Erzurum BAM 3. HD 2022/1088 E. 2024/890 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/1088
2024/890
6 Mayıs 2024
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1088
KARAR NO : 2024/890
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2022 (Karar)
NUMARASI : 2020/371 Esas, 2022/172 Karar
DAVA : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin 2017/... E sayılı dosyası ile başlatılan ve dayanağı 2 adet fatura olan icra takibine yetkiye ve borca itiraz edilerek takibin durduğunu, dosyanın yetkili icra dairesi olan Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığını, haksız ve kötüniyetli yapılan itirazın iptali gerektiğini, müvekkilinin şirketine ait araçla davalı şirketi için nakliye işi yaptığını ve karşılığında icra takibine konu faturaların kesildiğini kesilen bu faturaların bir kısmı müvekkili ... adına ... Bankası ... Şubesi hesabına ödendiğini, fakat takibe konu fatura borçlarının ödenmediğini, bu nedenlerle davalı borçlu şirketin itirazı haksız ve kötüniyetli olduğundan Erzurum .... Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iddia ettiği talepleri asla kabul etmediklerini, dava konusu faturalar zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, mahkememizin 2018/...Esas sayılı dosyasının 24/06/2020 tarih, 2020/...Karar sayılı kararı ile Davanın HMK 320/4 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dava kapsamında aldırılan bilirkişi raporları ile davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağının olmadığı ispat edildiğini, davacı tarafın bilirkişi raporlarına itiraz etmediğini ve davayı da takip etmediğini, iş bu sebeple huzurda görülen davanın açılmasında hukuki bir yararın olmadığını, davacı tarafından, müvekkil şirketin nakliye işinin kendilerince gerçekleştirildiğini, bu iş karşılığı kesilen ...Nolu 31.08.2014 tarihli ve ... No ve 31.08.2014 tarihli faturanın karşılığının kendilerine ödenmediğini iddia ettiğini, ancak müvekkil şirketi tarafından alınan hizmetin karşılığı tüm ödemeler, eksiksiz olarak gerçekleştirildiğini, karşı tarafça ödemesinin yapılmadığı iddia edilen faturalar 2014 tarihli olup, taraflar arasındaki cari hesapta 2014 yılında son bulduğunu, 4 yıl boyunca karşı tarafça herhangi bir iddiada bulunulmaksızın, iş bu faturalara ilişkin icra takibinin 4 yıl sonra başlatılması tamamıyla kötü niyetli olduğunu, açıklanan bu nedenlerle ve sundukları belgelere istinaden davacı tarafın hukuken hakkı olduğu tüm alacaklarını aldığını, dava dilekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iş bu nedenle dayanaksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava 31.08.2014 tarihli ... seri numaralı 3.445,60 TL'lik ve ... seri numaralı 28.508,80 TL'lik faturalardan kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı vekili müvekkilinin davalıya nakliye işi yaptığını bu iş nedeniyle fatura düzenlendiğini davalının bir kısım ödemeleri yaptığını ancak bu iki faturayı ödemediğini beyan etmiştir. Davalı ise düzenlenen tüm faturaların davalının çalışanı olan ...'a ödendiğini buna ilişkin belgelerini ibraz etmiştir. Mahkememiz'in 2018/...Esas sayılı dosyasında tarafların ticari defterleri üzerinde HMK'nin 222.maddesi kapsamında inceleme yaptırılmış ve 11.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile davalının defterlerinin birbiri ile örtüşmediği tespit edilmiştir. Mahkememiz'ce tarafların ticari defterleri birbirleri ile örtüşmediğinden taraf beyanları ve diğer deliller üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Davacı söz konusu faturaların ödenmediğini, davalı ise fatura bedellerinin davacı çalışanı ...'a ödendiğini beyan etmiştir. Mahkememiz'ce SGK'ya yazılan müzekkere cevabında ...'ın davacı çalışanı olmadığı belirtilmiştir. Davalının ödeme iddiası ispat edilemediğinden, davalının davacıya, dava konusu faturaların toplam bedeli olan 31.954,40 TL tutarında borçlu olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile, 31.954,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görülen davada müvekkil şirkete usulüne uygun tebligat çıkarılmadığını, müvekkil şirketin bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi ile davadan haberdar olduğunu, müvekkilinin yokluğunda görülen davada tebliğ öncesi yapılan iş ve işlemlere muvafakatlerinin olmadığını, HMK'nın 147. maddesi uyarınca müvekkili tarafından yapılan itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, sadece davacı tarafın sunmuş olduğu delillerle bilirkişi raporu alındığını, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının elinden alındığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından sunulan faturaların zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2020 tarih ve 2018/...Esas 2020/...Karar sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dava kapsamında aldırılan bilirkişi raporları ile dav acının müvekkil şirketten herhangi bir alacağı olmadığının ispat edildiğini, davacı tarafın bilirkişi raporlarına itiraz etmediği gibi davayı da takip etmediğini, bu nedenle iş bu davanın açılmasına hukuki bir yarar olmadığını, davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil şirket tarafından alınan hizmetin karşılığı tüm ödemelerin eksiksiz olarak gerçekleştirildiğini, bu durumun müvekkili ile davacı arasında tutulan cari hesap ve banka kayıtlarından kolaylıkla görülebileceğini, her ne kadar davacı tarafından kabul edilmese de ...'ın davacı ile müvekkil şirket arasında araç temini sağlayan ve taraflar arasında ticari ilişkiyi sağlayan kişi olduğunu, bu nedenle ödemelerin bu kişinin hesabına yapıldığını, ...'ın davacı firmada sigorta girişi olmamasının müvekkil şirket tarafından yapılan ödemenin göz önüne alınmasına engel olmadığını, davacı tarafın taleplerini ...'a yöneltmesi gerektiğini, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyasında davacının ...'a yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir itiraz ya da beyanının bulunmadığını, davacı tarafça ödemesi yapılmadığı iddia edilen faturaların 2014 tarihli olduğunu, davacı tarafından 4 yıl boyunca herhangi bir iddiada bulunmaksızın, iş bu faturalara ilişkin takibin 4 yıl sonra başlatılmasında tamamıyla kötü niyeti olduğunun izahtan vareste olduğunu, ilk derece mahkemesinde bu konu ile ilgili açılan itirazın iptali davasında aldırılan bilirkişi raporunda müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığı, aksine davacının müvekkiline 572,00-TL borcu olduğunun tespit edildiğini, davacının Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde ...'a yapılan ödemelere ilişkin hiç bir itirazı olmayan davacının işbu sefer farklı dayanakla alacağı olduğunu iddia etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iddianın genişletilmesi yasağına aykırılık teşkil ettiğini, davacının daha önce de müvekkil şirketin yetkilisi olduğu başka bir şirkete de İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/... Esas sayılı dosya ile dava açtığını, ancak alacağını ispatlayamayacağını bildiğinden olsa gerek davayı takipsiz bıraktığını, aynı şekilde Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyasını da takipsiz bıraktığını, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iddia ve taleplerde bulunan davacının hem yargıyı meşgul ettiğini hem de müvekkil şirket ve yetkililerini mağdur ettiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı tarafından, 2 adet faturaya konu hizmetin davalıya verildiği ancak davalının fatura bedellerini ödemediği, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı icra dosyası ile 31.08.2014 tarihli ... seri no.lu 3.445,60 Tl bedelli ve aynı tarihli ... seri nolu 28.508,80 TL fatura alacağına istinaden başlatılan icra takibinde davalı tarafça borca ve yetkiye itiraz edilmesi üzerine, yetki itirazının kabul edilerek Erzurum ....İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile takibe devam edildiği, yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğu iddia edilerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise, faturalara konu hizmet bedellerinin ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve işbu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı, alacağa konu malları ve hizmeti davalıya teslim ettiğini ve alacağa hak kazandığını yazılı deliller ile ispatlamak zorundadır. Faturada yazılı mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispatı halinde, borcun ödendiğini ispat yükü ise davalıdır.
Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından, davalıya verilen hizmete ilişkin olarak 13 adet faturanın düzenlendiği, davalı tarafından, hizmetin alınmadığı savunmasında bulunulmayıp borcun ödendiğinin savunulduğu, ödemelere ilişkin banka dekontu ve tahsilat makbuzları sunulduğu görülmüştür. İstinaf konusu uyuşmazlık; 2 adet faturaya konu hizmet bedellerinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarından fatura bedellerinin bir kısmının davalı tarafından, davacının banka hesabına havale edildiği, bir kısmının “... Taşımacılık ...” antentli tahsilat makbuzları karşılığında elden ödendiği, bahsi geçen tahsilat makbuzlarında tahsil eden olarak dava dışı ...’ın imzasının bulunduğu, bir kısmının ise ...’ın banka hesabına havale edildiği anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, SGK ya yazılan müzekkere cevabından ...’ın davacının çalışanı olmadığının bildirildiği, davalının ödeme iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, ...’ın davacıya ait firmanın antentli tahsilat makbuzlarını imzalayarak davalıdan ödeme aldığı ve davacı tarafça bu tahsilat makbuzlarına itiraz edilmediği, bu şekilde makbuz karşılığı yapılmış ödemelerin de dava konusu yapılmadığı, bu suretle taraflar arasında ödemelerin dava dışı ...’a yapılması konusunda bir ticari teamül oluştuğunun kabulünün gerektiği, dolayısıyla daha önce ...’a ödeme yapıp karşılığında tahsilat makbuzu almış ve ödemelerine davacı tarafça karşı çıkılmamış olan davalının, bakiye borcunu ödemek amacıyla ...’ın banka hesabına yaptığı ödemeler ile borcun sonlandığı, aksi kanaatin iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin istinafa konu kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, yerel mahkemece verilen hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE
"1-Davacının davasının REDDİNE,
-
Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
-
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.779,69 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 694,93 mahsubu ile bakiye 2.084,76 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
-
Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti 1.320,00. TL'nin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine," şeklinde HÜKÜM TESİSİNE;
III-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
IV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 220,70-TL Başvuru harcı ile 85,10-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 305,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
VII-Gerekçeli kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere ....tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19