İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/450 E. 2024/589 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/450
2024/589
9 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/450 Esas
KARAR NO:2024/589
DAVA:Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
DAVA TARİHİ:02/08/2024
KARAR TARİHİ:09/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 22/09/2023 tarihli genel kurulunda seçilen ve ilan edilmiş bulunan bağımsız denetçi fesih ihbarında bulunmuş olduğundan taraflarınca davacı şirkete bağımsız denetçi tayinine karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davacı şirketin 22/09/2023 tarihli genel kurulunda seçilen ve ilan edilmiş bulunan bağımsız denetçi ...08/07/2024 tarihinde yazılı, gerekçeli ve tek taraflı olarak fesih ihbarında bulunduğunu, TTK'nın 399.maddesinde 6.ve 9.fıkrasında ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 108.maddesinde yer alan düzenlemeler uyarınca davacı şirketin 2024/08 karar numaralı ve 16/07/2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile Mahkememizden atama yapılana kadar grevi yapmak üzere ... A.Ş.'nin geçici bağımsız denetçi olarak genel kurulunun onayına sunulmak üzere seçilmesine karar verildiğini, ... A.Ş.tarafından 19/07/2024 tarihinde davacı şirket ile akdedilmiş olan sözleşme kapsamında bağımsız denetim görevini kabul ettiklerini, TTK 400.maddeye uygun olarak herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadıklarını ve kanuna uygun olarak denetim yapmalarında herhangi bir engel bulunmadığını beyan ettiklerini, ilgili yönetim kurulu kararının tescil ve ilanı için İstanbul Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazı üzerine ... San.ve Tic. A.Ş.'nin 2024/08 karar numaralı ve 16/07/2024 tarihli yönetim kurulu kararı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini belirterek bu sebeple TTK'nın 399.maddesinde 6.ve 9.fıkrasında ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 108.maddesi uyarınca ... San.ve Tic. A.Ş.'nin 2024/8 karar numaralı ve 16/07/2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile seçilen geçici denetçi ... A.Ş.'nin davacı şirketin ilk yapılacak genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere denetçi tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, denetçinin sözleşmeyi feshi sebebiyle TTK 399.madde ve yönetmeliğin 108.maddesine göre açılmış denetçi tayini istemine ilişkindir.
TTK 399.madde 4/a ve b maddelerine ve yönetmeliğin 108.maddesine göre bu dava yönetim kurulu ya da üyelerinden herhangi biri ya da herhangi bir pay sahibi tarafından açılabilen bir davadır. Anılan mevzuatta şirket tüzel kişiliğinin bu davayı açabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mevzuatın bu yönde olmasının temelindeki sebep de zaten, şirket tüzel kişiliğinin, denetim organı eksikliği sebebiyle zaten her an olağanüstü bir genel kurul yaparak yeni bir denetçi atamasının mümkün olmasından ileri gelmektedir. Yani, şirket tüzel kişiliğinin zaten denetçi atanması iradesi var ise bunu genel kurul yaparak sağlaması mümkün olduğundan dava açmasına gerek yoktur. Dava dışı yolla ulaşılabilen bir neticeye dava açarak ulaşmak istenmesinde bu sebeple hukuki yarar yoktur.
Anılan mevzuat gereği, bu davada şirket tüzel kişiliği değil, yönetim kurulunun tamamı şahsen davacı olarak, ya da yönetim kurulundan herhangi biri ya da birkaçı şahsen davacı olarak, ya da ortaklardan herhangi biri şahsen davacı olarak açılması mümkün olduğundan davanın usulden reddi gerekmiştir.
Mahkememiz üye hakimi tarafından TTK 438. maddesine yapılan atıfla, özel denetçinin ... davada dahi talep edilebileceği gerekçesi ile esasa girilmesi gerektiği yönünde muhalif kalınmış ise de, eldeki talep TTK 438.m. göre özel denetçi tayini değil, denetim organının ortadan kalkmış olması sebebiyle TTK 399. maddesine göre denetçi tayini talebidir. Anılan maddede bu talepte bulunabilecekler arasında şirket tüzel kişiliği sayılmadığından, azınlık görüşe katılmak mümkün olmamıştır.
Bu sebeple davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının davasının USÜLDEN REDDİNE,
-
Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken harç peşin alındığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı tarafın yokluğunda, kesin olmak üzere oy çokluğu ile dosya üzerinden karar verildi.09/09/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
(Muhalif)
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ:
BAM 43 HD 2023/1551 E -2024/30 Karar sayılı kararında; "Dava 6102 sayılı TTK'nın 399 maddesi uyarınca şirkete atanan Bağımsız Denetçinin görevden alınarak yerine yenisinin atanması istkemine ilişkindir. Anılan madde uyarınca şirketin bulunduu yer ASliye Tİcaret Mahkemesinden (şirketin) yönetim kurulu ve denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirmiş sermayenin %10, halka açık şirketlerde %5'ini oluşturan ( Azlık ) pay sahipleri başka bir denetçi atanmasını talep edebilir.
TTK 399/2 maddesi ise denetçiden denetleme görevi sadece dördüncü fıkrada öngörüldüğü şekilde ve başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir.
TTK'nın 399/6.maddesi " Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse denetçi yönetim kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine dördüncü fıkrada gösetrilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi red veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal olunması, butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herahgi bir nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hallerinde de uygulanır. TTK'nın 339/6.maddesi uyarınca da mahkemenin kararı kesin olup ilk derece mahkemesinin kararına karşın kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. ( Yargıtay 11.HD'nin 01/07/2014 tarihli, 2014/5407 E - 2014/12581 K.sayılı karırı) şeklinde karar vermiştir.
Yargılamanın Niteliği, Usulü ve İlgililer
Medeni yargılama, çekişmesiz yargı ve çekişmeli yargı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. HMK m.382/1'de yargılamanın çekişmesiz yargı işi olduğunun tespit edilebilmesi için “ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan”, “ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı” ve “ hâkimin resen harekete geçtiği haller” olarak üç kıstasın dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, özel denetçi atanması talebiyle mahkemeye başvurulması halinde ortada herhangi bir uyuşmazlık, ileri sürülebilecek bir hak bulunmadığından ve hâkimin somut duruma göre gerekli vasıflara sahip bir özel denetçi ataması gerektiğinden, özel denetçi atanması işinin çekişmesiz yargı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Çekişmesiz yargıda kural olarak uyuşmazlık ve hak ihlâli bulunmamakta olup, yalnızca somut duruma hukuk kurallarının uygulanmasını gerektiren bir işin varlığı bulunmaktadır. Çekişmesiz yargıya ilişkin olarak uygulamada ve bazı Yargıtay kararlarında “dava” , “... dava”, “tek taraflı dava”, “husumet” veya “davalıdavacı” terimleri kullanılmakta ise de, davada iki tarafın bulunması ve bir husumetin varlığı gerekmektedir. Çekişmesiz yargıda ise talebe bağlı bir işin sonuçlandırılması Çekişmesiz yargı işleri HMK m. 382'de sınırlandırılmamıştır. Yargıtayda kabul edildiği üzere “Çekişmesiz yargı işleri, HMK 382/2. maddede belirtilen hallerden ibaret (numerus clausus) olmayıp, burada yer alanlar yalnızca örnek olarak belirtilen hallerdendir. HMK 382/2. maddede sayılmasa dahi, temel ölçütlere (HMK m. 381/1) uyan diğer haller de, çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilir...” .
Nitekim TTK m. 438/2'de de “..mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir” hükmü yer almakta olup, mahkemeye yöneltilmiş bir isteğin(talebin) varlığından söz edilmektedir. Bu da, mahkemeden özel denetçi atanması talebinin çekişmesiz yargı işi olduğunu göstermektedir. Mahkeme, gerekli şartların somut olayda mevcut olup olmadığını inceleyerek dosya üzerinden karar verecektir. TTK m. 438/2'in gerekçesinde ayrıca, özel denetçi atanması talebinin “bir eda davası şeklinde ileri sürülmesinde ve mahkemenin tarafları dinlemesinde bir engel bulunmamakla birlikte, zorunluğun kurumun amacı ile bağdaşmayabileceği” ifade edilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere ortada bir uyuşmazlık ve taraf bulunmadığından, yalnızca mahkemeye başvurularak özel denetçi atanması talebinde bulunulduğundan, gerekçede “dava” tabirinin kullanılması yerinde değildir.
Çekişmesiz yargıda hâkimin re'sen araştırma yaparak sonuca ulaşması gerektiğinden ve verilecek karardan şirketin etkilenme ihtimali bulunduğundan, mahkemenin gerekmesi halinde tarafları dinlemesi kanunen gerekli ve de yerindedir. Gerekçede ise hükmün lafzına göre, incelemenin dosya üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiştir. Çekişmesiz yargı işlerinde karşı tarafın bulunmaması sebebiyle kanunda aksi belirtilmedikçe duruşma yapılmasına gerek olmadığı, çoğunlukla dosya üzerinden karar verilebileceği öğretide kabul edilmektedir. Bu kapsamda, özel denetçi atanmasını talep eden pay sahibinin bu talebi içeren dilekçesini şirkete tebliğ etmesi ve şirketin bu talep karşısındaki beyanlarını iletilmesiyle mahkeme tarafları dinlemiş olacaktır.
Diğer taraftan kanun koyucu özel denetim talebinin genel kurulda kabul edilmesi ile başvurulacak yetkili ve görevli mahkemeyi açıkça belirlediği halde, yargılamanın hangi yargılama usulüne göre yapılacağını özel denetim talep hakkını hüküm altına aldığı TTK'nin 438 ila 444.maddelerinde düzenlememiştir. Özel denetçi atanmasının çekişmesiz yargı işlerinden olması nedeniyle basit yargılama usulüne tabidir. (HMK m.385/1).
Açıklanan nedenlerle şirket tarafından açılan işbu davanın esasına girilerek sonuca gidilmesi gerektiği kanaatindeyim.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58