Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/1083
2024/1220
25 Haziran 2024
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1200
KARAR NO : 2024/1206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/03/2022 (Karar)
NUMARASI : 2018/592 Esas, 2022/246 Karar
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında "Erzurum Merkez İlçe Belde ve Köylerinde ikinci ihbarname dağıtımı (GPRS'li) enerjiyi kesme açma hizmet alımı" işine ait sözleşme imzalandığını,28/06/2013 tarihinde davalı ...Elektrik Dağıtım A.Ş. 'nin işletme hakkının ... Holding-... Holding ortak girişimine devredildiğini, davalı tarafın 07/10/2013 tarihli yazıyla sözleşmeyi 21/10/2013 tarihi itibariyle feshettiğini bildirdiğini, davalının işletme hakkının devrinden 113 gün sonra fesih kararı tesis etmesinin açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, yine sözleşme gereğince verilmesi gereken işlerin eksik verilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalının bir kısım işler nedeniyle hizmet bedelini ödemediğini ileri sürerek, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle şimdilik 20.000,00-TL menfi ve müspet zarar, sözleşme kapsamında eksik verilen işler nedeniyle 10.000,00-TL, sözleşme kapsamında ifa edildiği halde ödenmeyen hizmet bedeli nedeniyle 20.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; özelleştirme kapsamında müvekkili şirketin işletme hakkının ... Holding ve ... Holding ortak girişimi tarafından devralınması nedeniyle sözleşmenin 30/3. maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, davacının rızasıyla imzaladığı sözleşme gereğince fesih hakkının kullanıldığını, feshin haksız olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Somut olayda davalı tarafından açılan ihale sonucunda sözleşme konusu iş davacı firmaya ihale edilmiş olup, bu kapsamda taraflar arasında sözleşme akdedilmiştir. Bu anlamda dava konusu edilen sözleşme, yasanın aradığı şekilde ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacı ile önceden tek taraflı olarak hazırlanmış hükümlerden oluşmamaktadır. Zira davalı bu sözleşmeyi ileride çok sayıda benzer sözleşme niteliğinde olmak üzere tek taraflı olarak hazırlamamış olup; davalı tarafından açılan ihaleye ilişkin şartlar ve öncesinde belirlenen teknik şartnameye uygun olarak düzenlenmiştir. Davacının ihaleye girmeden önce gerek ihale şartlarının gerekse teknik şartnameyi inceleyerek imzalayacağı sözleşme hakkında bilgi sahibi olabilme imkanı da her zaman mevcuttur. Davalının tekel niteliğinde hizmet veren kuruluş olması nedeniyle, düzenlemiş olduğu sözleşmelerde yer alan hükümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiği düşünülebilir ise de; davalının tekel niteliğinde hizmet veren kuruluş olması, davalı ile abonelik sözleşmesi imzalayan aboneler tarafından ileri sürülebilecek bir nitelik olup; davalı ile ihale sonucunda hizmet sözleşmesi imzalayanlar tarafından bu husus ileri sürülemeyecektir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 30/3 maddesi genel işlem koşulu olarak kabul edilemeyecektir.
Davacı sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle bedeli ödenmeyen işlerden dolayı 20.000,00 TL tutarında tazminat talep etmektedir. Dosyaya ibraz edilen hak ediş raporları ile bilirkişi raporlarına göre davacıya 01/01/2012-2013 yılı Temmuz ayı arasında ki hak ediş tutarlarının ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ödenmeyen hak ediş tutarlarının tahsili amacı ile Erzurum... İcra Müdürlüğü 2013/... E sayılı dosyasına davalı tarafından itiraz üzerine Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1061 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasında yapılan yargılama neticesinde 2013 yılı Ağustos, Eylül, Ekim aylarına ilişkin hak ediş tutarlarının tahsiline yönelik karar verilmiştir. Buna göre davacının sözleşmenin fesih tarihine kadar bedeli ödenmeyen işler nedeniyle her hangi bir alacağının kalmadığı sonucuna varılmaktadır.
Yine davacı dava dilekçesinde sözleşme kapsamında kendisine verilmesi gerekin iş sayısının verilmediğini belirterek eksik verilen işler nedeniyle 10.000,00 TL tutarında tazminatın tahsilini talep etmiştir. Dosyaya ibraz edilen hak ediş raporlarına göre 01/02/2013-30/09/2013 tarihleri arasında toplam 259.754 adet işlem gerçekleştirildiği, buna göre 8 aylık dönemde ortalamam aylık işlemi 32.469 adet olduğu, abone net kayıtlarına göre ise bu dönem içerisinde 329.138 adet işlem yapıldığı, 8 aylık ortalama işlem adedinin ise 40.359 olduğu 01/06/2016 tarihli bilirkişi raporlarında belirtilmiştir. Teknik şartnamenin 4.3 maddesinde iş programına yönelik düzenleme de her aylık dönemde asgari 33.749 adet işlem yapılacağı kabul edilmiş olduğu göz önüne alındığında sözleşmenin fesih tarihine kadar bu şekilde asgari işlem sayısının yapılmış olduğu, buna göre davacı tarafa eksik verilen her hangi bir iş bulunmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 30/3 maddesinde idarenin sözleşme konusu işi, sözleşme bedelinin %30'u oranında azaltabileceği belirtilmiştir. Bu hükümde dikkate alındığında sözleşmenin fesih tarihine kadar davalı tarafından davacıya asgari düzeyde işlem verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının eksik verilen işler nedeniyle her hangi bir alacağının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dava dilekçesinde davacı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini belirterek menfi ve müspet zararlarının tahsilini talep etmektedir. Davalı, aralarında akdedilen sözleşmenin 30/3 maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini ileri sürmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin bu maddesinin genel işlem koşulu niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haksız olmadığı sonucuna da varılmaktadır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, sözleşmenin haksız olarak fesh edilmesi halinde dahi alacaklı tarafın sözleşme için yapmış olduğu masraf1arı ve sözleşme kapsamında verdiği hizmet bedellerini talep etmesi halinde yoksun kaldığı karı talep edemeyecektir. Bu husus taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 30/3 maddesinde de " bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa dahi yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti de dahil olmak üzere her hangi bir ödemede bulunulmaz, yüklenici bu sebeple kamudan, görevlilerden ve yetkililerden de her hangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz. " denilmek suretiyle açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle davacı yoksun kalınan kara yönelik her hangi bir talepte bulunamayacaktır.
Ayrıca davacı, sözleşme yapılmasaydı doğmayacak zararları nedeniyle menfi zararlarının tahsilini de talep etmiştir. Davacı tarafından davalı ile yapmış olduğu sözleşmeden dolayı damga vergisi, karar pulu ve KİK payı ödenmiştir. Sözleşme 21/10/2013 tarihinde davalı şirketin öz elleştirilmesi sonucu davalı şirket tarafından feshedilmiştir. Her ne kadar davalı şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşmenin 30/3 maddesinde yükleniciye özelleştirmeden dolayı kar mahrumiyeti de dahil olmak üzere her hangi bir ödemede bulunulamayacağı belirtilmiş ise de; bu madde sözleşmenin imzalanması sırasında davacı tarafından damga vergisi, karar pulu ve KİK payına yönelik ödemeleri kapsar nitelikte değildir. Davacı tarafından yapılan bu ödemeler konusunda da sözleşmede her hangi bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeye güvenerek ödemek zorunda kaldığı bu bedelleri, sözleşme miktarı ile fesih tarihine kadar gerçekleştirilen iş miktarı oranında talep edebilme hakkında sahiptir. Davacının sözleşmenin imzalanması sırasında damga vergisi olarak 22.775,09 TL, karar damga vergisi olarak 13.669,86 TL, kamu ihale kurumu (KİK) payı olarak 1.201,22 TL tutarında ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin toplam tutarının 2.402.435,37 TL olduğu, sözleşmenin fesih tarihine kadar davacı tarafından gerçekleştirilen toplam iş tutarının ise 1.517.815,01 TL olduğu, buna göre işin tamamlanma oranının %37 olduğu görülmektedir. Davacı tarafından sözleşmenin imza edilmesi sırasında ödenen bu bedellerin sözleşmenin gerçekleştirilen tutarına oranlandığında davalının 13.929,08 TL tutarında bedeli iade etmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle 13.929,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının diğer taleplerinin reddine" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme sözleşme kapsamında eksik verilen işler nedeni ile inceleme yapmadığı gibi sözleşme kapsamında ifa edildiği halde bedeli ödenmeyen ( yıkık, bina boş vs) işler kapsamında da inceleme yapılmadığını, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere Erzurum ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/.. Esas sayılı dosyası kapsamında ifa edildiği halde bedeli ödenmeyen işlerin tespiti kapsamında inceleme yapıldığını, bu kapsamda ....imzalı 11/08/2014 tarihli bilirkişi raporu aldırıldığını, sözü edilen raporda iş miktarları belirlenmiş olmasına rağmen hizmet bedellerine ilişkin irdeleme yapılmadığını, taleplerinin göz ardı edildiğini, sunmuş oldukları 04/11/2021 tarihli dilekçe ekinde ki emsaller kapsamında irdeleme yapılmadığını, mahkemenin feshin haksız olduğuna dair eksik inceleme yaptığını, işletme hakkı sahiplerinin davalı dağıtım şirketinin yeni sahibi olmadığını, işletme hakkı sahiplerinin dağıtım şirketinin yeni sahibi olarak kabul edilmesinin düşünülemeyeceğini, işletme hakkının devri ile fesih tarihi arasındaki uzun sürenin göz ardı edildiğini, feshin hukuka uygun olduğu düşüncesi ile hüküm kurulduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili katılma yollu istinaf dilekçesinde özetle; hukuka aykırı olmayan fesih işlemi ve ilgili sözleşme hükmü doğrultusunda davacının herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamayacağını, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı hareket edilerek damga vergisi, karar damga vergisi ve kik payı bedeline hükmedilmesi haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı ile akdedilen Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42. maddesi uyarınca, davacının hakedişleri ihtirazi kayıt koymadan imzaladığını, yargılama sürecinde sunmuş oldukları tüm emsal kararlar dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak eksik ödediği iddia edilen hak ediş bedeli, eksik verilen iş bedeli ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet ve menfi zararın tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı şirket ve davalı şirket arasında 18/01/2013 tarihinde "Erzurum Merkez İlçe Belde ve Köylerinde ikinci ihbarname dağıtımı (GPRS'li) enerjiyi kesme açma hizmet alım sözleşmesi" imzalanmış, davalı şirket, 07.10.2013 tarihli ihtarname ile; 28.06.2013 tarihinde ...Elektrik Dağıtım A.Ş'nin işletme hakkının ... Holding ve ... Holding ortak girişimi tarafından devralınması nedeniyle sözleşmenin 30/3. maddesi uyarınca 21.10.2013 tarihinden itibaren sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 30.3. maddesinde "... İdare yine benzer şekilde sözleşme konusu işi, sözleşme bedelinin %30'u oranında azaltabilir. Sözleşme bedelinin %70'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenicinin karına karşılık olarak sözleşme bedelinin %70'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının %5'i, geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir. Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile, yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz. Yüklenici bu sebeple kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz" düzenlemesi yer almaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmelerin 30.3. maddesi ve bu sözleşmelerin 9. maddesi gereğince sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğinde kabul edilen idari şartnamenin 51.3. maddesinde de sözleşmenin 30.3. maddesinde olduğu gibi dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmeme hakkına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme ve şartnamedeki düzenlemeler uyarınca özelleştirme işlemi sonrasında dağıtım şirketine sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih yetkisi verildiğinin kabulü gerekmektedir.
O halde, davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tek taraflı fesih hakkına dayalı olarak sözleşmeyi feshettiği, sözleşme hükmünün her iki taraf için de bağlayıcı olduğu, davacı tarafın, sözleşme ile davalı şirketin özelleştirilmesi ve şirketin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri hâlinde herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamayacağını açıkça kabul ettiği, taraflar arasındaki sözleşmelerinin 30.3. maddesinde yer alan hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği, mahkemenin bu yöndeki kabulünün yerinde olduğu, davacı şirketin 01/01/2012- 05/09/2013 dönem aralığında hakedişlerinin tamamının ödendiği, dava konusu sözleşmeye ilişkin hakediş raporlarına davacı şirketin Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesinde gösterilen şekilde yaptığı herhangi bir ihtirazı kaydın bulunmadığı, bu durumda belirtilen tarihlerde ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin hak ediş bedellerini alan davacının hak edişleri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/768 Esas 2024/668 Karar sayılı ilamı), 01/08/2013-08/10/2013 tarihleri arasındaki hizmet bedelinin tahsili için davacı şirketin dava açtığı, Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/895 Esas 2014/591 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davanın 215.596,83 TL yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/10347 Esas 2015/5992 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacı şirketin ödenmeyen hizmet bedelinin bulunmadığı, eksik verilen işler talebinin yerinde olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin katılma yollu istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirme de; menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarar olup, menfi zarara dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/10/2021 tarih ve E.2021/155, K.2021/655 sayılı kararı da bu yöndedir.) İlk derece mahkemesince davalı tarafça sözleşmenin feshi haksız olarak görülmemiş olmasına karşın menfi zarar talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı şirketin sözleşmeyi, sözleşmede yer alan tek taraflı fesih hakkına dayalı olarak feshettiği, sözleşme hükmü her iki taraf için de bağlayıcı olduğu, davacı tarafın sözleşme ile davalı şirketin özelleştirilmesi ve şirketin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamayacağını açıkça kabul etmesi karşısında, davalı tarafça sözleşmenin feshedilmesinin haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği ve bu durumda menfi zarar talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf itirazının kabulü gerekmiştir. (Benzen uyuşmazlıklarda verilen, Yargıtay 23. HD. E.2015/5515, K.2016/2410 sayılı kararı, Gaziantep BAM 11. HD'nin (Yargıtay 6. HD'nin 03/03/2022 tarih ve E.2021/1754, K.2022/1170 sayılı kararı ile onanan ) E.2019/2111, K.2020/203 sayılı kararı, Gaziantep BAM 11. HD'nin ( Yargıtay 15. HD'nin 07/06/2021 tarih ve E.2021/2120, K.2021/2542 sayılı kararı ile onanan) E.2018/1617, K.2020/213 sayılı kararı, Antalya BAM 7.HD'nin (Yargıtay 6. HD 19/10/2021 tarih ve E.2021/1013, K.2021/960 sayılı kararı ile onanan) E.2019/765, K.2020/504 sayılı kararı, Bursa BAM 7. HD. E.2019/1646, K.2021/1315, Diyarbakır BAM 4.HD. E2022/165, K.2022/1857. sayılı kararı bu yöndedir.)
HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca davalının istinaf itirazlarının kabulüne, mahkemece verilen kararın kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine dair esasa ilişkin yeniden hüküm tesisine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
II-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davanın REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60. TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,90. TL'nin mahsubu ile bakiye 426,30. TL'nin davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine," şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
IV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL başvuru harcı, 6,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 227,20-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VII-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
VIII-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25