SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/191 E. 2024/254 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2017/191

Karar No

2024/254

Karar Tarihi

24 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/191 Esas

KARAR NO : 2024/254

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 24/02/2017

KARAR TARİHİ : 24/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Faks ve form otomasyon yazılımları ve diğer özel yazılım hizmetleri alanında faaliyet gösteren ve hâlihazırda aktif olarak göstermeye devam eden bir şirket olduğunu, davalı şirkette aynı şekilde faks form otomasyon yazılımları ve diğer yazılım hizmetleri sağlayan bir şirket olduğunu, davalı şirketin ortağı ve yöneticisi ...'nın davacı şirkete 02.11.1998 tarihinde yazılım ve teknik destek uzmanı olarak göreve başladığını, bu kişinin 30.03.2001 tarihine kadar davacı şirkette işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, ... ile ...'nın davacı şirkette aynı şekilde yazılım konusunda hizmet vermeye devam ederken ...'nın annesi ve ...'nın babası ... tarafından aynı sektörde 02.03.2000 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, ...'nın 13.06.2006 tarihinde ...'nın annesini ortaklıktan çıkararak şirkete ortak olduğunu halihazırda şirketin asıl ortaklarının ... ve eşi ... olduğunu, ...'nın önceleri davacı şirkette işçi olarak çalışmaya devam ettiği daha sonra davalı şirketin ürünlerini aralıklarla alt satıcı/bayi olarak Türkiye piyasasına sattığını, ...'nın önce davacı şirketin işçisi daha sonrada bayisi olarak görev yaptığını bu sırada davacı şirkete ait faks ve otomasyon yazılımları ve diğer özel yazılım hizmetlerinin sunulmasına ilişkin teknik bilgileri davacı şirketin Türkiye resmi distribütörlüğünü yaptığı firmalara ve ürünlere ait bilgiler faaliyet stratejisi fiyatlandırma politikası müşteri bilgileri ve çevreleri vs. gibi ticari sırlara sahip olduğunu, bu sahip olduğu ticari sırları hukuka aykırı olarak kullandığını, davacı şirketin müşterilerine yanıltıcı aldatıcı yanlış ve hukuka aykırı bilgilendirmeler yaparak davacı şirket aleyhine haksız rekabet eylemlerini defalarca yineleyerek davacı şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, davacı şirketin 120 ülkede ofisi ve 10.000 civarında çalışanı bulunduğunu, onlarca farklı yazılım ürünleri bulunduğunu, farklı yazılım ürünleri olan ... menşeli ... firmasının... ürünlerini kuruluş tarihinden itibaren tek yetkili satıcı ve bayisi olarak hizmet verdiğini, davalının davacı şirketin müşterilerine yanıltıcı bilgiler verdiği, kötüniyetli olarak hareket ettiği; davalı şirketin e maillerde bahse konu ürünler ile ilgili olarak davacı şirketin portföyünde bulunan ürünleri alt satıcı olarak piyasaya sattığını, ortağı oldukları ... Ltd. Şirketini 31.12.2013 tarihinde tasfiye yolu ile ticari hayatına son verildiğini, bu tarihten itibaren ... ile hiçbir ticari ve hukuksal ilişkisinin kalmadığını, davalının mailinde referanslarında ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Gümrük Müsteşarlığı gibi kurumlara gösterdiğini ancak ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi firmaların uzun süredir hizmet verdiği müşteriler arasında yer aldığını, davalının bu şirketler ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, dolayısı ile davalı şirketin TTK 55 (1)/a/2, TTK 55 (1)/a/4, TTK 55 (1)/a/5 ve TTK 55 (1)/b/ l maddelerini açıkça ihlal etmek sureti ile kötü niyetli ve kusurlu olarak haksız rekabet eylemlerini müvekkili aleyhine yinelediğini, davalı şirket e-mailinde “...” veya en son hali ile "..." şirketinden eski bacanağı ayrılıp şirketin tasfiyesini gerçekleştirdi. Kendisi saygın bir ... partneridir. Gerisini sen düşün müdürüm” demek sureti ile davacı şirketi kusurlu ve hukuka aykırı alarak alenen kötülediğini özellikle TTK 55 (1)/a/1, TTK 55 (1)/a/4, TTK 55 (1)/a/5 maddelerini açıkça ihlal etmek sureti maddelerini açıkça çiğnediğini, haksız rekabet eylemlerini sürdürdüğünü, TTK. 55 ve 62 maddelerini açıkça ihlal etmek sureti ile davacının şirketini müşterilerini aldatmaya devam ettiğini, davalı e-mailinde “ 1 Nisan gerçeği ile karşılaşmak istemiyorsan bu bilgiler ışığında yeniden sisteminin kontrolünü değerlendirmeni tavsiye ederim Karar senindir müşteri bizde daima haklıdır kaliteyi hak eder” demek sureti ile davacı şirketi kasıtlı olarak kötülediğini ve davacı şirketin müşterisi ile davalı şirketi çalışmaya iterek özellikle TTK 55 (1)/a/1, TTK 55 (1)/a/2, TTK 55 (1)/a/5 maddelerini açıkça ihlal etmek sureti maddelerini ihlal ederek haksız rekabet eylemlerini davacı aleyhine yinelediğini, davacının uzun süredir hizmet verdiği müşterilerini örneğin ..., ..., ..., ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi müşterilerine adeta kendi müşterileri gibi lanse ederek aldatıcı ve yanıltıcı bilgi vermek sureti ile haksız rekabet fiillerini kesintisiz olarak devam ettirdiğini, davalının aldatıcı beyanları ve haksız eylemleri sonucu ... müvekkili şirketin müşterilerine gönderdiği yazılarda davacı şirketin Türkiye de tek resmi distribütör olduğu yönünde yazlar gönderildiğini, davacı şirketin davalı ile hiçbir ilişkisinin kalmadığını, TTK 56(1)/a maddesi ışığında davalı şirketin davacı şirketin müşterilerini gönderdiği e-maillerinde de görüldüğü üzere haksız rekabet fiillerini içeren e-mail yazışmaları ile davalı şirketin müvekkili şirket aleyhine gerçekleştirdiği tüm haksız rekabet ihlallerini en erken tarihten itibaren tespit edilmesini, davalı şirketin uzun zamandır ve aralıksız sürdürdüğü davacı şirketin aleyhine gerçekleştirdiği haksız rekabet fiillerinin varlığı ve bu fiillerin hâlihazırda devam ettiği ve de bu benzeri haksız rekabet eylemlerini tekrarlama tehlikesinin kuvvetle muhtemel olması münasebeti davalı şirketini hukuka aykırı haksız ve kötü niyetli haksız rekabet eylemlerinin meninin TTK m. 56/1-b uyarınca talep ettiklerini, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması ve müvekkili şirketin haklarına tecavüz delememesini talep ettiklerini, davalı şirketin özellikle dava tarihinden önceki müşterilerine gönderdiği e-maillerde gerçeği yansıtmayan durumlarının açıklanmasını, davalı şirketin haksız rekabet eylemleri sonucu müvekkilinin elde etmesi elde etmesi gereken kardan mahrum kalması nedeni ile haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarihten itibaren ... firmasının ..., ... ve ... ürünlerini satması bu ürünlerde lisans yenilenmesi teknik destek verilmesi gibi konularda gelir sağlaması engellendiği ve böylelikle davacı şirketin elde edeceği kardan iş bu dava tarihine kadar yoksun kalınan karın tespitini, davalı şirketin kanuna aykırı kusurlu ve kötü niyetli haksız rekabet eylemleri nedeni ile bilirkişilerce tespit edilecek elde etmesi mümkün görülen çıkarların karşılığını kendisinden alarak ve onu hiçbir surette yararlandırmayarak aslında hem adalet duygusunun hiçbir suretle incinmemesini sağlayarak hem de dürüstlük kurallarına uygun bir ekonomik rekabet ortamı sağlanacağını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri ciddi etkin ve güncel olduğunu, bu eylemler devamlılık arz etmekte ve tekrar devam ettiğini, bu sebeple müvekkili şirketin hakları davadan beklenen hukuki korumanın elde edilebilmesi için yüce mahkemenin vereceği ihtiyati tedbir kararı ile güvence altına alınacağını, davacı şirketin TTK ve diğer kanunlar kapsamında koruma altında olan maddi ve manevi haklarını haksız rekabetin tespiti maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilebilmesi ve maddi ve manevi tazminatlara hükmedilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin davacı şirket aleyhine müşterilerine referans yolu ile 7/24 saat yaptığı kötüleyici aslında böyle bir şirket olmadığı beyanları müvekkili şirket aleyhinde devamlı olarak mailleri göndermesi dolayısı ile müvekkili şirketin maddi ve manevi zararlarının katlanarak artmasına neden olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin haklarının daha fazla ihlal edilmemesi amacı ile haksız rekabetin dava sonuna kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin müvekkili şirketin aleyhine müşterilerine gönderilen e-maillerin müvekkili şirketin haklarının daha fazla ihlal edilmemesi için haksız rekabetin dava sonuna kadar durdurulmasını talep ettiklerini, davalı şirketin davacı şirket aleyhine gerçekleştirdiği haksız rekabet eylemleri neticesinde müvekkili şirketin maddi ve manevi haklarını ihlal etmesi sebebi ile öncelikle ve ivedilikle ihlalin yakın ve mevcut olması delillerin yok edilme ihtimali davacı şirketin web sitesi üzerindeki kullanımların silinmesi davacı şirketin maddi ve manevi haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunması karşısında yukarıda belirtildiği sair belirlenecek ihlaller için olmak üzere yerleşik mevzuat uyarınca takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere öncelikle dosya üzerinden olmak üzere derhal ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız rekabetin en erken tarihleri ile birlikte tespitine, Davalı şirketin haksız rekabet eylemlerinde kusurlu bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin menine, haksız rekabet sonucu oluşacak maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet sonucu müvekkilinin uğradığı zarara karşılık olmak üzere 10.000,00TL manevi zararın davalı şirketten tahsiline, TTK m.56(1)/d uyarınca maddi tazminat talebine karşılık fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla haksız rekabetin tespit edilecek en erken tarihten itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatı ve davalı şirketin TTK 56(1)/e'ye göre elde etmesi mümkün görülen menfaatlerinin de haksız rekabetin tespit edileceği en önceki tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, masrafı davalı şirketten alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayımlanmasına, masrafı davalı şirketten alınarak hükmün davacı şirketin tüm müşteri çevresine ve ana distribütörü olduğu ... firmasına Türkçe veya ilgili yabancı dilde yeminli ve noter onaylı tercüme yaptırılarak gönderilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

SAVUNMA/

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ortağı ...'nın 03.11.1998 tarihinde davacı şirkette çalışmaya başladığını, 7 ay sonra askere gittiğini, 24.02.2000 tarihinde 3 ortağı ile birlikte ... Teknolojileri Ltd. Şti. adlı şirketi kurduklarını, davacının daha önceki şirketi tasfiye etmeye başladıklarını daha sonra ise ...Tic. Ltd. Şirketini kurduklarını,bu şirketin faaliyetini sürdürülebilmesi için ...'nın bilgi ve tecrübesine ihtiyaçlarının olduğunu beyan ederek 24.03.2000 tarihinde davacı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 30.03.2001 tarihinde davacı şirketten ayrılarak kendi şirketinin başına geçtiğini, ancak davacıların ... ile çözüm ortaklığına girdiklerini, bu süreç 11 yıl devam ettiğini, davalı şirket kendi nam ve hesabına müşteriler bularak ve tahsilatı kendisi yaparak davacı şirkete ise almış bulunduğu ürünlerini bedelini ödediğini, davacı vekilinin iddialarının tümünün gerçek dışı olduğunu davalı ile davacı şirket arasında hiçbir zaman bayilik ilişkisinin bulunmadığını, davalı ile davacı çözüm ortalığı modeli ile çalıştıklarını, bu model davacı şirketin sadece mal temin edeceği davalı şirketin de kendi nam ve hesabına müşteri bulup ürünleri satma ve arkadan da diğer hizmetleri vermesi üzerine kurulduğunu, dolayısıyla davalı bayilik ilişkisinden yararlanarak davacının müşterileri bilgilerini elde ederek haksız rekabet içine girmediğini, davacının tek distribütör olmadığını, davacının kötüniyetli olarak hareket ettiği ancak davalının müşterilerini zor durumda bırakmamak için kendisinin de ana firma olan ... Satış yetkisi aldığı davalı şirket bulduğu müşterileri davacı adına değil kendi adına bulduğunu, davacının haksız rekabet iddiasında bulunduğu ... A.Ş mailinde davacı şirketi kötüleyici hiçbir ibare olmadığı; ... A.Ş yönünden ise aynı binada davalı şirket ile geçmişe dayalı 10 yıldır müşterisi olduğu; müşteriden gelen talep üzerine yurtdışından ürün getirilmesi gerektiği ancak davacı firmanın kasıtlı olarak maile cevap vermediği; ... A.Ş'nin davalı firmadan teklif talebinde bulunduğu; davalının hizmeti sunmayacağı için doğrudan ... ile temasa geçmesi gerektiğini söylediği; davacının iddiaları arasında yer alan ... tamamen davalı firmanın bulduğunu müşterisi olduğu; davacı ile ilgisinin bulunmadığını, ...özellikle belirtmek gerekirse davalının ilk müşterisi olduğunu, 21.09.2015 tarihinde davalı şirket müşterisi olan ...A.Ş. bilgi işlem şefi .... yetkilisi...'e posta göndererek davalı şirket ile sistem kapasite artırımı yapmak istediğin belirttiğini,davalı şirketin yapmış olduğu proje yönetim çalışması ile sürekli gelir kazanmış ve müşteri portföyü arttığını, davacının davalıya kendilerinin tek yetkili satıcı olduğu gerçeğine aykırı mail atmakta suçladığını, davacının ... ürünlerinin tek satıcısı olmadığını, zira hem davalı hem de dava dışı 3. şahıs olan ...Şti. Türkiye de satış yetkilisi olan şirketlerden olduğunu davalının kendi web sitesinde kendisini tanıtmakta ve müşteri portföyünü sergilediğini, davalının kendisini ile ilgili tanıtımlarda davacıya ihtiyacının bulunmadığını, davalının hiçbir zaman davacının aleyhinde çalışmadığını, ...müşterilerine göndermiş olduğu yazıları sadece ve sadece davalı şirketin müşterilerine davacı şirket ... Itd. Şti'nin talebi üzerine gönderildiğini, gönderilme tarihi itibari ile davalı şirket bu müşteriler ile aktif olarak faturalı çalıştığını, ... davacıya gönderdiği e-maillerde davacının distribütör ibare kullanılmış olsa dahi bu ibarenin tek satıcı anlamında kullanılmadığını, özensiz gayri ciddi bir ibare olduğunu, üretici firmanın bir ülkede distribütör belirledikten sonra başka firmalara satış yetkisi vermediğini; oysa Türkiye de davalının hem de dava dışı 3. Şahıs ... Ltd. Şti'nin satış yetkisi bulunduğunu, davacının kendisini Türkiye'de tek yetkili satıcı olarak göstermesi gerçek dışı olduğunu, davacının müşterilerine tek satıcı olarak beyanda bulunmasının sonucu sürekli sorunlar yaşadığını, davalının tekyetkili satıcı olduğu ortaya çıktığını, bunun üzerine davalının müşterileri ile temasa geçerek davacı şirketin yalan söylediğini belgelerin sahte olduğunu ilettiğini, bu nedenle davacının hem kendi müşterilerine hem de müvekkilinin müşterilerine yanlış ve hukuka aykırı bilgilendirme yaparak kendisi haksız fiil gerçekleştirdiğini,davalının ticari ve itibari kayıp yaşadığı bu e-posta mesajlarından kanıtlandığını, anılan mail çıktılarının sahte olma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, kaldı ki mail göndererek davacı şirketi distribütör gösteren bu kişilerin ... firmasının yetkilileri olmadığını, davalı şirketin kendisiyle ve piyasa ile ilgili tanıcı faaliyetlerinden dolayı hiçbir zararının bulunmadığını, davacı şirket aynı sektörde yeni daha ileri teknolojik ürünler ve yeni firmaların piyasaya girmesinden dolayı yaşadığı piyasa daralmasının sebebini davalı şirkete fatura etmeye çalıştığını, bu kötü niyetli taleplerin hukuken korunacak taraflarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER VE GEREKÇE/

Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tespit ve tazminat davasıdır.

İhtilaf, davacı tarafın haksız rekabete ilişkin taleplerinin yerinde olup olmadığı hususunun ihtilaf konusu olduğu tespit edilmiştir. Alacak miktarının tespiti için davacı defter ve kayıtlarının incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi mümkündür.

Bu kapsamda Mali Müşavir ...ve Hukuk Bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 06/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalı şirket ortağının 19.12.2016 ve 12.01.2017 tarihli elektronik postalarında, davacı aleyhine kötüleme, gerçeğe aykırı bilgi verme, yanlış, yanıltıcı bilgi verme ve kendini üstün yetenekli gösterme suretiyle haksız rekabet teşkil eden eylemlere giriştiği; davalının haksız rekabeti sonucu oluşan zararlar ile ilgili bilgi delillerin dosyaya sunulması halinde zarar ve tazminat hesaplaması yapılabileceği tespit edilmiştir.

Tarafların itirazları üzerine Mali Müşavir ... ve Hukuk Bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 10/09/2019 tarihli 1. Bilirkişi raporu 1 nolu ek raporunda özetle, Davacı bilirkişi raporuna bulunduğu beyanda haksız rekabete dayalı maddi tazminat davasında zarar ve ziyanın tazmini için zararın zorunlu bir unsur olmadığını iddia ettiğini, ancak TTK56/1-d gereğince kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini ifadesi ile haksız rekabet sebebiyle tazminata hükmedilebilmesi için kusur ve zararın birlikte arandığı sonucuna; TTK56/1'deki “Haksız rekabet sebebiyle .... ekonomik menfaatleri zarar gören vey aböyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse” ibaresinin davacıda maddi hukukun aradığı bir şart (maddi hukukun davacıda aradığı bir özellik) olduğundan dolayı taraf sıfatı ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna; Maddi tazminatın yanında kazanç devrine hükmedilmesi mümkün olduğuna, ancak yoksun kalınan kar ile kazanç devrinin birlikte talep edilemeyeceğine; ancak fiili zarar ile kazanç devrinin birlikte talep edilebileceği sonucuna; davalı tanığı ... davalı şirket yetkilisinin eşi olduğundan ve davalı şirketin bir çalışanı olduğundan, ...'nın tanıklığı değerlendirilirken bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna; davalı şirketin yetklisi ...'nın gönderdiği maillerde, Türkiye'de dahi birden fazla yetkili şirket olmasına rağmen Avrupa'da tek yetkili şirket olduklarını belirtmesi ve tek şirket olmalarına rağmen şirket gruplarından bahsetmesi tespiti ile davalı tanığı ...'ün davalının tek bir şirketinin olduğunu bildiğini belirtmesi beyanı birbirleriyle bağlantılı olup; ...'ün tanıklığı değerlendirilirken bu tespitin göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna ulaşıldığını, haksız fiiller sonucu davacının mahrum kaldığı kar ve maddi zararın tespiti için yukarıdaki tablolara mesnet teşkil eden firmalar ile ilgili lisans ve hizmet sözleşmelerinin dosyaya ibrazı halinde hesaplamaların daha sağlıklı olabileceği ayrıca bu firmaların davalının kayıtlarındaki cari hesap hareketlerinin de yeniden tetkiki halinde haksız rekabet sonucu oluşabilecek zarar ve kar mahrumiyeti yeniden hesaplanabileceği tespit edilmiştir.

Tarafların itirazları üzerine Mali Müşavir ... ve Hukuk Bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 08/10/2020 tarihli 1. Bilirkişi raporu 2 nolu ek raporunda özetle, 10.09.2019 Tarihli ek raporumuzda ... A.Ş, ... Sigorta A.Ş, ... A.Ş, ...T.A.Ş, ...A.Ş, ..., ... A.Ş, ...A.Ş, ...A.Ş, ...ait hesapların ibrazı halinde davacının rekabet sonucu oluşan zararı yani mahrum kalınan kar hesaplanacağı belirtildiğini, ancak davacının dosyaya sunmuş bulunduğu flaş bellek sipariş formları İle kar zarar hesapları tespit edilemediğini, 2013-2017 yıllarına ilişkin bilanço ve kar zarar tabloları ile bahse konu şirketlerin cari hesap ekstrelerinin ibrazı halinde ek rapor düzenlenebileceği tespit edilmiştir.

04/11/2020 tarihli ara karar gereği dosyaya sunulan belgeler ve davalı vekilinin itirazları üzerine Mali Müşavir ... ve Hukuk Bilirkişisi ...tarafından hazırlanan 23/03/2021 tarihli 1. Bilirkişi raporu 3 nolu ek raporunda özetle, 08.10.2020 Tarihli ek raporumuzda talep edilen Bilanço kar/ zarar tabloları ve ihtilafa konu şirketlerin 2013-2017 yılların ilişkin ciro (Ekstreleri ) dökümleri dosyaya sunulmuş olup, bahse konu cirolarda ihtilafa konu ilgili yılarda kısmi cirolarda düşme olurken bir kısım firmalarda ise bariz bir şekilde yükselmeler olduğu bariz bir şekilde görüleceğini, bilanço ve kar zarar tablolarının tetkikinde ise davacı firmanın her yıl bilançolarını karla kapatırken sadece 2016 yılında karlılık rakamında kısmi bir düşüş yaşanırken 2017 yılında ise bilançosunu 528.933.68 TL gibi karla kapattığı açıkça görüldüğünü, her ne kadar davacı yan BK. 57 md hükmü gereğince haksız rekabet sonucu oluşan zararların davalının eylemleri sonucu olduğunu belirtmiş ise de ibraz edilen belgelere göre kasten ve hukuka aykırı bir fiille zarar verici eylemlerin olmadığı tespit edilmiştir.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ... ve Mali Müşavir ... 'dan alınan 14/12/2023 tarihli 2. bilirkişi raporunda özetle, davacının ibraz olunan ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdiki süresinde yaptırılmadığından sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, davalının ibraz olunan ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defterlerine davacının haksız rekabet iddiasına ilişkin iddialarına konu müşterilerine yaptığı satışlarda somut bir düşüş gözlemlenmediği, davacının haksız rekabet eylemini dayandırdığı e- posta ve beyanlarının haksız rekabet teşkil edip etmediği ayrı ve hukuki bir tartışma konusu olmakla birlikte, bazı dönemlerde düşüş olsa bile söz konusu düşüşün davacının haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülen davranışlarından kaynaklandığına dair somut ve anlamlı bir veri olmadığı, davacının 2013 yılından 2017 yılan kadar olan faaliyet kârı incelendiğinde 2015 yılından sonra kısmi bir düşüş olduğu gözlemlenmekle birlikte 2016 yılından sonra faaliyet kârı tekrar artışa geçtiği, faaliyet kârındaki değişim bir çok faktöre bağlı olabileceği gibi dosyaya sunulu bilgi ve belgeler kapsamında faaliyet kârındaki değişimi davalının eylemleri ile ilişkilendirilebilecek somut ve anlamlı bir veriye ve kati bir kanaate ulaşılamadığı, davalı tarafından gönderildiği belirtilen e-posta yazılarının içerik itibariyle TTK m. 55/1,a-1 hükmü uyarınca kötüleme haksız rekabet eylemini oluşturacağı, zira bu yazılarda davacı şirkete yönelik yanlış/yanıltıcı/gereksiz yere incitici açıklamalar mevcut olduğu, davalı şirket internet sitesinde, kendi müşterileri olmayan işletmelerin adeta kendi müşterileri gibi gösterilmesi durumunda, TTK m. 55/1,a-2 uyarınca haksız rekabet eyleminin varlığından bahsedilebileceği, yine davalının maillerde gerçek dışı beyanlarda bulunduğunun sabit olması durumunda eylemin haksız rekabet oluşturduğu, Sayın Mahkemece haksız rekabetin varlığına karar verildiği durumda davacının maddi ve manevi tazminat talebi bakımından gerekli şartların gerçekleşmiş olacağından bahsedilebileceği tespit edilmiştir.

Her ne kadar davacı vekili taraf defterleri yönünden 1. ve 2. Bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan da bahisle çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi rapor aldırılmasını talep etmiş ise de ilk bilirkişi raporunda tarafların 2010-2014 yıllarına ait ticari defterlerin incelendiği; 2. Bilirkişi raporunda ise 2013- 2017 yıllarına ait ticari defterlerin incelendiği bu nedenle defterlerin incelenmesi ve taraf lehine delil vasfına haiz olup olmadığı hususunda çelişki bulunmadığı farklı dönemleri kapsadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı diğer itirazları da mahkememizce değerlendirileceğinden dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi talebinin reddine karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, "Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350). Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’da haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 54/(1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır.

6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dahil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 54/2 maddesinin uygulanması mümkün olacaktır. ( HGK'nun 2019/11-519 E. 2022/83 K. Sayılı ilamı )"

"Kötüleme yoluyla haksız rekabette, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilerek bu kişilerin yanılmaları sağlanarak mağdurun zarara uğramasına neden olunmaktadır. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. Kötülemeye yönelik eylemler açıklamalara dayanır ve bu açıklamaların yazılı ya da sözlü olması arasında herhangi bir fark bulunmadığı gibi, kötülemenin somut bir işletmeyi değerlendirmek yetkisine sahip olan ya da olmayan bir kimse tarafından yapılmış olması da önemli değildir.

Davacı şirket olan ... Ltd Şti'nin 12/01/1990 tarihinde ...Ltd. Şti olarak kurulduğu; davalı şirket ortağı ve yöneticisi olan ...'nın davacı şirket nezdinde 02/11/1998 tarihinde işe başladığı; 06/03/2020 tarihinde davacı şirket ile ... arasında belirsiz süreli hizmet akti imzaladığı; 30/03/2001 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığı; davalı şirketin 02/03/2000 tarihinde .... ve ... tarafından kurulduğu ve 13/09/2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde hisse devri ile ...'nın ortak sıfatıyla yer aldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket ortağı olan ...'nın davacı şirkette çalıştığı; davacı şirketin faks, form yazılım ve özel yazılım konularında çalıştığı; davalı şirket ortağı ...'nın .... şirketine ...müşteri bilgi güncelle formuna ilişkin e mail düzenlendiği; e mail içeriğinde "öncelikle yıllardır ...ürününe ve ... çözümüne duyduğunuz güven için teşekkür ederiz.... Tekrar uzun yıllar birlikte çalışmak dileğiyle ..." ... proje müdürü sıfatıyla gönderdiği ve not olarak "2014 yılı ... Müşteri Bilgi Güncelleme Formunu doldurup gönderen müşterilerimize Aylık Sistem Bakımı ve Sistem Destek Hizmeti servisimiz Haziran ayı süresince ücretsiz verilecektir" ibaresinin yer aldığı; davalı şirketin "öncelikle yıllardır ... ürününe ve ... Entegrasyonu çözümüne duyduğunuz güven için teşekkür ederiz." şeklindeki mesajı ve "Tekrar uzun yıllar birlikte çalışmak dileğiyle" ifadeleri davacı şirketin ... şirketi ile yaptığı çalışmalardan kaynaklı olduğu; davalı şirketin iş bu şirket ile daha öncesinde çalıştığına dair delil olmadığı; davalı şirketin güncelle formunu dolduran müşterilerine Haziran ayı için Aylık Sistem Bakımı ve Sistem Destek Hizmeti servisi ücretsiz olarak sağlayacağına dair beyanı haksız rekabet eylemi teşkil etmektedir. Yenilenen web sitesine ilişkin "..." adresinin gösterildiği; iş bu adresin davalı şirkete ait mail adresi olduğu; davacı şirkete ait bilgilerin ise yer almadığı; müşterilere yanlış- yanıltıcı bilgi verdiği anlaşılmıştır.

25/11/2014 tarihli e mailde "...'e müşterimiz olan ... A.Ş kullanılmakta olan ...sistemi için ... yenilemesi ve kullanımına ait fiyat teklifi iletmenizi rica ederiz" sonrasına ise 27/11/2014 tarihli e mailde "...'e bu mesaj hatırlatma amacıyla tekrar tekrar gönderilmiştir. Bilginize... Müşteri sistem bilgileri ... arşivlerinde mevcut olduğu " belirtildiği; davalı şirket tarafından davacı şirket arşiv bilgilerinde müşteri sistem bilgilerinin mevcut olduğu ve kullanım dahilinde şeklinde müşterilere karşı yanıltıcı bilgi verdiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket genel müdürü tarafından davalı şirket ortağı olan ...'ya gönderilen 28/11/2014 tarihli e mailde...firmasının davacının Türkiye'de tek yetkilisi olarak... ürününe zarar verecek şekilde davalı tarafın uygunsuz davranışları olduğu davalı ve ilgili firmanın arasında yer alan faaliyette davacı tarafın bulunmadığı ve davacı ile davalı arasında bir anlaşma olmadığı hususunun belirtildiği anlaşılmıştır.

20/12/2016 tarihli ... tarafından ...'a gönderilen e mailde "Bildiğiniz üzere ... lisans yenilemeleri ve teknik desteği için mevcut durumda .... firması ile çalışıyoruz. Konu ile ilgili ...'dan aşağıdaki mesajı aldık" ifadesi yer aldığı; davalı şirket tarafından ...'nın gönderdiği e mailde "...birlikte çalışma fırsatımız olmuştu. Bu kurumda da birlikte çalışmaktan memnunluk duymaktayız....çözüm grupları içinde başvuruların yapıldığını 2017 başında yetkilendirmemiz sertifikalı olarak tamamlanacaktır. Bu bağlamda belgemiz olduğu halde, olmadığını ifade edenlere ve size iletilen yalan, yanıltıcı ve yönlendirici bilgilere itibar etmemenizi önemle rica ederiz. Türkiye'de ürün satışı yapan hiçbir şirket tek distribütör veya tek yetkili ibaresini teklif dokümanında veya herhangi bir belgede kullanamaz... hiçbir zaman tekiz ve distribütörüz dememiştir. Sadece en yetkin çözüm ortağı olduğumuz söylenmiştir.... Şirketimiz ... çözümü ile başladığı ticari hayatına 1995'den beri yürütmüş olduğu başarılı projeler sayesinde , müşterilerinde katma değerli servisler oluşturmuştur. 1995 yılında başlayan... 2000 yılında teknolojisini geliştirerek devam etmiş, 2006 yılında ... Entegrasyonları ile güçlenmiş olarak pazarda liderliğe yükselmiştir.... 20 yılda 1.000 den fazla müşteride ve 50'den fazla birbirinden farklı sektörde müşterilerimizle birlikte oluşturduğumuz başarı hikayeleri ile faks iletişimini sorunsuz bir şekilde uygulanmış... 2017 yılında bu işbirliklerinin artarak devam edeceğini ve çeşitli birleşmeler ve birliktelikler ile tek elden tam entegre çözümleri... Müşterilere sunmaya devam edeceğiz. Not: Ortağı olduğumuz ... Şirketinin 31/12/2013 tarihinde tavsiye yoluyla ticari hayatına son verilmiştir. Bu tarihten itibaren ... ile hiçbir ticari ve hukuksal ilişkisi kalmamıştır." ifadeleri dikkate alındığında davalı şirket tarafından davacı şirket müşterisine, davacı şirketin 2013 yılında artık ticari hayatının sona erdiğine dair rekabet kurallarına aykırı şekilde yanıltıcı bilgi verdiği; davalı şirket 2000 tarihinde kurulduğu halde 1995'den itibaren başarılı projeler yürüttüğünü ve bu yıl itibariyle faaliyete başladığına dair beyanlarının yanlış ve yanıltıcı olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin en yetkin çözüm ortağı olduğu yazılım hususunda hiçbir şirket tek distribütör veya tek yetkili ibaresini teklif dokümanında veya herhangi bir belgede kullanamayacağına dair davalı şirketin kusurlu olarak davacı şirketin müşterilerine yönelik müşterilerine davacı şirketi kötüleyici, yanlış ve yanıltıcı bilgiler verdiği anlaşılmıştır. Nitekim bilirkişi raporunda da "...Ltd. şirketinin, tasfiye edildiği bir vakıa olup ne var ki, aynı faaliyet kolunda ve ticaret unvanındaki vurgu unsurunu aynı olduğu ...Tic. Ltd. Şti.kurulmuştur. Davalı şirket ortağı, dava dışı ...A.Ş.'ye gönderdiği elektronik postada bu bilgiye yer vermeyerek, dürüstlük kuralına aykırı hareket etmiştir. Davalı şirket ortağı, yanlış ve yanıltıcı bilgiler vererek bu kişilerin yanılmaları hedef tutmuş ve TTK m.55/a-1 uyarınca haksız rekabet eylemi gerçekleştirmiştir.Davalı şirket 24.02.2000 tarihinde kurulmuş olmasına rağmen, 1995 yılından bu yana faaliyet gösterdiğinin söylenmesi; Türkiye'de dahi 3 yetkili şirket olmasına rağmen Avrupa'da tek şirket olduklarını ileri sürmesi ve tek bir şirket söz konusu olmasına rağmen şirket gruplarından bahsedilmesi de, davalının rekabet etme hakkını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığını göstermektedir. Davalının bu eylemleri, TTK m.55/a-2, a-3 ve a-5 hükümlerinde yasaklanan haksız rekabet fiilleri arasındadır." davalının iş bu eylemlerinin davacı şirketin çalıştığı diğer firmalara gönderdiği e maillerin içeriği itibariyle haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır.

Davalı şirket tarafından ...'a gönderilen mailde "...şu an 3-4 kişi bu şirketten ayrılmış durumda. İlke, Selen, Yavuz zaten bu yapının dışındaki kişilerdi. Bizi temsil eden arkadaşlarımızdı. 2014 de bitti o iş tümüyle.... = ... şirketinden eski bacanağı ayrılıp şirketin tasfiyesini gerçekleştirdi. Kendisi saygın ...Partneridir. Gerisini sen düşün müdürüm.... Şu an sadece aktif olan ...Ltd vardır.... Bu şirketinde zaten ... yetkisi yoktur. Sadece ... ürününe servis verebilir. Satış yapamaz. Services Silver seviyesindedir. Eğer gerçekten ...Ltd şirketi olarak distribütör ise zaten distribütör, reseller ve ... ibarelerinin yer alması gerekmektedir. En azından bizim iş ortaklarımız ve de şirketlerimizden bir tanesi bu şekildedir.... Biz şuan için...ile hem direkt hem de en üst seviyede indirime sahip olan diğer iştirakimiz üzerinden ürün, lisans, destek, yenileme alabilir ve çözümler sunabilir Avrupada tek şirketiz. 1 Nisan gerçeği ile karşılaşmak istemiyorsan bu bilgiler ışığında yeniden sistemin kontrolünü değerlendirmeni tavsiye ederim." davacı şirketin ... yetkisi olmadığı; yalnızca ürününe servis verebileceği; satış yapamayacağı; davalı şirketin ... ile hem direkt hem de en üst seviyede indirime sahip olan diğer iştiraki üzerinden ürün, lisans, destek, yenileme alabilir ve çözümler sunabilir Avrupa'da tek şirket olduğunu davacı şirkete ve kendilerine ait bilgileri yeniden değerlendirmesi yönündeki beyanları ile davacı şirketi kusurlu ve hukuka aykırı olarak alenen kötülediği, kendi şirketlerinin ise alanında tek şirket olduğuna dair davacı şirketi kötüleyici, yanlış ve yanıltıcı bilgiler verdiği anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 2. Bilirkişi raporunda da "Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; ilk olarak davalı tarafından yapılan bir beyanın bulunduğu ve bu beyanın e-posta yoluyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda beyan ile yapılmış bir eylem mevcuttur. Ancak kötüleme haksız rekabet eylemi bakımından önem arz eden husus, bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olmasıdır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı tarafından davacının da müşterileri olan kişilere mail gönderildiği görülmektedir.

Söz konusu mail içeriklerinde ise davacı şirketin ticari faaliyetine, ortaklarına yönelik açıklamalarda bulunulmaktadır. " TTK m. 55/1,a-1 hükmüne aykırılık oluştuğu anlaşılmıştır. Somut olayda davacı şirket davalı tarafın internet sitesinde, kendi müşterisi olmayan işletmeleri referanslar kısmında göstermesinin, müşterilere kendisi hakkında yanıltıcı açıklamalarda bulunduğu, eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalının kendi

müşterisi olmayan kişileri kendi müşterisiymiş gibi lanse etmesi, TTK m. 55/1,a-2 kapsamında haksız rekabet eylemi teşkil edecektir.

Davacı, ...'in Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu iddia etmişse de, davalı ... ile akdettiği sözleşme uyarınca davacı şirketin ...'in Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu ispatlanamamıştır.

Davalı şirket tanıklarının mahkememizde alınan beyanları değerlendirildiğinde davalı şirket tanığı ..., davacı şirkette davaya konu eylemler öncesinde çalışan ...'nın eşi olduğu; davacı ve davalı şirketler arasında ticari ilişki olduğunu ve davacının tek distribütör olmadığını; davacının ürünlerini tedarik ettiği şirket ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu beyan ettiği; haksız rekabet eylemlerine ilişkin başkaca beyanının olmadığı anlaşılmıştır. Diğer davalı tanığı ... beyanında davalı şirketin kuruluş aşamasında ortağı olduğu; 2000 yılında ayrıldığını; ...'nın yaklaşık 2 yıl kadar davacı şirkette çalıştığı sonrasında kendi şirketinde çalışmaya başlayıp aynı ürünleri satmaya devam ettiği; bayi mantığıyla hareket ettiği ve davacıyı kötülediğini duymadığı; davalı şirket yetkilisinin tek şirketi olduğunu beyan ettiği hususları da dikkate alındığında davalı şirket yetkilisinin davacı şirketten ayrıldıktan sonra aynı alanda devam ettiği e mail içeriklerinde şirket grubundan bahsedildiği tanığın davalı şirket yetkilisinin tek şirketinin olduğunu beyan ettiği hususu da e maillerde yer alan haksız rekabete ilişkin yanıltıcı bilgiyi desteklemektedir.

Yukarıda açıklanan davalı şirket kurulmadan önce davacı şirkette çalışan ... tarafından davalı şirket kurulduktan sonra davalı şirket yönünden davadışı şirketlere gönderdiği e mail içerikleri ve dosya kapsamında yer alan belgeler bir arada değerlendirildiğinde dosyaya mübrez belgelerden 2014 yılı itibariyle davalı şirket yetkilisinin iş bu eylemlerinin davacı şirketin çalıştığı diğer firmalara gönderdiği e maillerin içeriklerinin haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla davalı şirketin haksız rekabet eylemlerinde kusurlu olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir. Davalının e mail ile davacı şirkete ilişkin kötüleyici, yanlış ve yalan bilgiler vererek TTK m.55/a-1; TTK m.55/a-2, a-3 ve a-5 hükümlerinde yasaklanan haksız rekabet fiillerine ilişkin haksız rekabetin menine ve haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Davacı şirketin maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede tarafların 2010-2017 yılları arasında 1. ve 2. Bilirkişi raporları ile ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin çok yüksek miktarlarda satış (Hizmet ) yapmak sureti ile büyük cirolar elde ettiği dolayısı ile karlılığının giderek büyüdüğü; cirolardaki kısmi azalmalara rağmen bir kısım firmalardaki ciro artışları bilançoların karlılığını etkilediği; davacının sadece 2016 yılında karlılığında bir azalma olurken 2017 yılında ise karlılığı tavan yaptığı açıkça görüldüğü; bir kısım firmaların davalının portföyünde gözükse dahi davacının karlılığını etkileyip zararlarının oluşmasına neden olmadığı; bilanço kar/ zarar tabloları ve ihtilafa konu şirketlerin 2013-2017 yılların ilişkin ciro (Ekstreleri ) dökümleri incelendiğinde bahse konu cirolarda ihtilafa konu ilgili yılarda kısmi cirolarda düşme olurken bir kısım firmalarda ise bariz bir şekilde yükselmeler olduğu bariz bir şekilde görüldüğü;davacı firmanın her yıl bilançolarını karla kapatırken sadece 2016 yılında karlılık rakamında kısmi bir düşüş yaşanırken 2017 yılında ise bilançosunu 528.933.68 TL gibi karla kapattığı açıkça tespit edilmiştir.

"Maddi tazminat bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için haksız rekabet mağdurunun bir zarar görmesi zorunlu değildir. Mağdurun zarar tehlikesine maruz bulunması dahi o eyleme haksız rekabet vasfını yükler. Ancak, kanun koyucu tazminat davaları bakımından zarar tehlikesinin varlığını yeterli görmemiş, zararın mevcudiyetini aramıştır (TTK m. 56/d-e)."

Davalı tarafın haksız rekabete konu eylemleri tespit edilmekle birlikte davacı tarafın defterlerinde yapılan incelemede davacı şirketin haksız rekabete konu eylemler nedeniyle maddi zarara uğradığı ispatlanamadığı aksine davacı şirketin haksız rekabete eylemlerin gerçekleştiği dönemde bilançosunu karla kapattığından maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı şirketin çalıştığı dava dışı şirketlere yukarıda açıklanan e mail içerikleri ile kötüleyici, yanıltıcı ve yalan bilgi vermesi nedeniyle, davacı şirketin aktif olarak ticari hayatına devam ettiği halde kapatıldığını beyan etmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırının varlığı söz konusu olduğundan davalının kusurlu davranışları, haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle davacının manevi zarara da uğradığı sonucuna varıldığından TBK 58. maddesinde öngörülen şartlar oluştuğundan davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile mahkememizce takdiren 7.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE,

  1. Davalı şirketin haksız rekabet eylemlerinde kusurlu olduğunun tespitine,

  2. Haksız rekabetin MENİNE,

  3. Haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan KALDIRILMASINA,

  4. Hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak tirajı en yüksek Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede İLANINA,

  5. Maddi tazminat talebinin REDDİNE,

  6. Manevi tazminat talebinin kısmen KABULÜ ile 7.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

Maddi Tazminat Yönünden;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 86,05 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Manevi Tazminat Yönünden;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 478,17 TL nispi karar harcının, peşin yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 136,62 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 7.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan toplam 5.140,10 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 1.799,03 TL yargılama gideri ile 341,55 TL peşin harç ve 31,40 TL başvuru harcı toplamı 2.171,98 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Davalı tarafından yapılan toplam 22,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 7,70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/04/2024

KATİP ...

e-imzalıdır

HAKİM ...

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbul(HaksızRekabettenhükümsavunmaKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim