İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/864 E. 2023/790 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/864
2023/790
14 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/864
KARAR NO : 2023/790
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2018
KARAR TARİHİ : 14/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve karşı davaya ilişkin yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... şirketinin dünya çapında endüstriyel ürünlerin üretimini ve dağıtımını yapan şirketler grubunun bir parçası olduğu ve İngiliz Kanunları uyarınca kurulu bir şirket olduğu, davacı şirketin dahil olduğu şirketler grubuna bağlı bir şirket olan ve ... Kanunları uyarınca kurulmuş... Şirketinin şirketler grubuna dahil bağlı şirketler adına üretimi yapılan endüstriyel ürünlerin satış ve tedarikinin gerçekleştirilebilmesi için çerçeve nitelikli distribütörlük sözleşmeleri akdettiğini, söz konusu distribütörlük sözleşmeleri uyarınca distribütör, ürünleri sözleşmede gösterilen bağlı şirketlerden satın almakta ve yeniden satış yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin bağlı şirketleri ile distribütör arasında basit bir alım-satım sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu ve ilgili ürünlerin distribütör tarafından yeniden kendi müşterilerine satıldığını, müvekkili şirketin bağlı şirketi konumunda bulunan ... Şirketinin 15 Haziran 2014 tarihinde davalı şirket ile çerçeve nitelikte bir distribütörlük sözleşmesi akdettiğini, sözleşme uyarınca ... bağlı şirketleri adına hareket ettiğinden satış ve dağıtım yapılacak ürünlerin davalı şirketi müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, davacı ile davacı arasında yazılı bir sözleşme olmaksızın faturaya dayalı ticari ilişki bulunduğunu, söz konusu ilişki kapsamında müvekkili şirketin asli ediminin siparişe konu ürünlerin tedarik edilmesi, davalı şirketin ediminin ise ürün bedellerini vadesinde müvekkile ödenmesi olduğunu, davalı şirketin haklı bir neden bulunmaksızın asli yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin tahsil edemediği alacakların icra aracılığıyla tahsili için davalı hakkında ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 198.687,04 USD karşılığı 778.217,40 TL tutarındaki alacağı tahsili için başlatılan takibe davalı tarafından 09/04/2018 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, zira davalı şirketin yazılı bir sipariş formunu müvekkil şirkete iletmesi suretiyle satın almak istediği ürünleri bildirdiğini, müvekkili şirketin irsaliye karşılığında ürünleri davalıya teslim ettiğini, bu çerçevede 2016 yılı içerisinde davalının 12 farklı sipariş formu ile çeşitli malların tedariğini talep ettiğini, müvekkilinin sipariş formlarındaki ürünleri davalıya teslim ettiğini ve 12 adet fatura düzenleyerek toplam bedeli 210.935,04 USD tutarlı faturanın davalı şirkete iletildiğini, davalı şirketin söz konusu faturalara istinaden 11/07/2016 tarihide 10.000,00 USD tutarlı ödeme yaptığı ve 13/11/2016 tarihli 2.248,00 USD tutarlı iade faturası düzenlediği, bunların mahsubu sonrası davacının bakiye alacağının 198.687,04 USD olduğu faturaların üzerinde ödeme tarihlerinin yer aldığı vadelerinin geçmesi ile temerrüte düştüğü davalının takibe itirazının kötü niyetli olduğu belirtilerek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Davacı vekili 26/09/2018 tarihli dilekçe ile varsa eksik harcın depo edilmesi için taraflarına süre verilmesi isteminde bulunup mahkememizce resen TCMB gösterge niteliğindeki Merkez Bankası kurları UYAP'tan dosya içine alınmış ve dava tarihi itibariyle USD efektif satış kuru dikkate alınarak harca esas değerin 6.1445 X 198.687,07 USD = 1.220.832,51 TL olduğu tespit edildiğinden davacı vekiline süre verilmesine gerek kalmaksızın eksik yatırılan 11.453,02 TL'nin depo edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sözleşme kapsamında davacı şirketten öncelikle 300.000,00 USD komisyon alacağı bulunduğu, müvekkili şirket ile davacının dahil olduğu şirketler grubundan ... arasında15/06/2014 tarihinde distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin daha sonra 01/04/2017 tadil metni ile tadil edildiğini, davacının kabulünde olduğu üzere söz konusu üçlü yapıda müvekkili şirketin ... tarafından üretilen ürünlerin distribütörlüğünü ifa ettiğini, davacının Türkiye distribütörü olan müvekkili şirketin sözleşme kapsamında satış hedeflerini layıkıyla yerine getirdiğini buna rağmen davacının ürün temin etmeyi durdurduğunu, davacının komisyon alacağını ödemeyerek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, dava dilekçesi ekinde davacı delili olarak yer aldığı üzere 17/02/2017 tarihinde müvekkili şirkete e-posta gönderildiği ve e-postada faturalara istinaden 198.687,04 USD borcun olduğunun bildirildiğini, anılan e-postaya karşı vekil şirket tarafından 23/02/2017 tarihinde cevap yazısı gönderildiğini ve cevap yazısında davacının alacaklarının komisyon alacaklarından mahsup edilmesinin kabul edilebileceğinin bildirildiğine, müvekkilinin ...A.Ş'ye yapılan satışla ilgili 250.000,00 USD, Tanap ile davacı arasında ürün satışına ilişkin anlaşmadan dolayı 50.000,00 USD komisyon alacaklarının bulunduğunu, ... isimli iki ayrı müşteriye yapılacak satış süreçleri devam ederken ürün tesliminin durdurulması uğrattığı kar kaybı nedeniyle 60.000,00 USD 'lik zararının davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davacının alacaklı değil borçlu olduğunu takip başlatmakla kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ekinde sunduğu KARŞI DAVA dilekçesinde özetle; Davacı karşı davalı şirketin sözleşmenin 21/A maddesi uyarınca müvekkiline ödemesi gereken komisyon bedellerini ödemeyerek sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkili şirketin aracığıyla yapılarak tamamlanan ...A.Ş'ye yapılan satışa ilişkin 250.000,00 USD komisyon alacağı bulunduğunu, ...A.Ş arasında ürün satışına ilişkin anlaşmanın 2016 yılı Temmuz ayında tamamlandığını, müvekkiline 50.000,00 USD komisyon ödeneceğinin ...direktörlerinden ...'in teyit ettiğinin, ancak komisyon bedellerinin gerekçe göstermeksizin ödenmediğini, davacı karşı davalının dava dışı ...A.Ş ile ...A.Ş şirketlerine teslim edilmesi gereken ürünlerle ilgili daha önce hiç talep edilmediği şekilde peşin ödeme yapılmasının talep edildiği, müşteriler ile anlaşması tamamlanmış olmasına rağmen davacı karşı davalının peşin ödeme talebi kabul edilmediğinden ürün teslimlerinin yapılmadığının, teslimi yapılamayan satışlar sebebi ile müvekkilinin 60.000,00 USD kar kaybının oluştuğunu, müvekkili şirketin şimdilik 5.000,00 USD komisyon alacağı ile 1.000,00 USD mahrum kaldığı karın davacı karşı davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Karşı davada ileri sürülen alacak taleplerinin bir kısmının muhatabının müvekkili şirket olmaması nedeniyle takas, mahsup ve bağlantının mevcut olmadığını, karşı dava taraflarının oluşmadığının, komisyon alacağı bakımından tahkim ve uluslararası yetki itirazlarının bulunduğunu, kar kaybı taleplerinin bakımından ise HMK 132. maddesinde kapsamında karşı dava şartının bulunmadığının, müvekkilinin 15/06/2014 tarihli distribütörlük sözleşmesi tarafı olmadığını, komisyon alacağının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı ve davalı arasında faturaya dayalı, basit bir ticari ilişki olduğunu, distribütörlük ilişkisinin ise dava dışı ... ile davalı karşı davacı arasında bulunduğunu müvekkilinin... şirketlerinden yalnızca bir tanesi olduğunu ilgili yapı altında farklı ülkelerde kurulmuş ve faaliyet gösteren farklı grup şirketleri bulunduğunu, organizasyon şemasının dilekçe ekinde sunulduğunun, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, ... Projesini yürüten ve ... ile sözleşmeyi imzalayan şirketin dava dışı ... unvanlı Kore şirketi olduğunu, bu şirketin ayrı bir tüzel kişi olduğunu, davalı karşı davacının dayanmış olduğu delillerin dahi komisyon alacağının muhatabının müvekkili şirketi olmadığını gösterdiğini, ... A.Ş 'nin projesini anahtar teslim olarak devrettiği ...şirketi tarafından ... unvanlı ... şirketine verildiğini, anılan şirketin taraf olmaması sebebiyle siparişlerin verildiği şirketin grup şirketi olan... şirketi olması sebebiyle müvekkiline husumet yönetilemeyeceği, davalı karşı davacının dayandığı sözleşmede müvekkilinin taraf olmaması sebebiyle taleplerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyecek oluşu bir yana bırakıldığında davalı karşı davacının dayanmış olduğu sözleşmeni 27. maddesinin tahkim şartının bulunduğunu ve sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıkların .. 'de tahkim yoluyla çözüme kavuşturulması gerektiği, Türk Mahkemelerinin Milletler Arası Yargı yetkisine haiz olmadığı, bu sebeplerle komisyon alacaklarından kaynaklı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı karşı davacının sözde mahrum kalınan kar taleplerinin dava dışı ... San. Ve ... şirketlerinden verilen ve sonra iptal edilen siparişlerden kaynaklandığı iddia edilmiş olup, davalı karşı davacı 198,687,04 USD tutarlı borcun ödenmediği yeniden sipariş verildiğine müvekkilin haklı olarak siparişi tedarik etmediğini, davalı karşı davacının önceki sipariş bedellerini ödemeden yeni siparişler verdiğini, bunun üzerine ...'nin finans departmanı yetkililerden ... tarafından davalı karşı davacı temsilcisine 01/12/2016 tarihinde faturaların ödeme vadelerinin geçtiğinin bildirildiğini, buna rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine 17/02/2017 tarihinde resmi kanallardan fatura bedellerinin ödenmesinin talep edildiği davalı karşı davacının 3 Mart 2012 tarihli yazı ile edimlerini ihmal ettiği ve temerrütü düştüğünün bildirildiği, sözleşmenin 13. ve 16. maddelerinin kapsamında haklı bir gerekçelerinin bulunmadığı, ödemezlik definin ileri sürülebilmesi için taleplerinin muhatabının müvekkili şirketin olması gerektiği buna karşı davalı karşı davacının komisyon alacağının taraflarının farklı oluşu kar kaybı yönünden ise müvekkili şirketin ödemezlik defini ileri sürmesi sebebiyle tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, davanın belirsiz alacak olarak açılmasında davalı karşı davacının hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
...A.Ş. ve ... A.Ş.'ye müzekkere yazılarak sipariş içerikleri ve miktarlarının tespitine ilişkin bilgi ve belgelerin gönderimi istenmiş yine ...A.Ş.'ye müzekkere yazılarak ... şirketi üzerinden alım miktarlarının bildirilmesi istenmiş ve... İletişim A.Ş'ye müzekkere yazılarak... firmalarından yapılan alım miktarlarının bildirilmesi istenilmiş, müzekkere cevapları dosya içine celp edilmiştir.
Asıl davada takibe dayanan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve taraf defterlerine göre davacının davalıdan hangi fatura nedeniyle hangi miktarda alacaklı olduğu konusunda ve karşı dava yönünden davacının dayandığı sözleşme hükümleri ve içerikleri ile mail yazışmaları incelenerek asıl davada davacı şirket yönünden bağlayıcı olup olmadığı, karşı davacının komisyon alacağının ve kar mahremiyetine ilişkin zararının bulunup bulunmadığı konusunda bir mali müşavir bilirkişi ile nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi yönlendirilerek tarafların ticari defter ve belgelerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ... ile nitelikli hesaplamalar alanında uzman ... tarafından düzenlenen 14/02/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket merkez adresinin Birleşik Krallık olması sebebiyle davacı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı karşı davalı şirketin dosyaya ibraz ettiği cari hesap ekstresi tercümesinden davacının davalıdan 198.687,04 USD alacaklı olduğu, davalı karşı davacı şirketin 2016,2017,2018,2019 yıllarına ait defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve HMK'nın 222. maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı karşı davacı şirketin kendi ticari defterine göre davacı şirkete 414.223,43 TL borçlu olduğu, taraflar arasında cari hesap farkının bulunmadığı, takibe konu faturaların tamamının davalı karşı davacı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı karşı davalının 198.687,04 USD alacaklı olduğu, ... kapsamında davalı karşı davacının komisyon alacağının olmadığı, ... Projesi kapsamında davacı karşı davalı şirkete satış bedelinin ödenip ödenmediğinin tespitinin bilirkişilerce yapılamadığı, faturaların ödenmiş olması halinde davalı karşı davacının komisyon alacağına hak kazandığının kabul edilebileceği... kapsamında... LTD'ye 25.000,00 USD bedelli... düzenlendiği bu sebeple davacı karşı davalının 25.000,00 USD lik alacağının doğduğu, dosyaya sunulan evraklarda bu servis bedelinin ödenip ödenmediğinin tespitinin yapılamadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede açıkça bir ifade belirtilmediği şirketlerin cari hesaplarının incelenmesi sonucunda ödemelerin ithalat sonrasında 1 ay sonunda davalı karşı davacı tarafından gerçekleştirildiği davalı karşı davacının 2016 yılından kalan fatura borçları dikkate alındığında davalı karşı davacının ... San. ve ... şirketleri yönünden kar kaybı talebinde bulunamayacağı görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için dosya önceki bilirkişilere tevdi edilmiş, aynı bilirkişiler tarafından sunulan 25/11/ 2020 tarihli raporda kök rapordaki görüşlerde değişiklik olmadığı belirtilmiştir.
Tarafların bilirkişi raporlarına ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi asıl dava yönünden alacak miktarlarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi heyetine distribütörlük alanında uzman bilirkişi dahil edilmek suretiyle rapor düzenlenmesi için önceki bilirkişiler ile distribütörlük ve bayilik konusunda uzman bilirkişi ...'a dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/10/2021 tarihli raporda özetle ve sonuç olarak; davacı karşı davalının, davalı/karşı davacı ile ... arasında imzalanan çerçeve nitelik arz eden uluslararası distribütörlük sözleşmesinden doğan üreticinin münferit satış sözleşmeleri akdetme borcunu ifa amacıyla davalı karşı davacı ile faturalandırma üzerinden münferit satış ilişkileri kurduğunun kabulü halinde hukuki ilişkinin bu birel sözleşmeler üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda davalı karşı davacının takas ve mahsup taleplerinin ileri sürüldüğü ... bakımından taraflar arasında söz konusu projelere ilişkin bir sözleşme ve doğmuş olduğu iddia edilen alacaklar hakkında karşılıklılık ilişkisi bulunmadığı, ...Projesine ilişkin taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedildiği bilgi ve belgesine erişilememesi sebebiyle alacak hakkı bulunmadığı, taraflar arasında münferit satış sözleşmeleri şeklinde süregelen ilişkide davalı karşı davacının ödemede geciktiği konusunda ihtilaf bulunmadığı ve davalı karşı davacının bir kar kaybının bulunmadığını, davacı karşı davalının distribütörlük sözleşmesinin tarafı olduğunun ve ... distribütörlük sözleşmesi kapsamında kurulduğunun kabulü halinde alacağı muaccel olduğunun tespiti sonrası sözleşmenin tarafı ve bağlı şirketlerden 25.000,00 USD talep edilebileceği ancak dosya kapsamından alacağın muaccel olup olmadığının tespit edilemediğini,... Projesi kapsamında sözleşme akdedildiğinin belgelendirilemediğini, bu proje bakımından alacak hakkının bulunmadığını, ... şirketleri yönünden herhangi bir kâr kaybı oluşmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 30/06/2022 tarihli duruşma ara kararı gereği taraflar arasında komisyon alacaklarının fatura alacaklarından mahsup edilmesine dair ticari uygulama bulunup bulunmadığı konusunda ve davalı/ karşı davacının vadeye ilişkin itirazları da değerlendirilerek tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle dosya yeniden son bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince 17/02/2023 havale tarihli raporda özetle ve sonuç olarak; davalı karşı davacı şirketin...A.Ş 'ne ilişkin talepleri konusunda yapılan değerlendirme sonucunda sipariş tarihi olan 26/08/2016 - 02/01/2017 tarih aralığında henüz vadesi gelmeyen faturaların bulunduğu bu nedenle davalı karşı davacının bu siparişleri asıl davada davacının mal teminini sağlayamadığı sebebiyle karşılayamadığı iddiasının kabulünün gerektiği, tarafların itirazlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği, neticesinde tüm grup şirketlerinin distribütörlük sözleşmesini müştereken ve müteselsilen ifa ettikleri ve borç altına girdiklerine dair kanaat oluşması halinde takas ve mahsup taleplerinin dikkate alınabileceğini ancak bilirkişi heyetince sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla taraflar arasında münferit hukuki ilişkiler kurulduğu yönünde kanaat oluştuğu görüşlerine yer verildiği anlaşılmıştır.
... 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında celp edilmiş, tetkikinden 198.687,04 USD (19/03/2018 tarihindeki Türk Lirası karşılığı 778.217,40 TL)'nin tahsili için 19/03/2018 tarihinde başlatılan takibe davalı tarafından süresine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Asıl dava, ürün bedellerinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ,karşı dava ise distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağı ile sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zarar istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, asıl davada davacının ürün tedariki nedeniyle 198.687,04 USD tutarlı alacağından mahsup edilebilecek komisyon borcu veya kâr kaybından kaynaklı tazminat bulunup bulunmadığı ,davacı/karşı davalı şirketin aralarında bulunduğu grup şirketlerinin bağlı olduğu ... ile davalı/ karşı davacı ...LTD. ŞTİ. arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacaklarının ve aynı sözleşmenin 29. maddesinde "bağlı şirketler" olarak tanımlanan ...' nin tedarik etmediği ürünler sebebiyle uğranıldığı belirtilen zararın, davacı/ karşı davalıdan talep edilip edilemeyeceği, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğine ilişkin itirazın yerinde olup olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmıştır.
Davacı/ karşı davalı vekili tarafından onaylı yeminli tercümesi sunulan ve davalı/ karşı davacı tarafından delil olarak dayanılan 14/06/2014 tarihli "Uluslararası Distribütörlük Sözleşme" başlıklı sözleşmenin dava dışı ... ile ... LTD. ŞTİ. arasında akdedildiği yine "Uluslararası Distribütörlük Sözleşmesinin 1 numaralı tadili başlıklı" sözleşmenin de aynı taraflar arasında düzenlendiği ve tadil sözleşmesinde; üretici ve distribütörün 15 Haziran 2014 tarihinde Uluslararası Distirbütörlük Sözleşmesini akdettikleri , üretici ve distribütörün 15 Haziran 2014 tarihli sözleşmeyi tadil etme arzusunda oldukları, aynı sözleşmenin 13. sayfasının EkA - Ürünler ve Bağlı Şirketler, B-Bölge & Pazarlar , C-Doğrudan Müşteri Hesapları ve D- Satış Hedeflerinin silinerek işbu metne ekli 13.sayfa ve EkA - Ürünler ve Bağlı Şirketler, B-Bölge & Pazarlar, C-Doğrudan Müşteri Hesapları ve D-Satış Hedeflerinin eklenerek tadil edildiği, sözleşmede ... Şirketi şeklinde yapılan tüm referansların... ile değiştirildiği, sözleşmenin diğer hükümlerinin yürürlükte kalmaya devam edeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin EkA başlıklı ekinde " Ürünler ve Bağlı Şirketler " başlığı altında "tüm modeller" kategorisi karşısında davacı şirketin ismine yer verildiği anlaşılmaktadır.
11/06/2014 tarihli sözleşmenin 29. maddesinde "bağlı şirketler" terimi ...'ın herhangi bir seviyedeki herhangi bir iştiraki dahil ... ile ortak kontrol altında bulunan şirketleri ifade eder. Bir şirket, yöneticilerinin seçiminde oy hakkına sahip olan hisse senetlerinin %50'sinden fazlasını doğrudan veya dolaylı mülkiyeti ile kontrol edilir, iş bu sözleşme ...' ın herhangi bir seviyedeki herhangi bir iştiraki lehine hüküm ifade eder ve söz konusu iştirak tarafından icra edilebilir. " hususunun karşılaştırıldığı anlaşılmaktadır.
11/06/2014 tarihli sözleşme ile 04/01/2017 tarihli tadil metninde, distribütörün, ürün tedariki nedeni ile sözleşmenin tarafına veya bağlı şirketlere yapması gereken ödemelerle ilgili vade tarihinin açık olarak belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Karşı davada davacının, komisyon alacakları yönünden davasını kısmi dava olarak ikame ettiği, yoksun kalınan kâr istemi yönünden belirsiz alacak davası ikame edilmesinde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla davacı/karşı davalının davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğine dair usule ilişkin itirazlarına itibar edilmeyerek yargılamaya devam edilmiştir.
Karşı dava yönünden davacı/karşı davalı ... Ltd. 'nin tahkim itirazı incelendiğinde;
Tahkim anlaşmasının varlığı, tarafların açık tahkim iradelerinin mevcut bulunmasına bağlıdır. Bu husus tahkim anlaşmasının esaslı unsurudur. Davanın hakemde görülmesi, istisnai bir dava yoludur. Kural, uyuşmazlığın görülmesi görevinin yetkili mahkemelere ait olmasıdır. Tarafların bu konuda açık iradeleri yoksa uyuşmazlığın hakemde görülmesi mümkün değildir.
Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 4. maddesinde ; "Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim antlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Asıl sözleşmenin bir parçası haline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması halinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır" hükümlerine yer verilmiştir.
Nitekim 6100 sayılı HMK'nın 412. maddesinde New York Sözleşmesi ve Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerine eşdeğer nitelikte düzenlemelere yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 412/1 maddesinde; "Tahkim Sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır,'' hükmü düzenlenmiştir.
Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil doğrudan doğruya Türkiye'nin tabi olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır.
Somut davada, davalı /karşı davacı tarafından delil olarak gösterilen ve tahkim şartı içeren 11/06/2014 tarihli sözleşme ile 04/01/2017 tarihli tadil metninde davacı/karşı davalı ... Ltd. 'nin taraf olmadığı, taraflar arasında tahkim şartı içeren yazılı bir belge ibraz edilemediği gibi davalı/karşı davacı şirket ile ...'nin aralarında bulunduğu grup şirketlerinin bağlı bulunduğu dava dışı ... arasındaki çerçeve nitelikteki Distribütörlük Sözleşmesinde yer alan tahkim şartının taraflar açısından da bağlayıcı olduğunun kabulü halinde dahi ; ürün bedellerinin tahsili için tahkim yoluna başvurmadan dava ikame edilmesinden sonra karşı dava yönünden tahkim itirazının ileri sürülmesi TMK' nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğundan tahkim itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle uyuşmazlık konuları ile ilgili kavramlar ve yasal mevzuat irdelenmelidir.
Türk Hukuk Lûgatında kelime anlamı “bir şahıs veya bir şeyin hâli” olarak tanımlanan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, Cilt I, s. 977), dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, Cilt I, s. 332).
Mahkemece taraflar arasındaki dava konusu hakkın esasına yönelik karar verilebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddî hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/(17)4-854 E., 2022/200 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Bilindiği üzere borç ilişkisi alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki olup, hukukî işlemden doğabileceği gibi doğrudan doğruya kanundan da doğabilir. Hukukî işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukukî ilişki meydana getirir, bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdî ilişki” denir. Sözleşme; hukukî bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder.
Borçlar Hukukunda egemen olan “sözleşmelerin nispiliği” kuralı gereğince borç ilişkilerinden doğan alacak hakkının aynî haklarla kişilik haklarının aksine, hukukî nitelikleri itibariyle nispî bir hak olması, başka bir anlatımla alacaklının bu hakkı sadece borçluya karşı ileri sürebilmesi anlamına gelir ve üçüncü kişiler, borç ilişkisi ile ilke olarak borç altına girmedikleri, bir hak kazanmadıkları için, bu hakkın onlara karşı ileri sürülebilmesi istisnaî hâller dışında kural olarak mümkün değildir. Ne var ki sözleşmelerdeki nispilik mutlak bir kural olmayıp, bu ilişkinin kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan istisnaları söz konusu olabilir.
Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının karalaştırılmasına üçüncü kişi yararına sözleşme denir üçüncü kişi yararına sözleşme 6098 sayılı TBK'nın 129. maddesinde düzenlenmiştir.
Üçüncü kişi yarına sözleşmede vaat ettiren doğrudan doğruya kendi adına hareket eder; bu nedenle o, üçüncü kişinin temsilcisi değildir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Öğr. Üyesi Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuk Şerhi Cilt 3, syf. 2482) Üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmadığı için bu sözleşmede onun aleyhine bir borç doğmayacağı gibi herhangi bir yükümlülükte doğmaz kendine özgü üçüncü kişi yararına bir sözleşme tipi yoktur her türlü edim üçüncü kişi yararına sözleşmenin konusunu oluşturabilir.
Üçüncü kişi yararına sözleşme eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olarak ikiye ayrılır; bir sözleşmede üçüncü kişi vaat edilen edimin ifasını talep hakkı tanınması halinde tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden bahsedilir. (TBK 129/2) Burada üçüncü kişi sözleşmeye taraf olmamakla birlikte vaat edenden borcun ifasını tek başına talep hakkına sahip bulunmakta buna karşılık üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmadığından aleyhine bir borç doğmamaktadır.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde; davalı/karşı davacı ile dava dışı ... arasında çerçeve nitelikte Distribütörlük sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede dava dışı ... 'in üretici, davalı karşı davacı ... nin distribütör sıfatının bulunduğu , sözleşmede aralarında asıl davada davacı olan şirketin de bulunduğu grup şirketlerinden ürün tedarik edileceğine ve sözleşmenin grup şirketleri yönünden de geçerli olduğunun kararlaştırıldığı (tam üçüncü kişi yararına sözleşme) ancak grup şirketlerinin sözleşmede imzalarının bulunmadığı, taraflar arasında grup şirketinden ürün tedarik edilmesi dışındaki diğer sözleşme hükümlerinin fiilen uygulandığına ve komisyon alacaklarının grup şirketi tarafından ödendiğine dair bir uygulama bulunduğunun ispat edilemediği, davacı/ karşı davalı şirket tarafından takip konusu yapılan ürün bedellerine ilişkin faturaların tamamının davalı/ karşı davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve fatura bedellerinin ödenmediği, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacaklarının sözleşmenin tarafı olmayan davacı/ karşı davalıdan talep edilemeyeceği, davacı karşı davalı ile davalı karşı davacı arasında münferit alım satım ilişkisi bulunduğu ve ... Şirketine karşı ürün tedarik etme yükümlülüğünün davacı şirkete ait olmadığı, ürün tedariki dahil olmak üzere distribütörlük sözleşmesindeki yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde yine bundan kaynaklanan zararların, gelir kaybının ancak sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebileceği , ürün tedarik etme yükümlülüğü bulunmayan ...'nden siparişlerin teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın ve komisyon alacaklarının talep edilemeyeceği kanaatine varılmakla bilirkişi asıl davanın kabulüne, karşı davanın sıfat yokluğu sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A- ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
-
Davanın KABULÜ ile; davalının ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin 198.687,04 USD alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz (takip talebindeki yıllık %7 faiz oranını aşmamak kaydıyla ) uygulanmak suretiyle takibin devamına,
-
Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan alacağın %20 si oranında 155.643,48 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 83.395,06 TL olduğundan peşin yatırılan 9.395,74 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 11.453,02 TL'nin mahsubu ile bakiye 62.546,30 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılıp mahsubuna karar verilen 20.848,76 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 525,00 TL, bilirkişi ücreti 3.000,00 TL olmak üzere toplam 3.525,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 164.291,58 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
-
Davanın REDDİNE,
-
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 269,85 TL maktu harç olup davacı tarafından yatırılan 563,60 TL harçtan maktu harcın mahsubu ile fazla yatırılan 293,75 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
Karşı dava yönünden davacı tarafından yapılan (75,30 TL posta masrafı ile 11.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
-
Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, tarafların vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/12/2023
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49