Gaziantep BAM 11. HD 2022/1488 E. 2024/170 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1488
2024/170
15 Şubat 2024
T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1488 - 2024/170
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1488
KARAR NO : 2024/170
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .......
ÜYE : .......
ÜYE : ......
KATİP : .......
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2022
NUMARASI : 2018/1347 Esas, 2022/217 Karar
DAVACI (TEMLİK EDEN) : .......
DAVACI (TEMLİK ALAN) : .....
VEKİLİ : Av.......
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. .....
Birleşen Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1407 Esas Sayılı Dava Dosyasında
DAVACI (TEMLİK EDEN) : ....
DAVACI (TEMLİK ALAN) : ....
VEKİLİ : Av....
DAVALILAR : 1 -.....
2 -.....
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
YAZIM TARİHİ : 15/02/2024
Taraflar arasında görülen davada ..... Karar sayılı dosyasında verilen 03/03/2022 tarihli kararın istinaf incelemesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ....... İle müvekkili banka arasında imzalanan ..... tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi uyarınca davalı şirketin müvekkili bankanın borçlusu olduğunu, müvekkili banka ile borçlu firma arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ve rehin sözleşmesi ile ....... plakalı araçların müvekkili banka lehine rehin tesis edildiğini, borçlunun ödemelerinin gecikmesi üzerine .... tarihli kat ihtarnamesi ile firma borçlarının kat edildiği, yasal süre içerisinde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağının temini amacıyla davalı firma ve davalı kefil aleyhine ...... esas sayılı dosyası üzerinden menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlu firma tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini, bu itirazın tamamen zaman kazanma amacına yönelik olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, alacaklarının bir likit alacak olup borçlarla hesap kat ihtarnamelerinin gönderildiği ve müvekkili banka alacağının muaccel hale geldiğini ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını, banka kayıtlarında yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, dosya arasında bulunan ...... ve diğer bazı evraklar üzerinde yer alan imzaların banka personeli tarafından imzalanarak kredi kullanımının sağlandığını, dava dilekçesinde iddia olunduğu gibi araçlara ait rehin sözleşmesinde yer alan imzaların da müvekkiline ait olmadığını, takibe konu olduğu iddia edilen alacağın muaccel halde olmaksızın icra takibine konu edildiğini, icra takibinde alacaklara mevzuata aykırı olarak faizin işletildiğini, davaya konu ....... esas ödeme emrinin müvekkiline 11/05/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak eldeki davanın açılış tarihinin 15/11/2018 olduğunu, iki tarih arasındaki sürenin İİK'nın 67. Maddesine aykırı olarak 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, alacaklı tarafından aynı alacak için 3 icra takibi açıldığını belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen ..... esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...... İle müvekkili banka arasında imzalanan 22/08/2013 ve 25/10/2013 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi uyarınca davalı şirketin müvekkili bankanın borçlusu olduğunu, müvekkili banka ile borçlu firma arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile davalı ............ borçlu firmanın müvekkili bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarına borçlu firma ile müteselsil kefil olduğunu beyan ve taahhüt ettiğini, borçlunun ödemelerinin gecikmesi üzerine ....... tarihli kat ihtarnamesi ile firma borçlarının kat edildiği, yasal süre içerisinde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağının temini amacıyla davalı firma ve davalı kefil aleyhine ......... esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak borçlu firma ve kefiller yönünden takibe itiraz edildiğini, alacaklarının likit bir alacak olduğunu, borçlarla hesap kat ihtarnamelerinin gönderildiği ve müvekkili bankanın alacağının muaccel bir hale geldiğini ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankaya hiçbir borcu bulunmadığını, banka kayıtlarındaki imzatların davalıya ait olmadığını, ...... ve bazı evraklardaki imzaların banka personeline ait olduğunu, belgelerin asılları üzerindeki imzaların incelenmesi gerektiğini, kat ihtarının ....... tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiğini, ancak tüzel kişi olduğu için Tebligat Kanunu'nun 21/2'nin uygulanamayacağını, takibe konu alacakların muaccel olmadığı için takibe geçilemeyeceğini, icra takibinde mevzuata aykırı faiz işletildiğini, icra takibinde bileşik faiz uygulandığını, ....... esas sayılı dosyalarının aynı alacak kalemleri ile açıldığını belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, "...Bu noktada davalılar vekili itiraz dilekçesinde daha önce bilirkişi ....... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporundan bahisle itirazda bulunmuşsa da, bahse konu raporun ön rapor niteliğinde olduğu, mahkememizce daha sonradan evrak asılları toplanarak inceleme yaptırıldığı ve bu durumun da hükme esas alınan ......sayılı raporunda açıkça belirtildiği görülmekte olup davalılar vekilinin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Yine davalılar vekilince sözleşmelerin (delillerin) süresinde sunulmadığı yönünde itirazı olmuşsa da, davacı banka tarafından bahse konu sözleşmelerin daha önce sunulduğu, mahkememizin ve birleşen dava dosyasına daha önce bakan ....... yazışmalarında yaşanan sorunlar nedeniyle bahse konu sözleşmelere ulaşılamadığı ve bu sorunlar giderildikten sonra sözleşmelere ulaşıldığı dosya kapsamı itibariyle sabit olup davalılar vekilinin bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmemiştir. Yine gerek asıl dava dosyasında, gerekse de birleşen dava dosyasında bankacı bilirkişi .......'dan rapor aldırılmış olup hazırlanan her iki raporda da davalıların sorumlu oldukları borç miktarlarının davaya konu icra takiplerinde talep edilen borç miktarlarında çok daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle de davacı bankanın davalılardan davaya konu her iki icra takibi bakımından da talep edilen miktarlar itibariyle alacaklı olduğu dosya kapsamı itibariyle sabittir. Bakıldığı zaman davanın kabulüne karar verilmiş olmakla davalıların itirazlarında haksız oldukları tespit edilmiştir. Yine alacak likit niteliktedir. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da gerek asıl davanın, gerekse de birleşen davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. A-ASIL DAVA OLAN MAHKEMEMİZİN 2018/1347 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI BAKIMINDAN; 1-Davanın KABULÜ ile; ..... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yapmış oldukları itirazlarının İPTALİ ile takibin aynen DEVAMINA, 2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan ...... TL üzerinden % 20 nispetinde hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, B-BİRLEŞEN ....... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI BAKIMINDAN; 1-Davanın KABULÜ ile; ..... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yapmış oldukları itirazlarının İPTALİ ile takibin aynen DEVAMINA, 2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan ...... TL üzerinden % 20 nispetinde hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE," karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemeye sunmuş oldukları cevap dilekçesinde ileri sürdükleri banka kayıtlarında yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığı, kullandırılan kredilerin para akışının izlenmesi gerektiği, ilgili paralarla kredi kapaması yapılıp yapılmadığı, takibe konu olduğu iddia edilen alacağın muaccel halde olmaksızın icra takibine konu edildiği, hesap kat ihtarnamesinin müvekkiline tebliğ edilmediği, icra takibinde alacaklara mevzuata aykırı olarak faiz işletilmiş olduğu, faiz başlangıç tarihinin doğru talep edilmediği, bileşik faiz işletildiği ve benzeri iddialara itibar edilmeksizin hüküm tesis edildiğini, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararında taraflarınca dosyaya sunulan cevap dilekçesinin değil bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin özetlendiğinin görüldüğünü, yerel mahkemece dosyanın yeterli şekilde incelenmediği ve hukuki denetime elverişli nitelikte karar verilmediğini, dosya arasında bulunduğu hali ile davacı banka tarafından ara kararlara konu evrakların dosyaya 27/10/2021 tarihinde sunulduğunu, ilgili durumun 6100 sayılı HMK'nın 94. Maddesinde düzenlendiğini, bu kapsamda davacı tarafça sunulan belgelerin eldeki dosya ile birleşen ...... Esas sayılı dosya arasında bulunmadığı ve davacının uhdesinde bulunduğu da gözetilerek davacıya defalarca verilen sürenin kesin süre sonuçlarını doğuracağı gibi, ....... tarihli duruşmada ise davacıya doğrudan kesin süre verildiği ve ihtarat yapıldığı da gözetilerek HMK 94. maddesi uyarınca süresinde sunulmayan delilin/belgenin eldeki bilirkişi raporuna ve hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısı ile kanuna aykırı olarak sunulan delil neticesinde tesis edilen hükmün hukuka uygun olmadığını, talepleri doğrultusunda bilirkişi raporunun hükme esas alınmamaksızın hüküm tesis edilmesi gerekirken eldeki hali ile hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna esas belgelerin davacı tarafından süresi içerisinde mahkemeye sunulmadığı gözetilerek davanın reddine şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan ...... tanzim tarihli uzmanlık raporu konulu adli tıp raporuna karşı 6 belge üzerinde yer alan imzaların incelendiğinin tespit edildiğini, ancak cevap dilekçelerinde dosyaya ilişkin olarak sundukları beyanlarda ve duruşmalarda da belirttikleri hali ile ve dosya içerisinde bulunan ...... havale tarihli ...... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda belirtilen 4 adet kredi kullanma talimatı niteliğindeki evrakların fotokopi olduğu gerekçesi ile imza incelemesi yapılamadığı şeklindeki kanaati karşısında dosyanın eldeki belgeler üzerinden imza incelemesi yapılması ve neticeten aleyhlerine bilirkişi raporu tanzim edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya konu 4 evrak aslının davacı bankadan temin edilmesini ve dosyanın mevcut hali ile tekrar bilirkişiye tevdiini talep etmelerine rağmen yerel mahkemece taleplerinin gözardı edilerek söz konusu raporda belirtilen belge asıllarının toplanmaksızın başkaca evrakların imza incelemesine konu edilerek hüküm tesis edildiğini, mahkemece sadece ....... aleyhine hüküm tesis edildiği, ancak diğer davalı ....... yönünden herhangi bir şekilde hüküm tesis edilmediğini, bilirkişi rapuna karşı ileri sürdükleri ......... tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin tamamen gözardı ederek hüküm tesis edildiğinin gösterdiğini, gerek dava dilekçesinde gerekse de cevap dilekçesinde davanın her iki tarafının da başta bilirkişi deliline dayanmadığı, HMK'nın 140. maddesi uyarınca da bilirkişi deliline dayanılmaksızın dosyada bilirkişi incelemesi yapıldığı gözetilerek yerel mahkemece iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi ilkesi gözardı ederek hüküm tesis edildiğini, belirtilen diğer delillere de taraflarca dayanılmadığını, imza incelemesi yapılan bir kısım genel kredi sözleşmelerinin davalı ....... lehine tesis edilen sözleşmeler olmayıp, davalı ve .......'nin yetkili temsilcisi olan .......'ın şahsına ait sözleşmeler olduğunu, dolayısı ile konu sözleşmeler üzerinde yer alan imzaların davalı .......'nin yetkili temsilcisi .......'a ait çıkmasının doğan sonuç olduğunu, davaya konu sözleşmelerin müvekkili davalı gerçek kişi ........ plakalı araca ait kredilere ilişkin sözleşmeler olduğunu, davaya konu sözleşmelerin UYAP sistemine taranmadığı, taraflarına tebliğ edilmediği ve yine her duruşmada hazır bulunan davalı şirket temsilcisi ve davalı gerçek kişiye gösterilmeksizin ve imzaların kendisine ait olup olmadığı sorulmaksızın eldeki hali ile bilirkişi incelemesi yapılmasının usule aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava ve birleşen dava ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve birleşen dava davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karara esas alınan bilirkişi raporunun denetime açık, karar vermeye elverişli ve oluşa uygun olmasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeyle;
-
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Asıl dava ...... Esas sayılı dosyasının istinaf nedeniyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli .... TL harçtan peşin alınan .... TL harç mahsup edilerek bakiye ....... TL harcın davalı ......'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Birleşen dava ....... Esas sayılı dosyasının istinaf nedeniyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ...... TL harçtan peşin alınan ..... TL harç mahsup edilerek bakiye ...... TL harcın davalılar ...... 'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
Gider avansı hakkında HMK 333. maddesine göre işlem yapılmasına, karar kesinleştiğinde artanın ilgilisine iadesine,
-
Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Birleşen dava ...... Esas sayılı dava yönünden KESİN, asıl dava ..... Esas sayılı dava yönünden HMK. 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024
.
Başkan
.
e-imzalıdır
.
Üye
.
e-imzalıdır
.
Üye
.
e-imzalıdır
.
Katip
.
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59