Gaziantep BAM 11. HD 2022/1664 E. 2024/346 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1664
2024/346
21 Mart 2024
T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN VEKİLİ : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - (...)
VEKİLİ : Av. ..., Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
YAZIM TARİHİ : 21/03/2024
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davalı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında, faturalara dayalı olarak tarihine kadar devam eden ticari alışveriş söz konusu olduğunu, davalı tarafın süreç içerisinde bakiye borçlarını ödememesi nedeni ile, davalı aleyhine . .... ....... dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalı aleyhine ..........değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkili şirketin işlemlerinin denetim raporlarında, davalı tarafın müvekkiline .-TL bakiye borcu olduğunun tespit edildiğini, cari hesap ekstresi ile mutabakat yazısının ...............değişik iş sayılı dosyasında mevcut olduğunu, bu nedenlerle davalının ................esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacı tarafın ileri sürdüğü hesap mutabakatı belgelerindeki imzaların kime ait olduğunun belli olmadığını, hesap mutabakat formlarındaki imzayı ve içeriği kabul etmediklerini, bir hukuki işlemde yazılı delil başlangıcının varlığının o işlemin ispati için yeterli olmadığını, yazılı delil başlangıcı ile sadece aksi ispatlanabilir bir kaine ortaya çıktığını, bu delilin aksinin her zaman ispatlanabilir olduğunu, hesap mutabakatına karşı müvekkilinin ödeme yaptığını gösterir ....... adet çek ve elden para teslimini gösterir imzalı teslim fişi bulunduğunu, hesap mutabakatına dayanarak para tahsil etmeye çalışmanın kötüniyetli ve basiretli tacirin yapmaması gereken bir eylem olduğunu, banka kayıtlarında yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin davacıya keşide etmiş olduğu .........çek neticesinde ve muhtelif tarihli teslim fişi ile elden imza karşılığı para ödemelerinin borcun kalmadığını göstereceğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından dosyaya sunulan mutabakat formunun altında bulunan imzayı davalının inkar ettiği, mutabakat formunun altındaki imzanın tespiti yönünde inceleme yapılması için davacı tarafa belge aslının ibrazı için kesin süre verilmesine rağmen belge aslının ibraz edilmemesi nedeniyle bu belgenin davacı lehine delil niteliği bulunmadığı, TTK'nın 83/2. maddesi ile HMK'nın 222. maddesi gereğince ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunduğu, davaya dayanak takibe konu faturaların her iki tarafın da ticari defterlerine kaydedildiği, nitekim davalı tarafın mal teslimini kabul edip, ödeme savunmasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldığı, yapılan ödemelere ilişkin ticari defterlerin birbirini teyit etmediği, bu durumda yapılan ödemelerin dayanakları ile ispatının gerektiği, ödemelerin muhtelif tarihlerde verilen çekler ve elden imza karşılığında yapıldığının ileri sürüldüğü, çeklere ilişkin çek teslim bordrosu sunulmadığı gibi bu çeklerin davaya konu borç için verildiğinin TBK m. 102 kapsamında ispatlanamadığı, aynı şekilde elden ödemeye ilişkin makbuzların da davaya konu borç için verildiğinin ispatlanamadığına kanaat getirilerek takipte talep edilen asıl alacak üzerinden itirazın iptali kararı verilmesi gerekiği, işlemiş faiz açısından ise temerrüt ya da kesin bir vadenin varlığı da kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, takibin .............TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likid olduğundan %20 inkar tazminatı .......... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili, davacı tarafın,............ tarihli dava dilekçesinde müvekkilinin vermiş olduğu çekleri kabul ettiğini ancak ............. tarihli mutabakattan sonra verildiğinden bahisle bunların borçtan düşülmediğini açıkça ikrar ettiğini, bu ikrara ve dosyadaki taleplerine rağmen yerel mahkemenin, yüzlerce çek ödemesini ve yüzlerce ibraz ettikleri imzalı makbuzlu elden ödemeyi, görmezden geldiğini ve bunlar yönünden araştırma yapılmadığını, müvekkilinin, davacıya yaklaşık .......... adet çek muhtelif tarihli teslim fişi ile elden imza karşılığı paralar ödediğini, banka kayıtlarında yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin davacıya keşide etmiş olduğu ......... adet çek neticesinde ve muhtelif tarihli teslim fişi ile elden imza karşılığı para ödemeleri ile bir borcun kalmadığının görüleceğini, ancak bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığını, ödeme aracı olan çeklerin mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olduğunu, yüzlerce çekin ve makbuzların varlığını kabul edip, görmezden gelinmesinin, veriliş sebebini, davacı şirketle bağlantılarını, kimin tarafından bankaya ibraz edilip, tahsil edildiğini, bu kişilerin davacı şirkette çalışıp çalışmadıklarını araştırmaksızın hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığını, davacı taraf önce hesap mukabatından bahsedip akabinde bu belgenin aslını getirememesinin tek başına kötüniyetini ispatladığını, davacının müvekkilinden almış olduğu .......... TL tutarındaki çeki, resmî hesaplarına katmaksızın, şirket çalışanlarına ciro ve takas ettirdiğini, bu konudaki tüm ısrarlarına rağmen yerel mahkemenin iddia ettikleri hususlarda hiçbir inceleme, araştırma yapmadığını, davacının resmî kayıtlarına almadığı, ancak kendisine teslim edilen .......... TL tutarındaki çeklerin birer suretinin temin edilerek tüm cirantalarının tespiti ile birlikte bunlardan hangilerinin davacı şirket çalışanı, ortağı, ilgilisi olduğunun tespiti gerektiğini, mahkemenin bu konuda hiçbir araştırma yapmadığını, karşılaştırmalı olarak faturalar ve çekler üzerinde durulmadığını, ödenen ve ödenmeyen çeklerin belirlenmediğini, çekin bir ödeme aracı olduğunun unutulduğunu, bunun yanında davacıya verilen tüm çeklerin iki tacir arasında verilen çekler olduğunun göz ardı edilerek bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, elden yapılan ödemeler bakımından (zorunlu olarak) "yemin" delile ilişkin yerel mahkeme tarafında bir işlem yapılmadığını, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; açık hesapta görünen 33 adet ödenmeyen ticari satım faturalarının bakiye bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı vekili istinafında yemin hakkı noktasında taleplerinin karşılanmadığını dermeyan etmişse de, davalı cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmamış olup, yemin hakkı talebi açısından davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında ............. yıllarında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu sabit olup, davacı tarafından takibe konu tanzim olunan tüm faturalar her iki taraf defterlerinde de kayıtlıdır. Uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan çek ödemeleri ile bakiye alacağın kapatılıp kapatılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı ... kayıtlarına göre bu faturaların ........ TL'lik kısmı nakit olarak kapatılmıştır. .........'nin davalı ... ile karşılıklı çek teslim ve iade işlemlerinde, çek alış ve çek iade bordroları düzenlendiği, davalı ...'nin Davacı ............ ile karşılıklı çek teslim ve iade işlemlerinde, çek alış ve çek iade bordroları düzenlenmediği, nakit ödemelere istinaden tahsilat makbuzu tanzim edildiği, düzenlenen tahsilat makbuzlarının bir kısmında teslim alan kısmının imzasız olduğu, imzasız olan teslim tutanaklarının gerçekliğinin teyide muhtaç olduğu, imzalı olan teslim tutanaklarına imza atan şahısların .............'nin çalışanları olup olmadıklarının ve imzalarının gerçekliğinin teyide muhtaç olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki karşılıklı çek alışverişlerinin mukayesesi neticesinde; davacı kayıtlarına göre tahsil edilmiş ....... TL bedelli ve karşılıksız çıkıp iade olunan ......... TL bedelli toplam .........TL tutarlı çekin davalı ...'nin kayıtlarında görülmediği, davalı kayıtlarında görülen .............TL tutarındaki çekin de davacı kayıtlarında yer almadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bankalarla yapılan yazışmalar neticesinde cem'an .......... TL tutarındaki çekin banka kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.
Davacının defterlerine göre ...........TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerine göre ise ......... TL davalının davacıdan alacaklı göründüğü, defterler arasındaki farkın ....... TL olduğu, bu farkın sebebinin ise davalı kayıtlarında görünen ......... TL nakit kasadan ödeme davacı kayıtlarında görülmediği gibi HMK'nın 200. maddesine göre bu miktar ödeme olgusu ispatlanamaması, öte yandan ...... TL açılışta, ...... TL davacının iade çeklerinden dolayı, ........... karşılıksız çekler nedeniyle toplam ...... TL farkın olduğu tespit edilmiştir.
Dolayısıyla ödemeler yönünden defter kayıtları örtüşmediğinden çek ile yapılan ödemelerin muhtelif tarihlerde verilen çekler ve elden yapılan ödemelerin dayanakları ile ispatı gerektiği, çeklere ilişkin çek teslim bordrosu sunulmadığı, bu çeklerin davaya konu borç için verildiği TBK'nın 102. maddesi kapsamında ispata muhtaç kaldığı, aynı şekilde elden ödemeye ilişkin makbuzların da davaya konu borç için verildiğinin ispatlanamadığı, bankalardan çeklerin ödeme ve ibraz bilgilerinin sorularak rapor aldırıldığı görülmekle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-
Davalı ... vekilinin vaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken ...... TL istinaf harcından peşin alınan ....... TL harcın mahsubu ile bakiye ...... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleşince artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
-
İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
-
HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir......
...
Başkan..
¸e-imzalıdır
...
Üye ...*
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18