Gaziantep BAM 11. HD 2022/1188 E. 2023/1339 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1188
2023/1339
11 Aralık 2023
T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1188
KARAR NO : 2023/1339
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN V. : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/12/2021
NUMARASI : 2020/131 Esas, 2021/927 Karar
DAVACI : .....
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 11/12/2023
YAZIM TARİHİ : 11/12/2023
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/12/2021 tarih ve 2020/131 esas, 2021/927 karar sayılı kararın istinaf incelemesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirketten halı makinası aldığını, davalı taraf iş bu ticari ilişkiden kaynaklı teslim edilen emtiaların dava değeri kadar kısımlık bedellerini müvekkil şirkete ödemediğini, bu nedenle ..... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız yere takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, öncelikle davalı tarafın borcu karşılayacak orandan menkul/gayri menkul malları üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, davalının %20 'den az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, itirazın iptali ile takibin devamına ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı taraf arasında ticari ilişki söz konusu iddiaların doğru olsa da müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcun söz konusu olmadığını, ...... tarihinde verilen ara kararda müvekkil aleyhine İİK Kanunu 257. vd. madde gereği %15 teminatla ihtiyati haciz konulmasın karar verildiğini ve verilen bu kararın hukuka uygun olmadığını, somut bir alacak olmadan müvekkil şirketin ticari defterleri incelenmeden faturalar üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine müvekkil şirket borçlarının büyük bir kısmının ödediğini, tarallar arasındaki ticari ilişkinin büyüklüğü göz önüne alındığında müvekkilin ödemediği tutarın küçük bir miktar olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılarak zararın davacı tarafça yatırılan teminattan karşılanmasına, akabinde davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosyaya bakıldığı zaman davacı tarafından ...... esas sayılı takip dosyasındaki takip başlatılmadan evvel davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ne bir iddia ileri sürülmüş, ne de bu yönde dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmiştir. Bu haliyle de davacı yanın işlemiş faiz talebi bakımından itirazın iptali talebinin de reddine karar vermek gerektiği, Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme; burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olduğu, ayrıca daval da itirazında haksız olduğunu, bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirildiği ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedildiği, Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme; davalı vekili cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu, davalı bakımından her ne kadar davanın kısmen reddine karar verilmişse de davacının reddedilen kısım bakımından kötü niyetli olduğunun kabulü mümkün bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği, bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, öncelikle müvekkilin bir sermaye şirketi olduğunu, taraflar arasında yapılan ticari ilişki dolar bazında yapılmış olduğunu, müvekkil şirketin gerçekte söz konusu alışverişten dolayı yapılmış olan bir ödemeyi şirket kayıtlarına işlememesi mümkün olmadığını, diğer yandan yapıldığı iddia edilen söz konusu kısmi ödemeler müvekkil şirketin defterlerine işlenmediği gibi davalı tarafın defterlerine de işlenmediği bilirkişi raporundan da anlaşıldığını, oysa söz konusu şirket yetkilisinin hesabına yapıldığı iddia edilen söz konusu kısmi ödemeler gerçekten müvekkil şirket ile aralarında olan ticarete ilişkin olsaydı, hem müvekkil şirketin haberi olacağını, hem de taraflarların defterlerine işleyeceğini, kaldı ki müvekkil şirketin davada taraf olduğunu, bağımsız bir tüzel kişiliği, hesabı söz konusu olduğundan şirket yetkilisinin veya ortağının şahsi hesabına yapılmış olan bir ödemenin müvekkil şirketi bağlaması mümkün olmadığı gibi, dekontta ödemenin nedeni de bildirilmediği için Yerel mahkemenin gerekçesinde ifade ettiği şekilde bir yorum yapmanın kabulü de mümkün olmadığını, dolayısıyla gerek dekontta gerekse ticari defterlere usulüne uygun bir şekilde işlenmeyen bir ödemenin müvekkil şirket yönünden delil olarak kabul edilmesi ve müvekkil şirketi bağlaması kabul edilemez mahiyette olduğunu, öncelikle Yerel mahkemece gözden kaçırılan temel hususun dava konusu ticari alışverişin dolar üzerinden yapıldığını ve söz konusu malların davalı tarafça da yurt dışına döviz cinsinden satıldığını, müvekkile ödenmesi gereken bedelin ödenmesinin çek veya bonoya bağlanmadığı olduğunu, ikinci husus müvekkil şirket cari hesabı kur farkını da dikkate alarak hem döviz hem de Türk Lirasını esas alarak düzenlediğini ve icra takibini de buna göre açtığını, yani söz konusu cari hesabın içinde kur farkı da söz konusu olduğu için dilekçe de bundan bahsedilmediğini, bu durumun dava değeri ile de sabit olduğunu, bilirkişice yapılan incelemede, hatalı bir şekilde faturalar üzerindeki döviz cinsinin icra takibinin açıldığı tarihteki Türk lirası kur karşılığı değil de fatura tarihindeki Türk lirası miktarının esas alındığını ve buna dayanak olarak taraflar arasında kur farkı sözleşmesi olmadığı gerekçe gösterildiğini, bunun üzerine taraflarınca Yerel Mahkemeye bilirkişice yapılan hesaplamanın yanlış olduğu ifade edilerek rapora itiraz edildiğini, zira taraflar arasında kur farkı sözleşmesi olmasa bile Yargıtay 19. H.D.'nin yerleşik kararlarıyla da sabit olduğu üzere kesilen faturalar üzerinde döviz karşılığı yazılmış ise sözleşme yapılması şart olmadığını, kur farkının istenmesi için bu yeterli olduğunu, müvekkil şirketçe de düzenlemiş olduğu tüm faturalar üzerinde o günkü merkez bankasının kuru ve dolar karşılığı yazılmış olduğunu, davalı tarafça söz konusu faturaların bu şekilde kabul edildiğini ve davalı taraf da söz konusu malları başka firmaya dolar cinsinden sattığını, ancak bilirkişice bu hususların hiçbirinin dikkate alınmadığını ve eksik inceleme sonucu rapor düzenlendiğini, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararda yer alan "Davacı yanın işlemiş faiz alacağı talebi bakımından yapılan değerlendirme" başlıklı gerekçesinin de kabulü mümkün olmadığını, diğer yandan hiçbir şekilde kararın kısmen redde yönelik gerekçeyi kabul etmemekle birlikte, Yerel Mahkemece red edilen kısım yönünden davalı lehine verilen vekalet ücretinin de yüksek hesaplandığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili, döviz kuru farkını kabul etmediklerini, aralarında herhangi bir sözleşme ve Vergi Usul Kanununa göre herhangi bir fatura bulunmadığını, ...... TL borcu müvekkili firmanın kabul ettiğini, ödeyeceklerini belirttiklerini, mahkemece hükmedilen kabul miktarına göre %20 icra inkar tazminatını kabul etmediklerini, borcun likit ve belirlenebilir olmadığını, mahkemece reddedilen ...... TL üzerinden davacı tarafça kötüniyetli olarak icra takibi yapıldığını, reddedilen kısım için müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda davacı aralarındaki ticari ilişki neticesinde davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek ....... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış davalının itiraz ederek takibi durdurması üzerine de eldeki dosya ile itirazın iptalini talep etmiştir. Taraflar arasında cari hesaplar ve ticari defterler bilirkişi marifeti ile incelenmiştir.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf isteminde bulunan davacı tarafından yatırılması gereken ....... TL istinaf karar harcının peşin alınan ...... TL'den mahsubu ile bakiye ....... TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf isteminde bulunan davalı tarafından yatırılması gereken ....... TL istinaf karar harcından peşin alınan ....... TL’nin mahsubu ile bakiye ....... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgili tarafa geri verilmesine,
-
HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2023
...
Başkan V.
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38