihindeki kurlar üzerinden isteyebileceğinin kabulü halinde ise, davacının takip tarihi itibarı ile bulunan 6.532,46-USD (6.500-asıl +32,46 faiz) alacağının aslına takip tarihinden itibaren 3095 sK'nun 4.a maddesi uyarınca 'devlet bankalarının bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranında faizle birlikte' talep edebileceği; Davalının ödemelerinin infazda dikkate alınacağı; Taraflar arasındaki sözleşmenin taraflar arasında 'ivazlı alacağın temliki sözleşmesi' olduğu, buna göre davalının üstlendiği borcu ödemekle yükümlü olduğu" şeklinde 2 ek rapor sunulmuştur.
Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu,
Davacıların davalıya yönelik icra takibinde bulunduğu takipte, 28/02/2012'den başlayan 28/02/2013 tarihine kadar devam eden aylara ilişkin her ay bazında 500,00 USD alacağının takip tarihi itibarıyla 12.157,35 TL'nin tahsili amacının gösterildiği öncelikle davacının icra takibinde total dolar üzerinden TL alacağı olarak gösterilmesi ve fiili ödeme tarihindeki ve takip tarihindeki yabancı para borcunun talep edilmemesi nedeniyle mahkememizce takip talebinde gösterilen TL karşılığı ve dolayısıyla TL üzerinden değerlendirme yapılarak kabul kararının oluşturulduğu, mahkememizce uyuşmazlığa konu alacak açısından bilirkişi raporlarının alındığı, davacıların babası olan ...'ın davalı şirket ile sulh alacağın temliki ve ibra sözleşmesi düzenleyerek 500,00'er dolar ve diğer yabancı para cinsiyle ödemelerin kararlaştırıldığı sözleşme tarihinin 28/01/2011 olduğu, işbu davaların süresinde açıldığı, yapılan bilirkişi incelemesi ve muris ile davalı arasında yapılan sözleşme dikkate alındığında, davalının davacılara borçlu olmasına rağmen haksız bir şekilde borca itirazda bulunduğu, borcu ödediğini ispatlar herhangi bir belge ve bilgi sunmadığı anlaşıldığından yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun da belirlendiği ve mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, takibin devamı ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
İcra İflas Kanununun 67/2 maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." İşbu davada davalı mahkememizce bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibari ile haksız görüldüğünden ve talep olduğundan alacağın likit olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacının davasının kabulü ile
Davalının ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
-
Alacak miktarı olan 3.375,19. TL'nin %20'si oranında hesap olunan 675,04. TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-
Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 48,60 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 379,00 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davacı tarafça başlangıçta yapılan 48,60 TL toplam harç ile yargılama aşamasında yapılan tebligat, posta ücreti ve bilirkişi ücreti 4.892,50 TL olmak üzere toplam 4.941,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
-
Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 3.375,19 . TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
-
Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair. Miktar itibariyle yasa yolu kapalı KESİN olarak davacı vekilinin ve davacıların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/02/2024
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12