İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/607 E. 2024/327 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/607
2024/327
26 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/607 Esas
KARAR NO:2024/327
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/07/2017
KARAR TARİHİ :26/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket, merkezi ... Amerika Birleşik Devletleri adresinde bulunan davalı şirket ... ile akdetmiş olduğu 24.05.2013 tarihli sözleşme uyarınca Davalı Şirket tarafından, Davalı Şirket ürünlerinin Türkiye’de yetkili satıcısı olarak tayin edildiği, akabinde, müvekkil şirket, Sözleşme’nin 10. (b) maddesi uyarınca 60 gün öncesinden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle fesih hakkını kullanarak Sözleşme’yi feshettiği, müvekkil şirket’in, sözleşme tahtında seçimlik hakkını kullanarak iade etmeye hazır olduğunu beyan ettiği ve kendi envanterinde bulunan davalı şirket ürünlerinin iade bedeli, gene Sözleşme hükümleri uyarınca, iadeye konu ürünler için davalı şirkete fiilen ödenmiş bulunan toplam 187.982,41 USD olduğu, davalı şirket fesih bildirimini almasını takiben, iadeye konu ürünleri iade almayacağını açıkça beyan etmiş olmakla, davalı şirket alacaklı temerrüdüne düştüğü sabit olduğu, müvekkil şirket, ilave masraf doğmasının ve iadeye konu ürünlerin olası hasar ve ziyaının önünde geçmek üzere iadeye konu ürünleri halen müvekkil şirket’in deposunda muhafaza ettiği, açıklandığı üzere, Sözleşme’den doğan fesih hakkını usulüne uygun surette kullanan müvekkil şirket, gene Sözleşme’den doğan iade ile iade edilen ürün bedelini talep hakkını kullandığını bildirmesine karşın, Davalı Şirket, iadeye konu ürünleri iade almaktan ve bedelini ödemekten imtina ettiğini sarahaten beyan ederek, alacaklının temerrüdüne düşmüştür.Yukarıda açıklanan ve re’sen gözetilecek nedenlerle, haklı davamınızın kabulü ile Davalı Şirket’in temerrüdü sebebiyle Müvekkil Şirket’in uğramış ve uğrayacak olduğu temerrüt faizidahil ve fakat bununla sınırlı olmamak üzere her türlü zararı ayrıca talep etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla, iadeye konu ürünlerin tüm hasar ve giderleri Davalı Şirket’e ait olmak üzere Davalı Şirket tarafından iade alınmasına, mütemerrit Davalı Şirket ürünleri fiilen iade alsın ya da almasını, herhalükarda toplam 187.982,41 USD’nin Davalı Şirket’ten tahsili ile Müvekkile ödetilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı Şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde açılan dava: taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesi kapsamında davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine, davacı elinde bulunan davalı mallarının geri alınması ve ödenen ürün bedellerinin iadesi talepli alacak davasıdır.
Dava konusu ihtilaf; taraflar arasındaki 24/05/2013 tarihli sözleşmede fesih hakkının olup olmadığı, davacının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, sözleşmeden doğan iade ile iade edilen ürün bedelini talep hakkının olup olmadığı, davalı tarafın alacaklının temerrüdüne düşüp düşmediği, davalı mütemerrit ise davalı şirketin iadeye konu ürünleri iade alması ve her durumda toplam 187.982,41 USD'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.;
Mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği bilirkişi heyeti tarafından sunulan 26/11/2021 tarihli raporda özetle;
"Davacının iade etmeyi istediği ürünlerin halen depoda olup olmadığının ve fiziki durumunun defterlerle depoda bulunan ve davacının davalıya iade etmek istediği ürünlerin uyumu yönünden heyetimize bir de defter incelemesi sürecinde depo incelemesinin de karşılaştırılması yapılması ile bir sonuca ulaşılabileceği" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine ek rapor alınmak üzere tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 21/07/2022 tarihli raporda özetle;
"1.3 Davacı ... deposunda 28.06.2022 tarihinde yapılan incelemede, ürünlerin miktarı ile ürünlerin kullanılıp kullanılmadığının tespiti aşağıdaki gibi yapılmıştır.
A: Eksik Miktar
B:Depoda kullanılmış ve arızalı ürün miktarı
C: Depodaki kullanılmamış miktar
D:Birim Fiyat (USD)
E: Depoda sağlam ve kullanılmamış malzemenin bedeli (USD) Teknik yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Depoda sağlam ve kullanılmamış malzemenin bedelinin 183.324,28 USD olduğu tespit edilmiştir. Takdir sayın Mahkemenize aittir.
VII. SONUÇ VE KANAAT
Dosyaya daha önce, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi tarafından 23.11.2021 tarihli Bilikişi Raporu (Kök Rapor) sunulmuştur. Kök Rapor’da çekişmenin özü ortaya konmuştur. Ek Rapor sürecinde, teknik bilirkişi, davacının deposunda olan ürünlerin varlık ve tutarları ile ilgili tespitlerini yaparak onlara, bu Rapor’da (yukarıda) etraflıca yer vermiştir. Teknik bilirkişinin ortaya koyduğu tablo, kanımızca, ürün varlığı saptandığına göre, davacının defterlerinin Kök rapor’da zikredilenin aksine incelenmesine gerek olmadığı kanısını ortaya çıkarmıştır. Davacının davalı yanla olan ilişkiyi sona erdirmesinin muhik olup olmadığını belirleme ve hukuki tavsif makamının münhasıran yüce Mahkeme olduğu izahtan varestedir. Kaldı ki, davalı yanın cevap vermediği, yurtdışında olduğu ve bu yönüyle ilişkinin işleyişinin ne surette geliştiğini dosyadan belirleme imkânımız olmadığı benimsenecek olursa, Bilirkişiliğimizin bu yönden de -anılan alanda- görüş açıklamasının olanaklı olamayacağı değerlendirilmiştir. Davacının davadaki savları kabul edildiğinde ortaya çıkan tablo şudur: Davacı, kendisinde olan ve teknik değerlemesi/tutarı yukarıda yer bulan davalı yanca iade alınmasının ve ürün bedellerinin de kendisine iade edilmesinin gerektiğini, bu yönde hüküm kurulmasını istemektedir. Davacı savları sayın Mahkemece benimsenecek oldukta, bu hal, sözleşmenin davacıya verdiği bir hak olarak mütalaa edilebilirse de, davalının davaya cevap vermediği ve ürünleri geri alma yönünde bir eylemi bulunmadığına göre, yurtdışında bulunan davalı yönünden bu isteminin irdelenerek karara bağlanması sayın Mahkemenin takdiri içinde kalmaktadır kanısındayız." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshe ilişkin 10.b maddesine göre bir Taraf, işbu Sözleşmeyi diğer tarafa en az 60 (altmış) günlük ön yazılı bildirimde bulunmak suretiyle feshedebilir. Yine sözleşmenin 10.c maddesinde "işbu Sözleşme’nin feshi üzerine taraflardan her hangi birinin muaccel olan veya birikmiş ödemelerine veya diğer haklarına helal getirmeyecektir. Aksine hususlara bakılmaksızın, ne sebeple olursa olsun işbu Sözleşme’nin feshi üzerine, ..., kendi takdiri ile (i) masrafları Tedarikçi’de olmak üzere, ...’nın stokunda olan tüm Ürünleri, bu ürünler için ödenen fiyat üzerinden Tedarikçi’ye iade edebilecek veya (ii) bu Sözleşme hükümleri uyarınca pazarlayabilecek ve satabilecektir." düzenlemesi yer almaktadır.
Tercümeleri sunulan taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından, davacının yazılı ihtar sonrasında sözleşmesel hakkını kullanmak için girişimlerde bulunduğu, davalının ...'nın stoğunda olan ürünleri, bu ürünler için ödenen fiyat üzerinden iade etme hakkının kullanımına engel olduğu, sözleşme ile belirlenmiş olan hakka ilişkin talebi reddettiği, sözleşmeye aykırı olarak davalı tarafından iade alma zorunluluğunun yerine getirilmediği görülmüştür.
04/07/2017 tarihli ihtarname ile davacının sözleşmeye uygun olarak yazılı bildirim ile fesih hakkını kullanarak, Sözleşmenin: 10. (c) maddesine istinaden tüm masrafları Davalı ...'ye ait olmak üzere davalıya iade edileceğini bildirildiği ve bedel iadesini talep ettiği, ödenmesi gereken bedelin ve banka hesap bilgilerinin paylaşıldığı, bu bağlamda davalının temerrüde düşürülmüş olduğu anlaşılmıştır.
Neticeten, davacı taraf sözleşme gereği tek taraflı fesih hakkını kullanarak sözleşmeyi feshetmiş ve yine sözleşme maddesi gereği elinde olan ürünlerin geri alınmasını ve bedelinin iade edilmesini talep etmiş olmakla, davacı tarafın bu talepleri aralarındaki sözleşmeye uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce ürünler üzerinde yaptırılan incelemede depoda sağlam ve kullanılmamış malzemenin bedeli (USD) teknik yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde 183.324,28 USD olarak tespit edildiğinden, bu miktar esas alınarak, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; taraflar arasnıdaki 24/05/2013 tarihli sözleşme uyarınca davacıda bulunan, (mahkememizce alınan bilirkişi ek raporunda belirlenen) dava konusu ürünlerin, maliyetleri davalıya ait olmak üzere davalı tarafından iade alınmasına, sağlam ve kullanılmamış ürün bedeli olarak tespit edilen183.324,28 USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, talep miktarı daha fazla olduğundan fazla talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
- Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE;
a-Taraflar arasnıdaki 24/05/2013 tarihli sözleşme uyarınca davacıda bulunan, (mahkememizce alınan bilirkişi ek raporunda belirlenen) dava konusu ürünlerin, maliyetleri davalıya ait olmak üzere davalı tarafından iade alınmasına,
b-183.324,28 USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Fazla talebin reddine,
-
Dava konusu olup, kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 44.358,55 TL harçtan önceden davacıdan alınan peşin harç 11.371,42 TL harcın mahsubu ile kalan 32.987,13 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye aktarılmasına,
-
Davacı tarafça yapılmış olan toplam posta ve tebligat ücreti 142,50 TL, bilirkişi ücreti 4.500,00 TL olmak üzere toplam 4.642,50 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 97,52) 4.527,36 TL yargılama gideri ve 11.371,42 TL peşin harç olmak üzere toplam 15.898,78 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğininden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 96.911,98 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacıya ödenmesine,
-
Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/04/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39