İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1036 E. 2024/113 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/1036
2024/113
21 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1036 Esas
KARAR NO : 2024/113
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ticaret ile uğraştığını, bu kapsamda davacı şirketin davalı taraf ile ticari ilişkide bulunduğunu, karşı taraf ile ürün konusunda anlaştıklarını, söz konusu anlaşma uyarınca sticker etiket ve koli davacı tarafından alınıp davalıya teslim edilecek bunun karşılığında davalının sticker etiket ve koli bedeli ile nakliye hizmet bedelini davacıya ödeyeceğini, anlaşma gereği davacının ürünleri davalıya ... şirketi aracılığıyla teslim ettiğini ve fatura düzenlediğini, kolilerin ise ... Ltd.Şti.'nden alındığını, ancak buna karşılık davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında geçen mail yazışmalarında da davalı tarafın işbu ticari ilişkiyi ikrar etme niteliğinde olduğunun görüleceğini, başka bir deyişle ticari ilişkinin mevcut olduğunun ortada olup, davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde usulüne uygun düzenlenen faturaya ve ürünlerin teslimine karşılık davacı şirkete hiçbir ödeme yapılmadığının görüleceğini, davalı tarafın fatura bedeli kadar davacı şirkete borçlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalının davacı tarafından düzenlenen faturaya itiraz etmediğini, ödeme yapacağından bahisle davacıyı oyaladığını, whatsapp yazışmaları ile davalı şirket sahibi ile davacı şirket yetkilisi arasındaki konuşmalarda ödemenin yapılmadığının görüleceğini, söz konusu borcun ifasını sağlamak amacıyla davacı tarafından davalı tarafa birden çok bildim ve hukuki girişim yapılmışsa da sonuçsuz bırakıldığını, ödenmeyen ve temerrüde düşen cari işlemlerin konusu olan faturanın 77.463,46 TL tutarındaki cari hesap alacağı borcun davacıya ödenmediğini, bunun üzerine davacı tarafından yasal girişimde bulunularak icra yoluna başvurulduğunu, ... 20. İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosya nezdinde 03.10.2022 tarihinde başlatılan icra takibinin davalı tarafın ilgili takibe 12.10.2022 tarihinde itiraz etmesi sonucu durduğunu, bu nedenle işbu itirazın iptali davavı ikame etme mecburiyeti hasıl olduğunu, Arabuluculuk faaliyetleri sonucunda anlaşma sağlanamadığını, davalı yanın borca itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itirazının haksız olup, itirazın iptali gerektiğini, borca itirazında haksız davalı aleyhine meblağın % 20'sinden az olmamak üzere İİK 67/2 madde gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken borcun ödenmediğini, bilirkişi incelemesi ile davacının alacağının ortaya çıkacağını, yargılama süresince işbu alacağı güvence altına almak zorunda olduklarının aşikar olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun 257. Maddesinin şartlarının oluştuğunun ortada olduğunu, davacı alacaklının vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para borcunun alacaklısı olduğunu, öncelikle teminatsız Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde uygun bir teminat karşılığı borçlunun borca yetecek miktarda menkul gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihliyati haciz talep etme zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile öncelikle teminatsız Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde uygun bir teminat karşılığı, borçlunun borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, haklı davalarının kabulü ile davalı aleyhine başlatılan ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyadaki itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin alacaklarının tespiti ile davalıdan tahsiline, kötü niyetli davalı aleyhine asıl alacağın » 20'sinde aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde davalıya fatura kestiğini, davalıya bu faturaların tebliğ edildiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini belirtmişse de davacı şirket ile davalının herhangi bir sözleşmesi bulunmadığı gibi şirketlerin ticari ilişkide de bulunmadıklarını, şirketler arasında bir mal alım satımı meydana gelmediğini, şirketlerin ticari defterleri incelendiğinde bu durumun görüleceğini, davacı tarafından taraflarına teslim edildiği iddia edilen malların taraflarına teslim edilmediği gibi dosya içerisine teslime ilişkin herhangi bir irsaliyede sunulmadığını, Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere faturalara itiraz edilmemesinin tek başına borcun ve ticari ilişkinin varlığını ispatlar nitelikte olmadığını, ticari ilişkinin varlığına ve malların teslimine yönelik ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu, her ne kadar davacı tarafından kesilen faturaya itiraz edilmemiş olsa da faturanın verilmesi sonrası 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmemesi, faturanın verilmesi sebebini oluşturan iş veya hizmetin kabulü anlamına gelmeyeceğini, meydana gelecek uyuşmazlıklarda yine faturaya itiraz edilmemiş olma halinde dahi, verilmiş bir hizmet veya yapılmış bir iş olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceğinin gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında ayrıntılı ve sürekli olarak ifade edildiğini, kimsenin kendi hazırladığı belgelere dayanamayacağı ilkesi gereği, fatura veren tarafın fatura ile iddia ettiği hususları karşı tarafın kabul etmemesi halinde yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, zira faturanın tek başına bir ilişkinin varlığını göstermeyeceğini veya ispat etmeyeceğini, tüm bunlara ek olarak hizmet ilişkisinin olmadığı veya ispatlanamadığı durumlarda gönderilen faturanın bir öneri hükmünde olacağının anlaşıldığını, buna karşılık faturaya cevap vermemenin ise susma olarak kabul edileceğini ve bir kabul anlamı taşımayacağını, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı 11. Hukuk Dairesi'nin T. 05.05.2005, E.2004/7832, K.2005/4738 kararında olduğu gibi süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde olduğunu, TTM madde 21/No.1'deki hüküm tümüyle değerlendirildiğinde varılan sonucun fatura istenebilmesi ve düzenlenip verilebilmesi için geçerli bir sözleşmenin varlığının şart olması olduğunu, nitekim faturanın düzenlene geldiği en eski ve en tipik sözleşme olan satış sözleşmesi bakımından “bir mal satmış” tabiriyle yetinildiğini ve satış konusu malın teslim edilmiş olması gerektiğine dair bir ifadeye yer verilmediğini, düzenlenip verilen belgenin fatura niteliğinde sayılabilmesi ve buna ilişkin sonuçları doğurabilmesi için şart olan hususun taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığı olduğunu, davacının davalı şirket ile ticari ilişki içerisinde olduğunu ve buna binaen mal teslim ederek fatura kestiğini iddia etmesine rağmen mesnetsiz olarak tanzim edilen bu faturanın incelendiğinde ticari fatura yerine temel fatura olarak kesildiğinin görüleceğini, bilindiği üzere ticari e-faturalarda fatura kesilen tarafın sistem üzerinden faturayı onaylama veya reddetme gibi seçenekleri mevcut iken temel e-faturalarda faturanın karşı taraftan herhangi bir onay alınmaksızın otomatik olarak kabul edilmiş sayılacağını, bu noktada davacı şirketin iddia ettiği ticari ilişkiye binaen teamül gereği ticari fatura kesmesi gerekirken davacının tam olarak muhasebeci değişikliği yaşadığı bir dönemde itiraz yollarını zorlaştırmak adına temel fatura kesmesinin davacının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davaya konu faturaların davacı şirket tarafından mesnetsiz olarak tanzim edildiğini, haksız olarak icra takibi başlatıldığını, ancak faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, bu kapsamda icra takibinin iptali ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davanın reddine, alacağın yüzde % 20'sinden az olmamak kaydıyla davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 77.463,46-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ait taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişinin sunmuş olduğu 08/11/2023 tarihli raporunda özetle;
"-İşbu davaya konu icra takip talebinde davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 30.08.2022 tarih ve ... no.lu ve 77.463,46 TL bedelli faturanın tahsilinin tatep edildiği, fatura içeriği ürün/hizmetlerin nakliye, koli ve sticker/etiket satışlarını içerdiği,
-İşbu icra ve dava konusu faturanın gerek davacı ve gerekse davalı şirketin ticari defterlerinde fatura tarihinde kayıtlı olduğu,
-2022 yılında taraflar arasında borç/alacak doğuran başka bir kayıtta bulunmadığı,
-Davacı şirketin 04.10.2022 icra takip tarihi ve 27.12.2022 tarihli dava tarihi itibariyle davalı şirketten 77.463,46 TL alacaklı olduğu,
-Davalı şirketin 04.10.2022 icra takip tarihi ve 27.12.2022 tarihli dava tarihi itibariyle davacı şirkete 771.463,46 TL borçlu olduğu,
-İşbu davaya konu icra takibi ile 77.463,46 TL fatura bedelinin talep edildiği, ödeme emrinde takip öncesi işlemiş faiz talebi olmadığı, takip tarihinden alacağın tahsiline kadar talep edilen TTK 1530 madde gereği temerrüt faizi için bir oranda belirlenmediği,
-Dava esas değerinin de 77.,463,46 TL olarak belirlendiği, işbu nedenlerle fatz denetimi de yapılmadığı,
-İcra ve dava konusu faturanın davacı şirketin BS formunda, davalı şirketin de BA formunda kayıtlı olduğu,
-Gerek davacı gerekse davalı şirketin ticari defter ile BS-BA formlarında uyuşmazlık olmadığı,
-Davacı şirketin adresinde yapılan incelemede Gelir İdaresi Sisteminde 77.463,46 TI bedelli elektronik faturanın davalı şirkete gönderildiği ve sistem üzerinde bir itiraz bulunmadığı,
-Davalı şirketin sadece ... bellek ile sınırlı incelemesinde GIB fatura sistemi üzerinden bir tespit yapma imkanı bulunmadığı," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, takip fatura alacağına dayalı olarak başlatılmış, davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunmuştur. Bu durumda ispat yükü genel karine gereğince davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf takipte dayandığı cari hesap ekstresine konu edilen malları davalıya satmış ve teslim etmiş olduğunu dava değeri de değerlendirilerek HMK’nın 200/1 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davalıya teslim edilen mallara ilişkin olarak olarak davalı adına düzenlenen faturaya istinaden icra takibi yapılmış, davalı tarafça itiraz üzerine duran takibin devamı için davacı tarafça işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, tarafların ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, dava konusu takibe dayanak faturanın her iki tarafça da BS- BA bildirimleri ile vergi dairelerine bildirildiği, davacı tarafın defter ve kayıtları ile fatura ve alacak miktarının doğrulandığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının davacı defter ve kayıtları ile örtüştüğü ve davacının davalıdan takip miktarı olan 77.463,46-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça, kendilerine mal teslim edilmediği, davacı tarafça mal teslim edildiği olgusunun ispatlayan delil sunulmadığı savunulmuş ve bundan bahisle bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de; alınan bilirkişi raporu ve içeriği ile dava konusu somut olay birlikte değerlendirildiğinde, davalı defter ve kayıtlarında davalının davacıya borçlu bulunduğu ve dava konusu fatura kayıtlı olduğuna göre ispat yükü yer değiştirmiş olup bu aşamadan sonra davalı tarafın ödeme yaptığı olgusunu ispat etmesi gerekmektedir. Davalı tarafça takip konusu fatura borcunun ödendiği hususunda delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davalının malların teslim edilmediğine yönelik savunmasına itibar etme olanağı bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, alacak miktarı yönünden alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
-
Davanın KABULÜ İLE; Davalı tarafından ... 20. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın İPTALİNE, takibin aynen devamına,
-
Alacak miktarı olan 77.463,46. TL üzerinden %20 oranında hesap olunan 15.492,70. TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Alınması gerekli 5.291,53. TL karar ve ilam harcından 935,57. TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 4.355,96. TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafça başlangıçta yapılan 1.027,77. TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 2.194,00. TL masraf olmak üzere toplam 3.221,77. TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
-
Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
3.120,00. TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2024
Katip
E-İmzalıdır
Hakim
E-İmzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12