İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/768 E. 2023/760 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/768
2023/760
19 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/768 Esas
KARAR NO:2023/760
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/11/2022
KARAR TARİHİ:19/10/2023
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babası ... ile davalının %50'şer oranında paya sahip dava dışı ... A.Ş.'yi kurduklarını, davalının şirketin içini boşalttığının tespit edilmesi üzerine ortaklar ile şirket alacaklılarının da aralarında bulunduğu dost meclisi kurulduğunu, müvekkillerinin babasının borçlu gösterme operasyonu başlatılarak baskı, tehdit ve hile ile senetler alındığını, sözde tahkim heyetinin müvekkillerinin babasından 15.000.000 TL bedelli ve 880.000 Euro bedelli, davalıdan 6.750.000 TL bedelli teminat senetlerinin alındığını, müvekkillerinin bu senetlere avalist olarak imza attıklarını ve yediemine teslim edildiğini, senetlerin hukuka aykırı şekilde davalıya teslim edildiğini; haksız tahkim sürecinin İstanbul BAM 14. HD'nin 2018/... E-... K sayılı kararı ile iptal edildiğin ve Yargıtay 11. HD'nin 2019/... E 2019/... K sayılı ilamı ile iptal kararının onandığını; davalı tarafça senetlerin ödeme günü ve vade tarihlerinin sonradan doldurulmak suretiyle .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E sayılı dosyaları ile takibe konu edildiğini, ... ATM'nin ... sayılı kararı ile işbu takip dosyalarındaki asıl borçlu ...'ün davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bonoların teminat senedi olması nedeniyle müvekkillerinin de sorumluluğunun kalmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E sayılı dosyalarına konu bonoya aval verdiklerini, aval verenin borcunun bağımsız olduğunu, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval verenin geçersizliği ileri süremeyeceğini; Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval verinin sorumluluğunun devam edeceğini, aval verenin sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceğini; davacıların, aynı talep ve dava konusuna ilişkin .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyaları ile dava açtıklarını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş; davacıların tazminata mahkumiyetini talep etmiştir.
.... İcra Dairesinin ... ve ... Esas sayılı dosyalarının incelenmesinden, takip alacaklısı davalı tarafından, davacı borçlular ve asıl borçlu dava dışı diğer takip borçlusu hakkında 08/05/2018 vade tarihli, 880.000 Euro bedelli bono ve 08/05/2018 vade tarihli, 15.000.000 TL bedelli bonolara dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine girişildiği görülmüştür.
Dava; .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E sayılı takiplere dayanak bonolardan dolayı İİK'nın 72/3.md gereğince borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava ve her iki takip konusu bonoların incelenmesinden davacıların, bonoları keşideci yanında aval veren sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmakta olup;
Olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 778/3.maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 702.maddesi; "(1)Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
(2)Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
(3)Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." hükmünü içermektedir.
Aval şekil bakımından asıl borca tabi, maddi yönden ise tamamen müstakildir. Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
6098 sayılı TBK'nda düzenlenen kefalet hükümlerinden farklı olarak aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini yahut borcun bulunmadığı yönündeki sebepleri def'i veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Başka bir anlatımla kefil, asıl borçluya ait kişisel def'ilerden yararlanabilir ise de; aval verenin bu haklardan yararlanmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Kefalet fer'i nitelikte olmasına karşın aval, bağımsız ve asli bir nitelik taşır. Bunun yanında kefaletin, mutlaka asıl borç senedi üzerinde gösterilmesine gerek olmadığı halde, aval şerhinin mutlaka poliçe, bono veya alonj üzerine yazılması gerekir. Kambiyo senetleri bakımından kendine özgü bir teminat türü olarak aval müessesesi kabul edildiğinden, bono üzerinde "kefil" yazıyor olması, bu taahhüdü kefalet haline dönüştürmez.
Öte yandan ödemede bulunan avalistin, ödediği meblağın tamamını lehine aval verdiği kimseden ve bu kişiye karşı poliçeden dolayı sorumlu olan kişilerden isteyebileceği mümkün ise de; diğer avalistlere rücu hakkı yoktur (Yargıtay 19 H.D. 05/06/2017 tarih ve 2016/11690 E, 2017/4505 K).
Somut olayda takip ve davaya konu bonoların incelenmesinden; düzenleyenin dava dışı ..., alacaklının davalı ... olduğu; davacılar ..., ... ve ...'ün bu bonolarda aval veren (avalist) konumunda oldukları anlaşılmaktadır. Davacı avalistler, bonoların teminat olarak verildiğini, bu nedenle asıl borçlunun borçsuzluğunun tespitine karar verildiğinden bonolardan kaynaklanan borçtan kendilerinin de sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş iseler de; yukarıdaki açıklamalara ve anılan yasal düzenlemelere göre, davacı avalistlerin dava konusu bonoların şekline ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve ileri sürdükleri dava sebeplerinin ise, 6102 sayılı TTK'nın 702/2.md hükmü karşısında dinlenemeyecek olması; diğer yandan olaya 6098 sayılı TBK'daki kefalet hükümlerinin de uygulanamayacak olması nedenleri ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce verilen 21/11/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının infaz edilmemesi nedeniyle İİK'nın 72/4.maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davalı tarafın tazminat isteminin reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının infaz edilmemesi nedeniyle İİK.nın 72/4.maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden, davalı tarafın tazminat isteminin reddine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 269,85 TL maktu karar ve ilam harcı ile başlangıçta yatırılması gereken 80,70 TL başvuru harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınıp maliyeye gelir kaydına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 624.864,32 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan 11,50 TL yargılama giderinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.19/10/2023
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10