İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/651 E. 2023/762 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/651
2023/762
7 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/651
KARAR NO : 2023/762
DAVA : İflas (Adi İflas Yoluyla Takibin Kesinleşmesi Üzerine İflas İstemi )İİK 156 m.
DAVA TARİHİ : 30/09/2011
KARAR TARİHİ : 07/12/2023
Mahkememizin 04/11/2021 tarihli 2020/700 Esas - 2021/755 Karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve 2022/647 Esas - 2022/657 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış olmakla dosyanın yeniden mahkememizin esas sırasına kaydı yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... 4. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasındaki alacağı, takip alacaklısı ...Tic. A.Ş.'den .... 4. Noterliğince düzenlenen ... tarihli temlikname ile temlik aldığını, temlikten sonra icra dosyasındaki takip yolunun değiştirilerek 12/08/2011 tarihinde davalı borçlu şirkete iflas ödeme emrinin gönderildiğini ve borç ödenmediği gibi herhangi bir itirazında yapılmaması nedeniyle iflas takibinin kesinleştiğini, 12/07/2011 tarihi itibariyle dosya borcunun 92.663,00 TL olduğunu, davalının borcunu ödemek için bugüne kadar herhangi bir girişiminin de olmadığını, yapılan araştırmada borca batık olduğu, hak ve alacakları üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu ve sicildeki adresini de terk ettiğinin tespit edilerek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak herhangi bir savunmada bulunmadığı anlaşılmıştır.
Müdahil...vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... 3. ASHM'nin... E. sayılı dosyasında verilen kararın 10/03/2005 tarihinde kesinleştiğini ve bu ilam uyarınca davalı şirketten 183.988,00 USD ve 30.939,00 TL alacaklı olunduğunu, borçlu şirketin ilamın icrasına ilişkin alacakların tahsilini önlemek için mal varlığını muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere kaçırıp, gerçek dışı borçlar yaratmak suretiyle pasifini arttırarak aleyhinde danışıklı yapılan takiplere itiraz etmediğini, bu maksatla aynı şekilde daha önce ... 2. ATM'nin...E sayılı dosyasında iflas davası ikame ettiğini, ancak mahkeme tarafından davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, aynı tarihlerde müvekkilinin, şirketin o tarihteki müdürleri ... ve... aleyhinde ... 1. ATM'nin ...E. sayılı dosyasında açtığı sorumluluk davasında, şirketin mal varlığını tasfiye ve muvazaalı işlemlerle üçüncü şahıslara devrettiği ve borçlarını ödeyemez hale getirildiğinin tespit edildiğini, anılan bu kararında Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, huzurdaki bu davada gerçekte mal varlığı bulunan borçlu şirketin gerçek dışı olan ve kolaylıkla ödeyebileceği bir alacak nedeniyle başlatılan danışıklı bir icra takibine bilerek itiraz etmediğini ve bu şekilde kesinleşen takipteki alacağını davacıyla anlaşarak iflas takibine çevirttiğini, alacaklı şirketin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisi ...'in sahte belgelerle genel kurulda seçilen yönetim kurulunun aldığı kararla davalı şirketin müdürü olarak tayin edildiğini, bu suretle hem alacaklı şirketin paydaşı ve yönetim kurulu başkanı, hem de borçlu şirketin genel müdürü olan ...'in cüzi bu alacağı ödeyerek şirketin iflasına engel olmak yerine mal varlığını yetkilisi olmadığı halde düşük bedellerle huzurdaki bu davada davacı olan şirkete devrettiğini, takip konusu alacağın da muvazaalı olduğunu, iflas davasının da muvazaalı açıldığını, yenilenen icra dosyasında 29/07/2011 tarihinde alacağın temlik alınarak 08/08/2011 tarihinde iflas tarihine çevrilerek ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emrinin gönderildiği adreste borçluyu temsil eden bir yetkili bulunmadığından ödeme emrine itiraz edilmeyeceği ve borcun ödenmeyeceğinden emin olduğunu ve sonrasında 30/09/2011 tarihinde bu davanın açıldığını ve dava açılmasından kısa bir süre sonra 17/11/2011 tarihinde davalı şirketin genel kurulunun yapıldığını ve bu genel kurulun davacı şirketin merkezinde gerçekleştirildiğini ve bu genel kurulda davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'in genel müdür tayin edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil ... vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava borçlu şirketin B tipi imtiyazlı pay sahibi olduğunu, şirketin yurtdışında mukim, hakim ortağı Üniversal İnternational Holding BV'nin şirketin tamamını ele geçirmek maksadıyla müvekkillerine ait payların gerçekte kendisine ait olduğunu ileri sürerek ... 2. ATM'nin... E sayılı dosyasında dava açtığını ve mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, takip konusu alacağın ve huzurdaki bu davanın muvazaalı olduğunu, davacının, davalı borçlu şirketin hakim ortağıyla birlikte hareket ettiği ve iflas ödeme emrinin gönderildiği adreste davalı şirketi temsil eden bir yetkilinin olmadığını ve borcun ödenmeyeceğini ve borca itiraz edilmeyeceğini bildiğini, 17/11/2011 tarihinde davalı şirketin genel kurulu yapıldığını ve TTK 370.maddesine göre sahte belgelerle yapılan bu genel kurulda müvekkili dahil hiçbir gerçek pay sahibinin çağrılmadığını ve toplantıya katılmadığını, sahte pay cetveli ve hazirun cetveline göre paydaş gösterilen kişilerin davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından vekaleten temsil edilerek kararlar alındığını ve ...'in genel müdür tayin edildiğini, adı geçen genel müdür tarafından davalı şirketin Eser İşletme belgelerin 5.000,00 TL gibi düşük bedelle kendisinin sahibi olduğu davacı şirkete devrettiğini, borçlu şirket aleyhine açılan bu davada borçlu şirketi temsil ederek menfaatlerini savunmadığını, davanın muvazaalı olduğunu belirterek reddine karar verilmesin savunmuştur.
Müdahil... Bankası A.Ş. vekili 19/12/2011 tarihli dilekçesiyle, müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirket yararına açılıp kullandırılan kredi hesabı nedeniyle alacaklı olduklarını belirtmiştir.
Davalı hakkında iflas davası açıldığına dair yapılan ilanın usulüne uygun yapılmamış olması sebebi ile; davalının tam ünvanı, ticaret sicil numarası ve adresi belirtilmek suretiyle İİK 158 ve 166. Maddeleri gereği ilan yapılmasına karar verilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, adi iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine İİK 158.maddesine dayalı olarak açılan iflas davasıdır.
Dava, İİK'nın 158. Maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflasına ilişkindir. Davalı şirketin dava tarihi itibariyle ticari merkezinin ... adresinde bulunduğu, davanın İİK.nun 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede ve iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nın 155. maddesi; "Borçlu iflas yoluyla takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/1 maddesi; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir." hükmünü düzenlemektedir.
Ayrıca İİK'nın 158. maddesi gereğince; Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, mahkemece yalnızca takibin gerçekten kesinleşip kesinleşmediğini araştırır, alacaklının gerçekten alacaklı olup olmadığı, borçlunun borçlu olup olmadığı yönündeki savunmaları incelemez.
Diğer taraftan iflası istenen borçlunun diğer alacaklıları süresinde müdahale veya itirazda bulunarak borçlunun iflasını gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek iflas davasının reddini isteyebilirler. Bu durumda mahkemenin yapacağı incelemenin kapsamı konusunda İcra ve İflas Kanunumuzda açıklık bulunmamaktadır. Diğer alacaklılar alacaklı ve borçlunun birlikte hareket ederek iflas kararı almaya çalıştığını, davacı ve davalı arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek iflas talebinin reddini isteyebilirler. Bu durumda takip konusu alacağın gerçek olup olmadığı gerektiğinde tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanmalıdır. (Adnan Değnekli, Türk Hukukunda Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yoluyla Takip, 2015 Baskı, sh 88)
Davanın dayanağı takip dosyasının tetkikinden ; davacı tarafından 20/09/2004 tarihinde genel haciz yolu ile takip talebinde 20.735,30 TL ( 20.735.304.601-Eski Türk Lirası ) asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 reeskont faizi yürütülerek tahsilinin talep edildiği, takip konusu alacağı temlik alan davacının İİK 43.maddesi kapsamında takip yolunu değiştirdiği, iflas yolu ile takip için düzenlenen 08.08.2011 tarihli takip talebi ve ödeme emrinde bu kez 20.735,30 TL asıl alacak ile 68.498,07 TL işlemiş faiz alacağının, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 faiz yürütülmesi suretiyle tahsilinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkememizce iflas takibindeki tutar ile haciz yolu ile takipteki tutarın örtüşmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 04/11/2021 tarihli 2020/700 Esas - 2021/755 Karar sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve 2022/647 Esas - 2022/657 Karar sayılı ilamı ile ve ... somut olayda davacı yanca takip yolunun değiştirilmesi üzerine düzenlenen iflas yolu ile ödeme emrinde yeni bir dayanak ya da alacak kalemi bulunmamaktadır. Eklenen tutar, takip aşamasında işlemiş olan faizden ibaret olup bu tutar zaten depo emri hesaplanırken dikkate alınacaktır. Bir diğer ifade ile tebliğ edilen iflas yolu ile takipte ödeme emri içeriğinde gösterilen faiz olmasa bile depo tutarı hesabında, bu faiz de hesaplanacaktır. Hal böyle iken, ödeme emirlerinin farklı borç tutarlarını içerdiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır... gerekçesi ile HMK 353/1a-6 maddesi gereğince kaldırılması sonrasında dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
İstinaf kararı sonrası toplanması gereken delilin, depo emri düzenlenmesine esas teşkil edecek bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek bilirkişi raporu olduğu dikkate alınarak mahkememizin 23.03.2023 tarihli duruşmasında alınan 1 nolu ara karar ile dosya finans konusunda uzman bilirkişi ...'a tevdi edilerek her iki takip talebi yönünden (genel haciz ve iflas yoluyla takip talepleri) bir sonraki duruşma tarihi esas alınarak ayrı ayrı olacak şekilde borç miktarının hesaplanması istenilmiş, bilirkişi ... tarafından sunulan 21.05.2023 havale tarihli raporda özetle, ''Sayın Mahkemeniz tarafından tevdii edilen görevlendirme konusu ile ilgili yapılan hesaplamalar sonucunda, ... 4. İcra Müdürlüğünün ... tarih, ... E.Sayılı İcra dosyasında 25.05.2023 duruşma tarihini itibariyle; 20.735,30 TL Asıl alacak, 68.760,81 TL Hesaplanan İşlemiş Gün Avans Faizi, 6.514,97 TL Toplam Harç, 14.319,38 TL Vekalet Ücreti, Olmak Üzere Toplam 110.330,46 TL, ... 4. İcra Müdürlüğünün 08.08.2011 tarih, ... E. sayılı dosyasında 25.05.2023 duruşma tarihini itibariyle, 20.735,30 TL Asıl alacak, 68.498,07 TL Talep Edilen Geçmiş Gün Faizi, 117.472,01 TL Hesaplanan % 48 Faiz, 14.778,23 TL Toplam Harç, 31.938,75 TL Vekalet Ücreti, Olmak Üzere Toplam 253.422,36 TL Olarak Hesaplanmıştır.'' şeklinde görüş ve kanaat belirtilmesi üzerine mahkememizce bu kez 07.07.2023 tarihli ara karar ile dosya önceki finans bilirkişisi ...'a tevdi edilerek 20/09/2004 tarihli takip talebi yönünden 20/09/2004 tarihinden duruşma tarihine kadar 20.735,30 TL asıl alacağa %48 oranında faiz yürütülerek duruşma tarihi itibarıyla toplam alacağın hesaplanması; 08/08/2011 tarihli iflas yoluyla takip talebi yönünden ise takip tarihinin 20/09/2004 olduğu nazara alınarak 20/09/2004 tarihinden itibaren asıl alacak 20.735,30 TL'ye %48 faiz yürütülmek suretiyle işlemiş faizin hesaplanması ve 08/08/2011 tarihli talepnamede önceki takip talebinde bulunmayan 68.498,07 TL'nin kapak hesabına dahil edilmesi sureti ile depo emrine esas kapak hesabının yapılmasının istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi ... tarafından sunulan 23.10.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, " Haciz yoluyla takip açısından; ... 4. İcra Dairesinin ... E.Sayılı dosya için % 48 faiz oranına göre 20.09.2004 tarihinden duruşma tarihine kadar 20.735,30 TL asıl alacak tutarına işlemiş gün faizinin 191.287,40 TL olduğu, duruşma tarihi itibari ile toplam borcun 255.721,27 TL olduğu, İflas Yoluyla takip açısından % 48 Faiz oranı üzerinden 68.498,07 TL'nin kapak hesabına dahil edilmesi sureti ile duruşma tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz tutarının 280.520,77 TL olduğu, 68.498,07 TL 20.09.2004 tarihi ile 08.08.2011 tarihi arasındaki işlemiş gün faizi olduğu için 68.498,07 TL'nın ayrıca hesaplamaya dahil edilmesi halinde mükerrer hesaplama olacağı, 68.498,07 TL'nin hesaba dahil edilmesi halinde 07.12.2023 duruşma tarihi itibariyle alacak tutarının toplam, 337,278,62 TL olarak hesaplandığı bu nedenle İflas yoluyla Takip açısından 20.09.2004 faiz başlangıç tarihinden iflas yoluyla takip tarihine kadar ve iflas yoluyla takip tarihinden duruşma tarihine kadar olmak üzere 07.12.2023 duruşma tarihi itibariyle alacak tutarının toplam 255.721,27 TL olarak hesaplanması gerektiği yönünde görüş ve tespitlerde bulunmuş olup bilirkişi kök ve ek raporunda iflas yolu ile takibe ilişkin ödeme emrinde mükerrer şekilde işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının depo emri gönderilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam edildiğinden İstanbul İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve 2022/647 Esas - 2022/657 Karar sayılı kararından ve de İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek tüm delillerin toplanmasından sonra istinaf kararı sonrası tesis edilebilecek yeni hükmün kapsamı konusunun ve İİK 43. maddesi uyarınca takip yolunun değiştirilmesinin sonuçlarının açıklanması gerekmiştir.
"Takip yolunun değiştirilmesi ile başlatılan ilk takibin hukuki sonuçları da aynı şekli ile korunmuş olur. Nitekim aynı takip üzerinden takip yolu değiştirildiğinden, sonuçlar ilk takibin başlatıldığı anda doğmuş sayılır. Yani borçluya yeni bir ödeme emri gönderilmesi, borçluya karşı yeniden takip başlatıldığı anlamına gelmez. Mesela, takip talebinde bulunulması ile icra dairesi borçluya en geç üç gün içinde ödeme emri gönderir (m. 60, 1; 61, 1), takip talebi tarihi hacze iştirak için esas alınır (m. 100), takip talebinden sonra takip konusu olacak hakkında açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulmasına karar verilemez (m. 72, 3). Öte yandan, borçlar hukuku bakımından ise takip talebinde bulunulması ile zamanaşımı kesilir (TBK m. 154, 2).Ne var ki öğretide Üstündağ, takip yolunun değiştirilmesi halinde, önceki takibe ilişkin takip talebi ile kesilmiş olan zamanaşımının, bu takibin bırakılmış olması sebebiyle etkisini kaybedeceğini; bu sebeple, takip yolunun değiştirilmesinin, takip konusu alacağa ilişkin zamanaşımı süreleri içinde gerçekleştirilmediği takdirde, borçlunun yeni seçilen takip yoluna karşı zamanaşımı itirazında bulunabileceğini ifade etmektedir. Ancak bu görüşe katılmak pek de mümkün değildir. Zira zamanaşımı, ödeme emrinin tebliği ile değil icra takibinde bulunulması ile kesilir (TBK m. 154, 2). Halbuki İİK m. 43/ 2 uyarınca, alacaklı sadece takip yolunu değiştirmekte, borçluya karşı yeni bir takip başlatmamaktadır. Bu sebeple takip yolu değiştirilse bile takip talebinde bulunmanın hukuki sonuçları ilk takibin başlatılması ile doğmuş ve bir değişikliğe uğramamış yani korunmuş olacaktır... (Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi; İcra ve İflas Hukukunda Takip Yolunun Değiştirilmesi; Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Kodakoğlu syf.60)
Takip yolunun değiştirilmesi ile başlatılan ilk takibin hukuki sonuçları da aynı şekli ile korunmuş alacağından takip tarihinin 20/09/2004 tarihi olduğu, davacının iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinde 20/09/2004- 08.08.2011 tarihi arasındaki işlemiş gün faizini ayrıca hesaplayıp talep edebileceği ancak bu durumda iflas ödeme emrinde asıl alacağa 08/08/2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep edebileceği buna karşılık 08.08.2011 tarihli iflas talebi ve ödeme emrinde ise asıl alacağa takip tarihinden ( 20/09/2004) itibaren faiz uygulanması talep edilmekle birlikte 20/09/2004- 08.08.2011 tarihi arasındaki işlemiş gün faizi 68.498,07 TL'nin de ödenmesi talep edildiğinden haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı, iflas ödeme emrinde mükerrer faiz talep edildiği bilirkişi kök ve ek raporundan anlaşılmaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. Sayılı emsal ilamı; "İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. Somut olayda davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.
HMK 'nun 353 /1-a-6 maddesinde " Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması " kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iade edilmesi nedeni olarak gösterilmiştir.
"... Uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması sebebi ile karar kaldırılıp ilk derece mahkemesi önüne gelince mahkeme, istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda belirtilen delilleri toplayıp serbestçe değerlendirerek karar vermelidir...( Prof.Dr.Ali Cem Budak,Prof Dr.Varol Karaaslan, İlamat Torbası Cilt 2, Filiz Kitabevi ,İstanbul, 2021)
6100 sayılı HMK 373.maddesinde ilk derece mahkemesinin Yargıtay bozma kararına karşı direnme kararı verebileceğine ilişkin hükmün mevcudiyeti karşısında uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması sebebiyle İstinaf Mahkemesi tarafından gönderme kararı verilmesi halinde ilk derece mahkemesi istinaf mahkemesinin kararında belirtilen delilleri topladıktan sonra serbestçe karar verebilecek; ilk derece hakiminin delilleri nasıl değerlendirmesi gerektiği konusundaki İstinaf Mahkemesi kararı bağlayıcı olmayacaktır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; ilamsız takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki miktarlar farklı olup iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin İİK'nun 43/2 maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı , iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı bu sebeple davacının iflas talebinin reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan harçlar tarifesine göre tahsil edilmesi gereken harç 269,85. TL olduğundan peşin alınan 18,40. TL'nin mahsubu ile bakiye 251,45. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
İflas avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 10 günlük yasal süresi içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/12/2023
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03