Erzurum BAM 3. HD 2024/725 E. 2024/979 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/725
2024/979
23 Mayıs 2024
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/725
KARAR NO : 2024/979
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2024 (Karar)
NUMARASI : 2024/1 Esas, 2024/60 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... şirketine ait şantiyede iş makinesi operatörü olarak çalışan ...'ın yaptığı yol açma çalışması sırasında önüne gelen taşı çıkarmaya çalışırken ... plakalı kepçenin devrildiğini ve ...'ın olay yerinde vefat ettiğini, sigorta şirketine 12/04/2019 tarihinde müracaat edildiğini ve hasar dosyasının açıldığını, kazanın kamuya açık olmayan trafiğe kapalı alanda olduğu gerekçesi ile ödeme taleplerinin reddedildiğini, olayın karayolu güzergahı olan ve karayoluna bağlantısı olan güzergahta meydana geldiğini, Erzurum ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/... Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve 22/11/2011 tarihinde kararın kesinleştiğini, söz konusu dosyada bulunan tanık beyanlarında ise olayın taş ocağına giden arazi yolunun düzeltilmesi neticesinde meydana geldiğini, yani müteveffanın vefat ettiği yolun arazi yolu olduğunu ve aynı zamanda taş ocağına kum taşıyan diğer araçların yol güzargahı olduğunu, bu nedenlerle TUİK verilerine göre veya Esnaf Sanatkarlar Odasından temin edilecek olan emsal ücret araştırmasının yapılarak hesaplama yapılması ile müteveffanın eşi ... için 100,00-TL, kızı ... için 100,00-TL, oğlu ...için 100,00-TL, babası ... için 100,00-TL olmak üzere toplamda 400,00-TL maddi tazminatın (daha sonra ıslah etmek kaydıyla) kaza tarihi itibariyle işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden sigorta poliçesi limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 15/03/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile, dava değerini 125.000,00 TL olarak artırmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldığı ve başvuru sahiplerinin taleplerinin esastan reddine karar verilerek hükmün kesinleştiğini, davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu kazanın ... A.Ş.' ye ait taş ocağı şantiyesi sahası içinde gerçekleştiğini, kazanın 2918.Sayılı KTK nın 2. maddesine göre kamuya açık olmayan trafiğe kapalı bir alanda meydana geldiğini ve dolayısı ile bu yerin kanunda öngörülen karayolu kapsamında olmadığını, bu sebeple ...'nın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle davanın esas hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadan davanın usulden reddine, davacının ...'na yapmış olduğu haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat talebi yönünden Mahkememiz'in 2022/443 Esas, 2023/499 Karar sayılı ilamı ile, davacının kısmi dava ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak Sigorta Tahkim Komisyonundan ve belirsiz alacak davası açıp talep arttırım hakkını saklı tutarak Mahkememizden tazminat talebinde bulunmuş olması nedeniyle kesin hükümden söz edilemeyeceği kanaatiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Zira Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 2020/769 Esas 2020/1310 Karar sayılı ilamı, "Davacı tarafça kısmi dava açılarak, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup, Sigorta Tahkim Komisyonundan ve belirsiz alacak davası açılıp, talep artırım hakkı saklı tutularak mahkemeden tazminat talebinde bulunulmuştur. Talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmemiş, bilakis her seferinde fazlaya ilişkin haklar yada talep artırım hakkı saklı tutularak tazminat istenmiştir. Kesin hükümden söz etmek için her iki davanın taraflarının, dava sebebinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi, davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm oluşturduğunun göz önünde bulundurulması gerekir. Davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması nedeniyle henüz dava konusu edilmeyen kısım yönünden kesin hüküm oluşmayacağı muhakkaktır. Zararın kesin ve usulüne uygun şekilde belirlenmesinden sonra zaman aşımı süresi içinde bakiye kısım için zarar gören tarafından, her zaman kısmi ya da ek dava açma hakkı bulunmaktadır. Görüldüğü üzere sigorta tahkim komisyonu kararının hüküm fıkrası ile iş bu dava dilekçesindeki talep sonucu farklı olup, somut olayda kesin hükümden söz etmek mümkün değildir. Bu durumda ancak davacının gerçek zararı tespit edildikten sonra, sigorta tahkim komisyonundan talep edilen 100,00TL'nın mahsubu ile bakiye tazminata karar verilmesi gerekir." şeklindedir.
Yine Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararı öncesinde tamamı dosya arasına alınan Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunda da, 23.03.2020 tarihinde davacının talebinin desteğin kusurunun %100 olması nedeniyle reddine kesin olarak karar verilmiştir. Mahkememizce kaza tarihi 26.04.2016 tarihinin öncesinde olduğundan (21.08.2008) ve KTK'nin 92.maddesinin h ve i bentleri kaza tarihinde yürürlükte olmadığından yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda desteğin kusuru %100 olsa dahi destekten yoksun kalanların tazminat talep edebileceği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Zira Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 2018/2608 Esas 2020/1965 Karar sayılı ilamı; "Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda işletenin sorumlu olmadığı hususların, sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı yada doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. Maddesi gereğince işletenin sorumlu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır." şeklindedir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1654 Esas 2021/2259 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.
İstinaf ilamı doğrultusunda 23.03.2020 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Kararına karşı itiraz hakem heyetine başvurulup vurulmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtildiğinden, Mahkememizce Sigorta Tahkim Komisyonu'na müzekkere yazılmış ve kararın kesin olması nedeniyle itirazın yapılmadığı belirtilmiştir. Yine davacı vekili de kendisine verilen sürede kararın kesin olması nedeniyle itirazın yapılmadığını beyan etmiştir.
İstinaf ilamının devamında, uyuşmazlık hakkında esastan verilen ve kesinleşen bir karar olması halinde, uyuşmazlığın kesin hükme bağlanmış olması nedeniyle dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
23.03.2020 tarihli kesin nitelikte verilen Hakem Kararı, Mahkememizce isabetli bulunmasa dahi özetle desteğin kusurunun %100 olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceği yönünden esasa dair bir karar olduğundan ve istinaf ilamı ile bu yönde karar verildiği kanaatine varıldığında dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kesin olarak belirtildiğinden istinaf ilamı doğrultusunda davanın dava şartı yokluğu" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle maddi tazminat talepli olarak dava açtıklarını, davanın usulden reddine karar verildiğini, söz konusu kararın hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruda fazlaya dair haklar saklı tutularak daha sonra belirlenecek bedeller üzerinden ıslah edilmek üzere 400-TL maddi tazminat talebinde bulunduklarını, söz konusu talebin kısmi nitelikte olduğunun açık olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen 31.03.2020 karar tarihli ve K-2020/...karar sayılı kararda taleplerinin reddedilme gerekçesinin KTK ilgili maddelere atıf yapılarak desteğin kusurunun destek görenlere yansıyacağı kabulü ile taleplerinin reddine karar verildiğini, kazanın meydana geldiği tarihin 21.08.2008 olduğunu, Yargıtay HGK kararı neticesinde kanun değişene kadar (01/06/2015 tarihine kadar) olan tek taraflı kazalarda müteveffa kusurlu bile olsa ödeme yapılmasının zorunlu kılındığını, belirtilen yüksek yargı kararları göz önüne alındığında kaza tarihi itibariyle müvekkillerinin usuli kazanılmış hakkı mevcut olup destek tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ancak Sigorta Tahkim Komisyonunca kaza tarihi göz ardı edilerek karar verildiğini, kararın kesin nitelikte verilmiş olup itiraz etme imkanı tanınmadığını, bu itibarla artık kesin hükme karşı itiraz yoluna başvurulmadığı gerekçesi ile müvekkilleri aleyhine sorumluluk yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki yine de hatalı olan tahkim kararı kabul edilecekse dahi tahkim başvurusunda söz konusu talepler fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup kısmi olarak ikame edilmesi nedeniyle kalan kısım yönünden yeniden dava ikame edilebileceğinin açık olduğunu, bu itibarla kalan kısım için ikame edilmiş olan huzurdaki davada "kesin hüküm" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda, davacılar vekilinin, 17.10.2019 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetine yaptığı başvuru ile, davacıların murisinin 21/08/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat etmesi sonucu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 400,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davacı başvuranlara ödenmesini talep ettiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 23/03/2020- K- 2020/... sayılı kararı ile başvuru sahiplerinin talebinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacıların dava konusu talebiyle ilgili olarak eldeki davadan önce Uyuşmazlık Hakem Heyetine yaptığı başvurusunun reddine karar verilmiş olması, Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 12. fıkrası, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının i bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince eldeki davanın daha önceden kesin hükme bağlanmış olması nedeniyle yerel mahkemece dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığından (Bknz. Ankara BAM 26. H.D., 2023/545 E.- 2023/333 K., İzmir BAM 11. H.D., 2021/1036 E.-2024/305 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/106 E.-2023/9131 K., 2022/15339 E.- 2023/6239 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.) davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf başvurusu aşamasında yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf yoluna başvuran taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02