SoorglaÜcretsiz Dene

Gaziantep BAM 11. HD 2022/1434 E. 2024/136 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1434

Karar No

2024/136

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ

T.C.

GAZİANTEP

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1434

KARAR NO : 2024/136

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN VEKİLİ : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/03/2022

NUMARASI : 2020/338 E., 2022/294 K.

DAVACI : ....

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ......

VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 07/02/2024

YAZIM TARİHİ : 07/02/2024

Taraflar arasında görülen davada ........ Karar sayılı dosyasında verilen 24/03/2022 tarihli kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

- K A R A R -

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu arasında gerçekleşen satış neticesinde müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğini, satım konusu malı teslim ederek icra takibine konu faturaları düzenlediğini, müvekkili tarafından verilen mal ve hizmet bedelinin ödenmemesi sebebi ile davalıya yazılı ve sözlü olarak talepte bulunulmasına rağmen, borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, bedelin tahsili amacıyla ........ esas sayılı dosyasından icra takibine girişildiğini, borçlunun anılan icra dosyasına yaptığı haksız itirazı nedeni ile takibin durdurulduğunu, dava şartı olan arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştirildiğini, ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, takibe takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davalının takibin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde adresinin bulunmadığını, dava dilekçesinin HMK'nın 119/1 maddesindeki şartlara aykırı olduğunu, davacının teminat göstermesinin gerektiğini, davacı tarafça takibe dayanak yapılan faturalar ile gümrüğe verilen faturaların miktarlarının farklı olduğunu, davacının sahte fatura düzenlediğinin ortaya çıktığını, faturaların sahte olarak düzenlenmiş olması nedeniyle şekil şartlarının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacı tarafça delil olarak dayanılmasının mümkün olmadığını, icra takibine konu edilmeyen bir belgeye dayanılarak itirazın iptali davasının açılamayacağını, müvekkilinin davacı şirkete sahte olarak düzenlenmeyen gümrük müdürlüğüne verilen ve kendi kayıtlarında bulunan faturalardan da davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin banka kanalıyla ve makbuzlarla borcun tamamını ödediğini, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, "...Davacı vekili takip talebinde takip talebinde ...... USD temerrüt faizi talebinde bulunmuş, yapılan itiraz üzerine bu bedel yönünden de takip durmuş, açılan işbu itirazın iptali davasında temerrüt faiz yönünden yapılan itirazın da iptali isteminde bulunulmuşur. Faturada yazılı miktarın kesinleşmesi ile borcun ödenmesi istenebilir hale gelmekte ise de, kesin vade yok ise borçlunun BK'nın 101/1. maddesi hükmü uyarınca ödeme talebi ve miktar içeren bir ihtar ile ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Yapılacak bu temerrüt ihtarının ise TTK'nın 18/3 maddesindeki usullerle yapılması gerekir. Somut olayda, TTK'nın 18/3 maddesinde belirlenen usullerle temerrüt ihtarı yapılmadığı gibi, TBK'nın 101/2. maddesi hükmüne uygun olarak, taraflarca kararlaştırılmış kesin bir vadenin varlığı da kanıtlanmış olmadığından temerrüt faizi istemi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Kabul edilen miktar yönünden davacının talepte bulunduğu, geçerli bir icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunduğu, süresinde açılmış bir dava bulunduğu ayrıca alacağın likit olması nedeni ile davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına (icra takibindeki yabancı para alacağının takip tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk parası karşılığı belirlenerek) hükmedilmiştir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında icra inkar tazminatının yanı sıra kötüniyet tazminatı da düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, itirazın iptali davasında takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı aleyhine, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata hükmedilir. Madde metninden anlaşılacağı üzere, itirazın iptali davasında davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlardan birisi de alacaklının takibinde kötüniyetli olduğunun kanıtlanmasıdır. Somut olayda takip dayanağı olan faturalarda belirtilen miktarlar ile serbest dolaşıma giriş beyannameleri için sunulan fatura miktarlarının farklı meblağlarda olduğu, gerçek satış miktarlarının serbest dolaşıma giriş beyannameleri için sunulan fatura içeriğindeki miktarlar olduğu, bu bağlamda davaya konu takipte fazladan miktar üzerinden talepte bulunulduğundan her iki satış faturalarındaki fark yönünden (90.987,64 USD) davacı tarafın kötüniyetli takip başlattığı kanaatine varılarak bu bedelin %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 1-Davanın kısmen kabulü ile, ......... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 97.506,36 USD asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacak likid olduğundan, hükmedilen yabancı paranın icra takip tarihindeki Türk Lirası karşılığının %20'si oranındaki icra inkar tazminatının (112.916,26-TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Reddedilen kısmın 90.987,64 USD'si yönünden kötüniyet tazminatı şartları oluştuğundan bu bedelin icra takip tarihindeki Türk Lirası karşılığının %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının (105.367,32 TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında dosyadaki delil kapsamının eksik değerlendirilmesine dayanması, faizin hesaba katılmaması ve kötü niyet tazminatına ilişkin hüküm içermesi cihetiyle usul ve yasaya aykırı düştüğünü, davalı ile ürün alışverişinin birkaç yıllık zaman zarfı boyunca devam ettiğini, müvekkili şirketin teslim ettiği son ürünlere ilişkin fatura bedellerinin tam olarak ödenmediği için müvekkili şirketin davalı şirkete karşı icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin icra takibine dayanak olarak davalı şirkete sattığı son ürünlere ilişkin düzenlemiş olduğu faturaları sunduğunu, dava konusu faturaların tutarları noktasında taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığını, ilk derece mahkemesi kararında yalnızca davalı tarafından Gümrük İdaresine bildirdiği faturaların dikkate alındığı, faturanın içeriğindeki ürünlerin rayiç değerlerini ve tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları birim fiyatlarının dikkate alınmadığını, dosyada bulunan 21/01/2022 tarihli bilirkişi raporuna kısmen itirazlarını sunduklarını, yerel mahkemece eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, davalının gümrük vergisi kaçırmak amacıyla faturaların bedelleri üzerinde oynama yaptığı ve dava sürecinde bu durumu müvekkili şirkete mal etme çabası içerisine girdiğini, dosyaya sunulan sahte ödeme belgelerinin dahi tek başına davalının dolandırıcılık saiki ile hareket ettiğini açıkça gözler önüne serdiğini, davalının her zaman aldığı ürünün ortalama fiyatından epey bir aşağıda gösterilmesinin yalnızca gümrük bildirimiyle değil aynı zamanda teknik konuda uzman bir bilirkişinin raporu doğrultusunda irdelenmesinin gerektiğini, yerel mahkemece fatura bedellerinin sadece gümrük bildirimlerine göre belirlediği, müvekkilinin ürünün teknik özelliklerine, faturalar üzerinde yer alan aynı ürün için farklı gösterilmiş birim fiyatı konusundaki çelişki ve özellikle de ürünün fiyatını gösteren her iki tarafın imza ve kaşesine haiz ürüne ait satış sözleşmesinin gözardı edildiğini, mahkemece hükme esas alının bilirkişi raporunda yer alan ödeme belgeleri tablosunun gerçeği aykırı olup bu listeye göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, söz konusu ödeme belgelerinin hiçbir zaman dosyaya girmediği ve taraflarınca inceleme olanağının verilmediğini, mahkemece temerrüde ve faiz hesabına ilişkin verilen kararının hatalı olduğunu, mahkemenin müvekkili şirketi İİK'Nın 67. Maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına mahkum ettiğini, ancak dava konusu uyuşmazlık yönünden kötü niyet tazminatının şartlarının kesinlikle gerçekleşmediğini, davalı şirketin ilk derece mahkemesince sürdürülen yargılama esnasında birçok defa savunmanın genişletilmesi yasağını ihlal edecek şekilde iddialar getirdiği yada deliller sunduğunu, bunlara muvafakat etmediklerini her defasında dile getirdiklerini belirterek ilk derece mahkemesince aleyhe verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın icra takibini sahte faturalarla başlatıldığını, davacı tarafça takibe dayanak yapılan faturalar ile gümrüğe verilen faturaların miktarlarının farklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, faturaların davacı tarafından gümrük müdürlüğüne verildiğini, davacının gümrük müdürlüğüne verdiği faturalar ile müvekkili şirketin ticari kayıtlarındaki faturaların birebir uyumlu olduğunu, ancak davacının bu faturaların dışında aynı seri numaralı faturaların fiyat kısmı farklı faturaları icra takibine konu yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait gerçek faturalar için yeni bir icra takibi başlatılarak ve sonrasında gerekmesi halinde itirazın iptali davasının da sahte olmayan gerçek faturalara dayalı olarak yargılamasının yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerektiğini, takibe konu olmayan faturalara göre karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, icra takibi dışındaki belgelere göre yargılama yapılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, faturaların sahte olarak düzenlenmiş olması, şekil şartlarını yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacı tarafça delil olarak dayanılmasının mümkün olmadığını, takibe konu faturaların kanunun aradığı şekil şartlarına haiz olmadığını, davacının takibe konu faturalardaki fiyat konusunda sahtecilik yapmış olması nedeniyle ortada şekil şartlarına uygun fatura düzenlenmemiş olduğundan bu belgelere dayanarak alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, ödeme belgelerine göre müvekkilinin borçlu değil davacıya fazla ödeme yaptığından davacıdan alacaklı olduğunu, bu ödemelerden 03.06.2015 tarihli 115.000 USD ödemesine ilişkin tahsilat makbuzu ve makbuzdaki imzanın davacı tarafça inkar edilmediğini, taraflarınca ayıp ihbarına ilişkin bir çok delil sunulmasına rağmen bu yöndeki delillerinin toplanmadığını, sahte faturalar ile yapılan takipte faturaların sahte olduğunun ilk derece mahkemesi tarafından da kabul edilmesine rağmen müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gümrük müdürlüğüne davacı tarafından verilen faturalar dışında sahte faturalara dayalı olarak icra takibi yapıldığı ve ilk derece mahkemesince bu hususun kabul edilmiş olmasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedildiğini, davacının kendince yüksek miktar yazarak sahte oluşturduğu bu takibe konu faturalardaki borca itiraz edilmemiş olsaydı davacının hakkı olmayan bir alacak için haksız bir alacak talep etmiş olacağını, bu nedenle müvekkili aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kısmen kabul ve icra inkar tazminatı yönünden kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.

İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, faturaya dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İtirazın iptali davasına konu ......... Esas sayılı icra takibi incelendiğinde; alacaklının davacı ... Ltd.Şti., borçlunun davalı ......... Olduğu, takibin ...... USD asıl alacak, .... USD işlemiş faiz olmak üzere toplam ......, takip dayanağının ise;

-...... bedelli,

-......... bedelli,

-......... bedelli,

-......... bedelli,

-......... bedelli,

-......... bedelli,

-........ USD bedelli toplamda 7 adet faturaya dayalı olduğu görülmüştür.

Tüm dosya kapsamında ve bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere; icra takibine esas faturalar ile davalının ticari defter ve kayıtlarındaki ve gümrük serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde beyan edilen faturaların tarih ve noları aynı olsa da, bedelleri farklıdır. İlk derece mahkemesi tarafından icra takibine dayanak olan faturalara değil, serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde beyan edilen faturalara üstünlük tanınarak mal bedellerinin toplam değerinin takip talebine eklenen fatura bedelleri toplamı olan 393.494,00 USD değil, 313.506,36 USD olarak kabulünün gerektiği, fatura bilgilerinin meblağları dışında birbirini doğruladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlığın eldeki itirazın iptali davasında incelemenin takip ve dava konusu faturalarla sınırlı olarak mı yoksa taraflarca fatura tarihlerinden sonra düzenlenen ve serbest dolaşım beyannamesine konu faturalar değerlendirilerek mi yapılması gerektiği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. İtirazın iptali davalarında takipde dayanılmayan bir belgeye dayanılması mümkün değildir. Takip ve dava konusu olmayan faturanın bu davada dikkate alınmayacağı hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir. (.........)

....... tarihli kararına göre de; davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından sözkonusu olduğu gibi, alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bu bakımdan; takibe sıkı sıkıya bağlılık kuralı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, takip dışı gümrük beyannamelerine üstünlük tanınarak karar verilmesi yerinde değildir.

Öte yandan davalı borçlu tarafından takibe konu faturaların değiştirilerek gümrük müdürlüğüne farklı faturaların sunulduğuna dair .......... Soruşturma nolu dosyanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Nitekim hangi faturaların gerçek, hangilerinin sahte olduğunun anlaşılması ve icra takibine konu faturaların nitelendirilmesi takibe bağlı bu davayı etkileyecektir. Bu itibarla mahkemece soruşturma dosyasının eldeki dosyaya etkisi bulunup bulunmadığının, dosyanın bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Dosyada ........ tarihli tek bilirkişiden alınan bir bilirkişi raporu ile ....... tarihli ve 3 bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporu bulunmaktadır. İki rapor birbiriyle uyumlu olmayıp, ilk raporda davalı davacıdan alacaklı olarak belirlenmiş, ikinci raporda ise davacının davalıdan alacaklı olduğu tespiti yapılmıştır. Karara esas alınan ikinci bilirkişi raporuna da taraflar itiraz etmiş, ancak mahkemece son alınan heyet raporu karar vermeye yeterli görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özetle; dosyada karara esas alınan bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli olup olmadığı denetlenmelidir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut olup, taraf vekilleri karara esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmişler, itirazları karşılayacak yeni bir rapor alınmamıştır.

Yargıtay uygulamalarına göre; dosyada çelişkili iki rapor olması halinde, çelişkiyi gideren ayrıntılı, gerekçeli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine açık, itirazları da karşılar nitelikte rapor alınmadan uyuşmazlık çözülemez. (....... karar sayılı ilamı) Mahkemece konusunda uzman bir başka heyetten ayrıntılı, gerekçeli denetime elverişli, usul ve yasaya uygun, raporlar arasındaki çelişkiyi gideren bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece alınan ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi heyeti raporu ile, öncesinde alınan rapor arasındaki çelişki giderilerek, konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, usul ve yasaya uygun, önceki raporları değerlendiren rapor alınarak, yukarıda belirtilen takibe sıkı sıkıya bağlılık kuralı değerlendirilip, savcılık dosyasının akibeti araştırılarak dosyamız açısından bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı konusunda değerlendirme yapılarak yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekli olmuştur.

6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesinde, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.

Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan deliller toplanmamış ve bu konuda her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE,

  2. ......... Karar sayılı kararının kararının KALDIRILMASINA,

  3. Dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  4. İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin karar harcı olarak alınan harcın istekleri halinde davacıya ve davalıya İADESİNE,

  5. İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024

...

Başkan V.

...

e-imzalıdır

...

Üye

...

e-imzalıdır

...

Üye

...

e-imzalıdır

...

Katip

...

e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınuygulanmayacaktırayrıcaİptalivekilikonusuimzalanmışİtirazıngaziantepelektroniksonuçbelgeıslak

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim