SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/737 E. 2023/826 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/737

Karar No

2023/826

Karar Tarihi

26 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/737 Esas

KARAR NO : 2023/826

DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 20/11/2014

KARAR TARİHİ : 26/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:/

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 28.01.2000 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin ... acenteliğini yaptığını, davalı sigorta şirketi tarafından 17.12.2013 tarihinde müvekkili acentenin partajını kapattığını ve 24.12.2013 tarihinde bilgisayar ekranlarını kapattığını, davalı tarafından keşide edilen ... 11. Noterliğinin... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamelerinin müvekkili şirkete 27.12.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, fesih gerekçesi olarak müvekkili acentenin sene başında verilen hedefleri gerçekleştiremediğinin gösterildiğini, 5684 sayılı yasanın 23/15. maddesi ve TTK 121.maddesi uyarınca tamamlanamamış işler ile kısa sürede yapılacak işler karşılığı uğranılan zarar tutarının mahkememizce belirlenmesini, bu zarar kalemi için şimdilik 5.000.- TL nın davalıdan tahsilinin, davalı şirketin tek taraflı olarak acente komisyon oranlarını düşürerek müvekkiline eksik komisyon ödemesi yaptığını, eksik ödenen komisyon miktarının tespitini ve bu zarar kalemi için şimdilik 1.000.- TL nın davalıdan tahsilinin, davalı şirketin ödemesi gereken rapelleri, ek komisyonları ödemediğini bu zarar kalemleri için şimdilik 1.000.- TL nın davalıdan tahsilinin, haksız fesih nedeniyle 2.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsilinin talep edildiğini, söz konusu zararların giderilmesi için davalıya ... 9. Noterliğinin... tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini ancak sonuç alınamadığını, açıklanan nedenlerle; belirsiz alacak miktarının tespiti ile şimdilik 12.000.- TL maddi tazminat alacağının 17.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Mahkemece feshin haksız olduğu ve davacıya tazminat ödenmesi gerektiği konusunda verilecek kararın Türkiye çapında yayın yapan Ulusal gazetelerden ikisinde masrafı davalı tarafından karşılanmak üzere yayınlanmasını, bu talebin kabul edilmediği takdirde 2.000,00- TL manevi tazminatın 17.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi” talep etmiştir.

SAVUNMA:/

Davalı şirket vekili tarafından düzenlenen cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 20.01.2000 tarihli Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, davacı acentenin sözleşmedeki şartlara ve talimatlara uymaması sebebiyle 23.12.2013 tarihinde Acentelik Sözleşmesinin davacı acentenin kendisine verilen hedefleri gerçekleştirememiş olması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, davacı acentenin müvekkili şirket dışında da sigorta şirketleriyle çalıştığını, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının komisyon ve portföy tazminatı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacı acente aracılığı ile gerçekleştirilen poliçelerin çok büyük bir bölümünün sözleşmenin feshinden sonra yenilenmediğini, talep edilen tazminatın yasal dayanaktan yoksun ve miktar olarak fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin haksız olduğunu, rapel alacağı ve ek komisyon bedelinin mutlak bir hak olmadığını, müvekkili şirketin takdirine göre belirlenen bir ödül olduğunu, sözleşme gereğince tüm giderlerden davacının sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından 13.02.2018 tarihinde ıslah harcı yatırılarak, maddi tazminat tutarının 69.694,05 TL olarak ıslah edilmiş olduğu görülmektedir.

GEREKÇE:

Dava, acentelik sözleşmesinin haksız fesih edilmesi nedeniyle doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir.

İhtilaf, davalı tarafından haklı nedenle fesholunduğu iddia olunan Sigorta Acentelik Sözleşmesi'nin haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacı acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı olup olmadığı ve varsa miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır.

Davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisi sigorta acenteliği ilişkisidir. Bu nedenle tarafların hak ve yükümlülüklerinin ve davacı acentenin denkleştirme tazminatı talebinin öncelikle özel kanun niteliğindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23. maddesine göre bu kanunda hüküm bulunmaması halinde m. 23/son hükmünün atfı nedeniyle genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK'da acentelik ilişkisinin düzenlendiği m. 102-123'e göre çözülmesi gerekir.

Sigorta acentelerinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle talep edebileceği porföyü (denkleştirme) tazminatı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesinde; “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenlenmiştir. Düzenleme kapsamında sigorta acentelerinin porföy tazminatı talep edilebilmesi için gerek ilk şart, sigorta acentesinin acentelik ilişkisinin başlamasından sonra yeni müşteriler bulmuş olması, ikinci şart, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da müvekkilin önemli menfaatler elde ediyor olması üçüncü şart ise somut olayın olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesidir.

Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K. Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı), diğer taraftan 23/16 hükmü uyarınca tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Mahkememizin bozma öncesi, 2014/... E. 2018/... K. 03.07.2018 tarihli Kararında; “Davanın kısmen kabulüne, 34.956,01 TL denkleştirme tazminatı ve kapatılma masrafının 18.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair tazminat isteminin reddine, manevi tazminat talebinin reddine...” dair verilen karar İstanbul BAM 14. HD 2018/2322 E. 2020/1215 K. 20.11.2020 tarihli ilamı ile bozulmakla dosya mahkememizin yukarıda belirtilen sırasına kaydedildi.

İstanbul BAM 14. HD 2018/2322 E. 2020/1215 K. 20.11.2020 tarihli kaldırma ilamında, "İlk derece Mahkemesince, davalı ve davacının ticari defterlerinin incelenmesi hususunda bilirkişi raporu alındığı, alınan raporda TTK nın 122. Maddesi uyarınca son beş yılın ortalaması alınarak yıllık komisyon gelir ortalaması bulunmak suretiyle denkleştirme alacağının üst sınırı hesabının yapıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince doğrudan beş yıllık gelir ortalaması belirlenip hüküm altına alınmıştır. Oysa, denkleştirme alacağının hesabında öncelikle, acentenin -göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç- faaliyete başladıktan sonra oluşturulan yeni müşterilerin sayısal ve diğer verilerle ortaya konulması, yani davacının davalıya kaç adet ve hangi sigorta alanlarında yeni müşteri kazandırdığının somut olarak sayısal verileriyle ortaya konulması, bundan sonra acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden davalının elde ettiği/elde etmesi muhtemel gelirlerin, yani davacının oluşturduğu bu yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybının ne olduğunun somut verilere dayanılarak açıklanması, gerek davalının elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının bir yıllık miktarının hesaplanması, bundan sonra yeni müşteri çevresinin davalıyla ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının tahmin edilmesi, bu verilerle davalının yeni müşteri çevresinden elde edeceği menfaatin yıllık miktarının hesaplanması, daha sonra yıllık müşteri azalma oranının somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi, yıllık azalma oranı dikkate alınarak, davalının yeni müşteri çevresinden elde edeceği menfaatin yeni müşterilerin devam edeceği toplam süre için toplam parasal değerinin hesaplanması, bulunan bu ham alacak üzerinden davacıya peşin ödeme yapılacağı dikkate alınarak, faiz indirimi yapılmak suretiyle davacının denkleştirme tazminatı alacağı miktarının belirlenmesi, ardından hakkaniyet denetimi yapılarak ve üst sınır dikkate alınmaksızın somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet ilkesi gereğince yukarıdaki şekilde belirlenen alacak tutarında indirim veya artırım yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi, son aşamada yukarıdaki şekilde hesaplanan denkleştirme alacağının yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenmesi gerektiğinden; TTK nın 122/2.maddesi dikkate alınarak acentenin sözleşme süresi içinde kalan son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasının hesaplanması suretiyle denkleştirme tazminatının üst sınırı belirlendikten sonra üst sınır denetiminin yapılması suretiyle davacının varsa portföy tazminatı alacağının net olarak ortaya konulması gerekir. Üst sınır belirlenmesinde fiilen uygulanmış olan komisyon oranlarının yani fiilen gerçekleşmiş olan gelirin esas alınması gerekir. İlk derece mahkemesince, doğrudan beş yıllık ortalama esas alınarak düzenlenen bilirkişi hesaplaması esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Davacının diğer taleplerinin ret gerekçeleri de denetlenememektedir. Davalının sözleşmeyi haksız feshi iddiasıyla davacının, başlanmış ve kısa süre içinde tamamlanacak işler nedeniyle yoksun kaldığı gelir kaybı talebinin, Sigortacılık Kanunu” nun 23/15.maddesindeki “(15) Sigorta acentesi, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde, sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanır.” hükmü ile TTK nın 121/5. maddesi uyarınca portföy tazminatından ayrı olarak ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece, bu tazminat kalemi değerlendirilirken davacının başladığı ancak haksız fesih nedeniyle tamamlayamadığı işler bulunup bulunmadığı denetlenebilir bir şekilde ortaya konulmadan talebin reddine karar verildiği görülmektedir.Davacının eksik ödeme nedeniyle komisyon alacağı talebinin ve komisyon oranlarının tek taraflı olarak düşürülmesi nedeniyle oluşan gelir kaybı talebi hakkında bilirkişi tespitlerinin de yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır...” şeklindeki gerekçe ile önceki karar kaldırılmıştır.

Kaldırma kararı öncesi Mahkememizce ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkemece resen atanacak bir hesap bilirkişi ile inceleme yaptırılarak iddia olunan tamamlanmamış işler ile kısa sürede yapılacak işler karşılığı uğranılan zarar ve haksız fesih sebebiyle portföy ve denkleştirme tazminatlarının eksik ödenen komisyon miktarının tespiti için talimat yazılmış olup, mali müşavir ... tarafından sunulan bilirkişi raporunda, “Komisyon oranlarının tek taraflı olarak indirilip indirilemeyeceği ve hesaplamada hukuken hangi komisyon oranlarının dikkate alınacağı hususundaki takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğu, denkleştirme tazminatı hesabı bakımından davacının fesih tarihinden geriye doğru son beş yıllık komisyon kazancının | yıllık ortalamasının; Trafik komisyon oranları 9610 olarak dikkate alındığında 34.605,85 TL olduğu, Trafik komisyon oranları 9617 olarak dikkate alındığında 37.193,36 TL olduğu, Mahkemece şayet trafik branşına ait komisyon oranlarının indirilmesinin hukuken haksız olduğu kanaatine varılır ise davacının komisyon oranının indirilmesinden kaynaklanan 2011- 2012-2013 yıllarına ait toplam komisyon geliri kaybının 12.937,53 TL olarak hesaplandığı, davacının fesih tarihinden geriye 1 yıllık portföyü ve komisyon geliri ile fesih tarihinden sonraki bir yıllık portföyü ve komisyon geliri karşılaştırıldığında davacının portföy kaybının 19.213,00 TL olarak hesaplandığı, Rapel ve ek komisyon alacağının bulunup bulunmadığı ve bu alacakların tahakkuk ettirilmeme sebebi olarak davacı tarafından gösterilen muallak hasar yönünden davalı şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiği, Rapel ve ek komisyon alacağı belirlendiği takdirde bulunacak yıllık rapel ve ek komisyon alacağı tutarının denkleştirme tazminatı hesabı bakımından | yıllık ortalama gelir rakamına ayrıca eklenmesi gerektiği, TTK 121/4.maddesi uyarınca tamamlanamamış işler karşılığı uğranılan zarar olup olmadığına ilişkin inceleme ve hesabının davacı kayıtlarından yapılamadığı ve davalı kayıtlarının incelenmesi gerektiği, Acenteye hesaplarına kapatılma masrafi olarak yansıtılan bedelin 350,16 TL olduğu” kanaati bildirilmiştir.

Mahkememizce görevlendirilen Hukuk ve Ceza bilirkişisi ... tarafından sunulan 08.11.2017 tarihli Bilirkişi Raporu' nda bilirkişi, davalı ... Sigorta A.Ş. nin Davacı şirket ile müştereken hazırlayıp imzaladıkları “Acentelik Sözleşmesi” feshinin haklı nedenlere dayanmadığı, zira davalı şirketin rapor ekinde takdim edilen belgelerinde ve yine raporumun inceleme ve tespitler/2 de belirtildiği gibi gerçekleştirilmesi istenen hedef miktarı muallak olduğu gibi ayrıca davalıya ait ilişikte sunulan mali tablosundan davacının 31.07.2013 tarihli yazıda kendisinden istenen 215.808,00 TL hedefi fazlasıyla 235.469,00 TL olarak gerçekleştirdiği tespit edilmektedir, davalı tarafın, davalının ürettiğini beyan ettiği primlerinden daha fazla olarak hesaplarında prim kaydı bulunduğu ve üretilen primlere ait komisyonların tamamını ödediği de tespit edildiğinden davacının “Rapel ve Ek Komisyon” alacağının bulunmadığı ancak Davacının 12.000,00 TL maddi 2.000,00 TL Manevi tazminat talebi ile 21.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan komisyon geliri ile portföy kaybının ve hesap kapama masrafı toplamı alacaklı olduğu” kanaati bildirilmiştir.

Usul ve yasaya uygun kaldırma ilamı doğrultusunda, Mahkememiz dosyası bilirkişi incelemesi için Sigorta Hukuku Uzmanı bilirkişi ...ve Muhasebe-Finans Uzmanı ...'na tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti 28/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında akdedilen 20.01.2000 tarihli Acentelik Sözleşmesi” nin mevcut olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından keşide edilen ... 11. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile davacı acenteye 20.01.2000 tarihli acentelik sözleşmesinin, karşılıklı olarak mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilememesi ve bu konuda yapılan...tarih ... referans 'numaralı uyarılara rağmen bir iyileştirme görülmemiş olması nedeniyle feshedilmiş olduğu, davalı Sigorta Şirketi tarafından gerçekleştirilen feshin TTK.'nun 121/1 maddesi ve Acentelik Sözleşmesinin 22. Maddesi hükmüne uygun olarak yapılmadığı feshin “acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması” kapsamında değerlendirilmeyeceği ve bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olamayacağı ve bu hallerin gerekçe gösterilmek suretiyle acentenin denkleştirme talebinin yok sayılamayacağı, (TTK. Md./122/1- 4. Fıkra hükmüne göre)”denkleştirme talebinden önceden vazgeçilemeyeceği , yapılan açıklamalar mevcut veriler üzerinden elde edilen üretim sonuçları çerçevesinde; davacı acentenin, denkleştirme talebi/portföy tazminatı istemine ilişkin TTK 122/1 maddesinin (a) fıkrasına göre acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen poliçeler üzerinden davalı sigorta şirketinin kayda değer bir menfaat elde ettiğinin söylenebileceği TTK.122/1 (c) fıkrasında yer alan “Somut olayın - özellik ve - şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. “hükmü de dikkate alınarak bu kapsamda hakkaniyet gereği davacı acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği, davacı şirket kayıtlarında son beş yılı kapsayan yıllar itibarıyla tespit edilen, davalı şirketten elde edilen komisyon geliri toplamının 173.029,26 TL olduğu, davalı şirketin kayıtlarına göre; davacı acentenin son beş yılı kapsayan 2009 - 2013 yılları içerisinde 174.486,74 TL Komisyon geliri hak etmiş olduğu, davacının fesih tarihinden geriye | yıllık portföyü ve komisyon geliri ile, fesih tarihinden sonraki bir yıllık portföyü ve komisyon geliri karşılaştırıldığında, davacının portföy kaybının 28.817,49. TL olarak hesaplandığı, Portföy kaybı hesabında üst sınır denetimi için gerekli olan son beş yıllık üretim ve komisyon kazancı bakımından, yıllık kazanç ortalaması; sözleşmede yazılı olan 9617 komisyon oranı dikkate alındığında ortalama yıllık komisyon geliri (üst sınır) : 37.193,36'TL, davacı tarafından tek taraflı olarak indirilen komisyon oranı olan 9610 oranı dikkate alındığında ortalama yıllık komisyon geliri (üst sınır) : 34.605,85. TL, komisyon oranlarının tek taraflı olarak indirilip indirilemeyeceği ve hesaplamada hukuken hangi komisyon oranlarının dikkate alınacağı hususundaki takdir ve değerlendirmenin Mahkemenize ait olmakla birlikte, yukarıda hesaplanan portföy kaybı tazminatının, her iki üst sınır rakamının da altında ve hukuka uygun olduğu, sözleşmede yazılı olan Trafik ZMSS sigortası branşına ait komisyon oranlarının tek taraflı olarak indirilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılır ise, davacının komisyon oranının indirilmesinden kaynaklanan komisyon farkı kaybının 2.587,51. TL olduğu, Sigortacılık Kanunu 23/15 ve TTK.121/4. Maddesi uyarınca tamamlanamamış işler karşılığı uğranılan zararın asgaride Aralık 2013 yılında poliçeleşmeyen tekliflerden elde edilecek komisyon tutarı olarak belirlenen 3.455,19. TL olacağı, acenteye hesaplarına kapatılma masrafı olarak yansıtılan bedelin 350,16. TL olduğu ve davalıdan tahsili gerekeceği hususunda görüş bildirmişlerdir.

Türk Ticaret Kanununun 133 üncü maddesi ; “Muayyen olmayan bir müddet için akdedilmiş olan acentelik mukavelesini taraflardan herbiri üç ay önce ihbar etmek suretiyle feshedebilir; mukavele ile bir müddet tayin edilmiş olsa dahi muhik sebeblerden dolayı akit her zaman fesih olunabilir. Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması halinde Borçlar Kanununun 397nci maddesi tatbik olunur.” hükmünü havidir.Fesihten sonraki komisyon alacağına ilişkin düzenleme (tazminat borcu) adı altında TTK'nun 134. maddesinde yer almakta olup buna göre Acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde TTK'nun 134 .maddesi hükmüne göre gerek Acente gerekse Sigorta Şirketinin birbirinden tazminat isteme hakkı doğacağı kabul edilmiştir.

Kanunun bu husustaki hükmü “Muhik sebeb olmadan veya üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur. Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminat acenteye veya yukardaki hallere göre onun yerine geçenlere verilir.” şeklinde olup, konuya ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.5.1996 tarihli E.1996/2189, K/1996/3335 sayılı kararında, TTK 134.maddesine göre Acentenin ancak sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi halinde tazminat isteyebileceği belirtilmiştir.

BAM kaldırma kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde, davacı acentenin 08/01/2000 tarihinde davalı sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi imzalamak sureti ile ilk defa acentelik faaliyetinde bulunduğu, davacının bu tarihten önce sigorta acenteliği faaliyeti bulunduğu iddia edilmediği ve savunulmadığı gibi dosyada daha önce acentelik faaliyeti yapıldığına ilişkin bir delilinde sunulmadığı, davacı acentenin tüm müşteri portföyünün “faaliyete başladıktan sonra oluşturulan yeni müşteri” statüsünde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle BAM kaldırma kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde, acentenin tüm portföyünün yeni kazandırılan müşteri olarak dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davacı acente tarafından Mali incelemeye esas olmak üzere sunulan son beş yıllık poliçe üretim listesi kayıtlarında tespit edilen yıllar itibarıyla gerçekleşen Brüt Prim ve Komisyon Geliri tutarlarının incelenmesinde, davacı Acentenin fesihten önceki son 5 yıldaki müşteri adedi 829 kişi olarak listelendiği, 829 Müşteri İle Son 5 Yılda (Fesih Öncesi Son 5 Yılda Üretim Ve İptal Rakamları Toplamı) 5.005 Adet Primli Poliçe İşlemi Yapıldığı toplam işlem adedinin 5.332 olduğu , 5.005 Adet Poliçe İçin Net Primi 1.205.065,31 TL, Brüt Primi 1.281.330,76 TL Komisyon Tutarının 173.029,26 TL olduğu, davalı şirket kayıtlarında da, yıllar itibarıyla tespit edilen, davacı şirketin elde ettiği komisyon geliri toplamının 174.486,74 TL olduğu tespit edilmiştir.

Acentelik sözleşmesi, sona ermesine rağmen, acentenin işletmeye bağladığı müşterilerin sağladıkları kazançtan doğan komisyonlarını, yani acente ücretini aynen talep etmesine imkân vermez. Fakat acentenin faaliyeti dolayısıyla işletmenin müşteri çevresini genişletmesi veya büyütmesi gerekçesiyle müvekkile sağlanan devamlı nitelikteki kazançtan münasip bir miktarının, bir sözleşme sonu akçesi olarak acenteye ödenmesi anlamını taşımaktadır. Acentelik sözleşmesi süresinde acentenin emeği sonucu, ortaya ekonomik değeri olan bir müşteri çevresi çıkar. Sözleşme döneminde acente ve müvekkilinin birlikte yararlandıkları bu ekonomik değer sözleşmenin sona ermesi ile müvekkilde kalmakta olup, Acentenin ise, bu çevreyle devam eden ticari ilişkilerden kaynaklanan ücret hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Bu noktada ücret hakkı düzenlemesinin Acente aleyhine yarattığı menfaat dengesizliğini, “Acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetme: kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” denilmek suretiyle, bu durumlarda acentenin tazminat talebinde bulunabileceği, taraflar arasında düzenlemiş olan acentelik sözleşmesinin sonlandırması halinde “hakkaniyet gereği” tazminat talebinin söz konusu olabileceği kabul edilmiştir. Bu bağlamda acentelerin, sigorta şirketinden “Portföy Tazminatı” talebinde bulunmasının mümkün olacağı kabul edilmiştir.

Somut olaya dönüldüğünde, Trafik Sigortalarında sözleşmede yazılı olan %17 komisyon oranı üzerinden yapılan hesaplamada son beş yılın ortalaması alınarak yapılan hesaplama uyarınca yıllık komisyon geliri ortalamasının üst sınırının 37.193,36 TL olduğu tespit edilmiştir. Sigorta kuruluşu tarafından yapılan tek taraflı %10 oranında yapılan indirim sonucu yapılan hesaplamaya göre davacının yıllık komisyon geliri ortalamasının 34.605,85 TL olduğu tespit edilmiştir. Sözleşmede yazılı olan Trafik ZMSS sigortası branşına ait komisyon oranlarının tek taraflı olarak indirilmesini haklı kılabilecek dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, taraflar arasında da sonradan bu yönde yapılan yazılı bir anlaşmaya rastlanılmadığından, hukuka aykırı olduğu kanaati ile davacının komisyon oranının indirilmesinden kaynaklanan komisyon farkı kaybının 2.587,51 TL olacağı sonucuna varılmıştır.

Acentenin fesih tarihindeki anlık müşteri (sigortalı) sayısının 380 olduğu, bu 380 Müşteri (sigortalı) için kesilen toplam poliçe adedinin ise 878 adet olduğu, davacı acentenin 2013 yılında iki ayrı sigorta şirketinden ( ... Sigorta A.Ş ve ... Sigorta A.Ş) Acenteliğinin devam etmekte olup, davalı .... Sigorta A.Ş' nden olan acenteliğinin davacı şirketin acentelik sözleşmesini 2013 yılı sonunda feshedildiğinden ve fesihten sonra sadece dava dışı .... (...) ... Sigorta A.Ş acenteliğinin devam ettiği anlaşıldığından, fesihten önceki bir yıllık komisyon geliri ile, fesihten sonraki bir yıllık komisyon geliri hesaplanırken bu iki şirketten yaptığı üretim ve kazançlar dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda; fesihten geriye 12 aylık döneme ilişkin davacının son 1 yıllık komisyon geliri toplamının 50.562, 19 TL olduğu, fesihten ileriye yönelik 12 aylık döneme ilişkin komisyon gelirinin ise %10 iskontolu tutarla birlikte 21.744,70 TL olduğu, buna göre davacının Portföy kaybı tutarının 50.562, 19 -21.744,70 = 28.817,49 TL olabileceği kanaatine varılmıştır.

Teklif aşamasında kalan işler-başlamış işlerin tamamlanamaması nedeniyle doğan zarar talebi bakımından yapılan hesaplamada, davacı acentenin aynı zamanda davalının fesihten önceki dönemde pek çok poliçe teklifini kabul etmediğini teklif aşamasında kaldığını, bu nedenle yeterince üretim yapamadığını ve zarara uğradığını iddia etmiş olup, Aralık 2013 ayındaki poliçeleşememe olgusunun , davacının tek taraflı bir biçimde üretim ekranını kapatmasına bağlanması nedeniyle Aralık 2013 ayına ilişkin poliçe tekliflerinden kazanılması beklenen 3.455,19. TL komisyon tutarının, TTK 121/4 maddesine göre başlamış işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğranılan zarar kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.

Ayrıca acenteye, hesaplarına kapatılma masrafı olarak yansıtılan bedelin 350,16 TL olduğu, bu bedelin de davalıdan tahsil edilebileceği sonucuna varılmıştır.

Dosya kapsamı, ihtarnameler ve denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere TTK.'nun 121/1 maddesi ve Acentelik Sözleşmesinin 22. Maddesi hükmüne uygun olarak yapılmadığı feshin “acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması” kapsamında değerlendirilmeyeceği ve bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olamayacağı ve bu hallerin gerekçe gösterilmek suretiyle acentenin denkleştirme talebinin yok sayılamayacağı, (TTK. Md./122/1- 4. Fıkra hükmüne göre)”denkleştirme talebinden önceden vazgeçilemeyeceği , yapılan açıklamalar mevcut veriler üzerinden elde edilen üretim sonuçları çerçevesinde; davacı acentenin, denkleştirme talebi/portföy tazminatı istemine ilişkin TTK 122/1 maddesinin (a) fıkrasına göre acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen poliçeler üzerinden davalı sigorta şirketinin kayda değer bir menfaat elde ettiğinin söylenebileceği kanaatine varılmakla, davacı şirket kayıtlarında son beş yılı kapsayan yıllar itibarıyla tespit edilen, davalı şirketten elde edilen komisyon geliri toplamının 173.029,26 TL olduğu, davalı şirketin kayıtlarına göre; davacı acentenin son beş yılı kapsayan 2009 — 2013 yılları içerisinde 174.486,74 TL Komisyon geliri hak etmiş olduğu, davacının fesih tarihinden geriye 1 yıllık portföyü ve komisyon geliri ile, fesih tarihinden sonraki bir yıllık portföyü ve komisyon geliri karşılaştırıldığında, davacının portföy kaybının 28.817,49. TL olarak hesaplandığı, Portföy kaybı hesabında üst sınır denetimi için gerekli olan son beş yıllık üretim ve komisyon kazancı bakımından, yıllık kazanç ortalamasının; Sözleşmede yazılı olan %17 komisyon oranı dikkate alındığında ortalama yıllık komisyon geliri (üst sınır) : 37.193,36 TL olduğu, davalı tarafından tek taraflı olarak indirilen komisyon oranı olan %10 oranı dikkate alındığında ortalama yıllık komisyon geliri (üst sınır) : 34.605,85. TL olduğu, yukarıda açıklanan gerekçe mucibince komisyon oranının tek taraflı indirilmesinin hukuka uygun olmadığı dolayısı ile davacının komisyon oranının indirilmesinden kaynaklanan komisyon farkı kaybının 2.587,51 TL olacağı,Sigortacılık Kanunu 23/15 ve TTK.121/4. Maddesi uyarınca tamamlanamamış işler karşılığı uğranılan zararın asgaride Aralık 2013 yılında poliçeleşmeyen tekliflerden elde edilecek komisyon tutarı olarak belirlenen 3.455,19. TL olacağı, Acenteye hesaplarına kapatılma masrafı olarak yansıtılan bedelin 350,16. TL olduğu ve bu bedelin de davalıdan tahsili gerekeceği, dolayısı ile yasal üst sınırı aşmayan toplamda 35.210,35 TL denkleştirme/Portföy tazminatı ve kapatma masrafının 18/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğine karar vermek gerekmiştir. Bilindiği üzere sorumluluk alanında, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan manevi tazminat talebi de bir sözleşme ihlâli dolayısıyla, bir kimsenin/keza tüzel kişiliğin ticari itibarına yönelik kişilik haklarının zarar görmesi neticesinde, bu kimsenin TBK m. 114/f. 2’nin atfı gereğince kişilik haklarında oluşan manevi zararın giderilmesini istemesi mümkündür. Zira bu hüküm gereğince, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanabilecektir. Somut olayda da davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 13 yıl süreli uzun bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu, davacı acentenin rapor kapsamından da anlaşıldığı üzere 08/01/2000 tarihinde davalı sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi imzalamak sureti ile ilk defa acentelik faaliyetinde bulunduğu, acentenin kendi çabası ile oluşturduğu yeni müşteri çevresinden davalının haksız fesih nedeni ile davacının müşterilerine ve ticari çevresine karşı itibar kaybına uğrayabileceği gözetilerek talep edilen miktar da dikkate alındığında manevi tazminat koşullarının oluştuğu, bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile, 35.210,35 TL denkleştirme/Portföy tazminatı ve kapatma masrafının 18/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 TL manevi tazminatın 18/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

  1. Davanın KISMEN KABULÜ ile 35.210,35 TL denkleştirme/Portföy tazminatı ve kapatma masrafının 18/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİN REDDİNE,

  2. 2.000,00 TL manevi tazminatın 18/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Kabul edilen maddi tazminat talepleri yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesaplanan 2.405,22 TL nispi karar harcı ile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 269,80 TL maktu karar harcı toplamı 2.675,02 TL harçtan 239,10 TL peşin harç ile 985,28 TL ıslah harcının mahsubu ile noksan kalan 1.450,64 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  4. Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  5. Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  6. Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

  7. Davacı tarafından yapılan toplam 5.118,45 TL yargılama giderinden davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.656,55 TL yargılama gideri, 239,10 TL peşin harç, 985,28 ıslah harcı, 25,20 TL başvuru harcı toplamı 3.906,13 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

  8. Gider avansının kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/12/2023

Katip Hakim

e-imza e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbul(AcentelikSözleşmesindengerekçehükümsavunmaKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim