Gaziantep BAM 11. HD 2022/1723 E. 2024/391 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1723
2024/391
28 Mart 2024
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
KARAR NO. : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ......
NUMARASI : .......
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1 -...
VEKİLİ : Av. ...
2 ......
VEKİLİ : Av. .........
DAVANIN KONUSU : Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : .......
YAZIM TARİHİ : ....
Taraflar arasında görülen davada ...... Karar sayılı dosyasında verilen........ tarihli kararın istinaf incelemesi davacı vekili, davalı .... vekili ve davalı . ..... vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... yılında davalı ...'den.........satın aldığını, bayi davalının bu aracı ...... olarak sattığını, aracın trafik tesciline ...... model olarak tescil edildiğini, satın alınan aracın ... tarihinde arızalanarak servise çekildiğini, servisin aracın ateşleme bobinlerinin arızalı olduğu, buji ve pen kontrol gerektiği, ancak parçanın ....... bulunmadığını belirttiğini, müvekkilinin satış sonrası hizmetler yönetmeliğine göre ithalatçı firmaların 10 yıl müddetçe yedek parça bulundurma zorunluluğunu hatırlatarak bir nolu davalı . . . . ....ye ihtarname çektiğini, ihtarnameye verilen cevapta ise aracın ... model olduğundan bahisle zaman ... yıllık süre dolduğunu zamanaşımı nedeniyle zorunluluklarının bulunmadığını belirten cevabi ihtarnamenin gönderildiğini, müvekkilinin aracının ... model olmadığı, .... model olduğu halde .... model gibi ve .... model satış fiyatıyla satıldığını öğrendiğini, Tüketici yasası ve Borçlar Yasasına göre ortada davalının hizmet kusurunun olduğunu, burada uygulanacak zamanaşımın hizmetin başlangıç tarihinden itibaren ...... yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, her iki davalının da .... model aracı ... model araç gibi tanıtıp, ...... model araç fiyatına sattıklarını, müvekkilinin zararının giderilmemesi üzerine arabuluculuk bürosuna başvuru yaptıklarını, ancak anlaşmala ile sonuçlandığını ileri sürerek araç satışından beklenen fayda sağlanmadığından misli ile geri değiştirilmesine, olmadığı taktirde fazlaya dair talep hakları saklı kalmak üzere ....... TL'lik zarar bedelinin ihtar tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müştereken müteselsilen ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, delillerin sunulup taraflarına tebliğ edilmediğinden davanın esası hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını, müvekkili şirketin ..... yılından beri . ..... bayiliği yaptığını, aracın üreticisi yada ithalatçısı durumunda olmadığını, . . . . .. tarafından getirilen ithal edilen araçları kendine ait showroomda sergileyerek söz konusu şirket tarafından araç hakkında verilen bilgiler doğrultusunda araçların satışını gerçekleştirdiğini, satılan araçların tescil işlemlerinin de yine yürürlükteki kanun, yönetmelik ve tebliğlere uygun olarak yapıldığını, araçların model yılı ve diğer özelliklerini belirlemenin müvekkili şirketin insiyatifinde olmadığını, ihtarnamelerin müvekkili aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını, davacının esas olarak beyanı ile dava konusu olayda müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını zımnen kabul ettiğini, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile açık olduğu üzere, misli ile değişim talebinin karşılanabilmesi için aynı model yılı ve aynı özelliklere haiz bir aracın olmasının gerektiğini, . yılında ... model bir aracın var olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının ve taleplerinin haksız hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, somut olayda tarafların tacir olduklarını, davalı şirketin davaya konu aracı .......tarihinde satın almış olduğundan süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, tacir olan davacı tarafın tüketici mevzuatına dayanmasının mümkün olmadığını, davaya konu aracın .... model olduğunu, davacı tarafın aksi iddiaları gerçeği yansıtmadığını, aracın ayıplı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddiasının kabul anlamına gelmemekle birlikte aracın yenisi ile değiştirilmesi talebinin hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafın davaya konu aracı .... yıldır sorunsuz bir şekilde kullanmakta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, "...İlgili aracını misli ile değiştirilmesi talebi değerlendirildiğinde aracın ... yılı üretimi olması gerek davalı ... vekilinin vermiş olduğu beyan dilekçesinde ... .... araç satışını bıraktığını beyan etmesi karşısında terditli açılanan davanın ilk talebinin reddine karar verilmiş olup 2. Talep yönünden incelemeye geçilmiştir. Aracın ilgili parçalar olmadan çalışmasının mümkün olmaması ve satıcının ve distribütörün üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden satım sözleşmesi ve garanti yükümlülükleri kapsamında alıcının zarara uğradığı konusunda yoktur. Bu zararın hesaplanmasında aracın alıcının satıcıya geri iade etmemesi diğer bir değişle elinde bulundurmasından kaynaklı yararının hesaplanan zarardan düşülmesi gerekli olduğu şüphesizdir. Bunun tespiti açısından bilirkişi heyetine aracın sovtaj bedeli hesaplattırılmış olup bu bedelin ...... TL olduğu aracın 2. El bedelinin ......TL olduğu buna göre davacı alıcının zararının ...... TL olduğu anlaşılmış olup, davalılar distribütör ve satıcı müteselsilen sorumlu olduğu, müteselsil sorumlulardan birinin temerrüde düşmesi ile diğerinin temerrüde düşeceği buna göre noter ihtarnamesinin .... tarihinde tebliğ olduğu, taraflar tacir olması hasebiyle ticari iş sayılan işte ticari faizin işletilmesine karar verilmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, .... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren başlayacak ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların .... araç satışına devam ettiklerini, mahkemece kolluk araştırmasının yapılmadığını, davalıların satış yapmadıklarını, ispatlanmasının beklenmediğini, yalnızca beyana göre davalıların artık araç satmadığının doğru kabul edilerek misli ile değişik taleplerinin reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, misli ile değişim taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunda aracın parça değişim garantisinin devam ettiğinin belirtildiğini, davalıların bu parçayı bulamadıklarının açık olduğunu, müvekkilinin aracını servise götürdüğü, ihtar çektiği, davayı açtığını ama davalıların yine de parçayı bulamayarak değiştirmediklerini, müvekkilinin zararının aracı kullanamamasından kaynaklandığını, aracın ruhsat bilgilerine göre . . ... binek araç olduğunu, ... tarihli dava dilekçesinde aracın misli ile geri değiştirilmesinin talep edildiğini, aracın onarılamadığını, onarılamadığının netlik kazandığı, dava sürecine rağmen davalı tarafça parça temininin yapılmadığını, haricen de bu parçanın üretilmediği noter ihtarındaki şekilde açıkça beyan edildiğini, bu sebeple misli ile değişim haklarının doğduğu ve bu talep için gerekli koşulların oluştuğunun açık olduğunu, aracın misli ile değiştirilmesini talep ettiklerini, davalıların distribütör bayi üretici olmadıklarına yönelik herhangi bir savunmalarının olmadığını, müvekkilinin zararının .... TL olmadığını, dava konusu aracın arızalandığı andan itibaren kullanılamadığını, halen de kullanılamadığını, aracın yaptırılamaz durumda olduğunu, bu nedenle hurda fiyatına satılmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin aracının değerinin .... TL olmadığını, bu hususta bilirkişi raporuna detaylı itirazda bulunulduğunu, mahkeme dosyasından aldırılan...... tarihli bilirkişi raporunda arızanın giderilmesi için gerekli parçaların temininden davalının sorumluluğunda olduğunun denildiğini, benzer tespitin ..... tarihli bilirkişi raporunda da mevcut olduğunu, davalılarca temin edilemeyen bir parça olduğu, bu parçanın da davalılarca teminini gerektiğinin bu şekilde açığa kavuştuğunu, davalı şirkette aracın km dahil birebir aynısı olduğu halde müvekkilinin mağduriyetinin giderilmediği, mahkemece sadece davalının beyanının esas alındığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı .... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının bazı yönlerden usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacının açmış olduğu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu aracın üreticisi değil satıcısı konumunda olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle müvekkili şirket yönünden usulden reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK'nın 23/c maddesinde teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın.... gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, ilgili hükmün devamında, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, somut olayda davacının da tacir olduğunu, davaya konu aracı ...... tarihinde satın almış olduğundan süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacının arabuluculuğa .... tarihinde başvurmuş olup davacının taleplerinin 10 yıllık genel zamanaşımına da uğradığını, müvekkili şirketin ... bayiliği yaptığını, şuan bayi veya yetkili servis konumunda olmadığını, araçların üretici yada ithalatçısı konumunda olmadığını, . . . ..tarafından getirilen ithal edilen araçların kendine ait showroomda sergileyerek söz konusu şirket tarafından araç hakkında verilen bilgiler doğrultusunda araçların satışının gerçekleştirildiğini, satılan araçların tescil işlemlerinin de yine yürürlükteki kanun, yönetmelik ve tebliğlere uygun olarak yapıldığını, tescili yapılan araçların tüm ithalat, uygunluk vs belgelerinin yine diğer davalı . . . ... tarafından sağlandığını, araçların model yılı ve diğer özelliklerini belirlemenin müvekkili şirketin inisiyatifinde olmadığını, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerin müvekkili aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağının açık olduğunu, davacının esas olarak ihtarname beyanı ile dava konusu olayda müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını zımnen kabul ettiğini, araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı iddiasının tümüyle afaki bir iddiadan ibaret olduğunu, dava dilekçesinde .... yılları arasında aracın davacı tarafça sorunsuz olarak kullanıldığının ikrar edildiğini, davalı tarafların itirazları dikkate alınmadan eksik araştırmalar ile verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
. .... ..Şubesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının istinaf taleplerinin öncelikle bu nedenle reddi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirmede bulunulduğunu, davacının tacir olup davacı lehine . ... ve sair ilgili mevzuatın uygulanmasının mümkün olmadığını, somut olayda .. ve ... hükümlerinin uygulama alanı bulmayacağını, ayıp iddiasını kabul etmemekle birlikte ..... maddesinde; teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın ...... gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini, ilgili hükmün devamında malda açık ayıp söz konusu olmasa bile malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, somut olayda tarafların tacir olup, davalı şirketin davaya konu aracı ....tarihinde satın alındığından süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, tacirler arasında Tüketici Kanunu ve bu kanuna dayanılarak düzenlenen mevzuat hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, ihtilafa konu aracın ... model olduğu, mahkemece aracın yanıltıcı unsura sahip olduğundan bahisle ayıplı olduğu yönündeki gerekçe ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, aracın ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, dosyada mübrez..... ve ...... tarihli bilirkişi raporları ile aracın ... model olduğunun tespit edildiğini ve bilirkişiler tarafından müvekkili şirketin .... model aracı ..... model olarak tanıtma eylemini gerçekleştirmediğinin isabetli olarak belirtildiğini, benzer bir olayda Yargıtay'ca araç üretim tarihi ile model tarihinin farklı olmasının aracın ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği yönünde kararlar verdiğini, kesinlikle ayıp iddiasını kabul etmemek kaydı ile aracın kullanım ömrünü tamamladığı davacı tarafından aracın uzun yıllar kullanıldığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince aracın misliyle değiştirilmesi gerektiği ancak üretimin yapılmadığından bahisle bu talebin kabul edilmediğine yönelik gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın aracı .. yıl önce aldığı, bu süre boyunca aracı sorunsuz olarak kullandığı ve halen daha kullanmaya devam ettiğini, aracın kullanım ömrünü tamamlanığının açık olup mahkemece bu hususun hatalı değerlendirildiğini, mahkemece belirtilenin aksine aracın garanti süresinin de dolduğunu, uyuşmazlığa konu aracın .... tarihinde satın alınmış olup dava tarihinin ....’de aracın kullanım ömrünü doldurduğunu, mahkemece garanti yükümlülüklerine aykırılık teşkil edildiği belirtilmişse de dava konusu aracın modeli ve satış tarihi dikkate alındığında aracın garanti kapsamının dışında olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava hukuki niteliği itibariyle; ticari satım ilişkisi kapsamında ayıplı çıkan araç nedeniyle uğranılan maddi zararın öncelikle misli ile değiştirme, mümkün olmadığı takdirde ..... TL'lik zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK. m. 23/c hükmü, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra .. . içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” düzenlemesini,
TTK. M. 18/3 hükmü, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." düzenlemesini,
TBK. m. 223 hükmü; “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” düzenlemesini,
TBK. m. 225 hükmü, "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." düzenlemesini,
TBK. m. 231 hükmü; "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir.
......kararında; "Davalılar ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını ileri sürmüş olsalar da benimsenen bilirkişi raporunda, araçta bariz şekilde ve sürüşü etkileyecek biçimde olmaması gereken sağ çekme problemi olduğu, imalat hatası niteliğinde gizli ayıp olduğu, davacının aracı aldıktan sonra ... tarihinde araçtaki arızalar nedeniyle davalıya başvurduğu, bu başvurudan sonrada benzer şikayetlerle başvuruda bulunduğu gözetildiğinde ayıp ihbar sürelerine uyulmadığı yönündeki itirazların yerinde görülmediği" belirtilmiştir.
........ karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de ......... bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49.) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir.
Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür.
.......... karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... firmasının üretici firma olması, diğer davalı ...’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekir..." denilmiştir.
Ancak, davalı ... aracın üreticisi ya da satıcısı olmadığını savunmakta ise de mahkemece bu husus üzerinde yeterince durulmamış, aracın faturası dosya arasına alınmamış, davalı ...Ş.'nin hangi sıfatla sorumlu tutulduğu açıklanmamıştır.
Dosya kapsamında dava konusu aracın satış faturası dava dilekçesi ekinde bulunmamaktadır. Davacı aracın 10/08/2010 tarihinde satın alındığını belirtmiş, bu husus davalıların itirazına uğramamıştır. Nitekim aracın ruhsat kaydına göre ilk trafiğe çıkış tarihi de 10/08/2010'dur. Davacı dava dilekçesinde aracın ....... model olarak satıldığını, ancak yedek parça talebi hasıl olduğunda davalı ....... tarafından aracın ........ model olması nedeniyle 10 yıllık parça temin etme zorunluluklarının kalmadığını belirtiğini, aracın ..... model olmasına karşın .... modelmiş gibi ve ..... model fiyatıyla satıldığını, bu durumun da aracın arızalanmasına değin saklandığını beyanla ayıplı mal nedeniyle öncelikle aracın misli ile değiştirilmesini, aksi halde zararlarının tazminini talep etmiştir.
Öncelikle aracın model yılının usulüne uygun olup olmadığı, model yılının gizlenip gizlenmediği , dolayısıyla bu nedenle aracın gizli ayıplı olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlık bu noktada toplanmaktadır. Davalı Mazda ....... tarihli "Motorlu Araçlar ve Römorkların Model Yılının Belirlenmesi Hakkında Tebliğ'in " 4-1-c maddesine göre uygunluk belgesi 1 Ağustos 2010 yılından sonra olan araçların model yılının..... olması gerektiğini belirtmiş ancak dava konusu araç tebliğ tarihinden önce trafiğe çıkmış ve satın alınmış olup, anılan tebliğin olaya uygulanması mümkün görünmemektedir. Mahkemece yapılması gereken aracın satın alındığı ..tarihi itibariyle aracın model yılının hangi kriterlere göre belirlendiği, aracın üretim tarihi mi, yoksa aracın uygunluk belgesinin alınma tarihinin mi olduğunun tespiti ile; aracın üretim tarihinin model yılı olması gerektiğinin tespiti halinde; üretim tarihi .... olan aracın model yılının ........ olarak gösterilmesi karşısında bu halin gizli ayıp olup olmadığının gerekirse bilirkişi raporu ile değerlendirilmesi, gizli ayıp olarak kabulü halinde ise ayıbın model yılından dolayı yedek parçanın temin edilememesi karşısında araçta kullanıma engel oluşturması ve beklenen faydaya etkisinin bulunması nedeniyle alıcının üründen beklenen faydayı görmemesi ve ayıplı olarak kullanması istenemeyeceğinden davacının misli ile değişim isteminin, davacının kullanım süresi boyunca araçtan elde ettiği faydanın hesaplattırılarak mahsubu ile değerlendirilerek karar verilmesi gerekir. Bu hale göre;
6098 sayılı TBK'nın 227. Maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
-
Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
-
Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
-
Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
-
İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmü uyarınca alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması nedeniyle durumun bunu haklı gösterip göstermediği değerlendirilerek, satılanın onarılması veya satış bedelinin indirilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Mahkemenin gerekçeli kararında ..... vekilinin .... Türkiyede satışının artık olmadığını beyanı karşısında misli ile değiştirilme talebinin reddine dair gerekçesi dayanaksız olup, terditli talebin bu gerekçeyle reddi yerinde değildir. Öncelikle bu husus ilgili yerlerden müzekkere ile sorulmamış, dilekçedeki beyan doğru kabul edilmiş, ayrıca malın üretilmemesinin talebin reddini gerektireceği gibi bir sonuç çıkartılmıştır.
Ancak diğer hal olan; araçta gizli ayıp olmadığının tespiti halinde ise; Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği dosya arasına alınarak davacının taleplerinin öncelikle zamanaşımı itirazları, sonrasında anılan yönetmelik gereği değerlendirilerek, zararının tazmini gerektiği sonucuna varılması halinde ise alanında uzman bilirkişiden dava tarihi itibariyle davacının zarar miktarına ilişkin rapor alınarak hüküm verilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesinde, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan deliller toplanmamış ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçeler ile;
-
Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan gerekçeyle KABULÜNE; inceleme konusu karar usul ve yasaya uygun olmadığından HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Gerekçede belirtilen nedenlerle dosyanın yeniden yargılama yapılması için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara ayrı ayrı iadesine,
-
Davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi....
...
Başkan
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01