İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/767 E. 2023/576 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2020/767
2023/576
28 Eylül 2023
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/767
KARAR NO : 2023/576
DAVA : Şirketin Münfesih Olduğunun Tespiti
DAVA TARİHİ : 28/12/2020
KARAR TARİHİ : 28/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan esas ve birleşen davaya ilişkin dosyaların yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 22.12.2017 tarihinde kurulmuş olup, bankacılık, otomotiv sanayisi, sağlık, bilgi sistemleri, şirket yönetimi, iletişim sistemleri, hava taşımacılığı ve benzeri sektörel, kurumsal ya da özel yazılım sistemlerinin mühendislik prensipleri çerçevesinde tasarımının yapılıp, yazılım ve paket programlar geliştirilerek ürün haline getirilmesi, gerekli AR-GE çalışmalarının yapılması veya katkıda bulunulması alanında faaliyet gösterdiğini, bununla birlikte davalı şirketin her ne kadar ana sözleşmesinde farklı sektörlere yönelik yazılım sistemleri ve paket programlarının geliştirilmesine atıfta bulunulsa da esasında davalı şirketin işletme konusunu oluşturan tek bir temel faaliyet bulunduğunu, davalı şirketin borca batıklık durumunun daha da derinleşmemesi ve bu nedenle müvekkillerinin hisse değeri ile tasfiye payı alacaklarının azalmaması için davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını, davalı şirketin TTK. Madde 376/2 kapsamında sermayesi ve kanuni yedek akçelerinin toplamının üçte ikisinin zarar nedeniyle karşılıksız kalması nedeniyle borca batık olduğunun ve 04.09.2020 tarihli genel kurulda TTK. 376/2'de sayılan tedbirlerin alınmasına karar verilmediğinden 04.09.2020 tarihi itibariyle ...'nun münfesih duruma geldiğinin tespitine, talebin reddine dair aksi kanaatte ise, şirketin sahip olduğu bütün kaynakları tüketildiğinden, ...'nun işletme konusunu teşkil eden ... isimli programların tasarımı, geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesinin mümkün olmaması ve hatta davalı şirketin gündelik giderlerini dahi karşılayamaması nedeniyle ana sözleşmesinde yazan herhangi bir faaliyetini gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesinden ötürü TTK. 529/1-b uyarınca şirketin kendiliğinden 04.09.2020 tarihli genel kurul itibariyle sona erdiğinin tespitine, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ...’in müvekkili şirket hissedarları arasında imzalanan 01 Ocak 2019 ve 18 Mayıs 2019 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan davalı müvekkilİ şirket ile müvekkilİ şirketin dava dışı hissedarlarına olan borcunu ödemekten kurtulması hedeflenerek bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun dava ikame edildiğini, davacıların aynı tarihte açmış olduğu ... E. sayılı dava ile huzurdaki dava arasında bağlantı bulunması nedeniyle, 2020/768 E. sayılı dosyanın bu dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ihtilaf özeti olarak belirtilen kısımda fiili gerçeklerin çarpıtıldığını ve eksik yansıtılmış olduğunu, dilekçenin tamamında, davacı ...’in müvekkilİ şirket ve dava dışı hissedarlarına olan borcunu ödemekten kurtulabilmesi için kurgulandığını, bu kurgunun aksine müvekkili şirketin, TTK 376/2 çerçevesinde münfesih olmadığını, işletme konusunu gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmediğini, davacıların iddialarının aksine 05.10.2020 tarihli SMMM ...’in müvekkili şirketin TTK 376/2 kapsamında değerlendirilmesine ilişkin raporunda açıkça belirtildiği üzere müvekkili şirketin TTK m. 376 kapsamında sermaye kaybına uğradığı iddiasının her türlü temelden yoksun olup, şirketin TTK m. 376/2 kapsamında münfesih olduğunun tespitine ilişkin mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, davacı gerçek kişiye rağmen şirket yönetiminin üstün çabaları sayesinde müvekkili şirketin, günü gününe tüm masraflarıyla, vergi ve benzeri ödemeleri ifa etmekte olup, ödeme aczine hiçbir zaman düşmediğini, müvekkili şirketin finansal tabloları da dahil olmak üzere her türlü kayıt, defter ve belgeler hem TTK’ya hem de ilgili tüm mevzuata uygun olduğunu, müvekkili şirketin, kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumu tarafından belirlenen TMS uygulamasından muaf olan şirketler arasında yer aldığını, aksi yöndeki davacılar beyanlarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği yönündeki davacı iddiasının hiçbir fiili ve hukuki dayanağı bulunmadığını, davacıların, şirketin borca batık olduğuna inancı olmadığından bu taleplerinin reddi ihtimaline karşılık bir de şirketin TTK 529/1-b çerçevesinde münfesih olduğunu öne sürdüklerini, müvekkili şirket TTK 376/2 kapsamında borca batık olmadığını, her iki davacının da şirkete hissedar olmadan önceki ve sonraki şirket işlemlerinin tamamından haberdar olduklarını, şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, tüm bu haksız iddiaların davacı ... tarafından taraflar arasındaki sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmemek-borcunu ödememek için ortaya atıldığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacıların haksız ve mesnetsiz talepleriyle ikame ettiği huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını savunmuştur.
Birleştirilen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 22.12.2017 tarihinde kurulmuş olup, genel itibariyle çeşitli sektör ve endüstrilere yönelik olarak yapay zeka yazılım, program ve modüllerin tasarlanması, geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi alanında faaliyet gösterdiğini bununla birlikte müvekkillerinden ...'in ise 20 yılı aşkın bir süredir hem ulusal hem de uluslararası platformda yatırım danışmalığı yapmakta olup, ülkenin önde gelen ve yatırım danışmanlarından olduğunu, somut uyuşmazlıkta haklı sebeple feshin talep edilebilmesine dair doktrin ve içtihatlar tarafından ortaya konan şartların oluştuğunu, anonim şirketin maksadını teşkil eden iktisadi kazanç elde etme unsuru imkansız hale geldiği gibi şirketin reel manada zarar ettiğini, davalı şirketin yaşadığı mali çıkmazın temel nedeninin çoğunluk pay sahiplerince seçilmiş yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz ve kötü yönetimi olduğunu, uyuşmazlığa temel teşkil eden maddi olguların TTK. madde 531'de tanınan takdir yetkisi sonucu uygulanabilecek alternatif çözüm yolları etkisiz kıldığını, davalı şirketin borca batıklık durumunun daha da derinleşmemesi ve bu nedenle müvekkillerinin hisse değeri ile tasfiye payı alacaklarının azalmaması için davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını, davalı şirketin özkaynaklarının tüketilerek reel anlamda zarar etmesinden ötürü ortaklarına iktisadi kazanç veya kar sağlamasının imkansız hale gelmesi, ortaklığın gündelik giderlerini dahi karşılayamayacak durumda olması, azınlık pay sahipleri müvekkillerince bu duruma kaşrı tedbir alınması taleplerinin cevapsız bırakılması, ortaklığın mali ve idari yönetiminde ortaklığa 900.000 ABD Doları yatırım yapan azınlığın dışlanması ve çoğunluğun tahakkümü anlayışıyla ortaklığın idare edilmesi, ortaklıkta şeffaf, dürüst ve hesap verebilir bir yönetimin uzun süreden beri bulunmaması, ortaklık kaynaklarının çoğunluğun çıkarları için kullanılarak geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi planlanan ürünün tamamlanmamı olması ve kaynak yetersizliğinden tamamlanamayacak olması gibi haklı sebeplerden ötürü mevcut ekonomik durumu kapsamında ayakta tutulmasında bir yarar bulunmadığından TTK. Madde 531 uyarınca feshine, davanın kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleştirilen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ...’in müvekkili şirket hissedarları arasında imzalanan 01 Ocak 2019 ve 18 Mayıs 2019 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan davalı müvekkilİ şirket ile müvekkilİ şirketin dava dışı hissedarlarına olan borcunu ödemekten kurtulması hedeflenerek bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun dava ikame edildiğini, davacıların aynı tarihte açmış olduğu 2020/768 E. sayılı dava ile huzurdaki dava arasında bağlantı bulunması nedeniyle, 2020/768 E. sayılı dosyanın bu dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, davacıların müvekkili şirketin haklı nedenle feshine ilişkin hiçbir iddia ve beyanını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; TTK 531. madde kapsamında şirketin feshinin talep edilebilmesi için davaya konu şirketin sermayesinin en az onda birini temsil eden pay sahiplerinin mahkemeye başvurması gerekli olduğunu, davacı olduğu belirtilen ...’ye (“...”) ilişkin vekaletnamenin kesin süre içerisinde sunulmaması ya da bizzat ... tarafından yapılan işlemlerin kabul edildiği dilekçeyle mahkemeye bildirilmezse, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ihtilaf özeti olarak belirtilen kısımda fiili gerçeklerin çarpıtıldığını ve eksik yansıtılmış olduğunu, dilekçenin tamamında, davacı ...’in müvekkilİ şirket ve dava dışı hissedarlarına olan borcunu ödemekten kurtulabilmesi için kurgulandığını, bu kurgunun aksine müvekkili şirketin, TTK 376/2 çerçevesinde münfesih olmadığını, doktrinde ve içtihatlarda bir şirketin feshi, en son çare olarak görüldüğünü, bu kapsamda şirketin feshi kararı verilirken tüm hissedarların, çalışanların ve işletmenin bütününün menfaatleri göz önünde bulundurularak bir menfaatler dengesi kurulması gerektiğini, ancak davaya konu durumda şirketin feshinin menfaat sağlayacağı tek bir kişi olduğunu, bu kişinin de davacı ... olup; şirketin feshi halinde OHS’den kaynaklanan borcunu ifa etmemek için bu durumu öne süreceğini, hal böyleyken; şirketin feshine karar verilmesinin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, davacıların iddialarının aksine 05.10.2020 tarihli SMMM ...’in müvekkili şirketin TTK 376/2 kapsamında değerlendirilmesine ilişkin raporunda açıkça belirtildiği üzere müvekkili şirketin TTK m. 376 kapsamında sermaye kaybına uğradığı iddiasının her türlü temelden yoksun olup, şirketin TTK m. 376/2 kapsamında münfesih olduğunun tespitine ilişkin mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, her ne kadar davacı ... ve dava dışı Tunç yorgancıoğlu şirkete, diğer hissedarlara ve yönetim kurulu üyerlerinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmese de dava dışı hissedarlar, şirketi her zaman en iyi şekilde basiretli bir tacire yakışan ve kanunlara uygun şekilde yönettiklerini, davacı gerçek kişiye rağmen şirket yönetiminin üstün çabaları sayesinde müvekkili şirketin, günü gününe tüm masraflarıyla, vergi ve benzeri ödemeleri ifa etmekte olup, ödeme aczine hiçbir zaman düşmediğini, müvekkili şirketin finansal tabloları da dahil olmak üzere her türlü kayıt, defter ve belgeler hem TTK’ya hem de ilgili tüm mevzuata uygun olduğunu, müvekkili şirketin, kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumu tarafından belirlenen TMS uygulamasından muaf olan şirketler arasında yer aldığını, aksi yöndeki davacılar beyanlarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği yönündeki davacı iddiasının hiçbir fiili ve hukuki dayanağı bulunmadığını, davacıların, şirketin borca batık olduğuna inancı olmadığından bu taleplerinin reddi ihtimaline karşılık bir de şirketin TTK 529/1-b çerçevesinde münfesih olduğunu öne sürdüklerini, müvekkili şirket TTK 376/2 kapsamında borca batık olmadığını, her iki davacının da şirkete hissedar olmadan önceki ve sonraki şirket işlemlerinin tamamından haberdar olduklarını, şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, tüm bu haksız iddiaların davacı ... tarafından taraflar arasındaki sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmemek-borcunu ödememek için ortaya atıldığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir talebinin reddine, kesin süre içerisinde APIS vekaletnamesinin sunulmaması ya da işlemlere muvafakat ettiğine dair bizzat dilekçe sunulmaması durumunda dava şartlarının noksanlığı nedeniyle huzurdaki davanın usulden reddine, davacıların haksız ve mesnetsiz talepleriyle ikame ettiği huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını savunmuştur.
Davalı şirketin ... kaydı, 2019,2020 yılları kurumlar vergisi beyannameleri ve son yoklama tespit tutanakları ile sicil kayıtları dosya içine alınmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Asıl dosyada, davalı şirketin 30/06/2020 tarihli ara bilançosu ve 31/12/2019 tarihli son yıllık bilançosuna göre sermaye kaybı olmasına rağmen yönetim kurulunca TTK 376/2 maddesinde yer alan tedbirlerin alınmadığı gerekçesine dayanılarak genel kurul toplantı tarihi olan 04/09/ 2020 tarihi itibari ile davalı şirketin münfesih duruma geldiğinin tespiti olmadığı takdirde davalı şirketin ana sözleşmesinde yazan faaliyetini gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiğinden bahisle TTK'nın 529/1-b maddesi uyarınca şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti talep edilmiştir.
Birleştirilen mahkememizin 2020/768 esas sayılı dosyasında ise davalı şirketin iktisadi kazanç sağlamasının mümkün olmaması, ardışık dönemlerde reel zarar etmesi ve kar elde edemeyecek duruma gelmesi, şirketin günlük olağan giderlerini karşılayamayacak durumda olması ve öz kaynaklarını tüketmesi, şirket kaynaklarının çoğunluğun şahsi çıkarları için kullanılarak şirketin kötü yönetilmesi sebeplerine dayanılarak TTK 531. maddesi kapsamında haklı nedenler bulunduğu belirtilmiş ve şirketin feshine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı şirketin ticaret sicil kaydı dosya içine alınmış tetkikinden; ... 6. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı anasözleşmesinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 22/12/2017 tarihinde tescil edilerek şirketin kuruluşunun 28/12/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği tespit edilmiştir.
TTK 531.maddesinde sermayenin en az 1/10, halka açık şirketlerde 1/20 ini temsil eden pay sahiplerinin şirketin feshine karar verilmesini talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Davacılardan ...'in davalı şirket esas sermayesindeki payının %7,15 olduğu ve davacı ...'nin davalı şirket esas sermayesindeki payının %7 olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacıların davanın ikame edilebilmesi için gereken pay oranına sahip oldukları anlaşılmıştır.
Asıl davada, 04/09/2020 genel kurul toplantı tarihi itibari ile şirketin münfesih olup olmadığının tespiti için öncelikle davalı şirketin son yıllık bilançosuna göre sermayesi ve kanuni yedek akçelerinin toplamının üçte ikisinin zarar nedeniyle karşılıksız kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerekmekte olup TTK 376/2.maddesinde ara bilançoya atıf yapılmadığından ara bilançoya göre şirketin sermayesi ve kanuni yedek akçelerinin toplamının üçte ikisinin zarar nedeniyle karşılıksız kalıp kalmadığının uyuşmazlığın çözümüne etkisinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Asıl dosyada terditli taleplerden ikincisi yönünden ise şirket ana sözleşmesindeki faaliyet konusunun gerçekleşmesinin imkansız olup olmadığının ve şirketin ana sözleşmede belirtilen konular ile sınırlı faaliyette bulunmak zorunda olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Birleştirilen mahkememizin 2020/768 esas sayılı dosyası yönünden ise şirketin kuruluşundan itibaren sürekli zarar edip etmediği, dava tarihi itibari ile sermaye kaybının mevcut olup olmadığı, şirket kaynaklarının çoğunluğun kişisel çıkarları için kullanılıp kullanılmadığının aydınlatılması ve pay sahiplerinin kâr payı elde edememesi halinde şirketin haklı nedenle feshinin talep edilip edilemeyeceği, dava tarihi itibari ile fesih için haklı sebeplerin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Asıl ve birleştirilen dosyada her iki davanın; davalı şirketin ticaret siciline kaydedildiği tarihten yaklaşık üç yıl sonra 28/12/2020 tarihinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Birleştirme kararından önce mahkememizin 17/06/2021 tarihli duruşma ara kararı ile asıl dosyanın şirketler hukukunda uzman bilirkişi ,İcra İflas Hukukunda uzman bilirkişi ve bir yeminli mali müşavir bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile davalı şirketin TTK. 376/2 ve TTK. 529/1-b kapsamında sona erme sebebinin mevcut olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından sunulan 22.11.2021 tarihli raporda özetle, ''Dava dosyasında bulunan adres değişikliği yoklamalarına göre; şirketin tespit anında faal olduğu, kira sözleşmesinin daireye ibraz edildiği, yoklamada belirtilen adrese gidildiği, yoklama adresinin ... içerisindeki ... içerisinde yer aldığı, mükellefin adreste faal olduğu ve faaliyet konusunun bilgisayar programlama yazılım faaliyeti olduğu, yoklama adresinin kiralık olduğu, yoklama anı itibariyle çalışanının olmadığı, yoklama adresinin şirketin merkez adresi olduğu ve ofis olarak kullanıldığı, şirketin vekaleten yetkilisi ... tarafından beyan ile tespit edildiğinin ifade edildiği, Davalı şirketin ... Vergi Dairesinin ... vergi nolu mükellefi olduğu, vergi ve sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca verilmesi gereken beyannamelerin ve bildirgelerin ilgili kurumlara verildiğinin görüldüğü, Ağustos 2021 dönemi için verilen muhtasar beyannamede şirkette herhangi bir çalışanının olmadığı, Davalı şirketin ... olduğu, Covid-19 salgın riski sebebiyle işletmenin olumsuz şartlardan dolayı Ar-Ge Merkezi faaliyetlerini geçici olarak durdurduğunu ...Genel Müdürlüğüne bildirdiği, ... Genel Müdürlüğü tarafından davalı şirketin 5746 Sayılı Kanunun sağladığı teşvik ve muafiyetlerden Mücbir hali sona erene kadar faydalanamayacağının bildirildiği, davalının faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmuş olmasının TTK md. 529/1 b bendi bağlamında işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği anlamı taşımayacağı dolayısıyla anılan maddeye dayalı bir sona ermeden bahsedilemeyeceği, Davalı şirketin mali tablolarına göre bilançonun aktif toplamı içerisinde en büyük tutarı oluşturan kalemin Haklar hesabı olduğu, 30.06.2021 itibariyle aktif toplamının % 90'lık kısmının haklar hesabının bilançodaki net defter değerinden oluştuğu, bu hesapta davalı şirketin bir Ar-Ge Merkezi olması nedeniyle ticari faaliyetinin gereği olarak ... Projelerin ve Yazılım Lisans Haklarının bulunduğu, Davalı şirketin ortaklardan ...'e 2.437.961,60 TL borcunun bulunduğu, davacı ortak ...'den 1.644,59 TL alacaklı olduğu, Davalı şirketin 2019 yılında 1.324.430,74 TL, 2020 yılında 1.456.819,06 TL ve 2021 yılının ilk 6 aylık döneminde 900.504,89 TL dönem zararı oluştuğu, Davalı şirketin 2019, 2020 ve 30.06 2021 dönemi itibariyle dönem zararı elde ettiği, ancak sermayeyi korumakta olduğundan 31.12.2019 itibariyle (+) 5.705.033,39 TL, 31.12.2020 itibariyle (+) 4.578.286,33 TL ve 30.06.2021 itibariyle (+) 3.677.781,44 TL özkaynağın bulunduğu ve bu kapsamda kaydi değerlere göre şirketin borca batık durumda olmadığı Gerek davalı ... Özkaynak büyüklüğü gerekse de Türkiye Muhasebe Standartlarında haklar için öngörülen ekonomik ömür süreleri ile vergi usul kanununda haklar için öngörülen ekonomik ömür süreleri dikkate alındığında, davalı şirketin mali tablolarının - vergi usul kanunu hükümlerine göre yada Türkiye Muhasebe Standartlarına göre düzenlenmesi arasında çok büyük bir farklılığın olmayacağı ve böyle bir uygulamanın yapılması sonucunda ortaya çıkacak muhtemel farkın da Şirketin TTK 376/2 kapsamında borca batıklığına neden olmayacağı, Bütün bu mülahazalardan hareketle davalı şirketin münfesih durumda olmadığı anlaşılmaktadır.'' şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Birleştirme kararından önce asıl dosya yönünden mahkememizin 16.12.2021 tarihli duruşmasında verilen 2 nolu ara kararı ile davalı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının değerlendirilmesi için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından sunulan 25.02.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporda özetle, 22.11.2021 tarihli kök raporda belirtilen görüşte değişiklik olmadığı belirtilmiş mahkememizin 01.07.2022 tarihli ara kararı gereği dava ve de rapor tarihi itibari ile davalı şirketin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre gerçek malvarlığı bilançosunun düzenlenmesi ve davalı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık durumda olup olmadığı konusunda ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş 20.10.2022 tarihli 2. ek raporda özetle, davalı şirketin ...(...) Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı'nın kapsamında olmadığı, davalı şirketin finansal tablolarının hazırlanmasında ... yada ... zorunluluğunun bulunmadığı, bağımsız denetime tabi olma şartlarını da sağlamayan davalı şirket bakımından geçerli finansal raporlama çerçevesinin Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği olduğu, Davalı şirketin 31.12.2021 ve 30.06.2022 finansal tablolarında Kar Yedekleri hesabında herhangi bir bakiyenin bulunmadığı ve önceki yıllarda da kar elde etmeyen davalı şirket tarafından herhangi bir kar yedeğinin ayrılmadığının tespit edildiği, davalı şirketin 2021 yılsonu ve ve 30.06 2022 dönemi itibariyle dönem zararı elde ettiği, ancak 30.06.2022 itibariyle Kaydi değerlere göre (+) 2.315.736,68 TL ve Rayiç değerlere göre de (+) 2.311.455,06 TL özkaynağın bulunduğu ve bu kapsamda davalı şirketin hem kaydi değerlere göre hem de rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, davalı şirketin 31.12.2021 ve 30.06.2022 finansal tablolarının şirketin ilgili dönem mizan kayıtları ile uyumlu olduğu, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin Malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır hükmüne aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir somut bulgu ve verinin bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2020/768 esas sayılı dosyasında tanık deliline dayanıldığından; davalı tanıkları ... ile ...'un beyanları tespit edildikten sonra 23/06/2022 tarihli kararla mahkememizin 2020/768 esas sayılı dosyası asıl dosya ile birleştirilerek yargılamaya mahkememizin 2020/767 E sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.
Mahkememizin 22.12.2022 tarihli duruşmasında verilen 1 nolu ara kararı ile asıl dosyanın öncekilerden farklı bir mali müşavir, bir finans uzmanı ve şirketler hukukunda uzman bir bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile asıl dosya yönünden davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi de dikkate alınarak davalı şirketin 2020 yılı yıllık bilançosuna göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kalıp kalmadığı, 2020 yılı sonrası ve dava tarihinden sonra iyileştirici önlemlerin alınıp alınmadığı, rapor tarihi itibariyle güncel bilançosuna göre davalı şirketin sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kalıp kalmadığı konusunda davalı şirketin 2019, 2020, 2021, 2022 yılları ticari defter ve belgeleri incelenerek rapor tanzim edilmesi istenilmiş bilirkişiler finans uzmanı ..., şirketler hukukunda uzman İsmail Kaya mali müşavir Suphi Ağırbaş tarafından sunulan 30.08.2023 tarihli raporda özetle,
''İncelemeye ibraz edilen davalı şirket ticari defterlerin 1 numaralı elektronik defter tebliği kapsamında e-defter olarak olarak tutulmakta olduğu, ilgili defterlerin TTK ve VUK hükümlerine açılış tasdiki yerine geçen Ocak ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık ayı defter beratları ile ara dönem e-defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğu ayrıca basılı olarak tutulan Envanter Defterinin açılış onaylarının süresi içinde ve usulüne göre yapılmış olduğu tespit edilmiştir. İnceleme yapılan adresin ... içerisindeki ... görüldüğü, Davalı şirketin ... Vergi Dairesinin ... vergi nolu mükellefi olduğu, inceleme esasında şirketin sigortalı çalışanın bulunmadığı, sunulan Aylık Prim Hizmet Bildirgeleri ve Muhtasar SGK beyannamelerinden de çalışan bildirimlerinin olmadığının görüldüğü, İbraz edilen 11.01.2021 tarih 2216125 sayılı ... Genel Müdürlüğü yazısına göre, Davalı şirket ... olup, Covid-19 salgın riski sebebiyle işletmenin olumsuz şartlardan dolayı ...faaliyetlerini geçici olarak durdurduğunu ... bildirdiği, ... tarafından tarih ve sayısı yazılı belge ile davalı şirketin 5746 Sayılı Kanunun sağladığı teşvik ve muafiyetlerden mücbir hali sona erene kadar faydalanamayacağının ifade edildiğinin görüldüğü, TTK'nın 376/2. maddesine göre sermaye ile yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalıp kalmadığı yönünden yapılan hesaplama ve incelemelere göre; Davalı şirketin 31.12.2020 tarihli bilanço bilgilerine göre Sermaye ve Sermaye Yedekleri hesaplarının toplamı defter değerlerine göre 8.749.722,00 TL olduğu, 2/3'ünün 5.833.148,00 TL olarak hesaplandığı ve 31.12.2020 tarihi itibari ile Ödenmiş Sermaye ile Sermaye Yedeklerinin, Net Öz Kaynaklar içindeki oranı % 66,66 olarak hesaplandığı, Net Öz Kaynakların 4.579.702,33 TL olduğu ve Sermaye ile Yedek Akçelerin toplamının 2/3'ün karşılıksız kalması halinin; Net Öz Kaynakların, 2.916.574,00 TL'nin altına düşmesi olarak hesaplandığından, bu hali ile 31.12.2020 tarihi itibari ile sermaye ve yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kalmamış olduğunun tespit edildiği, Devam eden mali dönemler için yapılan incelemelerde ise detayları rapor içeriğinde açıklandığı üzere 31.12.2022 mali dönemi ve rapor tarihine en yakın 30.06.2023 mali dönemi için; a- 31.12.2022 tarihli bilanço bilgilerine göre Sermaye ve Sermaye Yedekleri hesaplarının toplamı defter değerlerine göre 8.749.722,00 TL olduğu, 2/3'ünün 5.833.148,00 TL olarak hesaplandığı ve 31.12.2022 tarihi itibari ile Ödenmiş Sermaye ile Sermaye Yedeklerinin, Net Öz Kaynaklar içindeki oranı % 20 olarak hesaplandığı, Net Öz Kaynakların 1.754.457,93 TL olduğu ve Sermaye ile Yedek Akçelerin toplamının 2/3'ün karşılıksız kalması halinin; Net Öz Kaynakların, 2.916.574,00 TL'nin altına düşmesi olarak hesaplandığından, bu hali ile 31.12.2022 tarihi itibari ile sermaye ve yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kalmış olduğunun tespit edildiği, 30.06.2023 tarihli ara bilanço bilgilerine göre Sermaye ve Sermaye Yedekleri hesaplarının toplamı defter değerlerine göre 8.749.722,00 TL olduğu, 2/3'ünün 5.833.148,00 TL olarak hesaplandığı ve 31.12.2023 tarihi itibari ile Ödenmiş Sermaye ile Sermaye Yedeklerinin, Net Öz Kaynaklar içindeki oranı %23 olarak hesaplandığı, Net Öz Kaynakların 1.991.844,59 TL olduğu ve Sermaye ile Yedek Akçelerin toplamının 2/3'ün karşılıksız kalması halinin; Net Öz Kaynakların, 2.916.574,00 TL'nin altına düşmesi olarak hesaplandığından, bu hali ile 30.06.2023 tarihi itibari ile sermaye ve yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kalmış olduğunun tespit edildiği, İncelemeye ibraz edilen Davalı şirket, Karar Defterleri üzerinde yapılan incelemelerde 2021 yılından sonra alınan kararlar içerisinde mevcut sermaye ile yetinilmesi ya da sermayenin tamamlanması yönünde koruyucu bir tedbir alındığına dair bir durum tespit edilememiş olduğu, Davalı şirkette 2021 yılından itibaren yıllık bilançolara göre 1/2 ve 2/3 sermaye kayıpları tespit edildiği halde, TTK. m. 376/2'de öngörülen şekilde kalan sermaye ile yetinme veya sermayeyi tamamlama gündemiyle bir genel kurul toplantısı yapılmamış olduğundan, bu sebeple şirketin infisahından da söz edilemeyeceği, bununla birlikte, sermaye kaybı tespit edildiği halde TTK.m.376/2 gereğince hemen, TTK.m.376/2 gereğince derhal yapılması gereken olağanüstü genel kurul toplantılarının yapılmamış olması ve şirketin giderek artan sermaye kayıpları sebebiyle kanunda öngörülen tedbirlerin ivedilikle alınması ve mali durumunun daha da kötüleşerek borca batık hale gelmesinin önüne geçilmesi bakımından esas davada, TTK.m.376/2'de öngörülen gündemle genel kurul toplantısı yapmak üzere şirkete kayyım atanıp atanmayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı şirketin 04.09.2020 itibariyle sermaye kaybı 1/2'ye ulaşmadığından 2/3 sermaye kaybına özgü bir sonuç olan TTK.m.376/2'deki infisah durumunun genel kurul tarihi itibariyle söz konusu olmayacağı, diğer yandan, şirketin infisahı sonucunu doğuracak nitelikte “imkansızlık” şartlarının şirketin içinde bulunduğu koşullara göre değil, teorik olarak işletme konusunun gerçekleştirilmesinin artık herkes için olanaksız olmasını gerektireceği, dolayısıyla konusu ve amacı yazılım olan davalı şirketin amacına ulaşmasının objektif olarak imkansızlığından söz edilemeyeceği, Birleşen 2020/768 Esas sayılı dosyada davalı şirketin kuruluş ve sermaye artırımı yoluyla şirkete getirilen sermaye ve ağırlıklı olarak davacılardan tahsil edilen ihraç primlerinden oluşan kanuni yedek akçelerin %80'ini kaybettiği, amaçladığı yazılım programlarını tamamlayıp piyasaya süremeyeceğinin ortaya çıktığı, davacı ortaklar ile diğer ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, 2020 yılından itibaren şirketin mali durumunun kötüye gittiği, sermaye kayıplarının giderek arttığı, yönetim kurulunun TTK.m.376/2'de emredici şekilde düzenlenen önlemleri almaktan kaçındığı, bu tespitlere göre şirketin giderek borca batık hale gelerek iflasının kaçınılmaz olduğu gözetilerek birleşen dosyada şirketin feshine veya alternatif çözüm olarak davacıların paylarının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmalarına karar verilip verilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, Birleşen dosyada fesih yerine davacıların şirketten çıkarılması halinde, kaydi değerlere göre davacıların her biri için hesaplanan ayrılma akçesinin 139.429 TL olacağı ...'' yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK madde 376 :
''(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhal toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğer ki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi halde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.”
6102 sayılı TTK madde 629:
" (1) Anonim şirket;
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,
d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla,
e) İflasına karar verilmesiyle,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer."
6102 sayılı TTK madde 531:
'' Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' hükmünü ihtiva etmektedir.
28/11/1956 tarih 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda "... Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine... " şeklinde belirtildiği üzere her dava açıldığı tarihteki hukuki ve fiili olgulara göre sonuçlandırılır. Bu sebeple asıl ve birleştirilen dosyadaki bilirkişi raporlarında, dava tarihinden sonra gerçekleştiği belirtilen tespitler dikkate alınmamıştır.
Asıl dosyada 30/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ve dosya kapsamından ; davalı şirketin 04/09/2020 itibariyle sermaye kaybının 1/2'ye ulaşmadığı bu sebeple 2/3 sermaye kaybına özgü bir sonuç olan TTK.m.376/2'deki infisah durumunun genel kurul tarihi itibariyle söz konusu olmayacağı anlaşılmakla asıl dosyada terditli taleplerden ilki yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK nın 137.maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişilik olup, şirketin esas sözleşmesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartıyla tüm hak ve borçları iltizam edebilirler şeklindeki düzenleme bulunmaktayken yeni 6102 sayılı TTK 125. maddesinde eski kanundaki" ana sözleşmede yazılı işletme mevzu içinde saklı kalmak kaydıyla" ifadesinin yer almadığı görülmektedir. 6102 sayılı TTK 125.maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe sahip olup, TMK 48.maddesindeki tüm haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri belirtilmiş olup, şirketin ana sözleşmesinde yazılı işletme konularına bağlı olması işletme konusu dışında yaptığı işlemlerin şirketi bağlamayacağı ( ultra vires ) ilkesinden vazgeçilmiştir. Bu sebeple anasözleşmede faaliyet konusu, yapay zeka yazılımı geliştirmek olan davalı şirketin, ana sözleşmede yazılı olan konuya bağlı olmadan faaliyette bulunabileceği gibi şirketin amacına ulaşmasının objektif olarak imkansızlığından söz edilemeyeceğinden TTK 529/1-b maddesi kapsamında şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
"Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur." (Tanımlar ve örnekler için bkz. ERDEM, NURİ, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul, 2012, s. 75 vd.).
Haklı sebepler kanunda tahdidi olarak düzenlenmemiş olup yargı kararları ve doktrinde yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar, zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler emsal oluşturabilecek niteliktedir.
Somut olayda birleştirilen mahkememizin 2020/768 esas sayılı dosyasında, dinlenen tanık beyanları, 30/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ve dosya içine getirtilen sicil kayıtlarından ; davalı şirketin anasözleşmesinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 22/12/2017 tarihinde tescil edilerek şirketin kuruluşunun 28/12/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, davacıların 08/07/2019 tarihinde tescil edilen sermaye artış kararından sonra davalı şirkette pay sahibi oldukları , ... merkezi olan davalı şirketin dava tarihinden sonra faaliyetlerini geçici olarak durdurduğunu ...Müdürlüğüne bildirdiği, davalı şirket adresinin... içerisindeki Workinton sanal ofis içerisinde yer aldığı, ... Vergi Dairesinin ... vergi nolu mükellefi olduğu, şirketin sigortalı çalışanın bulunmadığı, davalı şirketin 2018,2019 ve 2020 yıllarında Tübitak destek geliri elde ettiği,davalı şirketin 04/09/2020 itibariyle sermaye kaybının 1/2'ye ulaşmadığı, dava tarihi itibari ile genel kurulun koruyucu önlem alma zorunluluğunun başlamadığı, pay sahiplerinin kâr payı elde edememesinin tek başına fesih sebebi olmadığı bununla birlikte davalı şirketin 2019 yılından itibaren zarar etmeye başladığı , davanın ise 28/12/2020 tarihinde ikame edildiği, dava tarihi ile şirketin kuruluş tarihi ve davacıların şirkette pay sahibi oldukları tarih arasında geçen sürenin uzun süre olarak nitelendirilemeyeceği ve dava tarihinden bir yıl önce şirketin zarar etmeye başlamasının ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğinin söylenemeyeceği,şirket kaynaklarının çoğunluğun kişisel çıkarları için kullanıldığının da ispat edilemediği nazara alınarak dava tarihi itibari ile davalı ortaklığın feshi için haklı nedenlerin bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Asıl dosya yönünden;
-
Davanın REDDİNE,
-
Peşin harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan alınıp hazineye gelir kaydedilmesine,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve taktir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
B) Birleştirilen Mahkememizin 2020/768 Esas sayılı dosyası yönünden;
-
Davanın REDDİNE,
-
Peşin harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan alınıp hazineye gelir kaydedilmesine,
-
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve taktir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2023
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:35