İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/981 E. 2023/842 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/981
2023/842
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/981
KARAR NO : 2023/842
DAVA : ALACAK (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/11/2017
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasında 16.06.2008 tarihli “protokol” başlıklı sözleşme düzenlendiğini, ...'nin bu sözleşmeyle davalı şirketin ürettiği araçların muhtelif bakanlıklar ve kamu kuruluşlarına acentelik faaliyetiyle pazarlanması işini üstlendiğini, davalının da bunun karşılığında sözleşmenin 3.maddesiyle, yapılacak her bir satış için KDV’siz araç bedeli üzerinden fatura karşılığı %2 oranında; ekipmanlı araçlarda ise KDV’siz şasi araç bedeli üzerinden yine %2 oranında prim ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasını takip eden yaklaşık dokuz yıllık dönemde davalı şirkete başarılı bir acentelik hizmeti verdiğini, ancak müvekkilinin sözleşme ilişkisi çerçevesinde davalıya verdiği hizmet acentelikle ve müşteri bulmakla sınırlı kalmadığını, 16.06.2008 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde davalı şirketin muhtelif bakanlıklar ve kamu kuruluşlarında kendisini temsil etmesi için sözleşmeyi ... adına onun yetkilisi olarak imzalamış olan ...’e vekaletname vereceği hüküm altına alındığını, bu çerçevede kendisine vekaletname verildiğini, esasen davalı şirket daha önce 1980’li yıllardan itibaren başka şirketlerle de aynı mahiyette sözleşmeler imzalayarak faaliyetine devam ettiğini, ... 1980’li yıllardan beri o şirketlerin de yetkilisi ve davalı şirketin vekili olarak davalı şirket ile 30 yılı aşan bir süre boyunca çalıştığını, davalı şirket önce ... 5. Noterliğinden keşide ettiği ... günlü ... yevmiye numaralı azilname ile ...’ü hiçbir gerekçe göstermeksizin vekillikten azledildiğini, müvekkilinin bu azilnameye ... 30.Noterliğinden gönderdiği... gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyle cevap verdiğini, davalı akabinde ... 32. Noterliğinden keşide ettiği ... gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyle taraflar arasındaki 16.06.2008 tarihli protokolü tebliğden itibaren üç ay sonra hüküm doğurmak üzere feshettiğini davacı müvekkiline bildirdiğini, davacı müvekkilinin bu ihtarnameye cevaben davalıya ... 30. Noterliğinden ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, sözleşme ilişkisi çerçevesinde ihtarname tarihine kadar verilen hizmetler hakkında açıklamalar yaptığını, yapılan işlerin listesini ihtarnameye eklediğini, haklı bir nedene dayanmayan fesihten dolayı uğranılan zararları talep hakkının saklı olduğunu da bildirdiğini, davalı bu ihtarnameye ... gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyle cevap verdiğini, ekli listedeki işleri kabul etmediğini belirttiğini, akabinde müvekkilinin davalıya ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi göndererek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.06.2008 tarihli protokol çerçevesinde verdiği hizmetler nedeniyle hak kazandığı 21.901.233,38 TL. tutarındaki alacağının beş gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, ihtarname davalıya 16.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, verilen beş günlük süre 21.06.2017 tarihinde dolduğunu, dolayısıyla davalı bu ihtarnameye konu alacak kalemleri bakımından anılan tarihte temerrüde düştüğünü, davalı ...gün ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde, talep edilen alacağın mevcut olmadığını ileri sürdüğünü ve herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflar arasındaki 16.06.2008 tarihli sözleşmenin 1.maddesine aykırı davranarak gereği davacı müvekkilinin sözleşme ilişkisi çerçevesinde davalıya verdiği hizmet acentelikle ve müşteri bulmakla sınırlı kalmadığını, davacı ... davalının ürettiği şasi araçlarda kendisinin bulduğu müşterilerin ihtiyaçlarına uygun olarak gerekli değişiklikleri gerçekleştirmek üzere projeler yaptığını, bu projelerin gerektirdiği ekipmanları ya bizzat ürettiğini ya da ürettirdiğini, fabrikada üretilen araçlar için projeler geliştirdiğini, bu projeleri satışa dönüştürdüğünü, böylece davalının ürettiği şekliyle alıcı bulma şansı yüksek olmayan araçların birçok kamu kurum ve kuruluşu için cazip hale gelmesini, yoğun bir talep görmesini ve adeta davalı şirket lehine bir tür marka bağımlığı oluşmasını sağladığını, davalı bu hizmetleri kabul ettiğini, uzun bir dönem boyunca müvekkili davacının bu hizmetlerden dolayı hak kazandığı alacaklarını da ödediğini, davacının davalıya verdiği davalının da kabulünde olan bu hizmetlerin taraflar arasında acentelik yanında bir eser sözleşmesinin de bulunduğunu, sözleşme metninde zikredilmese de 16.06.2008 tarihli sözleşmenin aslında acentelik yanında eser sözleşmesini de içerdiğini gösterdiğini, dolayısıyla taraflar arasındaki 16.06.2008 tarihli sözleşme acentelik ve eser sözleşmelerini bünyesinde barındıran bir bileşik sözleşme niteliğinde olduğunu, dolayısıyla davacının her bir sözleşmeye ait hizmetler nedeniyle davalıdan farklı kalemlerden oluşan muhtelif alacakları doğduğunu, bu alacakların bir kısmının hangi iş ve hizmetlerden doğduğu, hangi kalemlerden oluştuğu ve miktarları ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede ve ayrıca 14.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede açıklandığını, açıklanan nedenlerden dolayı ve mahkemece resen gözetilecek olan nedenlerle; fazlaya ve bilahare tamamlanacak olan işlerden kaynaklanan alacaklara ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 250.000,00 TL'nin 22.06.2017 temerrüt tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, 50.000,00 USD ve 50.000,00 EURO’nun 22.06.2017 temerrüt tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının bu yabancı paralar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 13/04/2023 tarihli dilekçesi ile; davacı müvekkili ile davalı arasında 16.06.2008 tarihli "protokol" başlıklı sözleşme imzalandığını, sözleşmede davacı için ... davalı için ise ... kısaltmaları kullanıldığını, sözleşmenin 1.maddesinde, ... tarafından üretilen ... araçlarının ... tarafından maddede belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarına pazarlanacağı belirtildiğini, sözleşmenin 2.maddesinde ...'un, pazarlama faaliyetlerinin yapılacağı kurum ve kuruluşlarda kendisini temsil etmesi için davacı ...'nin yetkilisi ...'e vekaletname vereceği hükme bağlandığını, sözleşmenin 3.maddesinde ise, 1. maddede belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarına MAI aracılığıyla, onun verdiği acentelik hizmeti sayesinde ... tarafından yapılan satışlardan dolayı, gerçekleşen her bir satış için ...'un ...'ye KDV’siz araç bedeli üzerinden fatura karşılığı %2 oranında; ekipmanlı araçlarda ise KDV’siz şasi araç bedeli üzerinden yine %2 oranında prim ödeyeceği hüküm altına alındığını, dava dilekçesinde de açıklandığı üzere, iş bu davadaki alacak talebinin üç ayrı kalemden oluştuğunu, bunlardan birincisi, taraflar arasındaki 16.06.2008 tarihli "protokol" başlıklı sözleşmenin yukarıda değinilen 3.maddesine dayalı olup özünün davalı, müvekkilinin davacının sözleşme kapsamında verdiği acentelik hizmetleri sayesinde, sözleşmenin 1. maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara muhtelif araç satışları yaptığını, ancak sözleşmenin 3.maddesi uyarınca bu satışlardan dolayı davacıya ödemesi gereken primleri ödemediğini, davadaki üç alacak kaleminden ilkini, işte bu prim alacakları oluşturduğunu, ikinci alacak kalemi, davacının yaptığı ve eser sözleşmesi niteliğindeki işlerden kaynaklandığını, üçüncü kalem ise denkleştirme tazminatına ilişkin olduğunu, sözleşmenin 3. maddesinde, ...'un satışlarda kurum ve kuruluşlarla "direkt" muhatap olacağı açıkça belirtildiğini, bunun anlamının ...'nin bu satışlarda herhangi bir sıfatla yer almayacağını, sadece davalıya hizmet vereceğini, bunun karşılığında da davalıdan prim alma hakkına sahip olacağını, dolayısıyla satış işlemleri davalı ile ilgili kurum veya kuruluş arasında gerçekleşmekte, davacı müvekkilinin ... bu satışlarda taraf olmadığını, herhangi bir sıfatla yer almadığı için, bu satışlara ilişkin davacı şirket kayıtlarında bilgi olmadığını, bu kaleme ilişkin davalı şirket defterlerindeki kayıtlara dayandıklarını, bilirkişiler davacı şirket kayıtlarını kamuya yapılan satışlar nedeniyle incelediğini, dosyaya gelen bilirkişi raporunda davalı şirket kayıtları kamuya yapılan satışlar nedeniyle incelenmeksizin ispat edilemediği şeklinde sonuca varmasının doğru olmadığını, bu yöndeki iddialarının delili olarak davalı şirket kayıtlarını gösterdiklerini, alacak davalı şirket kayıtlarının kamu kurumlarına yapılan satış nedeniyle incelenmesi gerektiğini, hem bu kalem alacağın ve hem de aşağıda değinilecek olan denkleştirme tazminatının tutarı hakkında HMK'nın 266.maddesi çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, dosyada bu alacağa ilişkin hiç bir inceleme yapılmadığını, bu kalem alacağın ispatı için yemin deliline day,anmadıklarını, delil olarak davalı ticari defterlerine dayandıklarını, 30.03.2023 günlü ara kararının (2) nolu bendiği gereğince sunulan beyan ve açıklamalarının dikkate alınmasını ve dosyanın ara kararı ile bilirkişiye gönderilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde taleplerin somutlaştırılmadığı anlaşılmakla mahkememizce 17.09.2020 günlü duruşmada, davacı vekiline denkleştirme tazminatı dışında kalan alacak taleplerini somutlaştırmak ve dava dilekçesine konu edilen tutarın kısmi dava olup olmadığı, talebin bölünebilir olup olmadığı ve ne şekilde bölünüp dava açıldığı hususunda açıklama sunmak için 2 hafta süre verilmiş , davacı vekili 07/10/2020 havale tarihli dilekçesi ile ... davacı müvekkili ile davalı arasında 16.06.2008 tarihli "protokol" başlıklı sözleşme imzalandığını, sözleşmede davacı için ..., davalı için ise ... kısaltmaları kullanıldığını, sözleşmenin 1. maddesinde, ... tarafından üretilen ... araçlarının ... tarafından maddede belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarına pazarlanacağının belirtildiğini, sözleşmenin 2. maddesinde, ...'un, pazarlama faaliyetlerinin yapılacağı kurum ve kuruluşlarda kendisini temsil etmesi için davacı ...'nin yetkilisi ...'e vekaletname vereceği hükme bağlandığını, sözleşmenin 3.maddesinde ise, 1. maddede belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarına ... aracılığıyla, onun verdiği acentelik hizmeti sayesinde ... tarafından yapılan satışlardan dolayı, gerçekleşen her bir satış için ...'un ...'ye KDV’siz araç bedeli üzerinden fatura karşılığı %2 oranında; ekipmanlı araçlarda ise KDV’siz şasi araç bedeli üzerinden yine %2 oranında prim ödeyeceği hüküm altına alındığını, dava dilekçesinde açıklandığı üzere, işbu davadaki alacak talebinde üç ayrı kalemden oluştuğunu, bunlardan birincisi, taraflar arasındaki16.06.2008 tarihli "protokol" başlıklı sözleşmenin yukarıda değinilen 3. maddesine dayalı olup özü şudur: Davalı, müvekkilinin davacının sözleşme kapsamında verdiği acentelik hizmetleri sayesinde, sözleşmenin 1. maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara muhtelif araç satışları yaptığını, ancak sözleşmenin 3.maddesi uyarınca bu satışlardan dolayı davacıya ödemesi gereken primleri ödemediğini, davadaki üç alacak kaleminden ilkini işte bu prim alacakları oluşturduğunu, ikinci alacak kalemi, davacının yaptığı ve eser sözleşmesi niteliğindeki işlerden kaynaklandığını, üçüncü kalemin ise denkleştirme tazminatına ilişkin olduğunu, davacı müvekkilinin sözleşme süresi boyunca yapılan satışlardan dolayı hak kazandığı primlerle ilgili alacak taleplerine ilişkin açıklamaların sözleşmenin 3. maddesinde, ...'un satışlarda kurum ve kuruluşlarla "direkt" muhatap olacağı açıkça belirtildiğini, bunun anlamı, ...'nin bu satışlarda herhangi bir sıfatla yer almayacağını, sadece davalıya hizmet vereceği ve bunun karşılığında da davalıdan prim alma hakkına sahip olacağını, dolayısıyla satış işlemleri davalı ile ilgili kurum veya kuruluş arasında gerçekleşmekte, davacı müvekkilinin ... bu satışlarda taraf olmadığını, herhangi bir sıfatla yer almadığı için, davalının hangi kurum veya kuruluşa ne zaman hangi sayıda araç sattığını, satış fiyatlarının ne olduğunu doğrudan ve tam olarak bilinmediğini, böylesi bir imkana sahip olmadığını, dolayısıyla bu konudaki bilgisi daha ziyade tahminlere ve sınırlı verilere dayalı olduğunu, böyle olduğu için de, dava dilekçesinin "a-Sözleşmenin 3.maddesi çerçevesinde, davacı müvekkilimizin sözleşme süresi boyunca yapılan satışlardan dolayı hak kazandığı primler" başlıklı kısmında, davalının kurum ve kuruluşlara yaptığı satışlar hakkında ancak sınırlı bir bilgi verilebildiğini, iki adet liste sunulabildiğini, ancak o listelerde yer almayan ve müvekkilinin bilgisi dışında kalan başkaca satışların da bulunduğu özellikle vurgulandığını, bunlarla ilgili fazlaya ilişkin hak saklı tutulup, tahmini nitelikteki satış bedelleri üzerinden davacının tahminen ve asgari olarak 10.104.000,00 TL. tutarında prim alacağının bulunduğu belirtildiğini, bu kalemden şimdilik 100.000,00 TL. talep edildiğini, bu açıklamaların da gösterdiği üzere, davacı müvekkilinin davanın açıldığı tarihi itibariyle ve halen sözleşmenin 3.maddesinden kaynaklanan prim alacağının miktarı hakkında tam ve kesin bir bilgiye sahip olmadığını, alacak miktarı, yargılama sırasında bilhassa davalının defter ve kayıtları üzerinde ve ayrıca diğer deliller değerlendirilmek suretiyle yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi sonucunda tam ve kesin olarak belirlenebileceğini, belirlenen alacak tutarına göre talep miktarı artırılacak ve eksik harç ikmal edileceğini, dolayısıyla, sözleşmenin 3. maddesine dayalı olarak talep edilen prim alacağına ilişkin dava, kısmi dava değil; HMK. nun 107. maddesi anlamında belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, hem bu kalem alacağın ve hem de aşağıda değinilecek olan denkleştirme tazminatının tutarı hakkında HMK.nun 266.maddesi çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, dava dilekçesinde ve diğer dilekçelerde açıklandığı üzere, taraflar arasındaki 16.06.2008 tarihli sözleşme bileşik sözleşme niteliğinde olduğunu, acentelik ve eser sözleşmelerini bünyesinde barındırdığını, müvekkili davacı, sözleşme çerçevesinde davalıya eser sözleşmesi niteliğinde işler de yaptığını, bunların bir kısmıyla ilgili olarak 13.06.2017 tarihinde davalı adına ... numaralı toplam altı adet e-fatura düzenleyerek davalıya gönderdiğini, bu faturaların toplam bedelleri 11.797.233,11 TL. olduğunu, davalı bu faturaların bedellerini ödemediğini, davacı tarafından yapılan başka işlerden kaynaklanan ve bu faturalara konu edilmemiş olan alacak kalemleri de mevcut olup, bunlara ilişkin talep ve dava hakları saklı olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere işbu davanın açıldığı tarih itibariyle davalının eser sözleşmesinden kaynaklanan borç miktarları, asgari (KDV hariç); 67.500,00 EURO; 2.765.325 USD; 77.908,00 TL. dir. Dava dilekçesinde bu kalemlerden şimdilik 50.000,00 USD, 50.000,00 EURO, 50.000,00 TL. talep edildiğini, bu alacak kalemine ilişkin davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, davalı taraf taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak ... tarihinde ... 32 Noterliğinde ... yevmiyeli düzenlemiş olduğu ihtarname ile 3 ay sonra hüküm doğurmak üzere fesih ettiğini, 02.11.2017 tarihinde açılan bu dava ile TTK 122/4 maddesi uyarınca 1 yıllık süresi içinde denkleştirme tazminatı alacağı ileri sürülmüş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 100.000.-TL'si talep edildiğini, her ne kadar, Mahkememizin ara kararında bu kalem hakkında açıklama yapılması talebi mevcut değil ise de denkleştirme istemine ilişkin taleplerinin de, kısmi alacak davası niteliğinde olduğunu, zira denkleştirme istemi, sonucu itibariyle bir tazminata ilişkin olduğunu, bu tazminatın miktarı ancak bilirkişi incelemesi yoluyla belirlenebileceğini, ayrıca hakimin takdirine de taalluk ettiğini, dosyaya alınacak bilirkişi raporunda alacaklarının miktarı belirlendiğinde tamamı üzerinden harcını ikmal ederek talep etme haklarını saklı tuttuklarını, 17.09.2020 günlü ara kararının (1) nolu bendiği gereğince sunulan yukarıdaki beyan ve açıklamaların dikkate alınmasını, aynı ara kararının (2) nolu bendi gereğince, 11.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak 30.06.2020 tarihli dilekçesinde bildirilen itirazların değerlendirilmesini, anılan dilekçedeki talep doğrultusunda ek rapor alınmasını talep ettiklerini, ek rapor sunulduktan sonra, 24.09.2019 tarihli dilekçede arz edilen 'üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmasını talep etmiştir.
İTÜ Huk. Fak. Medeni Hukuk ABD Dr. Öğr. Üyesi ... ile Mali Müşavir-Bağımsız Denetçi ... tarafından düzenlenen 08.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ayrıntıları açıklandığı üzere, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterler ve tüm dosya muhteviyatı belgeler üzerinde yapılan incelemelerde, taraflar arasında geçerli 16.06.2008 tarihli sözleşme kapsamında; davacı şirket davalı şirketten sözleşmenin 3. maddesi kapsamında talep ettiği ücret (prim) alacağı ile ilgili olarak dosya kapsamında ödenmemiş prim alacağına gösteren herhangi bir bilgi/belgeye rastlanmadığından, herhangi bir talepte bulunamayacağı, yine taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamı çerçevesinde davacı şirket tarafından yaptığı iddia edilen imalatlar ile ilgili olarak dosyaya sunulan elektronik posta yazışmalarından bu ilişkinin kabul edilebileceği, bu durumda davacı tarafından tanzim edilmiş 5 adet toplam 11.482.790,84 TL'lik faturalara ait alacağının olduğu, Portföy (Denkleştirme) tazminatı açısından davacı şirketin davalı şirketten, kanuni şartlar gerçekleşmediğinden portföy tazminatı talep edemeyeceği, yönünde görüş ve kanaat belirtmişlerdir.
Davalı tarafından sunulan 21/03/2023 tarihli ... imzalı hukuki mütalaada özetle; dava tarihinden bu yana, pek çok kuruma müzekkere yazıldığı, müzekkerelere cevapların beklenildiği, taraflarca çeşitli konular hakkında dilekçeler sunulduğu, 10.10.2019 tarihli yedi nolu duruşmada verilen ara karar ile davacının iddiasının somutlaştırılması için davacıya süre verildiği, ... tarafından 11.02.2022 tarihli rapor hazırlandığı, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra 17.09.2020 tarihli dokuz nolu duruşmada verilen ara karar ile davacının iddiasının somutlaştırılması için davacıya ikinci kez süre verildiği, davacı vekili tarafından yazılı beyan sunulmasından sonra 17.12.2020 tarihli on nolu duruşmada verilen karar ile tahkikatırı bittiği ve bir sonraki duruşmanın sözlü yargılama duruşması olarak icra edileceğine karar verildiği, ancak 18.02.2021 tarihli ve on bir nolu duruşmada verilen karar ile sözlü yargılamaya geçilmesi ara kararından rücu edilerek tekrar tahkikata devam edildiği ve yeniden bilirkişi incelemesine karar verildiği, ... ve ... tarafından 08.10.2022 tarihli rapor hazırlandığı, taraflar arasında imzalanan Protokol uyarınca davacı ...'nin, ...'un üretimini yapmakta olduğu ... taşıt araçlarının ... tarafından Devlet Malzeme Ofisi, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Kamu Kuruluşları ve Belediyelere pazarlanması görevini üstleneceği, ... aracılığıyla gerçekteşen her satış için KDV'siz araç bedeli üzerinden fatura karşılığı%2, ekipmanlı satılan araçlarda da sadece KDV'siz şasi bedeli üzerinden %2 prim tahakkuk ettirileceği, buna göre, ...'nin ... nezdinde alacaklı olabilmesinin şartları protokolde açık bir şekilde ortaya konduğundan davacının, iddia yükü ve somutlaştırma yükü bağlamında ...'nin aracılık ettiği ihalelerin açıkça ve somut olarak belirlenmesi gerektiği, söz konusu ihalelerde kaç adet araç satışının yapıldığının ortaya konması gerektiği, söz konusu ihalelerdeki salış bedellerinin gösterilmesi gerektiği, ancak bu ispat faaliyeti yerine getirildikten sonra Protokol'ün üçüncü maddesi uyarınca prim alacağının hesaplanabileceği, davacının somutlaştırma yükünü yerine getirerek aracılık edilen ihaleleri açıkça ortaya koymadığı, ihalelere aracılık edip satışların kendisi vasıtasıyla yapıldığını ispat için delil ibraz etmediği, müzekkere somucu gelen belgelerden hangilerinin iddiasını ispatladığını belirlemediği, buna göre, prim alacağı için herhangi bir ispat faaliyetinin yerine getirildiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı, Prim alacağı yönünden Davalı ... ticari defterlerine kayıtlı ve ödenmemiş herhangi bir borç olmadığı, buna göre davacının aracılık yoluyla hak kazandığı bütün prim borçlarının ödendiği, dava tarihi itibariyle ödenmediği tespit edilen bir prim borcu bulunmadığı, sonuç itibariyle hem davacı iddiasımı somutlaştırmadığı ve delil ikame etmediğinden hem de davalının ticari defter kayıtlarında davacının alacaklı olduğu yönünde bir kayıt bulunmadığından ve davacı alacağını senetle ispat edemediğinden davacının herhangi bir prim alacağının bulunmadığı, toplam altı adet e-faturadan ikisinin sadece prim alacağına istinaden düzenlendiği; ikisinin hem eser sözleşmesi hem prim alacağına istinaden düzenlendiği; “aracılık etme” faaliyetinin gerçekleşmiş olduğu konusundan samutlaştırma ve delil ikame yükü yerine getirilmediğinden prim alacağının da ispat edilmesinin mümkün olmadığı; iki adet e-faturanın sadece eser sözleşmesine istinaden düzenlendiği, bu iki fatura ve prim alacağı ile eser sözleşmesini kapsar şekilde düzenlenen diğer iki faturadaki eser sözleşmesi alacağı bakımından değerlendirildiğinde, eser sözleşmesi senetle ispatlanamadığından iki adet e-posta iletisinin faturalarla uyumlu olmadığı, e-posta iletilerinin taslak belge mahiyetinde olduğu, ancak delil başlangıcı olarak kabul
edilebileceği; e-posta iletisindeki tarihler ile e-fatura tarihlerinin uyumsuz olduğu; e- faturalar ile e-posta iletilerinin birbirini teyit etmediği; e-faturalara konu edilen işlerin tamamlanıp araçların ...”'a teslim edildiğinin ispatlanamadığı, e-faturaların ... tarafından reddedildiği, keza ...'un iki personeli arasındaki yazışmanın (varlığı bir yana) hukuka uygun bir şekilde elde edildiği ispatlanmadığı sürece delil olarak değerlendirilemeyeceği; ...tarafından gönderilen e-postaya istinaden Şirket'in borçlandırılmasının mümkün olmadığı, zira bu kişinin ...'u temsile yetkili kişi olmadığı, ...'e gönderilen e-postanın ...'ün azlinden sonraki tarihli olduğu; sonuç olarak eser sözleşmesinin varlığının ve faturaya konu işlerin tamamlanıp araçların teslim edildiğinin ispatlanamadığının değerlendirildiğini belirtmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, taraflar arasında acentelik sözleşmesi akdedildiği ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği iddiasına dayalı olarak sözleşmeden kaynaklı prim alacağı ile denkleştirme tazminatının ve sözleşme kapsamında eser/hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 16/08/2008 tarihli " PROTOKOL" başlıklı sözleşmenin akdedildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık ,taraflar arasında akdedilen sözleşmenin acentelik sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin tellallık sözleşmesi olup olmadığı, davacının prim alacağı ve eser/hizmet bedeli alacağı yönünden taleplerini somutlaştırıp somutlaştırmadığı hususlarında toplanmıştır.
Taraflar arasında akdedilen 16/08/2008 tarihli " PROTOKOL" başlıklı sözleşmede;
"...Şirketi ... (Bundan sonra protokol içinde ... olarak anılacaktır.) ile ..Şirketi ... 1. ...(Bundan sonra protokol içinde ... olarak anılacaktır.) yapılan görüşmeler sonucu aşağıda belirtildiği şekilde anlaşmaya varmışlardır.
-
Protokolün Konusu: ...'un üretimini yapmakta olduğu ISUZU taşıt araçlarının ... tarafından Devlet Malzeme Ofisi, Milli Savunma Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Kamu Kuruluşları ve Belediyelere pazarlanması,
-
..., kendisini Devlet Malzeme Ofisi, Milli Savunma Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Kamu Kuruluşları ve Belediyelerde temsil etmek üzere ...'e vekaletname verecektir.
-
..., Devlet Malzeme Ofisi, Milli Savunma Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Kamu Kuruluşları ve Belediyelere gerçekleştirilen satışlarda direkt muhattap olacak ...'ye gerçekleşen her satış için KDV'siz araç bedeli üzerinden fatura karşılığı %2 prim tahakkuk ettirecektir. Ekipmanlı (Kasa, Çöp, Vinç .. vs.) satılan araçlarda da sadece KDV'siz şasi araç bedeli üzerinden %2 prim tahakkuk ettirecektir. Prim ödemeleri ise, fatura edilen araçların hesabı tamamen kapatıldıktan sonra yapılacaktır.
-
..., tüm pazarlama faaliyetlerinde ...'a yazılı ve sözlü danışarak hareket edecektir. ..., pazarlama faaliyetlerinde ...'un geçerli olan fiyat sirkülerini kullanacaktır. ... tarafından....'e verilecek vekaletnamede her ne kadar bu temsilci, mal bedellerini kırmaya, iskonto yapmaya, yetkili kılınmış olmakla birlikte, satış anlaşmaları kesin fiyat tespiti aşamasına geldiğinde ..., ...'un yazılı ve sözlü onayını alacaktır. Ödemeler ...'e adına yapılacaktır.
-
İş bu protokolün uygulanmasında doğabilecek her türlü uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri yetkilidir. '' hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin birinci maddesinde sözleşmenin konusunun; davalının üretimini yaptığı ... taşıt araçların kamu kuruluşlarına pazarlanması olarak kararlaştırıldığı anlaşılmakla birlikte davalı tarafından satışı yapılan araçların kamu kurumlarınca yapılan ihaleler neticesinde kamu kurumlarına temin edildiği, davacının, araçların pazarlanması olarak belirlenen yükümlülüğünün, ihale işlemlerine aracılık niteliğinde bulunduğu tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içine celp edilen cevabi yazılardan anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında davacının gerçekten acente olup olmadığını anlamak için sadece sözleşmeye ve sözleşme taraflarına verilen isimlere bakılmamalı acentelik sözleşmesi hükümleri teker teker değerlendirilmeli ve sözleşmenin taraflarının acente ve müvekkil sıfatını taşıyıp taşımadıkları araştırılmalıdır. (TBK m. 18/I)
Sözleşmenin akdedildiği 16/08/2008 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'da denkleştirme tazminatına ilişkin düzenleme mevcut değil ise de doktrin ve uygulamada 6762 Sayılı Kanunun 134. maddesinde atıfla sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi halinde acenteye/tek satıcıya uygun bir portföy tazminatının verilmesi gerektiği kabul edilmiştir( Bkz. Arkan, Sabih, a.g.e, s.210 ve devamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12570 esas, 2018/6010 karar sayılı, 04/10/2018 tarihli ilamı, Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2007/9285 esas, 2008/1759 karar sayılı, 21/03/2008 tarihli ilamı). Şu halde portföy tazminatının talep edilebilmesi için sözleşmenin ya acentelik yahut davacıya tekel hakkı veren tek satıcılık sözleşmesi olması zorunludur. Bu husus portföy tazminatı isteminin ön koşuludur. Nitekim 6102 Sayılı TTK'nun 122 maddesinde, bu yöndeki yerleşik içtihatlar yasal çerçeveye kavuşturulmuştur. Davacı tek satıcılık ilişkisini ispat edemediğinden, sözleşmenin acentelik ilişkisi olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir.
6762 Sayılı TTK'nun 116/1 maddesinde; acentelik "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir." şeklinde tanımlanmıştır. Sözleşme geçerlilik şekline tabi değildir. Yasal düzenlemeye göre sözleşmenin unsurlarından ilki bağımsızlıktır. Acente bağımsız tacir yardımcılarından olup, faaliyet düzenini ve çalışma saatlerini kendisi ayarlayabilir. Kendi adına bağımsız bir işletme işletebilir ve bu işletme ticari işletme koşullarını taşır hale gelirse acente aynı zamanda tacir sıfatını kazanır. Acente müvekkili tacirin doğrudan denetim ve gözetimi altında değildir. Müvekkili aralıklarla bilgi verme yükümü altında olması bağımsızlık unsuruna halel getirmez. Acenteye aracılıkta bulunulan veya fiilen yapılan sözleşmeler için ücret ödeneceğinin kararlaştırılması acentelik ilişkisine delalet eder. Aylık sabit bir ücret ödenmesinin kararlaştırılması halinde ise acentelik ilişkisinden ziyade bağımlı yardımcılığın varlığı akla gelir. Sözleşmenin unsurlarından ikincisi ise, bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etme veya bunları o işletme adına yapmaktır. Acente tacir olan müvekkili için iki türlü faaliyette bulunabilir. İlki sözleşme yapılmasına aracılık etme ikincisi ise müvekkili tacir adına sözleşme yapma şeklinde gerçekleşir. Tekel hakkı acentelik sözleşmesinin zorunlu unsuru unsuru değildir zira TTK'nun 118 maddesi uyarınca yazılı olmak kaydıyla bu hakkın kaldırılması taraflarca kararlaştırılabilir. Acentenin müvekkili tacir adına ve hesabına sözleşme yapması için kendisine yazılı şekilde özel yetki verilmesi ve yetkinin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi gerekir. Sözleşmenin üçüncü unsuru sürekliliktir. Acentenin aracılık veya sözleşme yapma şeklindeki faaliyeti süreklilik arz eder. Süreklilik unsuru acenteyi tellallıktan ayıran zorunlu unsurdur. Başka ifade ile tek bir sözleşmenin yahut sayısı önceden belirlenmiş sözleşmelerin yapımına aracılık etmek veya bu sözleşme yahut sözleşmeleri yapmak yetkisi veren sözleşmeler acentelik değil, tellallık ilişkisi mahiyetindedir. Sözleşmenin dördüncü unsuru, meslek edinmedir. Acentelikten bahsedilebilmesi için, kişinin başkası adına aracılık etme veya sözleşme yapma faaliyetini meslek edinmiş olması gerekir. Bu acentenin başka faaliyetlerde bulunmasına engel olmadığı gibi, acentelik faaliyetinin asli veya tali faaliyet olmasının da önemi yoktur. Faaliyetin asli veya tali olarak meslek edinilmiş olması yeterlidir.(Tüm unsurlara ilişkin detaylı açıklama için , Bkz. Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Gözden geçirilmiş Yedinci Bası, Ankara, 2004, s.188 ve devamı)
Açıklanan ilkeler çerçevesinde tarafların iddia ve savunmaları, 16/08/2008 tarihli protokol içeriği ve dosya kapsamından; taraflar arasında akdedilen 16/08/2008 tarihli protokolde sözleşmeyi nitelendirmeye yarayan baskın edimin davacının kamu kurumlarına temin edilecek araçların davalıya ait araçlardan tercih edilmesine ilişkin yükümlülüğü olduğu, davalı araçlarının kamu kurumlarına ihale yoluyla temin edilmesi sebebi ile davacı ediminin pazarlama faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, protokolde; kamu kurumlarında davalıyı temsil etmek üzere dava dışı gerçek kişi adına vekaletname düzenlenmesinin gerektiğinin kararlaştırıldığı ve davacıya sözleşme yapma yetkisi verilmediği, sözleşme yapma yetkisinin davalıya ait olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 818 sayılı Borçlar Kanunu 404.maddesi kapsamında tellallık sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin acentelik sözleşmesi olmadığı gibi davacıya tekel hakkı veren tek satıcılık sözleşmesi olmadığı bu sebeple davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği kanaatine varılmakla davacının denkleştirme tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi;
"(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü haizdir.
Bu düzenleme, tarafların iddialarının (HMK, m. 119/1,f) ve savunmalarının (HMK, m. 129/1,e) dayanaklarını dilekçelerinde göstermeleri yönündeki hükümler ile paraleldir.
Kanun, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi ve özellikle karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini düzenlemiş olup, somutlaştırma yükümlülüğü olarak adlandırılmaktadır.
Somutlaştırma yükü, kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda da uygulanır.
Daha önce Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan bu (yeni) hüküm, soyut ve yuvarlak ifadelerle dava açılmasının ve böylece tarafların ve mahkemenin boş yere zaman kaybetmesinin önüne geçilmek amacıyla getirilmiştir. Hükmün konuluş gerekçesinde, somutlaştırma yükünü yerine getirmeyen tarafın bunun sonuçlarına katlanacağı belirtilmişse de, bunun yaptırımının ne olacağı HMK’nın 194. maddesinde açıkça öngörülmemiştir. Ancak bu husus, HMK, m. 29’daki “dürüstlük kuralı” ile birlikte düşünülmelidir (Yılmaz, s.3631).
Mahkemenin görevi, önüne gelen uyuşmazlığı hukuka uygun bir şekilde karara bağlamaktır. Bunun yerine getirilebilmesi de tarafların kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeleri ve mahkemeden ne istediklerini açıkça ortaya koymalarına bağlıdır. Bu sebeple, somutlaştırma yükü, taraflara düşen önemli bir ödevdir; aksi takdirde davanın aleyhlerine sonuçlanması söz konusu olacaktır. Davanın temelini vakıalar oluşturur. Vakıa tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olaylardır. HMK’nın 194, 119/e, f ve 129/d, e maddelerine göre taraflar dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Ayrıca tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. HMK’nın 25 inci maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayrıca kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır.
Davacı denkleştirme tazminatı dışında prim alacağı ve eser sözleşmesi niteliğindeki işlerden kaynaklanan alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmekle birlikte davacı vekiline mahkememizce iki kez kesin süre verilmesine rağmen prim alacağının ve eser/hizmet bedeli isteminin hangi araçlarla ilgili olduğu hususu somutlaştırılmadığından anılan talepler yönünden de sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 269,85 TL olduğundan peşin alınan 11.329,47 TL'den mahsubu ile bakiye 11.059,62 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 98.878,10 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
-
Gider avansının kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, davacı vekili Av. ... ve davalı vekilleri Av. ... ile ...'ın yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/12/2023
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35