İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/819 E. 2024/520 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/819
2024/520
9 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/819
KARAR NO : 2024/520
DAVA : Pay Tespiti ve Tescil
DAVA TARİHİ : 03.03.2011
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
Mahkememizin 2015/449 Esas sayılı dosyasında; Mahkememizin 2014/869 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/200 Esas sayılı dosyası, Mahkememizin 2014/869 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/70 Esas sayılı dosyası ve Birleştirilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/716 Esas sayılı dosyası tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydedilen dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Birleştirilen İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/200 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin de babası olan ...'nun 1959 yılında vefatından sonra malvarlığının mirasçılar arasında pay edilmediğini, bu malvarlığı ile davalı ...'nin 1967 yılında %60'ının satın alındığını, 5 kardeş arasında %12 olması gereken pay miktarlarının adaletsiz bir şekilde ...^na %14, ...'na %14, ...'na %14, ...'na %9 ve müvekkiline de %9 oranlarında paylaştırıldığını, fakat daha sonra müvekkiline hiçbir zaman şirket hisselerinden isabet eden kar payı verilmediğini, şirketin hissedarlarından ..., ..., ve ... paylarının şirketin karları ile satın alındığının müvekkillinin kardeşleri tarafından bildirildiğini, bu durumda dağılımın her bir kardeşe %20 oranında olması gerekirken müvekkilinin şirkette %9 hissedar olarak kaldığını, 1999 yılından sonra müvekkiline ait hisse paylarının müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında yapılan sahtecilikle müvekkilinin tasarrufundan çıkarıldığını, 1998 yılının 9. ayındaki sermaye artırımında yer alan ve 3.600 TL paya sahip olan müvekkilinin ne 1999 yılının başına kadar ne de bugüne kadar mevcut hisselerini hiç kimseye devretmediğini, söz konusu durumun müvekkilinin kardeşi ...'nun vefatından sonra murisin mirasçıları olan davalılar tarafından ... 11. ve 12. Asliye Ticaret Mahkemelerine açılan pay iptali davaları incelendiğinde müvekkilinin herhangi bir payı görülmemesi üzerine daha detaylı yapılan incelemede 1999 yılında müvekkilinin payının sahtecilikle davalılardan ...'e aktarıldığı, daha sonra da vefat eden ... üzerine aktarıldığını, ... öldükten sonra da ... yetkilileri tarafından payların kendi aralarında pay edildiğinin görüldüğü, şu halde de açılan davalar neticesinde ...'nun payları içinde bulunan müvekkiline ait payların mirasçıları olan davalılara geçme durumunun mevcut olduğunu bildirerek iş bu davanın şirket hakkında açılan ve ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yapılan pay devirlerine ilişkin hiçbir haklı sebep olmadığından müvekkilinin tasarrufunda bulunan payların devir işleminin geçersizliğinin saptanmasına ve iptaline, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının eski hisseleri oranında devam ettiğinin tespitine, paylara yönelik tasarruf hakkına vaki muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/70 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... A.Ş ... adresinde mukim olup, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında ve 31/07/1967 tarihi itibariyle odaya kayıt ve tescil edildiğini, Müvekkilin dedesi olan ...'nun 1959 yılında vefatından sonra mal varlığının mirasçılar arasında pay edilmediğini, bu mal varlığı ile davalı ... A.Ş'nin 1967 yılında % 60'ının satın aldığını, beş kardeş arasında % 12 olması gereken pay miktarlarının adaletsiz bir şekilde ... % 14, ... % 14, ... % 14, ... % 9 ve müvekkili ...'na % 9 oranlarında paylaştırıldığını, daha sonra müvekkilinin murisine hiç bir zaman şirket hisselerinden isabet eden kâr payı verilmediğini, ayrıca şirketin diğer hissedarlarından ..., ..., ...'un paylarının şirketin kârları ile satın alındığını bu durumun müvekkilinin kardeşleri tarafından bilindiğini, bu göre dağılımın her bir kardeşe % 20 oranında olması gerekirken, müvekkilinin murisinin şirkette % 9 hissedar olarak kaldığını, ancak müvekkilinin murisine ait bu hisse oranının da dava dilekçelerinde açıklandığı üzere sahtecilikle el değiştirdiğini, bu nedenlerle; Öncelikle ve evveliyetle, davalı ....A.Ş'ye ait tüm mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına, şirkete tedbiren kayyım tayin edilmesine ve şirket yetkililerinin yetkilerinin tedbiren durdurulmasına, işbu davanın şirket hakkında açılan aralarında bağlantı bulunan ve verilecek kararın müvekkilinin haklarını etkilemesi muhtemel ... 39.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...E. Sayılı dosyasında birleştirilmesine, yapılan pay devirlerine ilişkin hiç bir haklı sebep olmadığından; müvekkilinin murisinin tasarrufunda bulunan payların devir işleminin geçersizliğinin saptanmasına ve iptaline, müvekkilinin murisinin davalı şirketteki ortaklığının eski hisseleri oranında devam ettiğinin tespitine, paylara yönelik tasarruf hakkına vaki muarazanın önlenmesine, davalı şirketten 1990 yılından dava tarihine kadar olan pay devirlerini gösteren pay defterinin, dayanağı belgelerin ve 1990 yılından dava tarihine kadar ortaklar kurulu kararlarını gösteren karar defterlerinin istenilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından verilen 23/06/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...A.Ş'nin ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarası ile 31/07/1967 tarihi itibariyle odaya kayıt ve tescil edildiğini, müvekilinin babası ...'nun 1959 yılında vefatından sonra mal varlığı mirasçılar arasında pay edilmediğini, bu mal varlığı ile davalı ... A.Ş'1967 yılında %60'ı satın alındığını, şirketin %40'lık hisseye sahi diğer ortakları ... %5, ... %7, ... %4, ... %4, ... %4, ... %4, ... %4, ...%4, ... %4 olmak üzere %40 hisse 1967 yılından 1990 yılında yılına kadar bu şekilde hisse dağılımının devam ettiğini, 1990 yılından itibaren aile şirketi hüviyetine bürünen şirkette müvekkil ..., ... ve ... tarafından diğer 3.kişilerden payları satın alındığını, şirket hisseleri üzerinde herhangi bir sahtecilik ve ihtilaf bulunmadığını, 1990 yılından sonra yapılan genel kurulların ise gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin 29/11/2014 tarihli genel kuruldaki pay durumu %20,40 olup, yeni bir sonraki 2004/2005 ve 2006 yılları için yapılan 2007 tarihli genel kurulda müvekkilinin pay durumunun yine %20,40 olduğunu, ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile şirketteki pay durumlarının tespiti için dava açıldığını bildirerek; iş bu davanın bağlantılı ve irtibatlı olan ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, müvekkilin ...A.Ş'de bulunan pay durumunun %22 olduğunun tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Asıl ve birleştirilen dosyalarda dava, anonim şirket sermayesinde davacıların pay oranlarının tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan malî kaynağın sağlanması amacıyla Devletin egemenlik gücüne dayanarak koyduğu malî yükümlülüklerden kaynaklanan alacakları genel olarak kamu alacakları olarak nitelendirilir.
Devletin kamu alacağını oluşturan gelir kaynaklarından birini de, kamu hizmetlerinden yararlananların ödedikleri harçlar oluşturmaktadır. Harçların oluşturduğu yükümlülük, teoride, “masrafı karşılama” ve “faydalanma” ilkelerine dayandırılmaktadır. Masrafları karşılama ilkesine göre harç, hizmetin gerektirdiği maliyetle ölçülürken; faydalanma ilkesinde hizmetin maliyeti değil, yükümlü için taşıdığı değer esas alınmaktadır.
Bu açıklamalar karşısında harç; bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan malî yükümlülükler olarak tanımlanabilir (Pınar, B.: Yargı ve İcra Harçları, Ankara 2009, s.1-3).
Diğer bir deyişle “…harç; muhtelif kanunların konusunda bulunan adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetin gerektirdiği kırtasiye ve formalite masraflarını karşılamak mülahazasıyla hakiki ve hükmi şahıslardan hazinece alınan bir paradır. Yapılan işler ve görülen hizmet amme hizmetinden ziyade, kişilerin şahsına ve menfaatine ilişkindir” (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 23.12.1976 tarihli ve 1976/7 E., 1976/6 K. sayılı kararı).
Harçlar konusunda genel düzenleme içeren, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (Harçlar Kanunu) gerekçesinde harcın tanımı “fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir” biçiminde yapılmıştır. Bu tanım, Anayasa Mahkemesinin 31.03.1987 tarihli ve 1986/20 E., 1987/9 K.; 14.02.1991 tarihli ve 1990/18 E., 1991/4 K.; 28.09.1995 tarihli ve 1995/24 E., 52 K. sayılı kararlarında da yer almıştır.
Bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu kuruluşunun hizmetinden yararlanması, kişilere kamu eliyle özel bir çıkar sağlanması ve kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 07.12.1964 tarihli ve 1964/3 E., 1964/5 K. sayılı kararı).
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin üçüncü bendi “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmünü içermektedir.
Bahsi geçen Anayasa hükmünün vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir.
O hâlde, harca ilişkin bir kanun hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamalıdır. Aksi hâlde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına alınmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, kanun koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur.
Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanunun 2. maddesinde ise, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) Sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi olduğu vurgulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2010 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2009/27 E., 2010/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; “…diğer harçlarda olduğu gibi yargı harçlarında da kural; harcın davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması hâlinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir”.
Yargı harçları; mahkeme harçları, icra ve iflas harçları, ticaret sicili harçları ve diğer harçlar olarak dört başlık altında toplanmıştır. Mahkemelerde ödenecek harçlar ise başvurma harcı, celse harcı, karar ve ilam harcı, temyiz, istinaf ve itiraz harçları ile keşif harcıdır.
Gereksiz davaların açılmasının ve diğer tarafın haksız yere ızrar edilmesinin önlenmesi için ihdas edilen karar ve ilâm harcı, yargılama giderlerinin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
Karar ve ilam harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 15, 21, (1) Sayılı Tarife (A)-III).
Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tâbi olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir.
Nispi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden Tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır ( (1) Sayılı Tarife, (A)-III/1-a).
Maktu harç ise konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır ( (1) Sayılı Tarife, (A)-III/2-a).
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlığını taşıyan 28/1-a alt bendinin birinci cümlesi; “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir” şeklindedir.
Kanunun 32. maddesinin birinci cümlesinde ise “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü yer almaktadır. Bu hükmün, itiraz yoluyla Anayasaya aykırılığının yerel mahkemelerce ileri sürülmesi üzerine Anayasa Mahkemesi, 17.03.2010 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2009/27 E., 2010/9 K. sayılı kararı ile, 492 sayılı Kanunun 32. maddesinin birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın (iptal isteminin) reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde ise “...Yargılama sürecinde, yasayla harca tabi kılınmış bir hizmetten yararlanmak isteyen ilgili (davalı veya davacı), genel kurallar uyarınca harcını ödeyerek bu hizmetten yararlanabilir. Dava açan veya yargılama sırasında harca tabi bir işlemin yapılmasını isteyen tarafın, harç ödemeden devam eden işlemlerin yapılmasını isteyerek bireysel bir menfaat elde etmesi, harçların konuluş amaçlarına aykırılık oluşturur.Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağını belirten kural, bireylerin özel menfaatleriyle ilgili olarak yargı hizmetinden yararlanmalarını, bu hizmetin karşılığı olan harcın ödenmesi koşuluna bağladığından, hak arama özgürlüğünü sınırlandıran bir nitelik taşımamaktadır.Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 36’ncı maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir” ifadelerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 120. maddesine göre de “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır”.
Hukuk Genel Kurulunun 04.12.2013 tarihli ve 2013/21-445 E., 2013/1625 K.; 06.06.2018 tarihli ve 2017/13-1984 E., 2018/1172 K.; 01.12.2020 tarihli ve 2015/(22)9-219 E., 2020/968 K. sayılı kararlarında da aynı hususlara işaret edilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; asıl ve birleştirilen dosyalarda davacıların pay oranlarırının tespiti ve tescili istemlerinin para ile ölçülebilir talep olduğu, her bir davacı talebi yönünden dava değeri üzerinden hesaplanacak peşin harcın ve başvuru harcının tamamlanması için davacılara bir sonraki celseye kadar usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesine rağmen süresinde harcın tamamlanmaması üzerine Mahkememizin 2015/449 Esas sayılı dosyasında 13.07.2023 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı uyarınca eksik harcı ikmal etmek üzere süre verilmesine rağmen 685.491,02 TL peşin harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla mahkememizin 2014/869 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen ... 43. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasındaki pay tespiti ve tescil talebi yönünden ...'nun davasının Harçlar Kanununun 30. ve HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına,Mahkememizin 2015/449 Esas sayılı dosyasında 23.11.2023 tarihli duruşmada 1 nolu ara karar uyarınca eksik harcı ikmal etmek üzere süre verilmesine rağmen 685.491,02 TL peşin harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla mahkememizin 2014/869 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki pay tespiti ve tescil talebi yönünden ...'nun (Nevzatoğlu) davasının Harçlar Kanununun 30. ve HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına,Mahkememizin 2015/449 Esas sayılı dosyasında Birleştirilen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden 13.07.2023 tarihli duruşma ara kararı uyarınca süre verilmesine rağmen 1.675.644,73 TL harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla (müteveffa) ...'nun davasının Harçlar Kanununun 30. ve HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup 14/12/2023 tarihli duruşmadan itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde peşin harcın ikmal edilerek asıl ve birleştirilen dava dosyalarının yenilenmediği anlaşılmakla HMK 150. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Birleştirilen ... 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası yönünden;
-
Harçlar Kanununun 30. ve HMK 150. maddesi gereği davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
-
Alınması gerekli harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 148,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 279,10. TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davalılar ..., ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
B) Birleştirilen ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası yönünden;
-
Harçlar Kanununun 30. ve HMK 150. maddesi gereği davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
-
Alınması gerekli harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 170,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 256,80. TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davalılar ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
C) Birleştirilen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası yönünden;
-
Harçlar Kanununun 30. ve HMK 150. maddesi gereği davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
-
Alınması gerekli harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 398,40. TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile karar verildi. 09/07/2024
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01