SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/826 E. 2024/24 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/826

Karar No

2024/24

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/826 Esas

KARAR NO :2024/24

DAVA:Tazminat

DAVA TARİHİ:17/07/2009

KARAR TARİHİ:18/01/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Bankanın dava dışı ... A.Ş.’ne açtığı kredilerin tasfiyesi nedeniyle müvekkilinin kefaletinden de beri kılınması talebini içerir ihtarnameye ret cevabı verdiğini, bu kez müvekkilinin açtığı menfi tespit davası devam ederken davalının haksız ve mesnetsiz ihtiyati haciz kararı alıp infaz ettiğini, menfi tespit davasının kabul edilip 07.07.2006 tarihinde karar düzeltme istemi reddedilerek kesinleştiğini, ihtiyati haciz kararına dayanılarak gönderilen ödeme emrine itirazları üzerine davalının itirazın iptali için açtığı davanın da reddedilip karar düzeltme isteminin kabul görmemesi suretiyle kesinleştiğini böylece davalının ihtiyati haciz kararının haksızlığının sabit olduğunu, ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin fabrikasında üretimin durduğunu, işçi ücretlerinin ödenemediğini, bir kısım işçinin ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş akitlerini feshederek işçilik alacaklarını talep ettiklerini, davalara konu olan bu talepler sebebiyle müvekkilinin yargılama giderleri ve işlemiş faizleriyle birlikte 764.363,66 TL ödemek zorunda kaldığını, bir kısım işçilik alacaklarının da protokole bağlı olarak ödendiğini veya ödenmesinin gerektiğini, bu kalemde de ödenen ve ödenmesi gereken tutarın 654.551,70 TL olduğunu, ... ... Şubesindeki 26.200 Euronun 22.10.2013 tarihinde ihtiyaten haczedildiğini, haczin kalktığı 14.08.2007 tarihine kadar 31.414,23 TL faiz zararının doğduğunu, aynı şubedeki 26.200 Euro’nun 27.02.2004 tarihinde haczedildiğini, bu kalemde de 26.570,70 TL faiz zararının meydana geldiğini, şirketin Moda Şubesindeki malların haczi yerine 6.000 TL’nin teminat olarak yatırıldığını, 14.08.2007 tarihine kadar 3.937.15 TL faiz zararının oluştuğunu, davalının, müvekkilinin ... A.Ş. nezdinde sahip olduğu ... hisselerini de fiilen haczettiğini, tarihlerinde bedelli sermaye artırımına gidildiğini, rüçhan hakkını kullanmak için ihtarname gönderilmesine rağmen bu hakkın kullanımına izin verilmediğini, rüçhan hakkı kullandırılsa ya da banka bu hakkı kullansa idi müvekkilinin 462.321.- TL ödeyerek 462.321 lot hisse senedine daha sahip olacağını, ardından 16.10.2007 tarihli satış fiyatı olan 1,77 TL’den satılabilse idi 818.308.- TL satış karşılığı gelir elde edileceğini, bunun 462.321.- TL’den düşümü sonrası müvekkilinin 355.987.- TL zararının meydana geldiğini, haksız ihtiyati haciz sebebiyle müvekkilinin iplik fabrikasının bir yıl kapalı kaldığını, üretim yapılmadığı halde sabit giderlerin devam ettiğini, kârdan da yoksun kalındığını, bu kalemdeki zararlarının 770.892.- TL olduğu halde şimdilik asgari 170.000.- TL’sini talep ettiklerini, haksız ihtiyati hacze bağlı olarak finans kuruluşlarından kredi imkanı kalmadığından bağlı ortaklardan alınan borçların faiz toplamı olan 71.652,75 TL zararın doğduğunu, iş davalarında 26.441,39 TL yargılama masrafı yapıldığını, müvekkilince yasal yollara müracaat edilmesi için 82.571,73 TL vekalet ücreti ödendiğini, manevi tazminat şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek 2.187.490,31 TL maddi tazminat, 75.000.- TL manevi tazminatın haksız ihtiyati haciz tarihi olan 25.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş; 23/05/2012 tarihli dilekçesi ve aynı tarihli temlik sözleşmesi ile maddi tazminat yönündeki talebi davacı ... tarafından temlik alınmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, menfi tespit davasının bir çok tartışma ve değerlendirmelerden sonra 3’e 2 oy çokluğuyla onandığını, çok farklı değerlendirmelerin olduğu bir hususta ihtiyati haczin haksız olduğundan söz edilemeyeceğini, ihtiyati haciz uygulaması esnasında malların muhafaza altına alınmadığını, borçlunun yedinde tutulduğunu, bankadaki paraların tahsil edilmediğini, fabrikanın kapandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, iş akitlerinin feshinin müvekkilinin ihtiyati haczine dayanmadığını, ... hisselerini haczettiren müvekkilinin tasarruf yetkisi bulunmadığından bedelsiz sermaye artırımına katılamayacağını, mahkemelerin hükmettiği vekalet ücretinin zaten müvekkilince ödendiğini, davadaki talebin mükerrerlik arzettiğini, kusuru bulunmayan müvekkilinden manevi tazminat istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 11.07.2019 tarih ve 2014/... E. - 2019/... K. sayılı kararla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen kararı, maddi tazminat talebini temlik alan davacı ... vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.01.2022 tarih, 2020/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararıyla; "1-) Dava, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme kararı 16.02.2011 tarihli vekaletname ile davalı şirket tarafından vekil tayin edilen Av....’e elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş, karar 30.09.2019 tarihinde mevzuat gereği otomatik olarak okundu sayılmış, Av.... 17.10.2019 tarihli dilekçesi ile çalışanı olduğu hukuk bürosundan 30.02.2019 tarihi itibariyle ayrıldığını belirterek gerekçeli kararı iade etmiştir. Karar davacı/ temlik alan vekili tarafından sadece maddi tazminat yönünden temyiz edilmiş, davacı/ temlik alan vekilinin temyiz dilekçesinin 17.10.2019 tarihinde davalı şirket vekili olarak tebliğ edildiği Av.... tarafından 28.10.2019 tarihinde hem maddi hem de manevi tazminat yönünden karar temyiz edilmiş ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü aksi halde katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak nitelendirilmesi istenmiştir.

Davalı vekili Av....’in vekaletten azil ya da istifasına dair bir belge dosyaya sunulmadığından adı geçen vekile yapılan tebligat geçerli olup bu durumda davalı vekilinin 28.10.2019 tarihli temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olarak kabulü gerekir. Davacı aynı olaydan kaynaklanan zarar nedeniyle davalıya karşı olan birden fazla talebini (maddi ve manevi tazminat) aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan bu durumda taleplerin her biri ayrı dava olmaktadır. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı manevi tazminata yönelik hükmü temyiz etmediğine göre, bu alacak yönünden davalının katılma yoluyla temyiz hakkı da bulunmamaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

  1. ) Maddi tazminata yönelik davacı/ temlik alan vekilinin temyiz istemi ile davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre maddi tazminat talebini temlik alan ... vekilinin aşağıdaki 3, davalı vekilinin 4 ve 5 nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

  2. ) Davacı, haksız ihtiyati haciz kararına dayanılarak işlenmeye hazır pamuk stoklarının haczedildiğini, işletmenin kendi satın aldığı pamuğu işleyemez hale geldiğini, üretim bantlarının durduğunu, buna bağlı olarak zarara uğradığını da ileri sürmüştür. Dosyaya bir sureti celbedilen belgelerden .... İcra Müdürlüğü’nün talimatı üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasının 28.08.2003 tarihli haciz zabtı ile 450.000.000.000. TL (450.000.. YTL) değer biçilen 150 Ton muhtelif boy ve kalitede pamuk ipliğinin davacı şirketin fabrikasında haczedilip borçlu şirketin genel müdür yardımcısına yediemin olarak teslim edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, anılan haciz sebebiyle davacının bir zararının doğup doğmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınması, davacının bu yöndeki iddiasının mahkemece değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

  3. ) 6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3.fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.

Somut olayda, davacı ... A.Ş. nezdindeki ... hisselerinin de haczedildiğini, bu hisse senetlerinde bedelli sermaye artırımı yapıldığını, davalıya sermaye artırımına katılınması yönünde ihtar gönderilmesine rağmen davalının katılmaması, katılıma da izin vermemesi sebebiyle zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı ise sermaye artırımına katılmaya tasarruf yetkisinin bulunmadığını, artırıma katılmayan davacının bir zarara uğramışsa buna kendisinin sebebiyet verdiğini savunmuştur. Bu hususta alınan bila tarihli 2. ek bilirkişi raporu ile 08.04.2009 tarihli 3. ek bilirkişi raporunda “hisse senetlerinin o andaki malikinin davacı şirket olması nedeniyle sermaye artırımında bulunacak tarafın davacı şirket olacağı, davacı şirketin bizzat sermaye artırımına katılmasına engel bulunmadığı, bu nedenlerle sermaye artırımına katılmamaktan kaynaklanan zarar kaleminin oluşmasından davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı” yönünde görüş bildirildikten sonra mahkemenin bu görüşü benimsememesi durumunda 20.04.2016 tarihli ek raporda sermaye artırımına katılınsaydı alınacak değerle katılınmaması nedeniyle oluşan değer farkı olarak bulunan değere itibar edilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, bilirkişinin anılan kalem yönünden “davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun oluşmadığı” yönündeki kanaatine neden itibar edilmediği açıklanmadan, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu bakımdan davalı yararına bozulması gerekmiştir.

  1. ) Davacı, kefaletten beri kılınması için başvurduğu menfi tespit ve itirazın iptali davaları ile ihtiyati hacze itiraz yolları için vekalet ücreti masrafı yaptığını, bu masrafın davalının haksız ihtiyati haczinden kaynaklandığını ileri sürmüş, davalı ise anılan dava ve başvurularda davacı lehine hükmedilen vekalet ücretlerini zaten ödediğini, işbu talebin mükerrerlik arzettiğini savunmuştur. Hem menfi tespit davası, hem de itirazın iptali davası işbu dosyanın davacısı yararına sonuçlanmış olup mahkemelerce yararına vekalet ücretine hükmolunmuştur. Hükmolunan vekalet ücretleri davacı yararına olduğundan davalıdan yapılan tahsilatın da davacı yanca yapıldığının kabulü gerekir. Davacı, vekiline ödediği ücreti için serbest meslek makbuzu ibraz etmişse de, ancak mahkemelerce lehine hükmedilenin dışında vekiline makul bir bedel ödediğini ispatlarsa ispatladığı bu miktar kadar zarara uğradığının kabulü gerekirken belirtilen hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir." neden ve gerekçeyle mahkememiz kararı bozulmuş; bu kez davalı vekili ve katılma yoluyla davacı ... vekillerinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Mahkememizce bozma ilamına uyularak, yargılamaya devam olunmuştur.

Manevi tazminat istemine ilişkin mahkememizce verilen 11/07/2019 tarih ve ... Sayılı karar, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede;

Hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında işaret edilen hususlarda bozma ilamı öncesi en son rapor veren bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu yönden bilirkişiler YMM ..., güvenlik uzmanı..., bankacı ..., Yrd. Doç. Dr. ... ve ekonomi uzmanı Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 04/09/2023 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.

Alınan bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; Yargıtay ilamında kesinleşen yönler dışında yapılan inceleme sonrasında;

Yargıtay bozma gerekçelerinden olan davalı tarafından ihtiyaten haczedilen ve 450.000TL değer biçilen 150 ton muhtelif boy ve kalitede pamuğun haczedilmesi nedeniyle davacının iddia edilen zararı yönünden bilirkişi heyetinden bu hususta değerlendirme yapılmadığı gerekçesinin yer aldığı, dava dilekçesinde bu hususta davacı tarafından maddi tazminata yönelik herhangi bir somut nitelendirme ve talep yer almadığı, bu hususta davacının talebi fabrikanın haksız ihtiyati haciz sebebiyle 1 yıl süre ile çalıştırılmaması olup bu konuda tazminat koşullarından gerekli illiyet bağı olmadığı için tazminat hesaplamasının yapılmadığı, HMK 194 hükmü gereğince tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmalarının zorunlu olduğu, ayrıca, tarafların bu hususta somut iddialarının dayanaklarını ve zararının somut delillerini mahkeme sunmaları gerektiği;

Davacının ... nezdinde haczedilen hisse senetleri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararının bozma önceki raporlarda açıklandığı üzere ispatlanamadığı, Yargıtay ilamına konu edildiği üzere hisseler de davalının tasarruf yetkisi olmadığı için tazminata konu edilemeyeceği yönünde bilirkişi heyetince değerlendirme yapıldığı; bu yönden bozma ilamı öncesinde alınan ek raporda bildirildiği üzere; hisse senetlerinin o andaki malikinin davacı şirket olması nedeniyle, sermaye artırımında bulunacak tarafın davacı şirket olacağı, davacı şirketin bizzat sermaye artırımına katılmasına engel bir durum bulunmadığı, bu nedenlerle sermaye artırımına katılmamaktan kaynaklanan zarar kaleminin oluşmasından davalı bankaya atfedilecek bir kusuru oluşmadığı;

Davacı vekilinin takip ettiği davalar nedeniyle makbuz karşılığında ödediği toplam 84.417,51 TL akdi vekalet ücretinin Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere makul bir bedel olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, toplanan deliller, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı ve bozma ilamı öncesinde alınan bilirkişi kurulu raporları ile bozma sonrasında alınan bilirkişi kurulu ek raporu birlikte değerlendirildiğinde;

Hükmüne uyulan Yargıtay ilamı öncesinde mahkememizce verilen 11/07/2019 tarihli kararda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; dava dışı 3.kişi bir şirket ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesine kefil olan davacı şirket tarafından, sözkonusu kefaletten dolayı borçlu olunmadığı istemiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasında yargılama devam ederken, daha bu dava sonuçlanmadan ve alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli iken, davalı banka tarafından hesap kat ihtarıyla birlikte davacı şirket hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak 28/08/2003 tarihinde infaz edildiği görülmüştür. Bu haliyle varlığı ve miktarı çekişmeli olan ve mahkemeye intikal etmiş bir alacakla ilgili olarak kurumsal bir finans kuruluşu olan davalı banka tarafından, gerekli özen ve dikkat gösterilmeksizin ve sonuçları öngörülmeksizin ihtiyati haciz kararı alınarak uygulanmak biçimindeki eylemin, haksız fiil niteliğinde haksız ihtiyati haciz olduğu kuşkusuzdur. Dolayısı ile sözkonusu haczin tatbiki ile bir zarar doğmuş ise, zarara sebebiyet veren davalı bankanın (kusursuz olsa bile), zararın tazmininden sorumluluğu kaçınılmazdır.

Yaptırılan bilirkişi incelemeleriyle haksız ihtiyati hacze dayalı olarak dava dışı banka hesaplarında bulunan davacıya ait mevduat hesaplarının bloke edilmesi nedeniyle uğranılan zarar yönünden davacının taleple bağlı kalınarak 61.922,08 TL zarara uğradığı ve yukarıda değinilen nedenlerle haksız ihtiyati haciz kararı alıp uygulayan davalı tarafça tazmininin gerektiği; bu miktarın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve taraflar için usulü kazanılmış hak doğurduğu; mevduat hacizleri yönünden hesaplanan davacı alacağına ihtiyati haczin kaldırıldığı tarih olan 14/08/2007 tarihinden itibaren avans faizinin işletilmesi gerektiği anlaşılmış olup, bu yöndeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

İhtiyati haciz işlemlerine yönelik yapılan itirazlar ve açılan davalar nedeniyle ödenen vekalet ücretlerinin de tahsili talep edilmiş ise de; bu davaların davacı yararına sonuçlanmaları nedeniyle davalarda hükmolunan vekalet ücretlerinin davacı tarafça tahsil edildiğinin ve ibraz edilen serbest meslek makbuzlarının da yine karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretlerine ilişkin olduğunun kabulü gerektiğinden ve bu konudaki iddianın da ispatlanamadığı anlaşıldığından bu yöndeki istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay bozma ilamı öncesinde ve sonrasında alınan bilirkişi kurulu raporlarında açıklandığı üzere, hisse senetlerinin o andaki malikinin davacı şirket olması nedeniyle davacı şirketin bizzat sermaye artırımına katılmasına engel bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla sermaye artırımına katılmamaktan kaynaklı uğranılan zarardan davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından bu yöndeki istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

  1. Maddi tazminat istemine ilişkin Davanın Kısmen Kabulü ile;

a)Medduat hacizleri nedeni ile uğranılan 61.922,08 TL maddi tazminatın, 14/08/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı temlik alana ödenmesine,

b)Davacı temlik alanın maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,

c-Alınması gerekli 4.229,90-TL karar ve ilam harcının 30.543,70-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 26.313,80-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine (Mahkememiz 2014/1442 Esas, 2019/517 K, 2019/303 harç numaralı harç tahsil müzekkeremiz ile maliyeye bildirilen ve davalıdan tahsili istenilen 3.770,23 TL tahsil edilmiş ise iş bu karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu miktarın davalıya iadesi için maliyeye müzekkere yazılmasına, eğer tahsil edilmemiş ise ilgili harç tahsil müzekkeresinin hiçbir işlem yapılmaksızın iadesinin istenilmesine),

d-Davacı temlik alan tarafça başlangıçta yatırılan peşin harçtan mahsup edilen karar ve ilam harcı 4.229,90 TL'nin davalıdan alınıp davacı temlik alana verilmesine,

e-Davacı temlik alan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı temlik alana verilmesine,

f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 242.045,46 TL vekalet ücretinin davacı temlik alandan alınıp davalıya verilmesine,

g-Davacı temlik alan tarafından yatırılan ve ilk kararda hesaplanan 15,60 TL başvuru harcı, 2,50 TL vekalet harcı, 10.500 TL bilirkişi ücreti ve 764 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 11.282,10 TL ve bozma sonrasında yapılan 7.500 TL bilirkişi ücreti ve 168 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 18.950,10 TL'nin kabul ve red oranına göre 536,43 TL'sinin davalıdan alınıp davacı temlik alana verilmesine,

h-Davalı tarafından bozma öncesi yapılan 280,75 TL yargılama gideri ile bozma sonrası yapılan 458 TL olmak üzere toplam 738,75 TL'nin kabul ve red oranına göre 717,83 TL'sinin davacı temlik alandan alınıp davalıya verilmesine,

ı-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

  1. Manevi tazminat istemine ilişkin mahkememizce verilen 11/07/2019 tarih ve ... Sayılı karar, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 18/01/2024

Başkan ...

e-imzalı

Üye ...

e-imzalı

Üye ...

e-imzalı

Katip ...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TARİHİ17/07/2009istanbul

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim