İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1187 E. 2024/543 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2015/1187
2024/543
9 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2015/1187 Esas
KARAR NO:2024/543
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/12/2015
KARAR TARİHİ:09/09/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında 30.06.2016 yılında sona erecek 01.07.2011 başlangıç tarihli otogaz satış sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak 12.01.2015 tarihi itibariyle fesih edildiğini,
taraflar arasındaki sözleşmenin 23. Maddesi gereğince davalının sözleşmenin feshi halinde kendisine emanet olarak bırakılan ve sözleşmede yazılı bulunana her türlü emtiayı 12.01.2015 fesih tarihinden itibaren en geç 5 gün içinde ve masrafı kendisine ait olmak üzere davacı tarafa teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, davalı 01.07.2011 tarihli “Emanet Protokolü” belirtilen emanet menkulleri teslim etmesini veya protokolde belirtilen bedeli ödemesine teslim ettiği takdirde sözleşmenin 24. Md göre 12.01.2015 tarihinden itibaren teslimde geciken her gün için haksız kullanım bedeli olarak günlük 1.000 USD ödemeyi kabul ettiği olduğundan fazlaya ilişkin talep hakların saklı kalması nedeni ile şimdilik 1.000 USD karşılığı haksız kullanım bedelinin tahsilini, davalının haksız şekilde sözleşme fesih ettiği için sözleşmenin 25. Md gereğince 50.000 USD cezai şart ödemesinin kabul ettiğini şimdilik 1.000 USD cezai şart tahsiline, davalının icra takibindeki itirazının iptaline, kötü niyetli olarak davalının icra takibine yapmış olduğu itiraz nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan uhdesine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından 08.01.2016 tarihli cevap dilekçesi özetle; müvekkili tarafından keşide olunan .... Noterliği’nin ... yevmiye, 05.01.2015 tarihli (Ek.1) ihtarnamede; “... Kaymakamlığından sadır tahliye emri tarafımıza 16.12.2014 tarihinde tebliğ olunmuştur.” denilerek, bayilik faaliyetinin sürdürüldüğü taşınmazın ... Kaymakamlığı tarafından tahliyesi dolayısı ile bayilik sözleşmesinin fesih mecburiyetinde kalındığı belirtilmiş olduğunu, müvekkilinin akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösterdiği taşınmaz ile ilgili gönderilen tahliye emrine karşı gerekli itirazların yapılmış olmasına rağmen, itirazları dikkate alınmayarak mezkûr taşınmaz özel idareye ait iken, ihale ile satışa çıkarılmış ve 3. bir şahsa satılmış olduğunu, bu satış işleminin gerçekleşmesi akabinde müvekkili şirketin taşınmazdan tahliye edildiğini, hali hazırda dahi söz konusu benzin istasyonu gayri faal durumda olduğunu, müvekkilinin hiçbir haklı gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshettiği yolundaki davacı iddiası tümü ile geçersiz olduğunu, taraflar arasında mevcut 01.07.2011 tarihli “Bayilik Sözleşmesi” nin 41. maddesinde, mücbir sebep nedeniyle taraflardan birinin bu sözleşme gereği yüklendiği vecibeleri yerine getiremez ise sorumlu olmayacağı düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin karşı karşıya kaldığı durum bu maddenin bire bir karşılığı olmakla, artık haksız bir fesihden söz edilmesi mümkün olmadığını müvekkilinin faaliyetin yürüttüğü akaryakıt istasyonunun satılarak, müvekkilinin tahliye edilmesi ile birlikte, müvekkili istese dahi bu sözleşmeyi yürütme imkanını yitirmiş olduğunu, şirketin fiili olarak çalışma imkan ve kapasitesinin kalmaması da sözleşmenin devamını imkansızlaştırmış olduğunu, müvekkili şirketin hali hazırda borçlarını ödeme aczi içerisinde bulunduğundan iflas erteleme yoluna müracaat ettiklerini, bu durumdaki bir şirketin 50.000 USD cezai şart bedeli ödemesi halinde varlığını devam ettirmesinin mümkün olamayacağını, davacı tarafça da talep olunan “haksız kullanım bedeli” rakamı içinde geçerli olduğunu, talep olunan bu bedelde fahiş olduğunu, davacı yan ile müvekkili arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesi ayrıntılı olarak incelendiğinde görülecektir ki; sözleşme hükümleri ve yaptırımları tek taraflı ve son derece ağır olarak düzenlenmiş olup, zayıf taraf olan bayinin tabiri caiz ise elini kolunu bağlayacak nitelikte olduğunu, bu nedenle biran için sözleşmenin haklı bir nedenle feshedilememiş olduğu düşünülse dahi, mezkûr sözleşmenin hukuken uygulama lanı bulamayacağını ileri sürerek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ettiği görüldü.
DELİLLER:
Davacı taraf delil olarak; sözleşmeler, ihtarname, tutanaklar, ödeme protokolü, tapu kayıtları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
Davalı taraf delil olarak; taraflar arasında imzalanan sözleşme, tahliye, teslim tutanakları, ihtarname, yazışmalar, tanık, Kaymakamlık kararları, Yargıtay içtihatları ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava cari hesap alacağı ve bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı cezai şart alacağı, kar kaybı, emanet malların iadesi veya bedelin ödenmesi, haksız kullanım bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen 01/07/2011 tarihli sözleşmeyle 5 yıl süreyle davacının otogaz (LPG) diye anılan sıvılaştırılmış petrol gazını davalı bayiye, davalı bayinin de kendi nam ve hesabına "..." markası altında, otogaz olarak münhasıran Kara Nakil Vasıtalarının depolarına doldurmak suretiyle kullanıcılara satışı konusunda anlaştıkları, yine aynı tarihli kar paylaşımı ve ödeme şartları başlıklı protokol ve emanet protokolü imzaladıkları davalının .... Noterliği'nin ... Yevmiye nolu 06/01/2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalının akaryakıt istasyonu olarak işlettiği yerle ilgili ecrimisil konusunda kurumla ihtilaf yaşandığını, önceki şirket yöneticilerinin basiretsiz ve düzensiz yönetimlerinden kaynaklı şirketin mali açıdan zor durumda olduğundan bahisle şirketin ticari faaliyet göstermesi mümkün olmadığından sözleşmeyi tek taraflı feshetmek zorunda kaldığını, ortada ifa imkansızlığı bulunduğunu, sözleşmenin fiilen uygulanma imkanının davalı dışında bir sebeple ortadan kalktığını, feshin haksız olmadığını savunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda öncelikle davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir.
TBK'nın 136. Maddesi uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer. Şayet imkansızlık borçlunun kusurundan ileri geliyorsa borç sona ermez, sadece içeriği değişir ve edimin yerini, alacaklının zararını tazmin yükümlülüğü alır.
Somut olayda da davalı bayi akaryakıt istasyonu olarak işlettiği yerle ilgili ecrimisil konusunda kurumla ihtilaf yaşandığı ve önceki şirket yöneticilerinin basiretsiz ve düzensiz yönetimlerinden kaynaklı şirketin mali açıdan zor durumda olduğu hususuna dayanarak sözleşmeyi feshettiğini savunmuştur. Ticaret şirketi olan davalı TTK'nın 125. Maddesi uyarınca tüzel kişiliği haizdir. Dolayısıyla şirket ortaklarından ari olarak sözleşmenin tarafı olabilir, haklara sahip olabilir, borç veya alacak edinebilir. Bu kapsamda davalı şirketin ortaklık yapısının değişmesi veya ihtarnamede ileri sürdüğü üzere önceki yöneticilerin basiretsiz yönetimleri, şirketin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yine şirketin akaryakıt istasyonu olarak kullandığı yerle ilgili ecrimisil konusunda kurumla ihtilaf yaşanması ve 600.000,00 TL borcunun olması da şirketin sorumluluğunda olup ifa imkansızlığı için kanunun aradığı imkansızlığın borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerden ileri gelmesi şartı somut olayda oluşmadığından ifa imkansızlığından bahsedilemeyeceği, yine davalının ileri sürdüğü hususların mücbir sebep olarak da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı açıklanan nedenlerin davalıdan kaynaklı olduğu davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Sektör Bilirkişisi ... ile Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 01/06/2018 tarihli bilirkişi kök raporu özetle; taraflar arasında yapılan 01.07.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin davalı tarafından 06.01.2015 günlü ihtarda belirtilen sebepler ile fesih edildiği, davalının fesih sebebinin işletmenin mal sahibine olan kira borçlarından kaynaklı mali açıdan zora girmesi sebebiyle olduğunu davacıya bildirdiği bu yönde ... Kaymakamlığı'nın yazısı ve İflas Erteleme talebini delillerini sunmuş olduğunu, mali açıdan zora girme mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceğinin takdirinin ve bunun yanı sıra davalının tahliyesinin sektör bilirkişinin belirttiği hususların açıklığa kavuşmasından sonra değerlendirilmesinin takdirinin Mahkemeye ait olacağını, davacı taleplerine ilişkin olarak; feshin dışında, alacak talebi kayıtlarında yapılan incelemede dökümlerinde 44.489,26 TL tutar alacağının mevcut olduğu, feshe bağlı sonuç talepler için, emanet bırakılan 34.000 USD değerindeki teçhizatın davacıya iade edildiği hususu dosyada tespit edilememiş olduğunu, dava tarihi değeri 20.586,30 USD olduğunu, davacının teçhizatın iade edilmemesine bağlı 24. madde uyarınca günlük 1.006 USD talebi fesihten sonra dava tarihine kadar 321.000 USD hesaplanmış olduğunu, davacının haksız fesih sebebiyle 25. Madde kapsamında talebi için madde içeriğinde 50.000 USD kararlaştırıldığı mevcut olduğunu, şimdilik 1.000 USD istendiği, davacının 40. Madde kapsamında kar kaybının hesaplaması yapıldığında son 1 yıllık alım tutarının geriye kalan süre içersinde oluşması beklenen miktarının kar paylaşımındaki sabit belirlenen 382,30 USD/ton ile çarpımı sonucu 40. madde kapsamındaki kalan süreye göre hesaplanan kar kaybının 10.198,51 USD olduğu karşılığı 29.834,00 TL olduğunu, sektörel belirlemeler neticesinde belirlenen 3 ay için 1.739,47 USD 'nin TL karşılığı 5.088,00TL, kar kaybı talebinin 40. Madde kapsamı dışında davacının mali verilerine göre olası gelir ve olası gider düşümü farazlyesine göre hesaplanması durumunda 3 Ay için 1.227,14 TL olacağı, Cezai şartın hesaplanan tutarlarının davalının borca batık olması kapsamında yapıları tespitler çerçevesinde ödeyecek gücü olmadığı iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin değerlendirilmesinin söz konusu olduğunun kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görüldü.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Talimat sayılı dosyasında Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 07/07/2017 tarihli bilirkişi raporu özetle; yevmiye defterinin 31.10.2103 tarih 7/94 num: alı kaydı ile işlenen; 31.10.2013 tarih ... numaralı 30,68.-TL'yi işleme ait evrak aslı bulunamadığını, Yevmiye Defterinin 10.12.2013 tarih ... numara ile işlenen; 30.11.2013 tarih ... numaralı 38,95.- TL'lı fatura, 30.11.2013 tarih ... numaralı 16.073,72- T'lik fatura, 30.11.2013 tarih ... numaralı 144,70.-TL' lik fatura asıllarının bulunamadığını, yevmiye defterinin 20.12.2013 tarih 922 numaralı kaydı ile işlenen 15.12.2013 tarih ... numaralı 15.026,5 - TL'lik fatura aslı bulunamadığını, faturanın 23.12.2013 tarih ... numaralı aynı firma a ait faturanın üzerine not düşülerek kayıtlara alındığı tespit edildiğini, söz konusu faturalar dışındaki evrakların kayyum tarafından "Aslı Gibidir" onayı yapılmış fotokopileri rapor ekinde dosyalandığını, yasal defterlerin açılış tasdikleri zamanında yapılmış olmakla birlikte 2012 yılı dışındaki defterlerin kapanış tasdikleri bulunmadığını, ödemeler yevmiye kayıtlarından incelenen iş ve ödemelerin bankadan havale yoluyla yapıldığı görülmüş ancak dosyalarda banka hesap dökümleri (ekstre) bulunmadığı için fotokopileri dosyaya eklenemediğini, defter tasdik bilgileri verilen 2011- 2014 yıları arasında evrak ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde yevmiye kayıtlarına intikal etmiş kayıtların sonucuna göre davalı ... LTD.ŞTİ' nin davacı ... A.Ş. ye 2014 sonu itibariyle 36.199,43.- TL borcu bulunduğunu bildirmiş olduğu görüldü.
Sektör Bilirkişisi ... ile Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 01/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defter kayıtlarında ... şüpheli alacak hesaplarında davalının 44.489,26 TL borçlu olduğu, Emanet bırakılan 34.000,00 USD değerindeki teçhizatların dava tarihindeki değerinin 20.586,30 USD olduğu, teçhizatın iade edilmemesine bağlı olarak sözleşmenin 24. Maddesi uyarınca günlük 1.000,00 USD talebinin fesih tarihinden dava tarihine kadar 321.000,00 USD olarak hesaplandığını, davacının haksız fesih sebebiyle sözleşmenin 25. Maddesi kapsamında talebi için madde içeriğinde 50.00,00 USD kararlaştırıldığını, kar kaybı yönünden sözleşmenin 40. Maddesine göre sözleşmenin kalan süresine göre yapılan hesaplamada kar kaybının 10.198,51 USD karşılığı, 29.834,00 TL, sektörel belirlemelere göre belirlenen 3 ay için yapılan hesaplamada kar kaybının 1.739,47 USD karşılığı 5.088,00 TL olduğu, kar kaybı talebinin sözleşmenin 40. Maddesi kapsamı dışında davacının mali verilerine göre olası gelir ve olası gider düşümü faraziyesine göre hesaplanması durumunda 3 ay için 1.227,14 TL olduğu, cezai şartın hesaplanan tutarlarının davalının borca batık olması nedeniyle ödeyecek gücü olmadığından iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin değerlendirildiği yönünde görüş bildirildiği görüldü.
Sektör Bilirkişisi ... ile Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 18/06/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Mali yönden inceleme ve değerlendirmede; tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki 8.289,83 TL'lik farkın davalının usulüne uygun tutulmayan 2013 yılı defter ve kayıtlarından kaynaklandığının belirlendiği, sektörel değerlendirme ise; taraf vekillerinin kök rapora vaki itirazlarının kök raporda herhangi bir değişiklik gerektirmediği, oradaki tespit ve görüşlerin aynen muhafazası icap ettiği, mali incelemede kök raporda yapılan hesaplamalar ile ilgili arz edilen tutarların yeniden hesaplamasına mahal sunulan itirazların somut hesaplamaları değiştirici dayanakları bulunmadığı hukuki tavsifin Sayın Mahkemeye ait olduğunun kanaatine varıldığını bildirmiş olduğu görüldü.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Talimat sayılı dosyasında alınan 27/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının evvelce akaryakıt istasyonu olarak işlettiği mahalde yapılan incelemede söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir akaryakıt istasyonunun bulunmadığı, harabe halde betonarme bina bulunduğu, tüm pompa, teçhizat ve donanımların sökülmüş olduğu, herhangi bir ariyet bulunmadığı yönünden görüş bildirildiği görüldü.
Dosyanın teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle mahkememiz 15/12/2022 tarihili ara kararı ile dosyanın mali müşavir ... ve kimya mühendisi ..., bilirkişi makine mühendisi ...ve nitelikli hesaplama uzmanı ... tarafından sunulan 30/03/2023 tarihli raporlarında; davacı şirketin Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85md ve HMK 222. Maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği kanaati oluştuğunu, taraflar arasında akdedilen protokol 4. Md Emaneten verilen malzemelerin bedellerinin 34.000 USD olduğu tespit edilmiş olduğunu, ekipmanın teslim tarihine kadar olan amortisman bedelinin düşümü neticesinde teslim tarihinde ekipman bedelinin 20.586,30TL olduğu, ... Asliye hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasından alınana bilirkişi raporunda davacıya ilişkin ticari ilişkinin mevcut olduğu ve 2014 yılı mizan dökümleri uyarınca şirketin öz varlıklarının -699.664,83TL olduğu ve kayıtlı değerlere göre borca batık olduğu tespit edilmiş olduğunu, mahkemeye ait olmakla birlikte davacı tarafından talep edilen 50.000 USD cezai şart bedelinin davalının mahvına sebep olacağı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 40.md uyarınca kar mahrumiyeti yukarıda alternatifli olarak hesaplanmış olduğunu, 3 aylık süre için 1.227,14 TL , 1 yıl süre için 4.908,56 TL, fesih tarihine kadar 7.194,74 TL olduğunun kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, sözleşme ve ekli protokoller ve toplanıp değerlendirilen delillere göre; her ne kadar ... A.Ş. İle davalı arasında imzalanmış ise de sonrasında bu şirketin davacı ... A.Ş. Tarafından devralınarak davacı bünyesinde birleştiği, TTK'nın 152. Maddesi uyarınca birleşmenin ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazanacağı ve tescil anında devrolunan şirketin bütün aktif ve pasifinin kendiliğinden devralan şirkete geçeceği, birleşmenin 22/01/2013 tarihinde sicile tescil edildiği ve akabinde ilanların yapıldığı bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, denetime elverişli şekilde düzenlenen ve mahkememizce de uygun bulunup hükme esas alınan 07/07/2017 tarihli 01/06/2018 tarihli bilirkişi raporu ile 18/06/2019 tarihli bilirkişi ek raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, bu kayıtlara göre davacının davalıdan 44.489,26 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 2014 yıl sonu itibariyle 36.199,43 TL borcunun bulunduğu, davalının 2012 yılı ticari defterlerinin kapanış onaylarının bulunmadığı, 2013 yılı defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığı aradaki 8.289,83 TL'lik farkın davalının usulüne uygun tutulmayan 2013 yılı defterlerinden kaynaklı olduğu, bu halde davacının defterlerine itibar etmek gerektiği sonuç olarak davacının davalıdan 44.489,26 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davacının 10.327,39 TL vade farkı ve 1.858,93 TL varkı KDV'sine ilişkin kayıt fatura tanzim etmediği anlaşılmakla 44.489,26 TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının emanet bedeline ilişkin talebi yönünden; davalı cevap dilekçesinde bu talebe yönelik bir savunmada bulunmamış, bilahare 25/06/2019 tarihinde sunduğu beyanda dilekçesinde ariyetlerin davacının bayisi olduğunu iddia ettiği ... A.Ş. Tarafından kullanıldığını zaten kendi ellerinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Dava basit yargılama usulüne tabi olup cevap dilekçesi sunulmakla birlikte savunmanın değiştirilip genişletilmesi yasağı başlamış olup davalının bu savunmasının dikkate alınması usulen mümkün değildir. Bir an için savunmanın değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünde ise taraflarca imzalanan sözleşmenin 23. Maddesi uyarınca bayinin sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde emanet olarak bırakılan ekipmanları ve her nevi ışıklı ışıksız tanıtma vasıtalarını en geç beş gün içinde demontaj ve nakliye masrafı kendisine ait olmak üzere davacının dolum tesisi ve depolarından kendisine yakın olana iade edeceği, iade etmez ise emanet protokolünde yazılı bedeli ödeyeceği, emanet protokolünün Özel Şartlar başlıklı 3/d maddesi uyarınca bayinin sözleşmenin feshi halinde ariyetleri teslim aldığı gibi on gün içinde iade edeceği, aksi halde protokolün 4. Maddesinde belirlenen bedeli nakden ödeyeceği, iade halinde ise durumu davacıya bildirerek tankı ve diğer donanımları hasarsız ve çalışır durumda davacının dolum tesisi yada depolarından davacının belirteceği tesis yada depoya iade edeceği hususunun düzenlendiği bu halde davacının ariyetleri ... A.Ş.'ye teslimine yönelik bir talimat verdiğine yada buranın davacının dolum tesisi veya deposu olduğuna yönelik bir savunmanın bulunmadığı, 27/01/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre de davalının evvelce akaryakıt istasyonu olarak işlettiği mahalde yapılan incelemede söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir akaryakıt istasyonunun bulunmadığı, harabe halde betonarme bina bulunduğu, tüm pompa, teçhizat ve donanımların sökülmüş olduğu, herhangi bir ariyet bulunmadığı dolayısıyla davalının sözleşmeye aykırı hareket ederek ariyetleri davacıya usulüne uygun teslim etmediği, ariyet bedelinin protokol ile 34.000,00 USD olarak belirlendiği 01/06/2018 tarihli bilirkişi raporu ile 30/03/2023 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde 30/03/2023 tarihli bilirkişi raporundaki ariyetlerin değerinin 20.586,30 TL olarak yazılmış ise de bu hususun yazım yanlışı olduğu, bilirkişi raporuna göre ariyetlerin dava tarihi itibariyle değerinin 20.586,30 USD olduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borcun ülke parasıyla ödeneceği ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Davacı başlangıçta emanetlerin iadesi veya bedelinin tahsilini talep etmiş, bu alacak kalemi yönünden dava değeri belirlememiştir. Ancak 10/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bu talebi yönünden talebini bedele hasretmiş ve bu alacak kalemi yönünden 20.586,30 TL'nin tahsilini talep ederek seçimini ülke parasından yana kullanmıştır. Açıklandığı üzere davalının ariyetleri teslim ettiğini ispat edemediği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek 20.586,30 TL Emanet bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının ariyetlerin haksız kullanım bedeline yönelik talebi yönünden yapılan incelemede; yukarıda açıklandığı üzere davalının ariyetleri davacıya teslim ettiğini ispat edemediği, sözleşmenin 24. Maddesi uyarınca ariyetleri iade edilmemesi halinde gecikilen her gün için 1.000,00 USD haksız kullanım bedeli ödenmesinin kararlaştırıldığı, 01/06/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle 321.000,00 USD haksız kullanım bedelinin hesaplandığı, davacının bu alacak kalemi başlangıçta 1.000,00 USD alacak talebinde bulunduğu 10/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak ıslah tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olarak 27.000,00 TL alacak isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda döviz (USD) cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun ülke para birimi üzerinden tahsilini isteyemeyeceği ve alacak miktarı yönünden taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 27.000,00 TL'nin dava tarihindeki Merkez Bankası kur kayıtlarına göre (1 USD = 2.9616 TL) karşılığı olan (27.000,00 TL / 2.9616) 9.305,21 USD haksız kullanım bedelinin 1.000,00 USD'sine dava tarihi tarihinden kalan kısma ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının cezai şart alacağı talebi yönünden yapılan incelemede; açıklandığı üzere davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği bu halde bayinin sözleşmenin 25. Maddesinde 50.000,00 USD ifaya eklenen cezai şart niteliğinde cezai şart ödemesi kararlaştırıldığı, 30/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı şirketin öz varlıklarının -699.664,83TL olduğu ve kayıtlı değerlere göre borca batık olduğu 50.000,00 USD cezai şart bedelinin davalının ekonomik olarak mahvına sebep olacağı, fahiş cezai şart miktarının ahlaka aykırılık teşkil etmesi nedeniyle tenkisinin gerektiği anlaşılmakla sözleşmenin ayakta kalma süresi ve tarafların haklılık durumu ile sosyal ve ekonomik koşulları gözetilerek takdiren %75 oranında indirim yapılmak suretiyle davacının alacağının 12.500,00 USD olduğu, davacının başlangıçta 1.000,00 USD alacak isteminde bulunduğu 10/08/2023 tarihli dilekçesi ile talebini 5.000,00 USD'ye çıkardığı ve bu bedel karşılığı 135.000,00 TL'nin tahsilini talep ettiği, yine TBK. Md 99 uyarınca döviz (USD) cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun ülke para birimi üzerinden tahsilini isteyemeyeceği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek 5.000,00 USD cezai şart alacağının 1.000,00 USD'sine dava tarihi tarihinden kalan kısmına ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının kar kaybı istemi yönünden yapılan incelemede ise; sözleşmenin 40. Maddesi uyarınca hesaplama yapılması gerektiği, 30/03/2023 tarihli raporda hesaplanan 7.194,74 TL'nin davacının gelir tablosu uyarınca mevcut karlılık oranı esas alınarak hesaplandığından sözleşmeye aykırı olduğu, 01/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda bulunan 10.198,51 USD'nin de sözleşmeye aykırı olduğu zira hesaba esas alınan 382,30 USD/ton'un davacının toplam dağıtım marjı olduğu oysa kar paylaşımı ve ödeme şartlarına ilişkin protokolün 1. Maddesine göre davalı bayinin dağıtım marjının % 42 olduğu, davacının toplam dağıtım marjı içinden davalının dağıtım payı düşüldükten sonra bakiye miktarın davacının dağıtım payı toplamı olacağı ve her halükarda davalı bayinin dağıtım marjı oranının yüzdesel olarak aynen muhafaza edileceği, bu durumda davacının dağıtım payı toplamının %58 olacağı buna göre 382,30 USD/Ton x 58/100=221,73 USD/Ton esas alınarak, sözleşmenin 1 yıldan fazla süreyle ayakta kaldığı ve fesih tarihi itibariyle bitimine 535 gün kaldığı gözetilerek, sözleşmenin feshinden önceki bir yıllık otogaz alım miktarı (18.200 Kg =18,2 ton) dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre (221,73 x 18,2) 4.035,48 USD x 535/365 = 5.915,01 USD (dava tarihindeki TL karşılığı 5.195,01 x 2.9016 TL=17.162,99 TL) davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği, davacının seçimini ülke parasından yana kullanarak başlangıçta 1.000,00 TL alacak isteminde bulunduğu 10/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile istemini 7.194,30 TL'ye çıkardığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 7.194,30 TL kar mahrumiyeti alacağının 1.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren kalan kısmına ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş neticeten uyuşmazlığın tümü hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile;
-
44.489,26 TL cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
20.586,30 TL Emanet bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
9.305,21 USD haksız kullanım bedelinin 1.000,00 USD'sine dava tarihi tarihinden kalan kısma ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine;
-
5.000,00 USD cezai şart alacağının 1.000,00 USD'sine dava tarihi tarihinden kalan kısmına ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine;
-
7.194,30 TL kar mahrumiyeti alacağının 1.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren kalan kısmına ıslah tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesine;
-
Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 7.772,16 TL ilam harcından, başlangıçta yatırılan 1.084,43. TL peşin harç, 1.689,00 TL tamamlama harcı ve bilahare ikmal edilen 3.125,00. TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 1.873,23. TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 1.084,43. TL peşin harç, 1.689,00. TL tamamlama harcı, 3.125,00 TL ıslah harcı, 27,10. TL başvuru harcı olmak üzere toplam 5.925,53 TL 'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan 8,20. TL vekalet harcı 9.887,10. TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 9.895,30. TL yargılama giderinden davanın kabul (%90,32) ve red (%9,68) oranı dikkate alınarak hesap olunan 8.937,43. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafça yapılan 14,20 TL vekalet harcı, 419,90-TL keşif harcı ve 1.200,00-TL bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 1.634,10 -TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesap olunan 158,18-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 18204,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi gereğince hesap ve takdir olunan 12.186,32 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
13-Taraflarca yatırılan ve harcanmayan avanstan arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 09/09/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58