SoorglaÜcretsiz Dene

Gaziantep BAM 4. HD 2021/2280 E. 2024/748 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2280

Karar No

2024/748

Karar Tarihi

22 Mart 2024

T.C.

GAZİANTEP

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : .....

KARAR NO :......

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ŞANLIURFA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : .......

NUMARASI : .......

DAVACILAR : 1-...2-... - ...

......

VEKİLİ : Av. ... .

DAVALILAR : 1 -... -...

...

: 2 -... -...

...

: 3 -... -...

...

: 4 -... -...

...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ :.....

KARAR YAZIM TARİHİ : ....

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve ilgili dosya dairemize gelmiş olup, dosyanın inceleme aşamasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek hallerden olduğu anlaşılmış olmakla, dosya heyetçe incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, davacının ...'nin yetkilisi olduğunu, şirket faaliyeti olarak araç alım satım faaliyeti gerçekleştirmekte olan bir tacir olduğunu, davalı .. . davacıya bir takım araç fotoğrafları gönderdiğini, davacı şirket tarafından .... plakalı aracın satın alınması amacıyla anlaşma yapıldığını, belirtilen aracın devir işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla davacı tarafından ...'e yetki verildiğini, devir işlemleri esnasında satış bedelinin ödenmesi amacıyla davacıdan .... TL istenildiğini ve davacı tarafından gönderildiğini, satış bedelinin ödenmesi sonrası davacıya sahte olduğu anlaşılan bir araç satış sözleşmesinin fotoğrafının gösterildiğini ve araç tesliminin yapılmadığını, açıklanan bu nedenlerle ... TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince, davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

Karara karşı davacılar vekili tarafından, davacı şirket araç alım satım ile ilgilenen bir şirket olduğu, davacı ... ... şirketin kurucusu olduğundan tacir sıfatı bulunduğu, bu sebeple davanın de ticari nitelikte bulunduğunun açıkça anlaşıldığı, davacı tarafından araca ilişkin ücretin kendisine gönderildiği davalı ...'un sahibi olduğu bir oto ekspertiz şirketi bulunduğu, ilgili şahıs açısından da davanın ticari dava sayıldığı, yerel mahkemece davalı ...'a ait adı geçen şirkette araç alım satımı yapılıp yapılmadığına ilişkin ve davanın görev yönünden reddine karar verebilmek açısından davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi gerekmekte olup bu durumun yargılamaya muhtaç olması nedeniyle tahkikat aşamasına dahi geçilmeksizin mahkemece doğrudan görevsizlik kararı verilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.

Dava, şirket sahibinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Ticari davalar TTK’nın 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Bu anlamda davanın özel mahkemenin (ticaret mahkemesi) görevine girip girmediğinin bu kanun düzenlemesine göre belirlenmesi gerekmektedir.

Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesine göre mutlak ticari dava kapsamında olmadığı gibi dosya içinde mevcut belgeler dikkate alındığında davanın nispi ticari davada olmadığı, bu halde uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.

Bu nedenle davacılar vekilinin istinaf itirazı yerinde değildir.

Tüm bu nedenlerle HMK. 355. maddesi ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olması, kamu düzenine aykırı bir durumun da tespit edilememesi karşısında davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1. b. 1maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL istinaf karar harcının mahsubu ile eksik 368,30 TL istinaf harcının davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,

  3. İstinaf masrafının davacılar üzerinde bırakılmasına,

  4. Kararın kesin olması nedeniyle tebligatların ve harç tahsil/iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK. 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi......

...

Başkan

...

¸e-imzalıdır

...

Üye

...

¸e-imzalıdır

...

Üye

...

¸e-imzalıdır

...

Katip

...

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınvekiliTazminat(HaksızkonusuKaynaklanan)gaziantepFiildenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim