SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/921 E. 2024/382 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/921

Karar No

2024/382

Karar Tarihi

14 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/921 Esas

KARAR NO:2024/382

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:11/11/2022

KARAR TARİHİ:14/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı borçludan olan 42.988,48 TL alacağının tahsili için 18.08.2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile takibe başladığını, ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiğini ve davalının icra takibine haksız ve yersiz olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, davalı/borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, bu sebeple itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, davacının, gida, yem, çevre, tarımsal ürünler ve tüketici ürün testleri alanlarında, endüstrilerine ve resmi kurumlara analiz servisleri sağlayan uluslararası bir laboratuvar grubu olduğunu, davalı firmanın davacıdan analiz hizmeti almak adına 12.01.2022 tarihinde başvuru gerçekleştirdiğini, ürünlerin davacıya teslim edildiğini, talep edilen hizmetin eksiksiz bir şekilde yerine davalı firmanın kendisine gönderilen faturada belirli vadede ödemesini gerçekleştirmeyince davacı şirket çalışanının ödeme talebini içerir bir e-posta gönderdiğini, davalı şirket adına işlem yapan kişinin bu işlemin iptal edildiğini, dolayısıyla ödemeyi yapamayacaklarını bildirdiğini, davacı firmanın analizlerini tamamladıktan sonraki bir süreçte davalı şirketin bir çalışanının gelir ve analiz sonuçlarını öğrendiğini, analiz sonuçlarının olumsuz olduğu bilgisinin bu çalışana verilince davalı firmanın analizlerin kendilerince “işe yaramayacağını” düşünerek “boş yere” — ödeme yapmamak adına sözleşmeden döndükleri yönünde bir bahane ileri sürerek ödeme yapmayı reddettiklerini, sundukları onlarca sayfa belgeden görüleceği üzere davacı şirketin emeğinin hiçe sayıldığını, imzalanan akde ayrılık teşkil edecek davranışlarda bulunulduğunu, basiretli tacir olmanın gerekleri ile bağdaşmayacak bu davranışın hukuken korunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki tacirler arasında imzalanan sözleşmelerin feshinin kanunda aranan şekillerde yapılması gerektiğini, çalışanın gönderdim, sözleşmeyi iptal et dedim gibi asılsız ve hukuka aykırı beyanlarla bu tür işlemlerin gerçekleştirilemeyeceğini, davalı/borçlunun, davacı tarafından borcun ödenmesi için defalarca ikaz edilmişse de, davalının borcunu ödememiş olduğundan taraflarınca icra takibi başlatma zorunluluğu doğduğunu, borçlunun itirazıyla takibin durduğunu, davacı şirketin alacağına kavuşması süresinin uzadığını, işbu itirazın kaldırılması dilekçesi öncesinde mezkur ticari alacak için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, arabuluculuk yoluna başvurulup bir sonuç alınmaması sebepli işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, sundukları belgelerden tarafların arasında bir ticari ilişki olduğu, davacının edimini eksiksiz ve hatasız ifa ettiği, bununla birlikte davalının ödemesini gerçekleştirmediğinin ortada olduğunu, icra takibine gerçekleştirilen itirazın sadece süreci uzatmak adına kötü niyetle, davacının alacağına kavuşmasını engellemek, icra takibini sürümcemede bırakmak amacına yönelik ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun kolaylıkla görüleceğini, bu kötü niyetli davranışın karşılığı olarak davalı firma aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, dolayısıyla davalı/borçlu hakkında başlatılan ilamsız takibin yasa ve sözleşmelere uygun olduğunu, davalı/borçlu şirketin itirazında haksız olduğunu, yapmış oldukları itirazın amacının icra takibini sürüncemede bırakmak olduğunu, bu nedenlerle davalının itirazının Mahkeme tarafından iptali ve davacının alacağına kavuşması için takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, İcra takibine konu alacağın likit olduğunu, davalının ödeme emrine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, bu sebeple davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, mezkur olayda davalı tarafın davacı şirkete borcunu ödemediğini, haksız olduğunu açık bir şekilde bilmesine rağmen başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bunun üzerine itirazın iptali talepleri ile birlikte icra inkar tazminatını talep etme haklarının doğduğunu, konuyla alakalı olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/... Esas nolu 2017/... Karar nolu 17.01.2017 tarihli kararında; “İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir.” Şeklinde belirtildiğini, davacının faturaya dayalı alacağının da belirli olduğunu ve bilinmekte olduğunu, dolayısıyla icra inkar tazminatı şartlarının davalı açısından vuku bulduğunu, davalı yanın ortaya koydukları delillere rağmen borcunun olmadığı iddiası ve diğer iddiaları da mesnetsiz olduğundan ve davalı yanın davacı şirket borçlu olduğunun sabit olduğundan dolayı işbu huzurdaki davanın kabulünün gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun itiraz başvurusu bakımından kötü niyetinin sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere hakkında icra inkar tazminatına / kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, hem usule hem de esasa ilişkin nedenler ile işbu davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin gümrük işlemlerini takip etmekle yetkili kıldığı dolaylı temsilcisi ... Ltd.Şti. tarafından davacı şirkete mail yolu ile bisiklet ticari tanımlı eşya için gerekli testlerin yapılmak istendiğini belirten mail gönderildiğini ve resim üzerinden fiyat çalışması yapılmasının istendiğini, akabinde davacı şirket tarafından hangi analizlerin yapılabileceği ve buna karşılık birim fiyat bildirimi ile eşyanın numunelerinin gönderilmesi konulu mail gönderildiğini, daha sonra gümrük müşavirliği firmasının eşyaya ait numuneyi davacı şirkete gönderdiğini ve numune üzerinden test fiyatının bildirilmesinin istendiğini, bu aşamada net bir şekilde test fiyatının davacı tarafından belirlenmediği için gümrük müşavirliği firmasının test işlemlerinin durdurulması yönünde bilgi verdiğini, davacı şirketin test için onay, fatura ve tutar teyidi almadan ... numaralı faturayı düzenlediğini, kaldı ki sadece gümrük işlemleri için yetkilendirilen ... Ltd.Şti.'nin davalı firma adına düzenlenecek veya düzenlenmiş bir faturaya onay verme yetkisi de olmadığını, faturanın genellikle sözleşmenin kurulmasını takiben müşteriye gönderildiğini, uygulamada malla birlikte gönderilmesinin de söz konusu olduğunu, sonuç olarak TTK madde 21/ No:1 uyarınca fatura düzenlenip verilmesi için taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu, dava konusu olayda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, sadece numune teslimi ve test talep formunun düzenlendiğini, kaldı ki Mahkemenin de takdir edeceği üzere eğer taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı halde fatura düzenlenip gönderilmişse bu belgenin fatura değil öneri-icap niteliğinde sayılacağını, TBK madde 6 hükmündeki özel haller bir yana kural olarak öneriye cevap vermeme-susma kabul anlamına gelmeyeceğini, ancak bir sözleşme bulunmadığı halde düzenlenip gönderilen öneri niteliğindeki bu faturanın alınıp ta itiraz edilmeksizin ticari defterlere kaydı, irade faaliyeti ile kabul sayılabileceğini ve böylece sözleşmenin kurulmuş olacağını, bu faturanın davalının kayıtlarında da görülmediğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi ile davacı yanın % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.

Mahkememizde açılan dava: İİK.nın 67. maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.

Taraflar arasındaki ihtilaf, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı, tarafların sözleşme kapsamında edimini yerine getirip getirmediği, davacının davalıdan alacak hakkının bulunup bulunmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın haklı olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.

Dosyamıza bir sureti alınan .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine toplam 42.988,48 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, uyuşmazlık konusunun çözümünün uzmanlık görüşü gerektirdiği kanaati ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, taraflar arasında hizmet alım satım ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacı tarafça başlatılan icra takibinin yerinde olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti ve dosya kapsamında rapor sunulmak üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.

Bilirkişi raporunda özetle; dava dosyası, takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde İşbu davaya konu faturanın davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 16.05.2022 tarihli ... no.lu 15.06.2022 Vade tarihli 42.988,48 TL tutarlı faturanın olduğunu, ticari defter ve kayıtlar üzerinden icra ve dava konusu bakiye borç/alacak tespiti yapılamadığını, Mahkeme tarafından dosyaya celp edilen tarafların vergi dairelerine beyan ettikleri BS ve BA formlarında icra ve dava konusu faturayı beyan ettikleri,“Test Talep Formunda numune kabul tarihinin 12.01.2022 olduğu, fatura üzerindeki 13.05.2022 olarak yer alan Sipariş Tarihinin tespit edilemediğini, sözleşme maddelerinde herhangi bir ödeme maddesi olmamakla birlikte 16.05.2022 günlü faturanın sipariş tarihi 13.05.2022 vade tarihi ise 15.06.2022 olarak gösterildiğini, “Davaya konu takip talebinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği, alacağın tahsiline kadar talep edilen faiz için ise oran belirtilmeden TBK 1530 maddeye göre temerrüt faizi talep edildiğinden bir faiz denetimi yapılmadığını, form bilgileri uzmanlık alanımız olmadığından fazlaca bir değerlendirme yapılamadığını, borçlar Açısından İnceleme ile, eldeki davanın davalısının kaşesinin ve üzerinde bir imzanın yer aldığı Test Talep Formu'nun içeriği incelendiğinde, Test Talep Formu ile taraflar arasında sözleşme akdedildiği (Test Talep Formu Sözleşme Şartları m.1); Test Talep Formu Sözleşme Şartları m.8 hükmü gereği 24 saat içinde iptal isteğinde bulunulduğunun eldeki dosya içeriğinden anlaşılamadığı görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora karşı beyan ve itirazlar sunulmuştur.

Bilirkişi raporuna karış beyan ve itirazlar incelenmiş, ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye yeniden tevdine karar verilmiştir.

Bilirkişi tarafından sunulan ek raporda özetle; dava dosyasının tamamını, tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının hep birlikte incelendiğini, neticeten İşbu davaya konu faturanın davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 16.05.2022 tarihli ... no.lu 15.06.2022 Vade tarihli 42.988,48 TL tutarlı faturanın olduğunu, davacı şirketin davalı şirket ile olan ticari ilişkisini ticari defterlerinde ... no.lu cari hesap kodunda takip ettiğini, İcra ve dava konusu edilen davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 16.05.2022 tarih ve 15.06.2022 vadeli ... no.lu ve 42.988,48 TL bedelli faturanın davacı şirketin 16.05.2022 tarih ve ... no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğunu, taraflar arasında başka bir işlem olmadığından davacı şirketin 18.08.2022 icra takip tarihi ve 11.11.2022 dava tarihi itibariyle ve 31.12.2022 yıl sonu itibariyle davalı şirketten 42.988,48 TL alacaklı olduğunu, davaya konu takip talebinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği, alacağın tahsiline kadar talep edilen faiz için ise oran belirtilmeden TBK 1530 maddeye göre temerrüt faizi talep edildiğinden bir faiz denetimi yapılmadığı görüş ve kanaatini bildirmiştir.

İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.

Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya hizmet verdiği ve bu hizmete karşılık fatura düzenlendiği, davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmediğinin iddia edildiği, yapılan bilirkişi incelemesinde davacının defterlerinini usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerini kendisine verilen sürede ibraz etmediği bu sebeple defterlerinin incelenemediği, davacı tarafından dava konusu faturaların vergi dairesine bildirildiği, davalı her ne kadar defter ibraz etmemişse de dava konusu faturaları vergi dairesine bildirdiği, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, davalıya ulaşmayan bir fatura için karşı yanın BA mutabakatı vermesinin mümkün olmadığı, davalıya fiziken veya elektronik ortamda ulaşan faturaların BA formuyla GİB'e zamanında bildirildiği, ibraz edilen faturalar için iade faturası düzenlemediği, itiraz etmediği Vergi Dairesine bildirimde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı hizmet almadığını iddia etmişse de, iddiasını ispatlar nitelikte dosyaya delil sunmadığı, BA formu ile bildirimde bulunan davalının yerleşik yargı kararlarına göre mal veya hizmeti aldığının kabulü yerleşik yargı uygulaması gereğidir. (Yargıtay 11 HD'nin 2020/4548 esas, 2021/6954 karar, 08/12/2021 tarihli, 2021/442 esas 2022/4573 karar 07/06/2022 tarihli, 2020/5545 esas 2021/50 karar 18/01/2021 tarihli vb. emsal ilamları ) . Sunulan BS-BA formları analiz raporlarından davalı şirketin icra ve dava konusu faturayı

elektronik ortamda kabul ettiği ve iade faturası da düzenlemediği tespit edilmektedir.

tüm bu açıklamalar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu anlaşılmış, alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın kabulü ile,

  1. .... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına,

  2. Davacının icra inkar teminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 2.936,54 TL karar harcından peşin alınan 519,20 TL'den mahsubu ile geri kalan 2.417,34 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,

  4. Davacının yaptığı 611,40 TL ilk masraf (peşin harç+vekalet harcı,başvurma harcı) ile yargılama aşamasına yapılan 4.124,50 TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.735,90. TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  5. Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

  6. Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL'NİN DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

  7. Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,

Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2024

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TARİHİ11/11/2022istanbul

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim