SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/292 E. 2024/325 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/292

Karar No

2024/325

Karar Tarihi

14 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/292 Esas

KARAR NO :2024/325

DAVA:Tazminat

DAVA TARİHİ:05/01/2024

KARAR TARİHİ:14/05/2024

... İş Mahkemesinin ... ve 21/03/2024 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen ve mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılan dosya incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 03/01/2022 - 04/07/2023 tarihleri arasında müvekkil şirkette satış destek asistanı olarak çalıştığını, hatta davalı istifa dilekçesinde iş değişikliği yapacağını ifade ettiğini, davalı yanın aynı departmanda çalışan 2 iş arkadaşı ile toplu olarak çalışma etik ve ahlakına uygun olmayan ve rekabet hükümlerine aykırı davranışlarda bulunarak müvekkil şirketten istifa ettikten hemen sonra rakip bir firmada işe başladığının tespit edildiğini, davalı müvekkil şirkette halen çalışmaya devam ederken, müvekkil şirket ile aynı faaliyet kolunda çalışan ve rakip bir firma olan ''...'' unvanı altındaki grup şirketlerden ... A.Ş ile iş görüşmesi yapmış ve ilgili şirketin iş teklifini kabul ederek sonrasında bu durumu sosyal medya hesaplarında paylaştığını, ayrıca müvekkil işyerinde davalı ile birlikte çalışan ... isimli mesai arkadaşları birlikte hareket etmek suretiyle toplu olarak rakip firmaya geçtiğini, iş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 444. Ve devamı maddelerine göre yapılan rekabet yasağı sözleşmesine rağmen davalı işçi iş sözleşmesi henüz sona erdikten hemen sonra aynı alanda iştigal eden rakip işyerinde işe başlayarak, rekabet yasağına aykırı davrandığını, işçinin rekabet yasağına uyma zorunluluğuna ilişkin hükümler çeşitli Yargıtay kararlarıyla da sabit olup, işçinin önceki işverene zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığının dahi yeterli olduğunun belirtildiğini, davalının müvekkil şirketten istifa ettikten sonra işe girdiği dava dışı ilgili şirket, müvekkil şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren rakip bir firma olduğunu, davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinde de rekabet hükümleri açıkça yer aldığını, davalının dava dışı rakip bir firmada, müvekkil şirket ile iş ilişkisi halen devam ederken görüşmelere başlamış olması ve müvekkil şirket müşterilerini yeni işe başladığı şirkette çalışmak üzere yönlendirmesi ve en önemlisi davalı ile birlikte 2 çalışanın daha toplu olarak hareket etmek suretiyle rakip firmada birlikte işe başlaması açıkça rekabet hükümlerine aykırılık içerdiğinden davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra müvekkilin rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle davayı İş Mahkemesinde ikame etmiş ise de görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı şirketin zararı bulunduğunu ispatlayamadığını, öncelikle davacı firma, TTK m.917 kapsamında taşıma işleri komisyonculuğu yaptığını, söz konusu madde hükmüne göre ''taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncu eşya taşıtmayı üstlenir. Bu sözleşme ile gönderen, kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına girer'' olarak taşıma işleri komisyonculuğunun tanımının yapıldığını, bu minvalde davacı firma ürününü/ malını taşıtmak isteyen bir firma ile fiili taşıyan arasındaki irtibatı sağlamakta ve fiili taşıma yapan firmanın vermiş olduğu fiyatın üzerine kendi karını komisyonunu koyarak kar ettiğini, bir diğer deyişle ''forwarder''lık yaptığını, dolayısıyla davacı firmada satın alma departmanı bir de müvekkilin görev aldığı satış departmanı mevcut olduğunu, satın alma departmanı fiili taşımayı yapacak olan firmalardan taşıma bedeline ilişkin rakam alır ve bu rakamların üzerine kendi kazanç oranlarını koyarak satış departmanına iletildiğini, satış departmanı ise fiili taşıyanların araçlarında yüklerini taşıtacak müşteri bulduğunu, her ne kadar müvekkil satış müdürü pozisyonunda çalışsa da dava dilekçesinin ekinde sunulan belirsiz süreli iş sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilin görev tanımı açıkça yapılmadığını, müvekkilin satış müdürü olarak davacı şirketten almış olduğu bilgilere dayalı olarak müşterilere teklif bilgi vermesi mümkün olmadığını, davacı şirket bünyesinde müşterilere verilen satış fiyatları şirket ortaklarından İlker Kızılkaya'nın da direktörü olduğu satın alma departmanı tarafından belirlenip, müvekkilin amirleri yokluğunda müvekkile bildirildiğini, bununla birlikte müşterilerin bir indirim talebi var ise müvekkil satış bedelleri üzerinde herhangi bir insiyatif alma yetkisine de sahip olmadığından müşterilere de indirme ilişkin fiyat veremediğini, müvekkilin işten ayrılmasının ertesi günü davacı şirket, çalışanlarına müvekkile çalışması için tahsis edilen bilgisayarı açtırdığını, müvekkil adına gelen mailleri diğer çalışanlarının maillerine yönlendirildiğini, müvekkilin bu bilgilere erişiminin olmadığını, dolayısıyla müvekkilin iddia edildiği gibi sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ya da rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek herhangi bir eyleminin bulunması dahi söz konusu olmayacağını beyanla davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Her ne kadar iş mahkemesince; davanın iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmünün iş akdinin feshinden sonra davalı tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle iş akdine dayalı cezai şart istemine ilişkin olduğundan, TTK'nın 4/1-c maddesi, 5. Maddesi ve TBK'nın 444-447 maddeleri uyarınca mutlak ticari dava mahiyetinde olduğunu bu halde davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuki uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Somut olayda iddianın ileri sürülüş biçimine göre; davacı, davalının henüz iş akdi sona ermeden dava dışı rakip firma ile görüşmelere başladığını ve davacının müşterilerini yeni işe başladığı şirkette çalışmak üzere yönlendirdiğini ve davalı ile birlikte iki çalışanın daha toplu olarak hareket etmek ve davacı şirketten istifa ettikten sonra rakip firmada işe başlamak suretiyle rekabet yasağını ihlal ettiğini beyanla cezai şart alacağı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. İş akdi devam ederken işçinin iş verenle rekabet etmemesi, işçinin özen ve sadakat borcu kapsamında yer alan bir yükümlülüktür. Öte yandan davalı vekili cevap dilekçesinde davacının müvekkilinin iradesi üzerinde baskı kurarak istifa dilekçesi imzalattığını savunmuştur. Bu halde TBK'nın 447/2 maddesi uyarınca rekabet yasağının sona erip ermediğinin tespiti için iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği hususunun da tartışılması gerekmektedir. Görüleceği üzere uyuşmazlıktaki temel ilişki iş sözleşmesidir. Yukarıda anılan yasal düzenleme uyarınca bu hususta görevli mahkeme de iş mahkemesidir. Aksi kabulde iş sözleşmesinin feshedildiği hallerde işçi-işveren alacaklarına ilişkin diğer davalarda da iş mahkemesinin görevli olmadığına dair izahı mümkün olmayan sonuç ortaya çıkacaktır. Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu dava şartı olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut olaya bakıldığında; davalının iş sözleşmesinin devamı süresince özen ve sadakat borcunu ihlal edip etmediği, taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, iş akdini haklı nedenle feshedilip feshedilmediği buna bağlı olarak rekabet yasağının sona erip ermediği, cezai şarta ilişkin alacağın doğup doğmadığı hususlarını değerlendirmekle görevli mahkeme iş mahkemesi olduğundan, (Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi 2023/2252 Esas, 2024/358 Karar sayılı kararı) davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememiz kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğacağından uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın resen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Gerekçesi açıklanan nedenlerle;

  1. Davanın HMK 114/1. c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,

  2. Görevli mahkemenin .... İŞ MAHKEMESİ olduğuna,

  3. Mahkememiz kararının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyamızın re'sen görevli mahkemenin belirlenmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,

  4. Yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.14/05/2024

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardeğerlendirilmesidelillerinistanbulTARİHİ05/01/2024gerekçe

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim