SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/402 E. 2024/601 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/402

Karar No

2024/601

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/402 Esas

KARAR NO:2024/601

DAVA:İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:04/05/2023

KARAR TARİHİ:12/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı şirket ticari faaliyetlerini yürütebilmek amacıyla Aralık 2022 tarihinde bir dükkan kiralamak istediğini, davacı şirket yapmış olduğu araştırma neticesinde ... adlı internet sitesinde yayınlanan ilanı görmüş ve sitede yer alan irtibat numarası ile iletişime geçtiğini, telefonda emlakçı kendisini ... olarak tanıttığını, kiralananı davacı şirkete gezdirdiğini ve mülk sahibi ... ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. (... Tekstil) ile davacı ... görüştürdüğünü,davacı şirket müzakere sürecinde hem aracılık eden emlakçı ... beye ve ortağı olan davalı ...'a hem de ... Tekstil'e doğal gaz bağlantısı olmadığının, gayrimenkulü kiralamayacağını söylediğini ve müzakereleri sonlandırdığını, ancak daha sonra ... Tekstil'in gayrimenkule doğal gaz bağlatacağının söylenmesinin üzerine davacı şirket ile ... Tekstil arasında 02/01/2023 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını, aynı gün içerisinde davacı şirket, emlakçı ...'ın Iban hesabına "Emlakçı Komisyon Ödemesi" olarak 68.500,00 TL (KDV dahil) gönderdiğini, ancak davacı şirketin taleplerine rağmen davalı ve ortağı tarafından ödemeye ilişkin davacı şirkete herhangi bir fatura kesilmediğini, kira sözleşmesi imzalandıktan kısa bir süre sonra kiralanana doğal gaz bağlanması hususunda ... Tekstil ile problemler ortaya çıkardığını, ... Tekstil gayrimenkulün kiralanması sürecinde yapılmış olan görüşmelerde üstlenmiş olduğunu, kendi kusurlu hareketiyle yerine getirmediğini, Bunun üzerine davacı şirket ile ... Tekstil mutabakata vararak aralarındaki kira sözleşmesinden döndüğünün, davacı şirket ocak ayının sonlarından itibaren davalıya, kiralanan ile ilgili problemlerinin olduğunuun ve bu sebeple kiralamaya ilişkin problemlerin çıkacağınının, en nihayetinde kira sözleşmesinden dönülmesi üzerine davacı şirket davalıdan komisyon bedelinin iadesini talep ettiğini, davalı komisyon bedelinin iade edilmeyeceğininin davacı şirkete bildirdiğini, bunun üzerine davalı yan hakkında ... İcra Müdürlüğünde ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını arz ve talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kira sözleşmesinin imzalanmasıyla emlakçılar üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, emlakçıların ücrete hak kazanmak için sözleşmenin devam etmesi gerekli olmadığının, sözleşme imzalandığı anda ücrete hak kazanıldığının, davacı ile dava dışı mal sahibi arasında sonradan ortaya çıktığını iddia ettiğini, emlakçıların bir bilgisi olmadığını, bu konunun davacı ve emlakçı ortağı ... Bey'i ilgilendirmediği, davacının kira sözleşmesini gerçekten belirttiği sebepten dolayı mı yoksa başka bir sebepten dolayı mı iptal etmek istediğinin bilinmediğinin, kira sözleşmesinde davacının belirttiği gibi doğalgaz bağlanılacağına dair şart olmadığının, bu durumdan emlakçıların da haberlerinin olmadığının, davacı emlakçılara hak ettikleri ücretin eksik kısmını ödemediğinin, davacı alnının teriyle kazandığını. Ücretin iade edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun, dava masrafı ve yargılama giderlerinin vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasının arz ve talep etmiştir.

Mahkememizin 18/04/2024 günlü ... Karar sayılı ile; "Davacı ...'nin kiracı, dava dışı ... Turizm San Tic Ltd Şti'nin kiralayan ve davalı ...'ın ise simsar olduğu, davacı ile dava dışı şirket arasında 02/01/2023 tarihinde yine aynı başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığı, kira sözleşmesine istinaden davacı kiracı tarafından davalıya 06/01/2023 tarihinde 65.500,00-TL komisyon ödemesi yapıldığı, ardından davacı ile dava dışı kiralayan şirketin kira sözleşmesini karşılıklı feshettiği; buna istinaden davacının davalıya simsarlık sözleşmesine binaen ödemiş olduğu parayı geri istediği ve takip başlattığı anlaşılmıştır. Tacirin bağımsız yardımcılarından olan simsar, taraflar arasında sözleşme kurulması imkânını hazırlayan veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenen ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanan kişidir. Simsar sadece tarafları sözleşmenin kurulması amacıyla bir araya getirir; kurulacak sözleşme uyarınca oluşacak bir sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir. Simsarlık sözleşmesi, maddi fiile ilişkin vekâletin özel bir çeşididir. Simsarlık sözleşmesi, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile kurulur. Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca geçerliliği için herhangi bir şekil şartı bulunmaz; ancak taşınmaz satımına yönelik yapılan simsarlık sözleşmesi BK m.520/3 uyarınca yazılı yapılmadıkça geçersizlik yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktır. Kaldı ki dosya kapsamında dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesinin bulunduğu, yine davacı ile dava dışı şirketin bir kira sözleşmesi akdettiği açıktır dolayısıyla davalının üstlendiği borcu yerine getirdiği ve ediminin karşılığı olan ücrete hak kazandığı kanaatiyle kira sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun sona ermesinin bu sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine" dair karar verilmiş, karara davacı vekilince yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2024/822 Esas 2024/1017 Karar sayılı 13/06/2024 tarihli ilamı ile " Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;

“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.

TBK m.520 vd.maddeleri gereğince simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan davalar TTK m.4 'te sayılan mutlak ticari davalardan değildir.

Somut olayda, her ne kadar sözleşmeye konu bağımsız bölüm ticari nitelikli olup işin mahiyeti davacı açısından ticari iş niteliğinde olsa da, davalının tacir olup olmadığı belli olmadığından davanın nispi ticari dava olup olmadığı da anlaşılamamıştır. Nitekim davalı cevap dilekçesinde esnaf olduğunu ifade etmiştir.

Salt davaya konu taşınmazın ve taraflar arasındaki simsarlık işinin ticari nitelikte olması iş bu davayı ticari dava haline getirmeyeceğinden mahkemece öncelikle görev hususu netleştirilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Bu nedenle davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'nden kayıtlarının celbedilmesi, ayrıca bağlı bulunduğu vergi dairesinden geriye dönük 5 yıllık vergi beyannamelerinin de celp edilerek bilanço esası usulü ile mi yoksa işletme hesabı esası usulü ile mi defter tuttuğunun araştırılması, gelen cevabi yazılara göre esnaf kaydı var ise de bu durumunda 213 Sayılı Kanunun 177.maddesine göre tacir sınırında olup olmadığının değerlendirilmesi ve bu suretle tacir olup olmadığı tespit edildikten sonra davanın TTK gereğince nispi ticari davalardan olup olmadığı ve eldeki dava hakkında yargılama yapma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olup olmadığının belirlenmesi, aksi halde davanın genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerince görülmesi gerektiği hususunda araştırma yapılıp (daha önce .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı verdiği de dikkate alınarak) sonucuna göre karar verilmek davacının istinaf itirazının esasa girilmeksizin usulen kabulü ile verilen kararın HMK m.353/1-a.3 gereğince kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği" verildiğinden bahisle bozma kararı verilerek dosya mahkememize tevdi edilmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır.

GEREKÇE

Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı).

Davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısında; "Mükellefin dairemizdeki faaliyet konusu GMSİ ( Kendisine ait veya kiralanan gayrimenkullerin

kiraya verilmesi ) olduğu herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı tespit edilmiştir." yine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabı yazısında "Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde yapılan incelemede yazınızda TC kimlik bilgisi verilen ...'ın faal gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarımıza goö re ortagğ ı oldugğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamamıştır." diye belirtilmiştir.

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (... BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı).

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.

TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.

19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;

  1. Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

  2. Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.

Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.

Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, davalının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, 2023/608 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararı, ... BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı ile ... BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, 2023/965 Esas ve 2023/782 Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1. (c). Maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

  2. HMK'nun 21/1. (c). Maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,

  3. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci tayini kararı verilmesi halinde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi halinde dosyanın görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi durumunda HMK'nun 331/2. maddesi gereğince talep halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine,

  4. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına,

Dair, taraf vekillerinin yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024

Katip ...

e-imzalıdır

Hakim ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TARİHİ04/05/2023cevapistanbulhükümgerekçe

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim