Gaziantep BAM 11. HD 2022/1135 E. 2023/1324 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1135
2023/1324
7 Aralık 2023
T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1135
KARAR NO : 2023/1324
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN VEKİLİ : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2022
NUMARASI : 2020/881 E., 2022/568 K.
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - (...)
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/12/2023
YAZIM TARİHİ : 07/12/2023
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2020/881 Esas, 2022/568 Karar sayılı dosyasında verilen 22/04/2022 tarihli kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili tarafından imzalandığını iddia ettiği .... nolu çek hesabından .... vadeli ..... TL bedelli çeki önce bankaya ibraz ettiğini, karşılıksız olduğundan bahisle ödemenin yapılmadığını, sonrasında çekin takibe konulduğunu, tebligatın müvekkiline değil muhtara yapıldığından müvekkilinin takipten haricen haberdar olduğunu, süresinde takibe itiraz edemediğini, takibe konu olan çekin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek takip konusu yapılan ..... TL bedelli ... tarihli çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak davanın açıldığını, davacının borçtan ve icra ceza davasından haberdar olmasına rağmen hiçbir suretle borca ve imzaya itiraz etmediğini, borcunu geciktirmeye yönelik işlem yaptığını, davacı tarafın kötü niyetli davranarak bahse konu çek içinde kayıp çalıntı ihbarında da bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, "...davacı hakkında, ...... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ....... emrine yazılı, keşide yeri ...., keşide tarihi ...., miktarı ..... TL bedelli çek olduğu, davacının iş bu çek nedeniyle, borçlu olmadığının tespiti yönünden iş bu davayı açtığı, davacının imza inkarında bulunduğu, .... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... tarihli yazı cevabına göre davacı şirketin çekin keşide tarihi olan ...... tarihi itibariyle tek yetkilisinin ... olduğu, bu nedenle ...'ın mukayeseye esas ıslak imza örneklerinin toplandığı, grafoloji uzmanlarından oluşan heyetten alınan bilirkişi raporuna göre icra takibine konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davacının imzanın kendisine ait olduğunun bile bile eldeki davayı açmakla kötü niyetli olduğu anlaşılarak (.... Karar) İİK 72/4. Maddesi uyarınca alacağın % 20' si tutarında ....... TL tazminatın davacıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, şirket yetkilisi olan........'ın tüm resmi kurumlarda bulunan imza sirkülerinin istenmeden, sadece tek bir kurumdan alınmış imza sirküsü üzerinden imza incelemesi yapılarak sonuca varıldığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, kambiyo senedi nedeniyle imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili icra takibine konu bono altındaki imzanın davacı şirket yetkilisi müvekkiline ait olmadığı gerekçesiyle menfi tespite karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda açıklanan sebeplerle davacı tarafça istinaf edilmiştir.
İstinaf kanun yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ila 361. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, "İncelemenin Kapsamı" başlığını taşıyan 355. maddede de düzenlendiği üzere; inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu re'sen gözetir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297’nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Adil yargılanma hakkı TC Anayasasının 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya dair bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 141. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine dair hükümlere 6100 Sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK 297.maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
....... Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararında hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek olanaklı değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz (veya istinaf) sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, hakimin ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yerel mahkemece gerekçeli karar başlığında davalı olarak, davacı şirket yetkilisi olan ...'ın gösterilmesi, gerekçeli karar başlığında davalı olan.....'in adı ve soyadının gösterilmemesinin çelişki yarattığı ve kararın infazında tereddüt yaratacağı kuşkusuzdur.
Bu bakımdan gerekçeli karar başlığında yapılan bu yanlışlığın tek başına kararın kaldırılması sebebi oluşturduğu ve mahkeme kararı usul ve kanuna aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin açıklanan sebeplerle kamu düzeni ilkesi göz önünde bulundurularak kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf istemleri incelenmeksizin dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, sonuç olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; ...... tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1. a. 4. bendi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın tebliği ile harca ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi ve 353/1-a bendi uyarınca KESİN olarak 07/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan V.
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38