İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/835 E. 2024/533 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/835
2024/533
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/835 Esas
KARAR NO : 2024/533
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/12/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında devam eden ticari ilişkide 31.05.2023 tarihli ... seri nolu 33.829,44TL bedelli faturada yazan hizmetlerin davalıya verildiğini, ancak ödemenin alınamadığını, bunun üzerine ... 11. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla icra takibine geçildiğini, başlatılan takibe ve borca itirazla takibin durduğunu, beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı davalıyla mutabık kalınan rakamın üzerinde miktar içeren bir fatura tanzim edip müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirket de aralarındaki güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak yanlış ve fahiş faturanın iptal edilip düzeltilmesini ve buna göre belirlenen tarihte ödemenin yapılacağını belirttiğini, davacı faturanın iptal edilip düzeltileceğini söyleyerek müvekkilinin oyalandığını, müvekkili iptal edileceği beklentisiyle faturaya itiraz etmediğinden söz konusu fatura icra konusu olduğunu beyan ederek; davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Taraf vekilleri 10/07/2024 tarihli dilekçe ile işbu davada 09.07.2024 tarihli sulh anlaşması uyarınca uyuşmazlık konusunda sulh olduklarından, HMK 313 vd. uyarınca işbu sulh anlaşması uyarınca karar verilmesini talep etmişlerdir.
YHGK 2017/11-120 Esas 2019/334 Karar sayılı ilamında "Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedir (Tandoğan, Haluk; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 1, İstanbul, 1988, s. 14).
Uygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK’nın 313. maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1).
Hemen belirtilmelidir ki tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak gidermesi anlamına gelen sulh sözleşmesinin kurulması için tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları, yani icap (öneri) ve kabul bulunmalıdır. Bu icap ve kabul açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Bu sözleşme ile taraflar dava konusu uyuşmazlığa bir fedakârlık ve özveri göstererek son verirler. Genellikle, davacı talep sonucunun bir bölümünden feragat ederek ve davalı da davacının talep sonucunun kalan bölümünü kabul etmek suretiyle sulh sözleşmesi hukuken vücut bulur. En önemlisi bunun sonucunda uyuşmazlık ortadan kaldırılmış sayılır. Bu nedenle sadece tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldukları davalar bakımından söz konusu olur.
Sulh yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak HMK’nın 154/3-ç maddesinde mahkeme huzurunda yapılan sulhlar için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre, taraflar mahkeme huzurunda sulh olmak istediklerini bildirdikleri taktirde, bu sözlü beyanlarının tutanağa geçirilerek sulh olan taraflara okunması ve imzalattırılması gerekmektedir. Sulhun yazılı olarak yapılması hâlinde ise tarafların bu konudaki beyanlarını içeren dilekçelerinin tutanağa yazılarak eklenmesi gerekir (HMK m. 154/4). Bu hükümden hareketle sulhun tutanağa geçirilmesinin, taraflara okunmasının, onların onayının alınmasının ve (varsa) itirazlarının da tutanağa geçirilmesinin sulhun sonuç doğurabilmesi için zorunlu şartlar olduğu söylenebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, İstanbul, 2001, s. 3753).
Sulhun şekli konusunda üzerinde durulması gereken bir başka husus da mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için mahkemeye verilmesi ve mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Burada sulh sözleşmesinin içeriğinin ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine de gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir (Tanrıver, Süha; İlâmlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara, 1996, s. 90).
Sulhun etkisi HMK’nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). "
HMK'nun 315. Maddesinde; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmü yer almaktadır.
Taraf vekilleri tarafından e imzalı olarak onaylanan ve taraflara ait vekaletnamelerde sulh olma yetkilerinin bulunduğu ve protokolde " Protokolün Konusu İşbu protokolün konusu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı davası ve buna dayanak ... 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ... seri numaralı 31.05.2023 tarihli 33.829,44 TL beldelli fatura alacağı icra takibi için taraflar arasındaki hukuki alacağın anlaşma ve sulhüne ilişkin şartları ve tarafların taahhütlerini düzenlemektedir. Madde 3- Tarafların beyan, taahhüt ve yükümlülükleri
-
Taraflar yukarıda belirtilen ... 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine ve bununla bağlantılı ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı itirazın iptali davasına konu alacağın; asıl alacak (fatura alacağı), işlemiş faiz ve fer'ileri, icra takibi ve dava giderleri ile vekalet ücreti dahil olmak üzere toplam 44.000,00 TL (KıkDörtBinTürkLirası) olarak mutabık kalmış olup, bu tutarın 22.000,00 TL'sinin 09/08/2024 tarihinde, 22.000,00 TL'sinin ise 25/10/2024 tarihinde, 2 taksit halinde, davalı-borçlu ...Şirketi tarafından davacı-alacaklı ...Şirketi veya vekiline ait banka hesabına ödenmek suretiyle tasfiyesi hususunda anlaşmaya varmışlardır.
-
Taraflar arasında görülmekte olan ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyada, davacı alacaklı vekili işbu e-imzalı protokolü sunarak; hmk 313. Md uyarınca sulhi göre karar verilmesini talep edecektir.
-
işbu davada, tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi yoktur.
-
Taraflar dayanak fatura alacağı kapsamında, belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi ve ödemelerin tamamlanmasıyla, doğmuş ve doğabilecek hak ve alacaklar yönünden birbirlerini gayri kabili rücu ibra etmişlerdir. Protokolde belirtilen ödemelerin tamamlanmasıyla davacı alacaklı tarafça, dayanak icra dosyası da feragat veya takipsizlik sebebiyle düşürülecektir. Bu halde taraflar birbirinden başka her ne nam adı altında olursa olsun, herhangi bir hak, alacak ve tazminat talebinde bulunmayacaklarını gayri kabili rücu surette kabul ve beyan etmişlerdir. " tanzim edildiği taraf vekillerinin beyan dilekçesi kapsamında tarafların sulh olduğu anlaşılmakla HMK 315 maddesi gereğince sulh protokolüne göre karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
-
Taraflar arasında imzalanan 09/07/2024 tarihli sulh protokolü uyarınca taraflar sulh olduğundan sulh protokolüne göre ''Taraflar yukarıda belirtilen ... 11. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine ve bununla bağlantılı ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı itirazın iptali davasına konu alacağın; asıl alacak (fatura alacağı), işlemiş faiz ve fer'ileri, icra takibi ve dava giderleri ile vekalet ücreti dahil olmak üzere toplam 44.000,00 TL (KıkDörtBinTürkLirası) olarak mutabık kalmış olup, bu tutarın 22.000,00 TL'sinin 09/08/2024 tarihinde, 22.000,00 TL'sinin ise 25/10/2024 tarihinde, 2 taksit halinde, davalı. borçlu ...Şirketi tarafından davacı. alacaklı ... Şirketi veya vekiline ait banka hesabına ödenmesine''
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının, 396,58 TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 31,02 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Taraflarca talep edilmediğinden taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri taktirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine,
-
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2023 yılı tarifesine göre toplam 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına)
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2024
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01