İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/203 E. 2024/574 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/203
2024/574
18 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/203 Esas
KARAR NO :2024/574
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/12/2018
KARAR TARİHİ:18/09/2024
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı ve sonrasında .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilen karşı görevsizlik kararı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2024/... Esas, 2024/... Karar sayılı 04/03/2024 tarihli kararı ile mahkememiz yargı yeri olarak belirlenmiş olmakla mahkememizce yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ... resmi internet sitesinde '...' başlıklı gerçeğe ve hukuka aykırı yazı nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edildiğini, okuyucular nezdinde yanıltıcı bir izlenim oluşturmak gayesi ile yayınlandığını, hukuka aykırı, herhangi bir araştırmaya dayanılmaksızın, objektiflikten uzak, gerçek dışı, yanlış bilgi ve açıklamalar içerdiğini, müvekkillerinin uğradığı ticari, mesleki ve şahsi itibar zedelenmesinin bir nebze de olsa telafi edilebilmesi maksadıyla manevi tazminat talep etme zorunluluklarının doğduğunu tüm bu nedenlerden dolayı davalının gerçeğe aykırı ve müvekkilini hedef alan kötü niyetli beyan, iddia ve yorumlarını içeren haberi nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiğinin tespitini, .... İçin 5.000 TL, ... İçin 5.000 TL, ... için 5.000TL olmak üzere toplam 15.000 TL manevi tazminatın yazının internet sitesinde yayınlandığı tarih olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haberde gerçek dışı, haksız itham, iftira, hakaret ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde herhangi bir yan olmadığını, ... tarihli "...'nin ..." başlıklı haberin ilk olarak ... ... internet sitesinde yayınlandığını, daha sonra müvekkili gazetenin internet sitesinde yayınlandığını, kaynak olarak ilk olarak yayınlandığı ... Haber sitesinin gösterildiğini, haberin ... olduğunu, haberin içeriğinin ... ... Milletvekili ... ...'ın TBMM Genel Kurulunda iddialar ortaya atarak bir konuşma gerçekleştirdiğini, içerikte de tamamen bu konuşmanın haberleştirildiğini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından seçilen bir vekilin, meclis genel kurulunda yaptığı konuşmanın aynen haberleştirildiği içeriğe, gerçek dışı, haksız iddia, iftira ve hakaret niteliği taşıdığı suçlamalarının yöneltilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; basın yoluyla kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu içeriğin davalının yayınladığı gazetede yer aldığı çekişmesizdir.
Uyuşmazlık; söz konusu yazının davacıların kişilik hakkını ihlal edip etmediği ve yazının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Basın özgürlüğü Anayasanın 28. maddesinde düzenlenmiştir. Böylece hem basının haber verme hakkı hem de toplumun haber alma hakkı güvence altına alınmıştır.
Tabiidir ki, her özgürlük gibi basın özgürlüğünün de sınırları bulunmaktadır. Bununla beraber, günlük yaşamda sıradan bir kişinin sarf ettiği sözler kişilik hakkının ihlali anlamına gelebilirken, basının ayrıcalıklı konumu gereği, aynı ifadeler kişilik hakkının ihlali sonucunu doğurmayabilecektir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarih ve ... başvuru numaralı kararında, “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, 'demokratik toplumun' onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade etmiştir.
Bu açıklamalardan sonra eldeki dava davacılarından ... .... A.Ş. açısından durum değerlendirildiğinde; davacı şirketin "..." içerisinde olduğuna yönelik ifade ile haber metninde yer alan bu yöndeki anlatımların kişilik haklarını ihlal edici boyutta olmadığı, alıntılama yolu ile verilen haberde görünür gerçekliğe aykırı bir durumun bulunmadığı, haberin büyük bir bölümünün Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde konuşma yapan bir milletvekilinin sözlerinin aynen aktarımından ibaret olduğu, bu nedenle davacı şirket ile ilgili kısımda basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan durumun varlığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla, adı geçen davacı yönünden istem reddedilmiştir.
Davacı .... açısından; davacıya yönelik kullanılan "..." ve "..." ibarelerinin nezaket sınırlarını aştığında kuşku yok ise de kendisi de basın kuruluşu olan davacı şirketin bu ifadelere karşı toplumun diğer kesimlerine nazaran daha fazla müsamaha göstermesi gerektiği, ifade özgürlüğünün hoşa gitmeyen ve hatta sert nitelikteki beyanları da muhafaza altına aldığı, bu hususun demokratik toplum düzenin bir mucibi olduğu dikkate alınarak, adı geçen davacının manevi tazminat istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı ... yönünden ise; davacının içerikte "... ve ..." olarak nitelendirilen ... ... sahibi olarak tanıtıldığı ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın ... ile kamuya açık bir alanda tokalaştığı fotoğrafına yer verildiği, her ne kadar kişinin fotoğrafı kişisel veri mahiyetinde ise de tokalaşılan alanın kamuya açık alan olduğu ve tokalaşılan kişinin de .... olduğu, fotoğrafın haberin içeriğine aykırı nitelikte olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde adı geçen davacı yönünden de manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/17108 E - 2024/1910 K sayılı kararı, 2016/16229 E - 2017/2210 K sayılı kararı ile İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/1920 E. 2022/1503 Karar sayılı kararı )
HÜKÜM: Gerekçede açıklandığı üzere;
-
Davanın tüm talepler yönünden reddine,
-
Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından 256,17 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 171,43 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Maliyeye gelir kaydına,
-
Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ....'den alınıp davalıya verilmesine,
-
Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınıp davalıya verilmesine,
-
Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58